Ana Sayfa Sayılar Güney 16 Söylenenler nedir?

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3146552
Şu anda 77 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Söylenenler nedir? PDF Yazdır e-Posta

Güney Kül­tür Kon­fe­ran­sı­na ka­tı­la­rak tez­le­ri­ni tar­tış­ma­ya su­nan ar­ka­daş “Söy­len­me­yen­ler Üze­ri­ne” baş­lık­lı ya­zı­sı­nı Gü­ney say­fa­la­rın­da tar­tış­mak üze­re eli­mi­ze ulaş­tır­dı. Ge­çen sa­yı­la­rı­mız­da bu ya­zı­yı ya­yın­la­ya­rak tar­tış­ma ola­na­ğı­mız ol­ma­dı.  Gü­ney sa­yı 14’de,  Kon­fe­rans hak­kın­da bil­gi ver­di­ği­miz­de ar­ka­da­şın gö­rüş­le­ri­ne de kı­sa­ca da ol­sa yer ver­miş, bu­nun­la il­gi­li tar­tış­ma­yı özet ola­rak ak­tar­mış­tık. fiim­di eli­mi­ze ar­ka­da­şın ikin­ci bir ya­zı­sı geç­miş du­rum­da. Bu ya­zı­da ar­ka­daş, Kon­fe­rans­tan Not­lar bö­lü­mün­de ak­ta­rıl­dı­ğı bi­çim­de tez­le­ri­nin ve bu­na ya­nı­tın ye­ter­siz ol­du­ğu­nu  ve bu tar­tış­ma için­de Gü­ney’in ar­ka­da­şın po­zis­yo­nu­nu “baş­tan mah­kum et­me” tav­rı­na gir­di­ği­ni ile­ri sü­rü­yor.
Biz bu gö­rü­şe ka­tıl­mı­yo­ruz. Kon­fe­ran­sın ge­nel çer­çe­ve­si gö­zö­nü­ne alı­na­rak ar­ka­da­şın sun­du­ğu tez­le­re ya­nıt ve­ril­me­ye ça­lı­şıl­mış­tır. Bu ta­bii ki, bir­çok tar­tış­ma­cı­nın söz al­dı­ğı ve bir­çok ko­nu­nun içi­çe tar­tı­şıl­dı­ğı bir top­lan­tı­da ola­bi­le­ce­ği ka­dar ol­muş ve  bu çer­çe­ve­de ar­ka­da­şın tez­le­ri­ne kar­şı onun özü­nü he­def alan kar­şı tez­ler sa­vu­nul­muş­tur.  Ar­ka­daş ken­di tez­le­ri­nin ye­ter­siz tar­tı­şıl­dı­ğı gö­rü­şün­de­dir  (ki,yu­kar­da açık­la­dı­ğı­mız gi­bi bu kıs­men doğ­ru­dur) ve bu­ra­dan yo­la çı­ka­rak Gü­ney’in kar­şıt po­zis­yon­la­rı “baş­tan mah­kum et­me” yön­te­mi­ne sa­rıl­dı­ğı­nı id­dia et­mek­te ve bu id­di­ayı ken­di tez­le­ri­ne da­ya­nak yap­ma­ya ça­lış­mak­ta­dır.
En baş­tan şu­nu söy­le­ye­lim: Biz ar­ka­da­şın tez­le­ri­ni “baş­tan mah­kum” et­me­dik, onun tez­le­ri­ni Kon­fe­rans­ta din­le­dik ve son­ra da ta­vır ta­kı­na­rak bu tez­le­rin yan­lış ol­du­ğu­nu or­ta­ya koy­duk. (“Mah­kum et­mek”ten an­la­şı­lan tez­le­rin yan­lış­lı­ğı­nın or­ta­ya kon­ma­sıy­sa, o za­man bu­nu ka­bul edi­yo­ruz.) fiim­di bu­nun da öte­si­ne ge­çi­yor ve ar­ka­da­şın “Söy­len­me­yen­ler Üze­ri­ne” baş­lık­lı ya­zı­sı­nı ya­yın­lı­yo­ruz. Bu ya­zı­nın te­mel tez­le­ri­ne bu­ra­da ya­nıt ver­me­ye ça­lı­şa­ca­ğız. Ar­ka­da­şın “Ne­le­ri na­sıl tar­tı­şa­bi­li­riz?” baş­lık­lı ikin­ci ya­zı­sı­nı  tek­rar ol­du­ğu (ve çok yer tu­ta­ca­ğı)  ve esas tez­ler üze­ri­ne tar­tış­ma­yı da­ha uy­gun gör­dü­ğü­müz için ya­yın­la­mı­yo­ruz. Fa­kat eli­miz­de bu­lu­nan bu ya­zı­nın tü­mü­nü ya­yın­la­ma­sak da, ba­zı bö­lüm­le­rin­den alın­tı­lar ya­pa­rak bu­na da ta­vır ta­kın­ma yo­lu­nu se­çe­ce­ğiz. Bu alın­tı­la­rı (ikin­ci ya­zı) iba­re­siy­le be­lir­te­ce­ğiz. (Ar­zu edil­di­ğin­de  okur­la­rı­mı­za ya­zı­nın kop­ya­sı­nı ile­te­bi­li­riz.)
