Ana Sayfa Sayılar Güney 32 Berlinale 2005 - Anuş Pazarcıyan

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3146679
Şu anda 91 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Berlinale 2005 - Anuş Pazarcıyan PDF Yazdır e-Posta
Makale İçeriği
Berlinale 2005 - Anuş Pazarcıyan
Sometimes in April
Yarışma dışı
Tickets
Forum bölümü
Tüm Sayfalar

Berlinale 2005 - Anuş Pazarcıyan

Berlinale 2005Yarışma bölümü

Paradise Now

(Hollanda/Fransa/Almanya 2005)
Yönetmen: Hany Abu-Assad
Oyuncular: Kais Nashef, Ali Suliman,
Lubna Azabal, Amer Hiehel, Hiam Abbas

Filistinli yönetmen Hany Abu-Assad, Filistinli oyuncularla orijinal mekânlarda çektiği “Cennet Şimdi /Hemen” isimli filmle bu yılki Berlinale’de yarışma bölümüne kuşkusuz en önemli katkıyı sunmuş. Filmi önemli kılan anlatımındaki yenilik vb. değil. Anlatım açısından klasik bir doku/dram Paradise Now. Oldukça düz, sade, temiz bir anlatımı var. Film bir sinema filmi, belgesel değil. Fakat bir çok dokümanter filmden bile daha fazla inandırıcı. Bunda süssüz, düz anlatımın, filmde hiçbir özel müzik kullanılmamasının vb. büyük payı var. Bu formel yapısı ile de ortalamanın üzerinde, evet iyi bir film Paradise Now.

Fakat nasıl anlatıldığından çok anlatılan şey önemli kılıyor filmi.

Anlatılan Nablus’ta yaşayan iki Filistinli genç fedayi-canlı bombanın yapacakları eylem öncesi iki günü. Cemal ve Halet bir tamircide çalışan iki arkadaş. Filmin girişinde bir iki sahnede Nablus’un gerçekte büyük bir açık hava hapishanesi olduğunu, Filistinli iki genç insan için burada yaşamanın aslında zindan hayatı olduğunu, onların bu hayata ve bu hayatı onlara yaşatan işgal rejimine karşı –haklı olarak– nefret dolu olduğunu görüyoruz. Aslında çok sevecen, fakat gelecekten bir beklentileri olmayan patlamaya hazır iki bombadır Cemal ve Halet. Ve onların böyle olmasının nedeni içinde yaşadıkları açık zindan ortamıdır.

Burada durup bir şeyi eklemek istiyorum. Yukar›da “haklı olarak” dedim. Hany Abu-Assad filmin hiçbir yerinde aslında kendisi açıkça “haklı” vb. değerlendirmesi yapmıyor, görünürde objektif bir gözlemci, yalnızca var olanı resimliyor. Var olanın, gerçeğin yorumsuz resmi yüreği nasır bağlamamış herhangi bir insan için, Nablus’ta isyanın haklı olduğunu kabul etmek için yeterdir. Nablus’ta yaşayıp da işgal rejimine karşı nefret duymamak zordur. Daha ilk resimlerde bunu duyumsuyorsunuz. Yalnızca resimlerin gücüyle. Hiçbir Hollywoodvari dramatik müzik desteğine vb. ihtiyaç duymadan sizi ‘taraf’ yapmayı beceriyor Abu-Assad.

Gelişme içinde Halet ve Cemal’in örgütlü ve intihar komandosu olduklarını öğreniyoruz. Her ikisine de değişik kişiler aracılığıyla eylem zamanı geldiği, eylemin bir gün sonra Tel Aviv’de gerçekleştirileceği, önlerindeki gecenin aileleri ile geçirecekleri son gece olduğu, eylem hakkında hiç kimseye bir şey söylememeleri gerektiği bildiriliyor. Her ikisi de daha önce gönüllü olduklarını bildirdikleri eylem için hazır olduklarını belirtiyorlar; bir dizi gönüllü arasından kendilerinin seçilmiş olmasından duydukları sevinç ve gururu dillendiriyor. Halet ve Cemal batı medyasının İslamcı intihar komandosu klişesindeki fanatik dinci manyaklar değil. Evet dinine bağlı Müslüman insanlar. Namazlarını kılıyor, dualarını ediyorlar. Fakat intihar eylemi sonrasında “iki melek tarafından gelinip alınacakları” “cennete gidecekleri” sözlerini kuşkuyla dinleyecek kadar da dünyevi insanlar. Aslında kendi yaşlarında başka ülkelerde yaşayan gençlerden çok farklı değiller. Fark yaşadıkları dünyada! Bu dünyayı belirleyen etrafının çevrili olması, ülkenin işgal altında olması, her ailede “şehitler” olması, her an işgalciler tarafından aşağılanma, öldürülme tehdidi altında olunması, “gelecek”in gerçekte “yok” olması!

