O.
Kemal’in Cemile’si
Ülkemizde edebiyatla uğraşıp da O.
Kemal’in adını duymayan yoktur. Epsilon Yayınları’nın 2004 yılında özel
baskıyla çıkardığı Cemile’si elimdeydi ve okumadan edemedim bende. O.
Kemal, bu kitapta işçi sınıfının yaşam şartlarını, düşünüşünü,
konuşmasını, oturup kalkmasını vs. çok yalın ve doğru biçimde anlatmış.
Yani, anlatmak istediğini uzatmayıp roman dilini de koruyarak işini
ustaca becermiş.
Roman kısa tutulmasına rağmen genel
olarak kişilerin tahlilini iyi vermiş. Ancak romanın baş
kahramanlarından olan Katip Necati’nin (Cemile’nin aşığı) tahlili biraz
eksik kalmış gibi geldi bana. En azından diğer kahramanlara göre!
Günümüz roman anlayışıyla karşılaştırıldığında romanın gidişatı da biraz
yavan kalmış denilebilir. Yani roman biraz Yeşilçam filmlerini
andırıyor. Fakat Yeşilçam’ın işçi versiyonu olmak üzere! Her şeye rağmen
günümüz açısından da güzelliği, etkileyiciliği tartışılmaz bir kitap,
bunu da tekrar vurgulamakta fayda var.
İşçiler patronsuz ve usta başısız
düşünülemez. O nedenle işçileri anlatan bir romanda bunları da buluruz.
İşte O. Kemal yalnızca işçileri değil, işvereni de oldukça iyi bir
şekilde anlatmış. Hem de feodal işverenle burjuva işveren ve kültürsüz
ustabaşı ile yurtdışından gelmiş, olaylara bilimsel bakan usta başı
arasındaki ayrımı da vererek. Yine işçilerle işverenlerin yaşantıları
arasındaki fark da, işverenlerin yaltakçılarıyla işverenin karşısındaki
işçilerin arasındaki fark da oldukça yetkin bir şekilde verilmiş.
İşçilerin örgütsüzlüğü, kültür
seviyesi, birbirlerine bakışı, sisteme bakışları… ibretle okunacaktır.
Fabrikadaki hoşnutsuzluklarını anlatacak bir sendikaları dahi olmamasına
karşın, hiçbiri böyle bir şeyi düşünmüyor bile. Sıkıntılarını ilkokul
çocukları gibi şikayetle halletmeye çalışıyorlar. Ve en ufak sınıf
bilincinden dahi yoksun oldukları için, işverenlerin oyununa çok çabuk
alet olabiliyorlar. Sistemden hesaplarını örgütlenerek değil de kaba
güçle sormaya çalışmanın faturasını da ağır bir şekilde ödüyorlar.
Özellikle kitabın bu bölümleri ibretle okunacaktır. Zira ne yazık ki,
işçi sınıfının durumu onca yıla rağmen pek de değişmiş değil.
O. Kemal tanık olup gözlemlediği işçi
sınıfının halini, yalın ve içten bir şekilde anlatmış. İşçilerin
“kendiliğinden gelen” sınıf bilinçleriyle birbirlerine yardımlarını,
dayanışmalarını gerçekçi bir şekilde anlatırken; “kendileri için sınıf”
olamamalarından dolayı, nasıl örgütlü mücadele edemediklerini de çok
güzel bir şekilde anlatmış.
Yine geçerken, bu yoksul işçi
mahallesinin yaşam mücadelesin içine Cemile’nin babası aracılığıyla,
Bosna-Sırp savaşı temelinde; halklar arasındaki savaşın asıl olarak
emekçileri nasıl etkilediğini de çok ustaca vermiş. Hala okumadıysanız,
üstelik işçi sınıfının bugünkü haline de kafa yoruyorsanız, hiç zaman
kaybetmeden okuyunuz.
Eser Yılmaz
eseryilmaz80@hotmail.com