As­lın­da bu tar­tış­ma bi­zim tar­tış­tı­ğı­mız ko­nu­lar­la ta­bii ki ba­ğı olan, fa­kat bi­zim tar­tış­ma ala­nı­mız “kül­tür si­ya­se­ti”nden çok da­ha ge­niş bir ala­nı kap­sa­yan bir tar­tış­ma­dır. Ge­nel­de Mark­sist te­ori­ye, onun “ta­raf­lı­lı­ğı”na yö­ne­len bir eleş­ti­ri ve Mark­siz­me al­ter­na­tif, “ta­raf­lı­lık­tan uzak”, bu yüz­den de “bi­lim­sel” ol­du­ğu id­dia edi­len, ye­ni ol­du­ğu id­dia edi­len bir “dün­ya de­ğiş­tir­me pro­je­si” tar­tı­şıl­mak is­te­ni­yor. Ar­ka­da­şın çı­kış nok­ta­sı bi­zim­le “pro­le­ter kül­tür si­ya­se­ti ne­dir?”i  tar­tış­mak de­ğil, pro­le­tar­ya kül­tü­rü­nün si­ya­set­te çı­kış nok­ta­sı alın­ma­sı­nın yan­lış­lı­ğı­na da­ir an­ti Mark­sist-Le­ni­nist tez­le­ri­ni or­ta­ya koy­mak­tır.  Kuş­ku­suz bu tar­tış­ma Gü­ney der­gi­si­nin çer­çe­ve­si­ni aşan bir tar­tış­ma. Biz bur­da müm­kün ol­du­ğun­ca der­gi çer­çe­ve­sin­de müm­kün olan bo­yut­ta, ge­len iki ya­zı hak­kın­da bil­gi ve­rip ta­vır ta­kın­mak is­ti­yo­ruz. Bu tar­tış­ma­yı bun­dan böy­le der­gi üze­rin­den yü­rüt­me­ye­ce­ği­mi­zi de be­lirt­mek is­ti­yo­ruz.  

I. Ar­ka­daş  ilk ola­rak Gü­ney’in kül­tür si­ya­se­tin­de gö­re­vi vur­gu­la­yan “Öğ­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim.” şi­arı­nın  doğ­ru ol­du­ğu­nu, fa­kat bu­nun mark­sist an­la­yış­la ger­çek­leş­ti­ri­le­me­ye­ce­ği­ni ile­ri sür­mek­te­dir. Söy­le­nen­le­ri ken­di söz­le­ri­miz­le özet­le­ye­lim: Bu gö­rev mark­sist an­la­yış­la ger­çek­leş­ti­ri­le­mez, çün­kü bu­nun bir adım ile­ri­sin­de “bur­ju­va kül­tür si­ya­set­le­ri ile kav­ga için­de pro­le­ter kül­tür si­ya­se­ti­ni ge­liş­ti­re­lim” yak­la­şı­mı da sa­vu­nul­mak­ta­dır. Bu iki yak­la­şım bir­bi­riy­le çe­li­şir ve bu Mark­siz­min çe­liş­ki­si­dir. Çün­kü, Mark­sizm “ta­raf­lı­dır” her­şe­yi emek­çi sı­nıf ha­re­ke­ti açı­sın­dan, onun ba­kış açı­sıy­la ele alır, “an­ga­je” ola­rak ele alır. An­ga­je ol­ma du­ru­mu ise, “tüm in­san­lı­ğın bi­ri­ki­mi­ni kap­sa­ma­yı” dış­lar.
Ay­nı bağ­lam­da ikin­ci ya­zı­da Mark­siz­min her­şe­yi emek­çi sı­nıf ha­re­ke­ti­nin ba­kış açı­sıy­la ele al­ma yön­te­mi­ni ve ta­raf­lı­lı­ğı be­nim­se­di­ği nok­ta­da yön­tem ha­ta­sı yap­tı­ğı, “ken­di­ni sı­nır­la­dı­ğı” ve do­la­yı­sıy­la di­ya­lek­tik ma­ter­ya­lizm­den kop­tu­ğu an­la­tıl­mak­ta­dır:
“Di­ya­let­tik ma­te­re­ya­list dü­şün­ce yön­te­mi­ne gö­re in­san­lar, ön­ce­lik­le, mad­di ya­şa­mın du­yu or­gan­la­rı­na yan­sı­ma­sıy­la edin­dik­le­ri bil­gi­ler­den yo­la çı­ka­rak dü­şün­ce oluş­tu­rur­lar. Bu dü­şün­ce­le­rin­den yo­la çı­ka­rak da ya­şa­ma mü­da­ha­le eder­ler. ‹ra­di mü­da­ha­le­nin et­ki­sin­de ye­ni­den şe­kil­le­nen ya­şa­mı yan­sı­ma­la­rı­nı ye­ni­den de­ğer­len­di­ri tek­rar ya­şa­ma mü­da­ha­le eder­ler. De­ğer­len­dir­me­le­rin­de şey­le­ri çok yan­lı, çe­liş­ki ve ba­ğın­tı­la­rıy­la ele alır­lar. Bu sü­reç kar­şı­lık­lı ola­rak et­ki­le­şe­rek sü­rer.
Bu­ra­da bi­lin­ce çı­kar­ma­mız ge­re­ken yan, çok yan­lı­lık­tır. Di­ya­lek­tik ma­ter­ya­list dü­şün­ce yön­te­mi di­ğer şey­le­rin ya­nın­da, sı­nır­la­ma­sız çok yön­lü­lü­ğe sa­hip ol­mak zo­run­da­dır.” (‹kin­ci ya­zı­dan)
Bu­ra­da di­le ge­len ve ar­ka­da­şın “ye­ni” gö­rüş­ler­ler ola­rak sun­du­ğu gö­rüş­ler hiç de ye­ni de­ğil­dir ve de­ği­şik bi­çim­le­riy­le hep ye­ni­den kar­şı­mı­za çık­mak­ta­dır. Mark­siz­mi  eleş­ti­ren  akım ve tek tek bi­rey­ler  ‘ezel­den be­ri’ “ta­raf­lı­lık” nok­ta­sı­na yo­ğun­laş­mak­ta­dır­lar. Çün­kü, açık­ça ta­raf­lı ol­du­ğu­nu ilan eden Mark­siz­min bir bi­lim ve onun yak­la­şım tar­zı­nın bi­lim­sel ol­ma­dı­ğı id­di­ası­nın da­yan­dı­rı­la­bi­le­ce­ği nok­ta­nın bu ol­du­ğu­nu dü­şün­mek­te­dir­ler. Ar­ka­daş da tı­pa­tıp ay­nı sis­te­ma­tik üze­rin­de iler­li­yor.  Ta­raf­lı ol­ma du­ru­mu­nun ilk adım­da “çok yan­lı” ol­ma­yı dış­la­dı­ğı söy­le­ni­yor ve ikin­ci ham­le­de de ta­raf­lı ol­mak “tek­yan­lı ol­mak”la eş­le­ni­yor. Bu­ra­da yü­rü­tü­len man­tı­ğın Mark­siz­min “ta­raf­lı­lık” an­la­yı­şıy­la il­gi­si ol­ma­dı­ğı­nı be­lirt­mek zo­run­da­yız.
