Ana Sayfa Sayılar Güney 23 “Pay­la­şı­la­ma­yan kim?” başlıklı yazı üzerine…

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3146599
Şu anda 81 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



“Pay­la­şı­la­ma­yan kim?” başlıklı yazı üzerine… PDF Yazdır e-Posta

“Herkesin Lehinde” bir politika yeni bir dünya yaratma mücadelesinde bir işe yaramaz!

Feri­dun Ar­dıç, Gü­ney Der­gi­si’nin Nâ­zım Hik­met ko­nu­lu kon­fe­ran­sı için ha­zır­la­dı­ğı ko­nuş­ma­sı­nı ya­zı­lı ola­rak ilet­ti bi­ze. İl­gi­li ya­zı­yı ya­nı­tıy­la bir­lik­te ya­yın­lar­ken, en baş­tan şu­nu vur­gu­la­mak is­ti­yo­ruz: F. Ar­dıç’ın ya­zı­sı esa­sen Gü­ney Der­gi­si’nin Nâ­zım Hik­met de­ğer­len­dir­me­si­ni de­ğil, Mark­siz­mi tar­tış­ma­ya ça­lı­şan bir ya­zı­dır. F. Ar­dıç sı­nıf mü­ca­de­le­si­ni te­mel alan Mark­siz­mi red­det­mek­te, sı­nıf­la­ra­ra­sı zıt­lık­la­rın –on­la­rı ira­di ola­rak yok say­mak­la– or­ta­dan kalk­mış ola­ca­ğı­nı sa­vu­nan bir ko­num­da dur­mak­ta, do­la­yı­sıy­la Mark­siz­me kar­şı ide­aliz­min sa­vu­nu­cu­lu­ğu­nu yap­mak­ta­dır. Bu nok­ta­da ara­mız­da te­mel yak­la­şım­da fark­lı­lık söz­ko­nu­su­dur ve bi­zim F. Ar­dıç’la Mark­siz­min doğ­ru­lu­ğu­nu-yan­lış­lı­ğı­nı tar­tış­mak gi­bi bir so­ru­nu­muz yok­tur. Biz Mark­sizm-Le­ni­niz­mi ken­di­mi­ze te­mel alı­yor, Nâ­zım Hik­met’i de bu te­mel yak­la­şım­la de­ğer­len­di­ri­yo­ruz. Bu ne­den­le ya­nı­tı­mız­da esas­ta F. Ar­dıç’ın –sı­nır­lı da ol­sa– ge­tir­di­ği ba­zı so­mut eleş­ti­ri­le­re yo­ğun­laş­ma­yı ye­ter­li gö­rü­yo­ruz.

1. “Pay­la­şı­la­ma­yan kim?” di­ye so­ru­yor F. Ar­dıç ve bu baş­lık al­tın­da Nâ­zım’ın fark­lı dö­nem ve fark­lı ve­si­le­ler­le şi­ir ve bir mek­tu­bun­da or­ta­ya koy­du­ğu ba­zı se­çil­miş ta­vır­la­rı­nı alt al­ta –alt al­ta da de­ğil, yo­rum­lar­la bö­lün­müş bir cüm­le­ye– di­zi­ve­ri­yor. Bu şe­kil­de ken­di ya­rat­tı­ğı “çe­liş­ki­li ve va­him ta­vır”lı (hat­ta bir de­di­ği bir de­di­ği­ni tut­ma­yan!) Nâ­zım Hik­met tab­lo­su­na bir adım ge­ri çe­ki­lip ba­kı­yor ve sö­zü­mo­na Nâ­zım Hik­met’in ve onu ha­ta ve sap­ma­la­rıy­la bir­lik­te ko­mü­nist bir sa­nat­çı ola­rak sa­vu­nan Gü­ney der­gi­si­nin tu­tar­sız­lı­ğı­nı teş­hir et­miş olu­yor!