Halet ve Cemal eylem günü, onlara eylem haberini getiren yoldaşlarıyla eylem hazırlığına gidiyorlar. Bu hazırlıklar tam bir tören. Törenin bir bölümünde dualar içinde gençler adeta düğüne gider gibi, damat gibi traş ediliyor, yıkanıyor, namaz kılıyor. İlginç olan her ikisinin de gerçekte en güzel damat giysileriyle, düğüne giden Yahudi yerleşimciler olarak gitmesi eyleme. Ardından törenle bombalar bağlanıyor vücutlarına, canlı bomba haline geliyorlar. Sonra videoya çekilen eylem açıklaması, eylemcilerin son sözleri geliyor gündeme. Burada önce Halet bol Allahlı iyi bir nutukla eylemin nedenlerini açıklıyor. Bitirdikten sonra soruyor “Nasıldım?” Kameramandan aldığı “Allah kahretsin bir bozukluk var. Kaydetmedi” cevabıyla çileden çıkıyor. Sonra ikinci baskı çekim yapılıyor. Bu çekimin başında Halet annesine su filtresini en ucuz nerden alabileceği konusunda mesaj veriyor. Sabah evden çıkarken vermeyi unuttuğu bilgiyi şimdi bu son sözü ile ulaştırıyor annesine! Bu fasıl bittikten sonra, grubun yaşayan bir efsane olan şefi bizzat gelerek kutluyor kendilerini. Artık eyleme hazırdırlar.

Arabayla Nablus’un etrafını çeviren çitin kenarına kadar getiriliyorlar. Karşı tarafta kendilerini arabayla bekleyen ve eylem yerine götürecek olan kişi beklemektedir. Çiti aştıktan sonra bir askeri devriyenin geldiğini görürler. Bekleyen araba kaçar. Eylemciler kaçmak, Nablus’a geri dönmek zorunda kalırlar. Kaçış sırasında birbirlerini kaybederler. Halet önden kaçar. Cemal bir süre İsrail topraklarında kalır. Bir otobüse binip pimini çekmeyi düşünür. Fakat otobüste küçük bir kız çocuğunu gördüğünde vazgeçer. Nablus’a dönüp Haleti aramaya başlar.

Bu arada Halet eylemci örgütüne haberi ulaştırmıştır. Eylem şimdilik suya düşmüştür. Halet’in bombaları indirilir vücudundan. Ölmeye hazır Halet vücuduna yapıştırılmış flasterler çıkarılırken büyük acı çeker. Haber örgüte ulaşır ulaşmaz Cemal’in bildiği bütün yerler boşaltılır. Eylemin böyle kazaya uğraması tesadüf olmayabilir. Birinin işgalcilere bilgi uçurmuş olması mümkündür. Bu Cemal olabilir. Olmasa bile Cemal İsrail’li işgalcilerin eline geçmiş, konuşmuş olabilir… vb. Halet’in kabul etmediği, etmeyi kategorik olarak reddettiği olasılıklardır bunlar. Cemal hiçbir şekilde gammaz olamaz onun için. Cemal’i bulma görevinin verilmesini ister kendine. Verirler. Nablus’ta Cemal’in Halet’i, Halet’in Cemal’i aradığı, birbirlerini hep kısa aralıklarla yitirdikleri hummalı bir kovalamaca başlar. Bu arada Cemal’in geçmişinde karanlık bir nokta olduğunu, babasının örgüt tarafından işbirlikçi ilan edilip öldürülmüş olduğunu öğreniriz. Bunun yanında Halet ile birlikte Cemal’i onu bir “çılgınlıktan” vazgeçirmek için arayan ve babası çok ünlü bir devrim şehidi olan genç kadın Suha arasında geçen ilginç bir tartışmanın tanığı oluruz. Halet intihar eylemlerinin haklılığını savunmaya çalışırken, Suha bu eylemlerin amaca uygun olmadığını ısrarla savunmakta bunu gerekçelendirmektedir. Abu-Abbas yine yalnızca tanıklık yapmaktadır kamerasıyla. İntihar eylemleri bağlamında bütün önemli lehte aleyhte argümanları Halet ve Suha’nın tartışması içinde sunmaktadır bize. Hangisini doğru bulacağımız, bu argümanlara yenilerini ekleyip eklemeyeceğimiz bize kalmıştır.

Sonunda babasının mezarı üzerinde bulurlar Cemal’i. Örgüte giderler. Örgüt bir gammazlık olmadığı, tesadüf olduğu sonucuna varır. Eylemi bir gün gecikmeyle yapma karar› verilir. Tel Aviv’e kadar salimen varır eylemciler. Bu noktada, Suha ile yürüttüğü tartışmadan etkilenmiş olduğu görülen Halet Cemal’i eylemden vazgeçirmeye çalışır. Cemal vazgeçmiş gibi yaparak, Halet’i geri gönderir. Son sahnede Cemal’i bir otobüs içinde görürüz. Bu kez otobüs önemli ölçüde İsrail askeri ile doludur. Kamera Cemal’in yüzüne kilitlenir. Zoomla Cemal’in gözlerine doğru gideriz kamerayla. Sonra perde beyazlanır.

İşgal, işgale karşı mücadele, bu mücadele içinde intihar eylemleri bugünün dünyasının önemli gerçekleri. Paradise Now Filistin’de iki genç somutunda bu sorunları tartışmak için mükemmel bir araç sunuyor.

Bu filmi de herkes görse çok iyi olur. Tabii Türkiye’ye gelip gelmeyeceği, gösterime girip girmeyeceği soru işareti.