Mark­sizm,  top­lu­mun ge­liş­me ya­sa­la­rı­nı in­ce­le­me­ye da­ya­nan bir top­lum bi­li­mi­dir.  Onun “her­şe­yi emek­çi ha­re­ke­tin ba­kış açı­sıy­la ele al­ma­sı” öner­me­si ira­di bir bi­çim­de be­lir­len­miş, “tek yan­lı” bir “an­ga­je ol­ma” du­ru­mun­dan çı­kan bir so­nuç de­ğil , top­lu­mun ge­liş­me ya­sa­la­rı­na da­ya­nan bi­lim­sel bir öner­me­dir.  Bü­tün top­lum­sal ge­liş­me­le­rin ve bü­yük de­ği­şim­le­rin sı­nıf sa­va­şım­la­rı te­me­lin­de ger­çek­leş­ti­ğin­den yo­la çı­kan,  sı­nıf­sız ve sö­mü­rü­süz top­lum he­de­fi­ni ka­bul eden Mark­sizm (bu he­de­fi ar­ka­daş da ka­bul edi­yor, fa­kat ora­ya na­sıl va­rı­la­ca­ğı ko­nu­sun­da ay­rı­lı­yo­ruz.)  bu top­lum he­de­fi­ni so­nu­na ka­dar iz­le­ye­cek sı­nı­fın han­gi sı­nıf ol­du­ğu so­ru­su­nu so­ru­yor ve  so­nu­na ka­dar dev­rim­ci, “ger­çek­ten dev­rim­ci  tek sı­nıf pro­le­tar­ya­dır” (Ko­mü­nist Ma­ni­fes­to) ya­nı­tı­nı ve­ri­yor. Ne­den? Çün­kü sı­nıf­sız ve sö­mü­rü­süz top­lu­ma eri­şil­me­si­nin mad­di te­me­li özel mül­ki­yet sis­te­mi­nin kal­dı­rıl­ma­sı­dır ve bu­nu so­nu­na ka­dar ger­çek­leş­ti­re­bi­le­cek olan (üre­tim araç­la­rı üze­rin­de özel mül­ki­ye­te sa­hip ol­ma an­la­mın­da) mülk­süz ye­ga­ne sı­nıf,  pro­le­tar­ya­dır:
“Ege­men­li­ği ele ge­çir­miş bun­dan ön­ce­ki bü­tün sı­nıf­lar, bü­tün top­lu­mu ken­di mülk edin­me ko­şul­la­rı­na bo­yun eğ­di­re­rek, za­ten edin­miş ol­duk­la­rı ya­şam ko­num­la­rı­nı pe­kiş­tir­me­ye bak­mış­lar­dır. Pro­le­ter­ler ise, da­ha ön­ce­ki ken­di mülk edin­me bi­çim­le­ri­ni ve böy­le­lik­le, da­ha ön­ce­ki bü­tün öte­ki mülk edin­me bi­çim­le­ri­ni de or­ta­dan kal­tır­ma­dık­ça, top­lum­sal üre­ti­ci güç­le­ri ele ge­çi­re­mez­ler. Ken­di­le­ri­ne ait gü­ven­ce al­tı­na alı­na­cak hiç­bir şey­le­ri yok­tur, şim­di­ye ka­dar­ki bü­tün özel gü­ven­ce­le­ri ve özel si­gor­ta­la­rı yo­ket­me­li­dir­ler.” (Ko­mü­nist Ma­ni­fes­to)
Mark­sizm, top­lu­mun mad­di ge­liş­me ya­sa­la­rı­nı ve bur­ju­va top­lum­da çe­şit­li sı­nıf ve ta­ba­ka­la­rın ko­num­la­rı­nı in­ce­ler ve bu tah­lil er­te­sin­de yu­kar­da­ki so­nu­ca va­rır. So­nuç iti­ba­riy­le sı­nıf­sız ve sö­mü­rü­süz top­lum  in­san­lı­ğın kur­tu­lu­şu de­mek ise, bu­ra­da bü­tün de­ğer­len­di­ril­mek­te ve ço­ğun­lu­ğun çı­kar­la­rı gö­ze­til­mek­te­dir. Ço­ğun­lu­ğun çı­ka­rı­nı so­nu­na dek gö­ze­te­bil­me ye­te­ne­ği­ni için­de ba­rın­dı­ran sı­nıf  özel mül­ki­ye­te mad­di ba­ğım­lı­lı­ğı ol­ma­yan pro­le­tar­ya­dır. Bu ne­den­le “pro­le­tar­ya ha­re­ke­ti”nden ya­na bir “ta­raf­lı­lık”  tek yan­lı­lı­lık de­ğil, bü­tü­nün tah­li­li te­me­lin­de ya­pıl­mış bir ter­cih­tir. Ko­mü­nist Ma­ni­fes­to’da bu şu şe­kil­de di­le ge­ti­ril­mek­te­dir:
“Da­ha ön­ce­ki bü­tün ha­re­ket­ler, azın­lık ha­re­ket­le­ri, ya da azın­lık­la­rın çı­ka­rı­na olan ha­re­ket­ler­di. Pro­le­ter ha­re­ket, bü­yük ço­ğun­lu­ğun çı­ka­rı­na olan ba­ğım­sız ha­re­ke­ti­dir.” (Ko­mü­nist Ma­ni­fes­to)
Ar­ka­da­şın yak­la­şı­mı ise bun­dan ol­duk­ça uzak­tır. Onun Mark­siz­min “ta­raf­lı­lı­ğı”na kar­şı çı­kar­ken, ak­si­ni sa­vun­ma­sı­na kar­şın  ger­çek­te “sı­nıf­la­rüs­tü” bir po­zis­yon­da ko­nak­la­dı­ğı­nı ikin­ci ya­zı­sın­dan ak­ta­ra­ca­ğı­mız şu pa­saj­da gö­rü­yo­ruz :
“Ama bi­zim pro­je­miz, tüm sı­nıf­la­rın çı­ka­rı­na bir top­lum­sal dö­nü­şü­mü he­def­le­mek­te­dir. Bu yüz­den tüm in­san­lı­ğın çı­ka­rı­na olan bir dö­nü­şüm­de tüm in­san­la­ra yer ver­mek­ten do­ğal ne ola­bi­lir.”