Bu bağ­lam­da biz ön­ce “yön­te­me bi­raz dik­kat lüt­fen”, de­me­yi ge­rek­li gö­rü­yo­ruz. Ki­şi­le­rin ya­şa­dı­ğı ta­rih­sel ko­şul­la­rı, dö­ne­min en te­mel özel­lik­le­ri­ni, ki­şi­le­rin o ko­şul­lar­da sı­nıf mü­ca­de­le­si için­de oy­na­dık­la­rı ro­lü hiç­bir şe­kil­de gö­zö­nün­de tut­ma­dan ve söy­le­nen­le­ri ba­ğın­tı­sın­dan da ko­pa­ra­rak yan ya­na, alt al­ta diz­me yön­te­mi­ni ki­şi­le­rin ge­nel de­ğer­len­dir­me­si açı­sın­dan işe ya­ra­maz, di­ya­lek­tik ma­ter­ya­liz­me ters bir yön­tem ola­rak gö­rü­yor ve red­de­di­yo­ruz. Eğer “an­cak ölü­ler ha­ta yap­maz” sö­zü doğ­ruy­sa, böy­le bir yön­tem­le tu­tar­sız, il­ke­siz, opor­tu­nist-re­viz­yo­nist vs. vs. ilan ede­me­ye­ce­ği­niz tek ki­şi yok­tur! Bü­tün me­se­le ki­şi­le­ri, sa­nat­çı­la­rı, ör­güt ya da grup­la­rı de­ğer­len­di­rir­ken, ya­şa­dık­la­rı dö­ne­min ko­şul­la­rı­nı ve ken­di özel ko­şul­la­rı­nı gö­zö­nün­de tu­ta­rak ka­za­nım­lar ke­fe­si­ne koy­duk­la­rı­mız­la ha­ta­lar / ek­sik­lik­ler ke­fe­si­ne koy­duk­la­rı­mız ara­sın­da­ki den­ge­yi (ya da den­ge­siz­li­ği) doğ­ru ku­ra­bil­mek­tir. An­cak, F. Ar­dıç’ın ve Gü­ney kon­fe­rans­la­rın­da tar­tış­ma­lar­da söz alan ba­zı ar­ka­daş­la­rın tam da bu­na faz­la önem ver­me­di­ği­ni, bü­tün dik­kat­le­ri­ni ken­di­le­rin­ce önem­li olan be­lir­li nok­ta­la­ra di­ke­rek bir ta­kım so­nuç­la­ra var­ma­ya ça­lış­tık­la­rı­nı gö­rü­yo­ruz.
***
Ve ye­ni­den “Pay­la­şı­la­ma­yan kim?”, “han­gi­si?” so­ru­su­na dö­ner­sek, bi­zim bur­ju­va­ziy­le “pay­la­şa­ma­dı­ğı­mız”, bur­ju­va­zi­nin sa­hip­len­me­si­ne izin ver­me­di­ği­miz, her yö­nüy­le ele alıp de­ğer­len­dir­di­ği­miz, “bü­tün­lük­lü” Nâ­zım’dır. Onun şu ve­ya bu ya­nı de­ğil, ko­mü­nist sa­nat­çı Nâ­zım’dır bur­ju­va­ziy­le pay­laş­ma­dı­ğı­mız.

2. Pay­la­şa­ma­yan­lar kim­ler?
F. Ar­dıç, Nâ­zım Hik­met’e sa­hip çı­kan­la­rın, onu “pay­la­şa­ma­yan­lar”ın “bur­ju­va sı­nı­fı”; “Nâ­zım’ı eleş­ti­ri­siz ola­rak sa­hip çık­ma­ya ça­lı­şan­lar” ve “Nâ­zım’ı eleş­ti­rel ola­rak sa­hip ol­ma­ya ça­lı­şan­lar” ola­rak sı­nıf­lan­dır­dık­tan son­ra, her üç ke­si­min de as­lın­da Nâ­zım Hik­met’i “sö­mür­me­ye ça­lış­tı­ğı”, bu nok­ta­dan ba­kıl­dı­ğın­da ara­la­rın­da öz­de bir fark ol­ma­dı­ğı id­di­ası­nı ile­ri sür­mek­te­dir. Da­ha net söy­le­mek ge­re­kir­se, F. Ar­dıç, Nâ­zım Hik­met’e eleş­ti­rel yak­la­şan Gü­ney der­gi­si­nin de öz­de fay­da­cı bir yak­la­şı­ma sa­hip ol­du­ğu gö­rü­şün­de­dir ve bu­nu ge­nel ola­rak Mark­siz­min “fay­da­cı ve çif­te stan­dart­lı” olu­şu­nun ka­çı­nıl­maz bir so­nu­cu ola­rak de­ğer­len­dir­mek­te­dir.
F. Ar­dıç’a gö­re, Gü­ney der­gi­si­nin Nâ­zım’dan vaz­ge­çe­me­me­si­nin bir di­ğer ne­de­ni Nâ­zım’ın “va­him ha­ta­la­rı­nın, Sta­lin dö­ne­mi tes­pit­le­rin­den, uy­gu­la­ma­la­rın­dan kay­nak­lan­ma­sı” ve “Sta­lin dö­ne­mi­ni sa­hip­len­di­ği için, bu sa­hip­len­me­si­ne ha­lel ge­tir­me­mek için, zor­la­na­rak da ol­sa Nâ­zım’ı esas ola­rak sa­hip­len­mek zo­run­da kal”ma­sın­dan­dır.
