"Sorunun esası şudur: Ya devrim yolunu seçeceğiz... ya da, bu düzenin baskılarına, haksızlıklarına boyun eğerek, şu ya da bu biçimde teslim olarak yaşamayı seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok olmanın bir biçimidir."

• Anasayfa • Dergi Arşivi • Konular • Linkler • Abonelik • Sitede Ara •   Ziyaretçi Defteri

 

 

Eser Yılmaz / Kitap tanıtımı

 

Vedat Türkali’nin Komünist’i

Vedat Türkali, Atatürk’ün Samsun’a çıktığı 1919 yılında dünyaya gelmiş. Cumhuriyetin kurulmasıyla da tek parti dönemi başlamıştır. V. Türkali’de o dönemlerde, yani lise yıllarında, sosyalist düşüncelerle flört etmeye başlamış. Bu flörtünü aşkla taçlandırıp aşkını günümüze kadar sürdürmüştür. İşte Komünist, Türkali’nin 1951 yılına kadar ki yaşamını, komünist mücadelesini anlatıyor.

Kitap, Gendaş Kültür tarafından 2001 yılında çıkartılmış. Kitabın puntoları oldukça büyük, dili oldukça sade, anlatımı oldukça duru… bunlar okumayı kolaylaştıran aklıma gelen birkaç özellik sadece. Türkali’nin içtenliği, kişi adlarını ve olayları açık açık vermesi vs. de kitabı bir okuyuşta bitirmemizi sağlayacak niteliklerden bazıları. Yani kitap; kendini bir çırpıda okutma garantisi veriyor dersek abartmış olmayız. Hele de insanın insanca yaşama mücadelesine şurasından ya da burasından bir bulaşmışlığınız varsa…

Kitabı okurken o yıllardaki mücadelenin, birkaç kişinin sırtında nasıl olur da hiç durmadan sürdüğü meselesi, benim özellikle dikkatimi çeken konuların başında gelmiştir. Türkali’nin kendisinin ve çevresindekilerin acemiliklerini tüm içtenliğiyle anlatması, bu şaşkınlığımı ve hayretimi bir kat daha arttırdı. Okursanız göreceksiniz siz de.

Tarih; kısa bölünmeleriyle, kopuşlarıyla, ufak sıçramalarıyla, tekrar durgunluklarıyla ve yine ufak ilerlemesiyle aslında durmaksızın devam eder. Ve yine çoğu zaman dünkü soruların aciliyeti, bugün kendini daha çok hissettirir. İşte, bugünün sorularına kimi zaman net cevaplar, kimi zaman da kendi görüşümüzce düşünme, araştırma fırsatı veriyor bu kitap.

Türkali, okuyucusunun kendisine soru sormasını özellikle istiyor mu? Bilmiyorum. Büyük ihtimalle istiyordur. Fakat okuyucunun kendine sorular sormasını öyle ustalıkla sağlıyor ki; kişi kendisine soru sorduğunu bile ilk başta hissedemeyebiliyor. En azından benim için böyle oldu. Ve Türkali’nin okuyucuyu bu çaktırmadan araştırmaya itme özelliği de benden on, on, on… puan aldı.

İşte kitabı okurken kendime sorduğum sorulardan bazıları:

*1936 yıllarında TKP’nin desantralizasyon dönemi neyi ifade eder? Komüntern’in bu kararda etkisi nedir? Acaba desantralizasyon kararı doğru bir karar mıydı? Peki desantralizasyon doğru uygulanabildi mi? (Sf. 28- 29, 39 vs)

*Komünistlerin Kemalizm’e yaklaşımı o dönemde nasıl olmuştur? Aslında nasıl olmalıdır?

*Desantralizasyon döneminde Nazım Hikmet’in ve Kerim Sadi’nin muhalefeti nasıl olmuştur? Doğru bir tavır mıdır, bu tavır? (Sf. 47)

*Cumhuriyet gazetesinin dünü, bugünü (yani değişmez sistem savunuculuğunu) nasıl okumalı? Zamana göre söylem değişikliğini nasıl yorumlamalı? (Sf. 45, 50)

*Komünist mücadelenin gizli mi, açık mı çalışması gerektiği sorusu nasıl cevaplandırılmalıdır? Ş. Hüsnü’nün açık çalışmada diretmesi nelere mal olmuştur? (Sf. 104, 107)

Bu saydığım konuların hemen hepsinde bana göre, hep doğru yerlerde yer almıştır Türkali. En azından gününün koşullarına göre hep doğru soruları sormuş; ama çoğunlukla doğru yanıtları alamamıştır. Yani en azından o dönemdeki birikimi ve sorumluluğu ölçüsünde doğru şeyleri düşünüp hayata geçirmeye çalışmıştır. Yazdıklarından edindiğim görüş bu.