Sı­nıf­sız sö­mü­rü­süz top­lum pro­je­si “tüm sı­nıf­la­rın çı­ka­rı­na” bir pro­je de­ğil, pro­le­tar­ya ön­der­li­ğin­de  bü­tün sı­nıf­la­rın or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı­nı he­def­le­yen bir pro­je­dir. Bu yol­da adım adım ‘mülk­süz­leş­ti­ri­len’ mülk sa­hi­bi sı­nıf­lar bu­na kar­şı şu ya da bu oran­da şid­det­le  di­re­ne­cek­ler­dir. Ni­hai ola­rak bü­tün in­san­lı­ğın çı­ka­rı­na olan ge­li­şim, sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin ger­çek­le­ri, top­lu­mun sı­nıf­la­ra bö­lün­müş­lü­ğü ger­çe­ği at­la­na­rak  bu “dö­nü­şüm­de tüm in­san­la­ra yer ver­mek­ten do­ğal ne ola­bi­lir?” şek­lin­de­ki bir yak­la­şım­la ger­çek­leş­ti­ri­le­mez.
Ye­ni­den ba­şa dö­ne­cek olur­sak, pro­le­tar­ya le­hi­ne “ta­raf­lı­lık” eşit­tir “tek ta­raf­lı­lık­tır” gö­rü­şü yan­lış­tır. Fa­kat “ta­raf­sız­lık” ya da “sı­nıf­lar üs­tü” po­zis­yon al­mak adı­na  öte­den be­ri di­le ge­ti­ri­len “Ta­raf­sız si­ya­set”, “ta­raf­sız bi­lim”, “ta­raf­sız hu­kuk” ve “ta­raf­sız sa­nat” gi­bi  is­tem­ler   boş­tur.  Sı­nıf­lı top­lum­da  “ta­raf­sız­lık”ı sa­vun­mak, “sı­nıf­la­rüs­tü” bir ko­num al­mak, ni­yet­ten ba­ğım­sız ola­rak, ger­çek­te ege­men olan­la­rın ta­ra­fın­da saf tut­mak de­mek­tir. Tam da mark­sist ta­raf­lı­lık, pro­le­tar­ya da­va­sı­na an­ga­je ol­mak için bi­lim­sel­lik te­mel alın­mak zo­run­da­dır.   Pro­le­ter kül­tür ba­kış açı­sı­nın “an­ga­je ol­du­ğu” için en baş­tan ken­di­ni sı­nır­la­dı­ğı  gö­rü­şü yan­lış­tır. Pro­le­ter ba­kış açı­sı ken­di­ni sı­nır­la­ma­yı de­ğil, bü­tü­nü de­ğer­len­di­re­bil­mek için müm­kün olan en bü­yük öl­çü­de bü­tü­nü ta­nı­ma­yı ve eleş­ti­rel bir göz­le in­ce­le­me­yi ge­rek­ti­rir. Bu ne­den­le “öğ­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim” gö­re­vi­ni en doğ­ru bi­çi­miy­le ye­ri­ne ge­ti­re­bi­le­cek olan­lar  Mark­sizm bi­li­mi­ni ken­di ma­lı ha­li­ne ge­ti­re­bil­miş olan­lar­dır.  

II. Ar­ka­da­şın ikin­ci te­zi “pro­le­ter kül­tür ne­dir?” ara­baş­lı­ğıy­la su­nul­mak­ta­dır. Bu  baş­lık ama ya­nıl­tı­cı­dır, çün­kü bu bö­lüm­de ar­ka­daş „pro­le­ter kül­tür ne­dir?“i tar­tış­ma­mak­ta, bi­la­kis pro­le­ter kül­tü­rün çı­kış nok­ta­sı alın­ma­sı­nın yan­lış ol­du­ğu­na da­ir tez­le­ri­ni ile­ri sür­mek­te­dir. Ar­ka­daş, pro­le­ter kül­tü­rün si­ya­se­ti­nin te­mel alın­ma­sı­nın  ken­di­si­nin yan­lış bir sı­nır­la­ma ol­du­ğu id­di­asın­da­dır. Ya­zı­da söy­le­nen­ler  kı­sa­ca şöy­le­dir:
“Pro­le­ter kül­tü­rün içi­nin dol­du­rul­ma­sın­da zor­luk­lar var­dır.” Çün­kü pro­le­tar­ya adı­na ko­nu­şan her akım, ör­güt vb.  bu­nun içe­ri­ği­ni  ken­di ba­kış açı­sıy­la dol­dur­mak­ta­dır.  Pro­le­tar­ya­nın kül­tü­rü de­nen kül­tür, –ik­ti­da­rı elin­de bu­lun­du­ran­la­rın, par­ti yö­ne­ti­ci­le­ri­nin vb. – ‘pro­le­tar­ya kül­tü­rü bu­dur’ bi­çi­min­de sap­ta­dı­ğı kül­tür­dür ve hiç­bir şart al­tın­da pro­le­tar­ya­nın, emek­çi­le­rin, ezi­len­le­rin çı­kar­la­rıy­la tam ola­rak ör­tüş­me­ye­cek­tir.’ Ya da bir baş­ka bi­çim­de söy­le­mek ge­re­kir­se ar­ka­da­şın tar­tış­ma­ya ça­lış­tı­ğı şey, ‘doğ­ru­nun öl­çü­sü ne­dir?’ ve­ya ‘doğ­ru var mı­dır?’ so­ru­su­dur.