***
Ön­ce bu ikin­ci id­di­ayı ele ala­lım. Gü­ney der­gi­si­ni dü­zen­li ola­rak iz­le­yen okur­la­rı­mız, bu id­di­anın ta­ma­men boş, ayak­la­rı ha­va­da bir id­dia ol­du­ğu­nu kav­ra­mak için faz­la zor­lan­ma­ya­cak­lar­dır. Gü­ney der­gi­si­nin çe­şit­li dos­ya­lar bağ­la­mın­da ser­gi­le­di­ği pra­tik or­ta­da­dır. Gü­ney der­gi­si, sa­nat ve kül­tür ala­nın­da be­lir­li bir rol oy­na­yan ki­şi­le­ri de­ğer­len­di­rir­ken ay­nı eleş­ti­rel yak­la­şı­ma sa­hip ol­muş, hep­si­ne ay­nı kıs­tas­lar­la yak­laş­mış­tır. Bu an­lam­da Nâ­zım Hik­met’e “fay­da­cı­lık”ın işa­re­ti ola­bi­le­cek özel bir yak­la­şı­mı ol­ma­mış­tır. F. Ar­dıç, bu bağ­lam­da ge­nel id­di­ala­rı bir ke­ne­ra bı­ra­ka­rak, Gü­ney der­gi­si­nin Nâ­zım de­ğer­len­dir­me­sin­de ya­ka­la­dı­ğı­nı id­dia et­ti­ği “çif­te stan­dart­çı­lık”ı so­mut ola­rak gös­ter­me­ye ça­lış­say­dı, da­ha iyi bir iş yap­mış olur­du. İle­ri sü­rü­len so­mut bir şey ol­ma­yın­ca, ya­nıt da ge­nel id­di­anın ge­ri çev­ril­me­si dü­ze­yin­de olu­yor…
Fa­kat şu ga­yet açık ve ka­nıt­la­na­bi­lir bir ger­çek: Gü­ney der­gi­si “Han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz?” ko­nu­lu dos­ya ve kon­fe­rans tar­tış­ma­la­rın­da (bkz. Gü­ney sa­yı 5/1998) Ar­dıç’ın id­di­ası­nın ter­si­ne Sta­lin dö­ne­mi­ni de ay­nı eleş­ti­rel yak­la­şım­la ele al­dı­ğı­nı ka­nıt­la­mış­tır. Gü­ney der­gi­si sos­ya­liz­min, özel­de de Sta­lin dö­ne­mi­nin ka­za­nım­la­rı­nı sa­vun­ma ve ki­mi ha­ta­la­rı­nı da ad­lan­dır­ma nok­ta­sın­da hiç de zor­lan­ma­mak­ta­dır. Gü­ney der­gi­si­nin Sta­lin dö­ne­mi­ni “kök­lü ola­rak sor­gu­la­mak­tan ka­çın­dı­ğı” id­di­ası ile­ri sü­rül­dü­ğün­de, bu id­di­anın ne­ye da­yan­dı­rıl­dı­ğı or­ta­ya kon­ma­dı­ğı sü­re­ce, cid­di­ye alı­na­bi­le­cek so­mut bir şey­ler söy­len­me­di­ği sü­re­ce, bun­la­rı ger­çek an­lam­da ya­nıt­la­mak da ola­nak­sız­laş­mak­ta­dır.
F. Ar­dıç id­di­ası­nın al­tı­nı hiç­bir şe­kil­de dol­dur­maz­ken, bir yan­dan Gü­ney der­gi­si­ne yö­ne­lik bir di­zi it­ham­da bu­lu­nu­yor, di­ğer ta­raf­tan da bun­la­rın ken­di­si için pek önem ta­şı­ma­dı­ğı­nı ima edi­yor ve “be­ni il­gi­len­di­ren, fay­da­cı yak­la­şı­mın esas te­me­li­nin, Mark­sist yak­la­şı­mın fay­da­cı yak­la­şı­ma te­mel ya­ra­tı­yor ol­ma­sı­dır” di­ye­rek da­ha ön­ce­ki ya­zı­la­rın­dan da ta­nı­dı­ğı­mız te­zi­ni bir ke­re da­ha ile­ri sü­rü­yor.
F. Ar­dıç’ın bu ya­zı­sın­da da esas tar­tış­tı­ğı Nâ­zım Hik­met ve Gü­ney der­gi­si­nin Nâ­zım Hik­met de­ğer­len­dir­me­si de­ğil, doğ­ru­dan Mark­sizm! O bu­nu şu cüm­le­de ga­yet açık ifa­de edi­yor: “Ama­cım, Nâ­zım’ın söz­ko­nu­su dav­ra­nış­la­rın­dan yo­la çı­ka­rak onun hak­kın­da de­ğer­len­dir­me ya­pa­rak onu bir yer­le­re koy­mak de­ğil. Be­nim için önem­li olan, dav­ra­nış­la­rı­nın ar­ka pla­nı­nın in­ce­len­me­si­dir.” Ona gö­re bü­tün so­run­la­rın kay­na­ğı Mark­siz­min ta­raf­lı­lı­ğın­da ya­tı­yor ve Mark­siz­mi be­nim­se­yen her­kes (el­bet­te Nâ­zım Hik­met de) bu has­ta­lık­tan muz­da­rip.