Kitabı bir otobiyografi olarak nitelendirmiştim. Bu hem doğru hem de eksik olur. Çünkü kitabın yaklaşık son 15 sayfasından önce (Sf. 118) Türkali okuyucuya: “51 tutuklamasıyla başlayan olayları öğrenmek isteyenler, yukarda da söylediğim gibi, “Sevim Belli’nin Önemli Sorusu” adlı yanıtımı bu yazımın sürmesi diye okurlarsa…” diyerek, 51 sonrası dönemini takip edebileceklerini  söylüyor. Ardından aynı paragraftan devam etmek üzere, yaklaşık 15 sayfada da Komüntern’i, Sovyet Devletini, Marksizm – Leninizm’i, Stalin’i, Çin’i, Küba’yı, Türkiye’yi vs. yi değerlendiriyor. Türkali bu değerlendirmelerinin bir yerinde Komintern’in, uluslar arası siyasette diğer ülkelere faydası olduğu gibi bu ülkeleri kendi vesayeti altına alarak onlara büyük zararlar verdiğini de ima ederek (Sf.119) doğru bir yere parmak basıyor. Yine Marx’ı, Lenin’i, Sovyet deneyimini, komünistlerin emekçi yığınlardan kopmamaları gerektiği gerçeğini de bana göre doğru ve güzel bir şekilde değerlendiriyor. Ancak Stalin’in değerlendirirken; Stalin’in, Lenin’in “demokratik santralizm” anlayışını “antidemokratik santralizm’e” dönüştürdüğünü söylüyor. Bunları söylerken ”Stalinizm” denilen olgunun Stalin’in kişiliği olgusu olmadığı bunun sorumlusunun kötü olan modelden kaynaklandığını söylüyor. Yine bugüne kadar birçok kez tartışılmış olan, Lenin’in vasiyetinde Stalin’in, bulunduğu görevlerinden uzaklaştırılması talebinin de yerine getirilmediğini ekliyor. (Sf.122, 125) Türkali’nin Stalin’i bu değerlendirmelerini doğru bulmuyorum. Eğer okumamışsa ona ve

Stalin’i araştırmak isteyen herkese H. Yeşil’in Dönüşüm Yayınlarından çıkan “Stalin Eleştirileri üzerine” adlı kitabını okumaya davet ediyorum. Türkali’nin Stalin’e olan eleştirilerine bu kitaptan cevaplar vermek isterdim ama;  yazımın içeriğine uygun düşmez gerekçesiyle yapmadım. Sadece geçerken bu görüşlerimi belirtmek istedim, o kadar.

Türkali birikimine göre beni son paragrafında da şaşırtıyor ne yazık ki! Bir kulak verelim Türkali’ye: “… Her şey bir yana, bir buçuk milyarlık Çin’de tarihin çok önemli bir denemesi yapılıyor bugün. Komünist partisi iktidardadır; kapitalist dünyadan gelen yatırımcılara denetimi altında açık tutuyor ülkeyi…” diyerek Lenin’in de batı kapitalizmine aynı çağrıyı yaptığını aktarıyor. Çin’de bugün komünist partisi iktidarda mıdır? Sözde evet; ama özde hayır bence. Çin’e bugün komünist demek, komünizme en büyük hakarettir.

 Bu kadar elştirime rağmen,yukarıda da anlattığım gibi,okunmasında fayda olabilecek bir kitap Komünist. Belki de bir daha, bu söylediklerim gözüyle!

Eser Yılmaz

eseryilmaz80@hotmail.com

 


mail@guneydergisi.com

GÜNEY Üç Aylık Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi
K Ü N Y E, Abone ve İlan Koşulları

Bu sayfa en son 16.10.2007 tarihinde güncellendi.

Güney dergisinde ve sitesinde yayınlanan tüm yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

@