Son­dan baş­lı­ya­lım. Pro­le­ter kül­tü­rün ne ol­du­ğu­nun içe­ri­ği bi­lim­sel bir te­mel­de dol­du­ru­la­bi­lir ve dol­du­rul­mak­ta­dır. Bu an­lam­da bir “doğ­ru” var­dır. Di­ğer ta­raf­tan ama, ar­ka­da­şın da söy­le­di­ği gi­bi,  geç­miş­te ve bu­gün bir­çok ki­şi- ör­güt-akım Mark­sizm adı­na ko­nuş­mak­ta­dır ve bun­la­rın her bi­ri pro­le­ter kül­tü­rün içe­ri­ği­ni ken­di yo­rum­la­rıy­la dol­dur­mak­ta­dır­lar. Pe­ki o za­man ki­min hak­lı ol­du­ğu­na na­sıl ka­rar ve­ri­le­cek­tir?
Bur­da te­mel kıs­tas, doğ­ru­nun kıs­ta­sı, bir dü­şün­ce­nin ege­men ol­ma­sı de­ğil, söy­le­nin ve ya­pı­la­nın uzun erim­de ger­çek­ten de sı­nıf­sız top­lu­ma doğ­ru gi­di­şe hiz­met edip et­me­di­ği­dir, pra­tik­tir. fiim­di­ye ka­dar­ki sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin pra­ti­ğin­den çı­ka­rı­lan ders­ler­den, Mark­sizm bi­li­mi­nin or­ta­ya koy­du­ğu bi­lim­sel öner­me­ler­dir.
Pro­le­tar­ya ik­ti­da­rı­nın ku­rul­du­ğu ül­ke­ler­de de pro­le­ter kül­tür si­ya­se­ti­ni be­lir­le­yen ko­mü­nist par­ti­si­nin an­da­ki sa­vun­du­ğu si­ya­se­tin ger­çek­ten pro­le­tar­ya­nın ve  emek­çi­le­rin çı­kar­la­rı­na uy­gun olup ol­ma­dı­ğı tar­tı­şıl­mak ve hep ye­ni­den de­ğer­len­di­ril­mek zo­run­da­dır. Bun­da da­ya­nı­la­cak  si­lah ide­olo­jik mü­ca­de­le­dir.
Bu yak­la­şı­mı ken­di­si­ne çı­kış nok­ta­sı alan Gü­ney, tam da bu ne­den­le sos­ya­list Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­sı­nın eleş­ti­rel bir göz­le araş­tı­rıl­ma­sı, ka­za­nım­la­rın ve ha­ta­la­rın de­ğer­len­di­ril­me­si, ha­ta­la­rın ge­nel si­ya­set için­de­ki ro­lü­nün tar­tı­şıl­ma­sı gö­rev­le­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­me­ye ça­lış­mış­tır; ça­lış­mak­ta­dır.  

III. Ar­ka­daş ‘Doğ­ru­nun kıs­ta­sı ne­dir?’ so­ru­su­na Mark­siz­min ver­di­ği şu ce­va­ba ka­tıl­dı­ğı­nı söy­lü­yor: “‘Doğ­ru­lu­ğu ve ge­çer­li­li­ği pra­tik ha­yat ta­ra­fın­dan ka­nıt­lan­ma­mış hiç­bir bil­gi bi­zim için çı­kış nok­ta­sı ola­maz!’ den­mek­te­dir. Har­fi har­fi­ne bu­ra­da­ki yak­la­şı­ma ka­tı­lı­yo­ruz.” Da­ha son­ra ama,  uzun uza­dı­ya Mark­siz­min bu nok­ta­da  bu­na uy­gun dav­ran­ma­dı­ğı­nı  ve ken­di ken­di­siy­le çe­liş­ti­ği­ni an­la­tı­yor. Ona gö­re Mark­sizm doğ­ru­la­rı araş­tır­ma­la­rın so­nu­cu­na gö­re de­ğil, sos­ya­liz­min ön­gö­rü­le­ri­ne da­ya­na­rak sı­nar. Ve Mark­siz­min ne ol­du­ğu­na hep ik­ti­dar­da olan­lar ka­rar ve­rir. Böy­le ol­du­ğu için de ne­yin pro­le­ter ol­du­ğu­nun sap­tan­ma­sı ger­çek­te müm­kün de­ğil­dir. Bu gö­rüş­ler ikin­ci ya­zı­da da yi­ne­le­ni­yor. Ak­ta­ra­lım:
“‹ki ta­ra­fın da ka­bul et­ti­ği şu or­tak pay­da­lar­dan yo­la çı­kı­la­rak tar­tış­ma yü­rü­tül­dü­ğü şart­lar­da çok zen­gin, ge­liş­ti­ri­ci ve so­nuç alı­cı bir tar­tış­ma­nın yü­rü­tü­le­ce­ği­ne ina­nı­yo­ruz. Bun­lar: di­ya­lek­tik ma­ter­ya­list yön­te­me so­nu­na ka­dar bağ­lı kal­mak. Ve, ‘kar­şı­laş­tı­ğı­mız so­run­la­rı çö­zer­ken çı­kış nok­ta­mız, “kut­sal ki­tap­lar” ve­ya “mut­lak doğ­ru­lar” ola­maz! Doğ­ru­lu­ğu ve ge­çer­li­li­ği pra­tik ha­yat ta­ra­fın­dan ka­nıt­lan­ma­mış hiç­bir bil­gi bi­zim için çı­kış nok­ta­sı ola­maz’ an­la­yı­şı­na so­nu­na ka­dar sa­dık kal­mak.