F. Ar­dıç’a gö­re, Mark­sizm sı­nıf­la­rın var­lı­ğı­nı ve sı­nıf mü­ca­de­le­si­ni te­mel al­dı­ğı için sü­rek­li “ben-biz ve öte­ki­ler” ay­rı­mı­nı yap­mak zo­run­da­dır ve do­la­yı­sıy­la da bir tür­lü sı­nıf­la­rüs­tü “bü­tün­lük”ü sağ­la­ya­ma­mak­ta­dır. Ve bu­ra­dan da “ta­raf­lı­lı­ğı” ka­bul eden Mark­siz­min ka­çı­nıl­maz ola­rak “fay­da­cı” ol­mak zo­run­da ol­du­ğu te­zi­ne va­rı­yor.
F. Ar­dıç’ın bü­tün ya­zı­sı esas­ta Mark­siz­me kar­şı bu te­zin sa­vu­nul­ma­sı amaç­lı­dır, bu ne­den­le de Gü­ney der­gi­si­nin ile­ri sür­dü­ğü tez­le­rin ve de­ğer­len­dir­me­le­rin doğ­ru­lu­ğu ya da yan­lış­lı­ğı üze­rin­de du­rul­ma­mak­ta­dır. Çün­kü F. Ar­dıç’a gö­re ken­di­si­ne Mark­siz­mi te­mel alan Gü­ney der­gi­si ka­dar, ta­raf­lı ol­du­ğu­nu açık­ça ilan et­miş Nâ­zım Hik­met’in de ge­nel du­ru­şu yan­lış­tır.
F. Ar­dıç’ın tav­rı, top­lu­mun sı­nıf­la­ra bö­lün­müş­lü­ğü ger­çe­ği­ni yok sa­yan, sı­nıf­lı top­lum­da ta­raf­sız­lık id­di­ası­nın boş bir id­dia, bir­çok hal­de de bi­linç­li bir sah­te­kâr­lık ol­du­ğu­nu an­la­ma­yan bir ta­vır­dır. Fa­kat bi­zim der­di­miz bur­da onun­la Mark­siz­min hak­lı­lı­ğı-hak­sız­lı­ğı­nı ge­nel düz­lem­de tar­tış­mak de­ğil. Biz ya­zı­mı­zı ge­len so­mut eleş­ti­ri­ler üze­rin­de yo­ğun­laş­tır­ma­yı doğ­ru bu­lu­yo­ruz.

3. Ve ge­le­lim tek tek ör­nek­le­re…
« “Nâ­zım’ın han­gi dav­ra­nış­la­rı sa­mi­mi ola­bi­lir? Ör­ne­ğin: Sta­lin’in sağ­lı­ğın­da ve ölü­mü­nün he­men er­te­sin­de­ki öv­gü­le­ri mi? Yok­sa, ters­ten rüz­gâr­lar es­me­ye baş­la­dı­ğın­da, Sta­lin’i yer­me­le­ri mi? …”
Bu sa­tır­lar­la Nâ­zım Hik­met’in sı­nıf mü­ca­de­le­si­ni ka­bul et­me­nin, ta­raf­lı­lı­ğı ka­bul et­me­nin ka­çı­nıl­maz ola­rak fay­da­cı­lı­ğı do­ğur­du­ğu ve sa­mi­mi­yet­siz­li­ği ya­rat­tı­ğı an­la­tıl­ma­ya ça­lı­şı­lı­yor.
Bi­zim de­ğer­len­dir­me­mi­zin bu­nun tam kar­şı­sın­da dur­du­ğu açık­tır. Nâ­zım Hik­met duy­gu­la­rın­da, şi­ir­le­rin­de sa­mi­mi­dir. Bu şi­ir­ler ay­nı dö­nem­de, ay­nı (duy­gu­sal) or­tam­da ya­zıl­mış şi­ir­ler de­ğil­dir ki, N. Hik­met’in sa­mi­mi­ye­tin­den şüp­he edil­sin! Dün­ya Ko­mü­nist Ha­re­ke­ti­nin bü­yük ön­der­le­rin­den olan Sta­lin öl­dü­ğün­de ko­mü­nist­le­rin, ile­ri­ci­le­rin ve emek­çi kit­le­le­rin duy­du­ğu üzün­tü, dök­tü­ğü göz­ya­şı ne ka­dar sa­mi­miy­se, N. Hik­met’in Sta­lin’in ar­dın­dan yaz­dı­ğı “gü­zel­le­me” de o ka­dar sa­mi­mi­dir. Nâ­zım Hik­met, Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde ya­şa­dı­ğı-gör­dü­ğü ki­mi olum­suz­luk­la­ra, ken­di­si­ne ters ge­len ki­mi uy­gu­la­ma­la­ra kar­şın, SBKP’ye ve onun ön­de­ri Sta­lin’e olum­lu yak­la­şı­yor, sa­hip çı­kı­yor­du. O, bu olum­suz­luk­la­rın, uy­gu­la­ma­la­rın aşı­la­bi­le­ce­ği, dü­zel­ti­le­bi­le­ce­ği inan­cın­day­dı. Onun eleş­ti­ri­le­ri, bir ko­mü­nis­tin bir ko­mü­nis­te / bir ko­mü­nist par­ti­si­ne yö­ne­lik eleş­ti­ri­le­ri ni­te­li­ğin­dey­di. Ve bu ge­nel yak­la­şı­mın­da da hak­lıy­dı. O dö­nem Sta­lin ön­der­li­ğin­de­ki Sov­yet­ler Bir­li­ği’nin ya­nın­da yer al­mak, sos­ya­liz­min “ana­va­ta­nı”nı sa­vun­mak bir ay­rım nok­ta­sıy­dı ve Nâ­zım da “doğ­ru ta­raf­ta” yer alı­yor­du.