Dü­şü­nü­len bu yön­tem ha­ta­sı­nın –araş­tır­ma ve de­ğer­len­dir­me­le­re da­yan­ma­dan so­nuç çı­kar­ma ha­ta­sı– Mark­siz­min oluş­tu­rul­ma­sı aşa­ma­sın­da ya­pı­lan yön­tem ha­ta­sın­dan kay­nak­lan­dı­ğı­nı söy­le­dik... Marks bu sap­ta­ma­la­rı yap­mış­tır ama bu­na uy­gun dav­ra­na­ma­mış­tır. Bu­nun ne­de­ni de yön­tem ha­ta­sı ya­pı­la­rak araş­tır­ma­la­rı­nın so­nuç­la­rı­na da­yan­ma­dan, pro­le­tar­ya­nın te­mel alın­dı­ğı top­lum­sal dev­rim­le­rin çö­züm ola­ca­ğı­nın ön­gö­rül­müş ol­ma­sı ve da­ha son­ra te­mel­len­di­ril­me ça­lış­ma­la­rı­na gi­ri­şil­miş olun­ma­sı­dır. Bu du­rum­da da “Bi­lim ada­mı” olun­du­ğu za­man, ül­kü yok­tur, bi­lim­sel so­nuç­lar ha­zır­la­nır ve par­ti ada­mı olun­du­ğu za­man da bu so­nuç­la­rı pra­ti­ğe ge­çir­mek için sa­va­şı­lır. ama bir ül­kü sa­hi­bi olun­du­ğu za­man bi­lim ada­mı olu­na­maz, çün­kü ön­ce­den alın­mış ve dö­nül­mek is­ten­me­yen bir ka­rar var­dır. sap­ta­ma­sın­da­ki du­rum oluş­muş ve Mark­siz­min ku­ru­cu­la­rı çok de­ğer­li araş­tır­ma­lar yap­mış ol­ma­la­rı­na rağ­men esas ola­rak par­ti ada­mı gi­bi dav­ran­mış­lar­dır.
Bu sap­ta­ma­lar­dan şu so­nu­cu çı­ka­rı­yo­ruz. Yön­tem ha­ta­sı­na dü­şü­lüp bi­lim ada­mı gi­bi de­ğil par­ti ada­mı gi­bi dav­ra­nıl­ma­sı şart­la­rın­da, doğ­ru ka­bul et­ti­ği­miz iki şe­ye so­nu­na ka­dar uy­gun dav­ra­na­ma­yız. Bi­rin­ci ola­rak, di­ya­lek­tik ma­ter­ya­list yön­te­me, her şart al­tın­da so­nu­na ka­dar uy­gun dav­ra­na­ma­yız. ‹kin­ci ola­rak, “...bu eleş­ti­ri hem var­dı­ğı so­nuç­lar­dan, hem de ça­tış­ma­ya gi­re­ce­ği muh­te­mel güç­ler­den kork­ma­ma­sı an­la­mın­da aman­sız ol­mak zo­run­da­dır.” an­la­yı­şı­na so­nu­na ka­dar uy­gun dav­ra­na­ma­yız.” (ikin­ci ya­zı)
‹lk ola­rak, bi­lim ada­mı–par­ti ada­mı–ül­kü ada­mı şek­lin­de­ki ay­rım üze­rin­de in­şa edi­len te­zi ele ala­lım. Bu pa­rag­raf­ta, Mark­siz­min ku­ru­cu­la­rı­nın    “bi­lim ada­mı” ola­rak doğ­ru­la­rı sap­ta­dık­la­rı, fa­kat  da­ha son­ra “par­ti ada­mı” ola­rak dav­ran­dık­la­rı nok­ta­da bi­lim­den uzak­laş­ma­ya yo­la­çan yön­tem ha­ta­sı­na düş­tük­le­ri, bi­lim­den uzak­laş­tık­la­rı an­la­tıl­mak­ta­dır.
Ar­ka­daş, Mark­siz­min ku­ru­cu­la­rı­nın bir “par­ti ada­mı”  ola­rak dav­ran­dık­la­rı nok­ta­da di­ya­lek­tik ma­ter­ya­list dü­şün­ce yön­te­min­den uzak­laş­tık­la­rı id­di­ası­nı ile­ri sü­rer­ken, bu id­di­ayı te­mel­len­dir­me, so­mut­laş­tır­ma ça­ba­sı­na bir tür­lü ya­naş­ma­mak­ta­dır. Onun ge­rek­çe­len­dir­me­si hep ye­ni­den (ikin­ci ya­zı­sın­da da) tek­rar­la­dı­ğı dü­şün­cey­le,  “ta­raf­lı­lık” ile “çok yan­lı­lı­ğın”, “pro­le­tar­ya­nın ba­kış açı­sıy­la yak­laş­ma”nın “di­ya­lek­tik ma­ter­ya­lizm”le bağ­daş­ma­ya­ca­ğı id­di­asıy­la sı­nır­lı kal­mak­ta­dır. Böy­le­si­ne ge­nel id­di­alar­la yü­rü­tü­len bir tar­tış­ma­da, bi­zim de ya­pa­bi­le­ce­ği­miz bu id­di­ala­rın yan­lış ol­du­ğu­nun sa­vu­nu­su­dur.
Yu­kar­da da söy­le­di­ği­miz gi­bi doğ­ru­nun öl­çü­tü bir dü­şün­ce­nin ege­men ol­ma­sı de­ğil­dir. Sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin akı­şı için­de pro­le­tar­ya adı­na ko­nu­şu­yor ol­sa da, yan­lış gö­rüş­ler ha­kim ola­bi­lir ve dün­ya ko­mü­nist ha­re­ke­ti ta­ri­hin­den bu­nun ör­nek­le­ri­ni bi­li­yo­ruz.
Fa­kat bu prob­le­min kay­na­ğı,  ar­ka­da­şın id­dia et­ti­ği gi­bi Mark­siz­min “an­ga­je ta­raf­lı­lı­ğı” vb.  de­ğil­dir ve re­viz­yo­nizm­den ya da  “ge­ri dö­nüş”den bü­tü­nüy­le ka­çı­nıl­ma­sı müm­kün de­ğil­dir. Bu­nun bir tek pan­ze­hi­ri var­dır, özel mül­ki­yet dü­şün­ce­si­nin, bur­ju­va dü­şün­ce­si­nin kök­lü bir dü­şün­ce ol­du­ğu­nu­nun bi­linç­te tu­tu­la­rak ide­olo­jik mü­ca­de­le­nin ke­sin­ti­siz sür­dü­rül­me­si.
Mark­sist te­ori sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin ge­nel il­ke­le­ri ve bu ge­nel il­ke­ler doğ­rul­tu­sun­da dün­ya sı­nıf ha­re­ke­ti­nin tec­rü­be­le­ri­nin de­ğer­len­di­ril­me­si­nin so­nu­cu­dur. Sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin or­ta­ya çı­kar­dı­ğı her ye­ni so­run, pra­ti­ğin da­yat­tı­ğı her ye­ni so­run sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin “il­ke­le­ri” te­me­lin­de in­ce­len­mek, her ye­ni du­rum­da te­ori ye­ni­den sı­nan­mak ve iler­le­til­mek zo­run­da­dır. “Araş­tır­ma­la­rı­mı­zın so­nuç­la­rı­nı ön­gö­rü­le­ri­mi­zin le­hi­ne yo­rum­la­ma eği­li­mi” şüp­he­siz yan­lış­tır ve so­nuç­ta böy­le dav­ra­nan­la­rı doğ­ru­dan uzak­laş­tı­ra­cak­tır. Fa­kat bu­nun kay­na­ğı  şey­le­ri, olay­la­rı “pro­le­tar­ya­nın ba­kış açı­sıy­la” ele al­mak­ta de­ğil, ol­sa ol­sa pro­le­tar­ya­nın ba­kış açı­sın­dan uzak­laş­mak­ta aran­mak zo­run­da­dır. Böy­le bir teh­li­ke var­dır. Pro­le­tar­ya ik­ti­da­rı­nın yoz­laş­ma ve re­viz­yo­niz­min ha­ki­mi­ye­ti teh­li­ke­si­ne kar­şı kit­le­le­rin bi­linç ve ör­güt­len­me se­vi­ye­le­ri­nin yük­sel­til­me­si gö­re­vi­ne sa­rıl­mak­tan baş­ka ga­ran­ti yok­tur. Bu teh­li­ke­nin yük­le­di­ği gö­rev bu­dur.
Ar­ka­daş ise tam da bu ris­kin ka­bul edil­me­sin­den bir baş­ka so­nuç, Mark­siz­min çö­züm ola­ma­ya­ca­ğı so­nu­cu­nu çı­ka­rı­yor:
“Ge­nel­lik­le doğ­ru ola­rak ka­bul edi­len şey­ler, an­da­ki güç­ler den­ge­si­ne gö­re güç­le­ri elin­de bu­lun­du­ran­la­rın gö­rüş­le­ri ol­mak­ta­dır. Den­ge­ler de­ğiş­ti­ğin­de de doğ­ru­lar de­ğiş­mek­te­dir.”
“Ta­bii Mark­sist söy­le­me gö­re sos­ya­list dev­let de, tüm emek­çi­le­rin, ezi­len­le­rin dev­le­ti ol­du­ğu için bu mül­ki­yet şek­li emek­çi­ler­den, ezi­len­ler­den ya­na­dır. Ama bu id­dia hiç de doğ­ru de­ğil. Çün­kü ser­ma­ye­nin bi­rey­sel sa­hip­le­nil­me­si or­ta­dan kal­dı­rıl­mış ol­sa da, yö­ne­ti­ci­lik ko­nu­mu yö­ne­ti­ci­le­re bir sü­rü avan­taj­lar ve avan­taj im­kan­la­rı sun­mak­ta­dır. Ve yö­ne­ti­ci­ler bu avan­taj­la­rı kul­lan­dık­la­rı oran­da çı­kar­la­rı­nın fark­lı­lı­ğı de­rin­leş­mek­te, sos­yal stü­tü­le­ri­nin de­ğiş­me­si­ne pa­ra­lel ola­rak da dü­şün­ce­le­ri de­ğiş­me­ye baş­la­mak­ta­dır. Sos­ya­lizm­de de sa­nat fa­ali­yet­le­ri, tıp­kı ka­pi­ta­list sis­tem­de sa­na­tın ser­ma­ye­nin çı­kar­la­rı­na bağ­lı ol­ma­sı gi­bi, ege­men bü­rok­rat­la­rın çı­kar­la­rı­na ta­bi kı­lı­nır. Sü­reç ka­çı­nıl­maz ola­rak bu nok­ta­ya ge­lir.”