Her ih­ti­mal­de, Nâ­zım Hik­met’in Sta­lin’in ölü­mü­nün ar­dın­dan öv­gü şi­iri yaz­mış ol­ma­sı ger­çe­ği onun sa­mi­mi­yet­siz­li­ği­ni de­ğil, şa­ir duy­gu­sal­lı­ğıy­la o an­da dün­ya ça­pın­da ya­şa­nan kit­le­sel hü­zün or­ta­mın­dan et­ki­len­di­ği­ni gös­te­rir.
Bu bağ­lam­da Nâ­zım Hik­met’e ge­ti­ri­le­bi­le­cek eleş­ti­ri, onun böy­le­si “gü­zel­le­me” yaz­mış ol­ma­sı de­ğil, ken­di­si­ni son de­re­ce ra­hat­sız eden uy­gu­la­ma­la­ra yö­ne­lik eleş­ti­ri­le­ri­ni açık­ça ka­mu­oyu önün­de ge­tir­me nok­ta­sın­da ola­nak­la­rı­nı zor­la­ma­mış ol­ma­sı, re­viz­yo­niz­me kar­şı ide­olo­jik mü­ca­de­le­nin ih­mal gö­tür­mez ol­du­ğu ger­çe­ği­ne uy­gun ha­re­ket et­me­miş ol­ma­sı­dır.
Nâ­zım Hik­met’in 20. Par­ti Kong­re­si er­te­sin­de esen rüz­gâr­lar­dan, Kruş­çev re­viz­yo­niz­mi­nin Sta­lin dö­ne­mi­ne sal­dır­gan­lı­ğın­dan et­ki­len­di­ği ga­yet açık­tır. Fa­kat, bu bağ­lam­da “ters­ten esen rüz­gâr­lar”dan et­ki­le­nen salt o ol­ma­mış­tır. Kruş­çev’in Sta­lin’e sal­dı­rı ni­te­li­ği­ni ta­şı­yan “giz­li ra­po­ru” bir bü­tün ola­rak dün­ya ko­mü­nist ha­re­ke­ti için­de bir sar­sın­tı­ya yo­laç­mış ve ne SBKP için­de­ki ko­mü­nist­ler ne de di­ğer ko­mü­nist par­ti­le­ri bu­na kar­şı za­ma­nın­da doğ­ru ve ge­rek­li tav­rı ala­ma­mış­lar­dır. Nâ­zım Hik­met 3 Ha­zi­ran 1963’te öl­dü­ğün­de, dün­ya ko­mü­nist ha­re­ke­ti için­de be­li­ren saf­laş­ma he­nüz ke­sin hat­la­rıy­la be­lir­gin­leş­me­miş­ti. Kruş­çev mo­dern re­viz­yo­niz­mi­ne kar­şı ÇKP ve AEP ön­der­li­ğin­de­ki açık cep­he­leş­me­de “1963 Po­le­mik­le­ri” be­lir­le­yi­ci­dir, ki ÇKP Mer­kez Ko­mi­te­si im­za­lı “Ulus­la­ra­ra­sı Ko­mü­nist Ha­re­ke­tin Ge­nel Çiz­gi­si Hak­kın­da Bir Öne­ri” 14 Ha­zi­ran 1963 ta­rih­li­dir. (Bkz. Ulus­la­ra­ra­sı Ko­mü­nist Ha­re­ke­tin Ge­nel Çiz­gi­si Hak­kın­da Po­le­mik (1963), İn­ter Ya­yın­la­rı)
Bu bağ­lam­da, Ulus­la­ra­ra­sı Ko­mü­nist Ha­re­ke­tin be­li­ni kı­ran, Mark­siz­min sı­nıf mü­ca­de­le­si-ide­olo­jik mü­ca­de­le il­ke­si­nin ge­rek­le­ri­nin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­miş ol­ma­sı­dır; tam da bu bağ­lam­da ge­rek­li ta­raf­lı­lı­ğın gün­de­me ge­ti­ril­me­miş ol­ma­sı­dır.
Kruş­çev mo­dern re­viz­yo­niz­mi­nin sap­tı­ğı yo­lu far­ke­den­ler (ör­ne­ğin ÇKP ve AEP) be­lir­li bir dö­nem, ta­ma­men yan­lış bi­çim­de, F. Ar­dıç’ın de­yi­miy­le en azın­dan Dün­ya Ko­mü­nist Ha­re­ke­ti için­de “ben ve öte­ki ” ya­rat­ma­ma, Ulus­la­ra­ra­sı Ko­mü­nist Ha­re­ke­tin “bü­tün­lü­ğü”nü teh­li­ke­ye at­ma­ma yo­lu­nu seç­miş­ler­dir. Se­çi­len bu yo­lun işe ya­ra­maz­lı­ğı ga­yet açık or­ta­da­dır, ‘aman bö­lün­me­ye­lim’ adı­na yol­da ka­lan Mark­siz­min-Le­ni­niz­min il­ke­le­ri ol­muş, Mark­sist-Le­ni­nist par­ti­le­rin ser­gi­le­miş ol­du­ğu bu yal­pa­la­ma­dan fay­da sağ­la­yan mo­dern re­viz­yo­nizm ol­muş­tur. Salt bu ör­nek da­hi, F. Ar­dıç’ın sa­vun­du­ğu “her­ke­sin le­hin­de” bir yol iz­le­me po­zis­yo­nu­nun, ta­raf­lı­lık­tan– sı­nıf mü­ca­de­le­sin­den vaz­geç­me po­zis­yo­nu­nun ye­ni bir dün­ya ya­rat­ma he­de­fi­ne iler­le­mek­te işe ya­ra­maz ol­du­ğu­nu ka­nıt­la­mak­ta­dır.
« Şe­fik Hüs­nü TKP’si­ne kar­şı Nâ­zım ve ar­ka­daş­la­rı­nın ye­ni bir TKP kur­ma ve bu­nu Ko­mü­nist En­ter­nas­yo­nal nez­din­de meş­ru­laş­tır­ma ça­ba­la­rı na­sıl de­ğer­len­di­ril­me­li­dir?
Bu ör­ne­ği de F. Ar­dıç, Ko­mü­nist En­ter­nas­yo­nal’in, TKP’nin ve Nâ­zım Hik­met’in “fay­da­cı” yak­la­şı­mı­nı teş­hir ama­cıy­la ve­ri­yor.
“Fay­da­cı­lık”la il­gi­li ge­nel te­ze tav­rı­mı­zı yu­kar­da da or­ta­ya koy­duk. Bu ne­den­le bu­ra­da salt ba­zı ol­gu­la­rın ters­yüz edil­me­si­ne kar­şı tav­rı­mı­zı or­ta­ya ko­ya­ca­ğız, çün­kü bun­lar Nâ­zım’ın ko­mü­nist de­ğer­len­di­ri­le­me­ye­ce­ği­ni ile­ri sü­ren­ler ta­ra­fın­dan da kul­la­nıl­mak­ta­dır.
Gü­ney der­gi­si ya­yın­la­dı­ğı Nâ­zım dos­ya­sın­da, Nâ­zım Hik­met’in ye­ni bir TKP kur­ma gi­ri­şi­mi­ni esas ola­rak, par­ti için­de­ki ide­olo­jik-si­ya­si saf­laş­ma­nın bir ürü­nü ola­rak de­ğil, adı var ken­di yok TKP’yi ye­ni­den var et­me gi­ri­şi­mi ola­rak de­ğer­len­dir­mek­te­dir. Nâ­zım Hik­met ve ar­ka­daş­la­rı, du­rum­dan gö­rev çı­kar­mış­lar ve tu­tuk­la­ma-ta­ki­bat­lar­la ça­lı­şa­maz du­rum­da olan TKP’yi ye­ni­den ça­lı­şır ha­le ge­tir­mek için bi­ra­ra­ya gel­miş­ler ve ye­ni bir mer­kez ko­mi­te­si be­lir­le­miş­ler­dir. Bu ye­ni mer­kez ko­mi­te­si­ni Ko­mü­nist En­ter­nas­yo­nal nez­din­de meş­ru­laş­tır­ma gi­ri­şi­mi de tu­tar­lı bir adım­dır, an­cak bu gi­ri­şim­de ba­şa­rı­lı olu­na­ma­mış­tır. Bu bağ­lam­da Şe­fik Hüs­nü ta­kı­mı Ko­mü­nist En­ter­nas­yo­nal Yü­rüt­me­sin­de­ki po­zis­yon­la­rı­nı, bağ­lan­tı­la­rı­nı us­ta bi­çim­de kul­lan­mış­lar­dır.
Geç­miş­te olan bu olay­dan çe­şit­li so­nuç­lar çı­kar­mak müm­kün­dür. Biz­ce, N. Hik­met ve ar­ka­daş­la­rı Ş. Hüs­nü re­viz­yo­niz­mi­nin gel­di­ği nok­ta­yı doğ­ru tah­lil ede­me­miş, re­viz­yo­niz­me kar­şı ide­olo­jik mü­ca­de­le­nin sav­sak­la­na­cak ya­nı ol­ma­dı­ğı­nı kav­ra­ya­ma­mış ve kar­şıt­la­rı­nı bu nok­ta­da kü­çüm­se­miş­ler­dir. Ko­mü­nist En­ter­nas­yo­nal Yü­rüt­me­si’nde res­mi TKP’nin po­zis­yo­nu­nu sars­mak için her ih­ti­mal­de da­ha cid­di bir uğ­ra­şın ge­rek­ti­ği gö­rül­müş­tür ve bu an­la­şı­lır da.
F. Ar­dıç, ise bu ör­ne­ği Mark­sist an­la­yış­la sağ­lık­lı bir ide­olo­jik mü­ca­de­le yü­rüt­me­nin im­kân­sız ol­du­ğu­nu an­lat­mak için kul­la­nı­yor. “Mark­sist an­la­yı­şın mu­ha­lif un­sur­la­rı et­ki­siz kıl­mak için bu tür ma­nev­ra­la­ra ola­nak ver”di­ği­ni ile­ri sü­rü­yor. Par­don ama, Mark­siz­mi te­mel al­dı­ğı­nı söy­le­yen her­ke­sin, her bir du­rum­da Mark­sist yak­la­şı­ma bağ­lı kal­dı­ğın­dan yo­la çı­kıl­ma­ya­ca­ğı­nı bil­mi­yor mu F. Ar­dıç? Bi­li­yor bil­me­si­ne ama, “ben ve öte­ki” ya­rat­ma­ya en baş­tan kar­şı ol­du­ğu­nu unu­ta­rak, ‘ay­nı yan­lış’a dü­şü­yor ve ken­di po­zis­yo­nu­nu bir ya­na, Mark­sizm adı­na ko­nu­şan­la­rın hep­si­ni de “öte­ki” ya­na ko­yu­yor ve bu şe­kil­de re­viz­yo­nist ma­nev­ra­la­rı da Mark­siz­min ha­ne­si­ne ya­zı­ve­ri­yor. Bu iyi bir yön­tem de­ğil­dir.
« Nâ­zım Hik­met’in Mus­ta­fa Ke­mal’e yaz­dı­ğı mek­tup na­sıl de­ğer­len­di­ril­me­li­dir?
F. Ar­dıç, bu mek­tu­bu Nâ­zım’ın tu­tar­sız­lı­ğı­nın, “be­del öde­me­yi gö­ze ala­ma­ma­sı­nın” ve ge­nel ola­rak da “in­san­la­rın ön­ce­lik­le “bi­rey­sel çı­kar­la­rı­na” uy­gun dav­ra­nış ge­liş­ti­ri­yor ol­ma ger­çek­li­ği­nin pra­ti­ğe yan­sı­ma­sı”nın ör­ne­ği ola­rak gö­rü­yor.
Biz­ce, bu nok­ta­da da ya­nıl­mak­ta­dır F. Ar­dıç.
Nâ­zım Hik­met’in Mus­ta­fa Ke­mal’e yaz­dı­ğı mek­tup, Nâ­zım Hik­met’in Mus­ta­fa Ke­mal ve onun ön­der­li­ğin­de­ki “kur­tu­luş sa­va­şı­nı” yan­lış de­ğer­len­dir­me­siy­le il­gi­li­dir. Bu bağ­lam­da ken­di için­de tu­tar­lı­dır N. Hik­met, fa­kat bu onun ve TKP’nin ke­ma­lizm ko­nu­sun­da­ki tu­tu­mu­nun kök­ten yan­lış, Mark­sizm-Le­ni­nizm­den sap­ma ol­du­ğu ger­çe­ği­ni de­ğiş­tir­me­mek­te­dir.
Nâ­zım Hik­met, ön­ce­lik­le 1936’da­ki tu­tuk­lan­ma­sın­da ken­di­si­ni ta­ma­men suç­suz gör­mek­te­dir. Harp oku­lu öğ­ren­ci­le­ri­ni ör­güt­le­di­ği ve or­du için­de ayak­lan­ma­ya kış­kırt­tı­ğı id­di­asıy­la tu­tuk­lan­mış ve ha­pis ce­za­sı ye­miş­tir. Nâ­zım Hik­met’in ger­çek­ten de harp oku­lu öğ­ren­ci­le­riy­le bir iliş­ki­si yok­tur ve or­du­yu ke­ma­list yö­ne­ti­me kar­şı ayak­lan­ma­ya kış­kırt­ma gi­bi bir si­ya­si yak­la­şı­mı da yok­tur. O Mus­ta­fa Ke­mal’e hay­ran­dır, kur­tu­luş sa­va­şı­nı an­ti-em­per­ya­list dev­rim­ci bir sa­vaş ola­rak de­ğer­len­dir­mek­te­dir, ye­ni ku­ru­lan Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti dev­le­ti­ne kar­şı da iyim­ser bir yak­la­şım için­de­dir. Bü­tün bu ne­den­ler­le Mus­ta­fa Ke­mal’e yaz­mış ol­du­ğu mek­tup, onun “tu­tar­sız” olu­şu, “be­del öde­mek­ten” ka­çı­şı, kor­kak­lı­ğı, il­ke­siz­li­ği vs. ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­mez. Yu­ka­rı­da da söy­le­di­ği­miz gi­bi, baş­ta va­him olan onun böy­le­si bir mek­tup yaz­mış ol­ma­sı de­ğil; bu­nun ar­ka­sın­da ya­tan, Mus­ta­fa Ke­mal ve onun ön­der­li­ğin­de­ki TC dev­le­ti hak­kın­da an­ti-em­per­ya­list, dev­rim­ci de­ğer­len­dir­me­si­dir.
F. Ar­dıç ya­zı­sı­nı çı­kar­dı­ğı şu so­nuç­la bağ­lı­yor: “So­nuç ola­rak, di­ğer şey­le­rin dı­şın­da Mark­sist yak­la­şım, ken­di bü­tün­lü­ğü için­de de­vam­lı “öte­ki­le­ri” ya­rat­tı­ğı için, öz­le­mi du­yu­lan “ye­ni bir dün­ya”nın ku­rul­ma­sı için ge­re­ken “biz bü­tün­lü­ğü­nü” ya­ra­ta­mı­yor. Bu yüz­den de bu pers­pek­tif­le yü­rü­tü­len ça­lış­ma­lar, na­fi­le ça­lış­ma­lar­dır.” … “Ye­ni bir dün­ya­nın oluş­tu­rul­ma­sı için ge­re­ken “ira­de bir­li­ği”nin -öte­ki­ler­siz “biz bü­tün­lü­ğü­nün” ya­ra­tı­la­bil­me­si için, her­şey­den ön­ce, her­ke­sin le­hin­de -öte­ki­le­rin aley­hin­de ol­ma­yan- “ye­ni bir dün­ya”nın he­def­len­me­si ge­re­ki­yor.”
Biz­ce, ko­mü­nist sa­nat­çı Nâ­zım Hik­met’in ya­şa­mı ve mü­ca­de­le­si­nin de­ğer­len­di­ril­me­sin­den ke­sin­lik­le çı­ka­rıl­ma­ya­cak bir so­nuç­tur bu so­nuç. Nâ­zım Hik­met, ya­şa­mı bo­yun­ca bas­kı­sız ve sö­mü­rü­süz bir dün­ya, sı­nıf­sız bir top­lum öz­le­mi­ne sa­hip ol­muş, bu he­def için mü­ca­de­le et­miş ve sa­na­tı­nı bu mü­ca­de­le­nin hiz­me­ti­ne sun­muş­tur. Onun yan­lış­la­rı, sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin her bir anın­da pro­le­tar­ya­nın çı­kar­la­rı ile bur­ju­va­zi­nin çı­kar­la­rı ara­sın­da­ki ay­rım çiz­gi­si­ni çi­ze­me­yen, ide­olo­jik mü­ca­de­le­nin ge­rek­li­lik­le­ri­ni ye­ri­ne ge­ti­re­me­yen, “biz” (pro­le­ter ba­kış açı­sı) ile “öte­ki­ler” (her tür­den bur­ju­va dü­şün­ce) ara­sın­da­ki çe­liş­ki­yi doğ­ru de­ğer­len­di­re­me­yen ko­mü­nist­le­rin yan­lı­şı­dır. Nâ­zım ve Nâ­zım­la­rın düş­tük­le­ri, “hiç de hoş ol­ma­yan du­rum­la­ra” (F. Ar­dıç) düş­mek­ten bi­zi ko­ru­ya­cak olan bu ger­çe­ğin kav­ran­ma­sı­dır. Yok­sa, F. Ar­dıç’ın yap­tı­ğı gi­bi, Mark­siz­me sırt çe­vi­re­rek “her­ke­sin le­hi­ne”li­ğin, ta­raf­lı­lık ve sı­nıf mü­ca­de­le­si ye­ri­ne, “biz bü­tün­lü­ğü”nün, bur­ju­va­zi ile pro­le­tar­ya­nın çı­kar bir­li­ği­nin sa­vu­nul­ma­sı de­ğil!