Bu iki pa­rag­raf­ta ar­ka­daş   sos­ya­liz­min ka­çı­nıl­maz ola­rak yoz­la­şa­ca­ğı­nı ile­ri sü­rü­yor ve bu ‘ka­çı­nıl­maz­lı­ğı’ o ka­dar be­nim­se­miş du­rum­da­ki ‘ege­men bü­rok­rat­lar’ın ik­ti­da­rın­dan  baş­ka bir şey gö­re­mi­yor. ‹lk baş­ta şu­nu tes­lim et­mek ge­rek:  “ege­men bü­rok­rat­lar”ın çı­kar­la­rı­nın ko­run­ma­sı­nın esas ol­du­ğu bir sis­tem sos­ya­lizm de­ğil­dir! Bu tes­pi­ti yap­tı­ğı­mız nok­ta­dan iti­ba­ren ik­ti­da­rın yoz­laş­mış­lı­ğı, re­viz­yo­niz­min ege­men­li­ği söz­ko­nu­su­dur. Yu­kar­da da be­lirt­ti­ği­miz gi­bi ik­ti­da­rın yoz­laş­ma­sı teh­li­ke­si var­dır. Böy­le bir teh­li­ke­nin ol­du­ğu­nu ka­bul et­mek ama, yoz­laş­ma­nın ka­çı­nıl­maz ol­du­ğu an­la­mı­na gel­mez. Pro­le­tar­ya ik­ti­da­rı şart­la­rın­da yö­ne­ci­le­rin, ko­num­la­rın­dan fay­da­la­na­rak ken­di çı­kar­la­rı­na bir ta­kım avan­taj­lar sağ­la­ma­la­rı müm­kün­dür. Bu­ra­dan da çı­ka­rı­la­cak so­nuç ya da gö­rev, bu ola­sı­lı­ğın müm­kün ol­du­ğun­ca en­gel­len­me­si, sı­nır­lan­ma­sı için ted­bir­le­rin alın­ma­sı, de­ne­ti­min sağ­lan­ma­sı­dır. Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde sos­ya­liz­min in­şa­sı dö­ne­min­de sü­rek­li ola­rak bu teh­li­ke ve ya­şa­nan olum­suz­luk­lar üze­rin­de du­rul­muş, par­ti­de ve sov­yet­ler­de bü­rok­rat­laş­ma eği­lim­le­ri­ne kar­şı mü­ca­de­le­nin öne­mi vur­gu­lan­mış­tır. Bun­lar,  söz­ko­nu­su teh­li­ke­yi biz­zat ken­di­le­ri­nin de gör­dü­ğü­nü ve üze­ri­ne git­tik­le­ri­ni gös­ter­mek­te­dir. Fa­kat bu­gün­den ge­ri­ye dö­nüp bak­tı­ğı­mız­da mü­ca­de­le­nin ye­ter­li ol­ma­dı­ğı­nı tes­pit et­mek yan­lış ol­ma­ya­cak­tır. Sos­ya­liz­min de­ne­yim­le­ri bu açı­dan da de­ğer­len­di­ril­mek, za­af­lar tes­pit edi­le­rek bu­ra­dan so­nuç­lar çı­ka­rıl­mak zo­run­da­dır.  
Bi­raz yu­kar­da yoz­laş­ma­ya kar­şı tek “ga­ran­ti” kit­le­le­rin bi­linç ve ör­güt­len­me se­vi­ye­si­nin yük­sel­til­me­si de­miş­tik. Bu bağ­lam­da da kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­sı son de­re­ce önem­li­dir. Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde sos­ya­liz­min in­şa­sı sü­re­cin­de bu alan­da bü­yük atı­lım­lar ya­pıl­mış­tır. Fa­kat ha­ta ve za­af­lar da var­dır. Biz bu de­ğer­len­dir­me te­me­lin­de ge­le­cek için ders çı­ka­rıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni sa­vu­nu­yo­ruz. Bi­zim çı­kar­dı­ğı­mız en önem­li so­nuç­lar­dan bi­ri ede­bi­yat ve sa­nat eser­le­ri­nin de­ğer­len­di­ril­me­si/yay­gın­laş­tı­rıl­ma­sı bağ­la­mın­da müm­kün ol­du­ğun­ca en ge­niş öz­gür­lü­ğün ta­nın­ma­sı­dır. Bu­nun için ede­bi­yat ve sa­nat eser­le­riy­le il­gi­li ola­rak ya­sak­lar de­ğil, ide­olo­jik mü­ca­de­le­nin esas alın­mak zo­run­da­dır. Bu, içe­rik­te sı­nı­rın “ne­le­rin ol­ma­ya­ca­ğı”yla çi­zil­me­si,  bi­çim­de ise  tam öz­gür­lü­ğün ta­nın­ma­sı an­la­mı­na ge­lir.   Ar­ka­daş, Gü­ney’in çı­kar­dı­ğı bu so­nu­cun da so­ru­nu çöz­me­ye­ce­ği­ni dü­şü­nü­yor ve şöy­le di­yor:
“Za­val­lı ya­zar için, ne­yin za­rar­lı ne­yin za­rar­sız ola­ca­ğı­nı tes­pit et­me­nin zor­lu­ğu kar­şı­sın­da en ko­lay yol, ha­kim gö­rüş­le­rin dal­ka­vuk­ça sa­vu­nul­ma­sı ola­cak­tır. Bu düş­kün­lü­ğü gös­ter­me­yen sa­nat­çı­lar eser­le­ri­ni na­sıl or­ta­ya ko­ya­cak­lar ve hal­ka su­na­cak­tır? Ola­nak­lar, ha­kim yö­ne­ti­ci­le­rin de­ne­ti­min­de­dir ve on­la­rın ona­yı dı­şın­da bu ola­nak­lar kul­la­nı­la­maz.”  
Pes doğ­ru­su! Her­şey­den ön­ce ne­yi tar­tış­tı­ğı­mı­zı bi­linç­te tut­mak zo­run­da­yız. Biz ko­yu fa­şiz­min ege­men ol­du­ğu bir ül­ke­yi de­ğil, sos­ya­liz­mi tar­tı­şı­yo­ruz. Kal­dı ki, fa­şiz­min en ko­yu bi­çi­miy­le hü­küm sür­dü­ğü dö­nem­ler­de bi­le sa­nat­çı­lar-ya­zar­lar gö­rüş­le­ri­ni hal­ka yay­ma­nın im­kan­la­rı­nı bul­muş­lar­dır! Bu­nu he­pi­miz ya­kın­dan bi­li­yo­ruz.  Di­ğer ta­raf­tan ‘dal­ka­vuk ya­zar­lar’da sa­nı­rız her çağ­da ve her ül­ke­de ola­gel­miş­tir, sos­ya­lizm şart­la­rın­da da böy­le­le­ri­ne rast­la­na­ca­ğı bü­yük ih­ti­mal­dir. On­la­rın öne çı­kan ye­te­nek­le­ri dal­ka­vuk­luk­la­rı­dır, yok­sa ya­zar­lık­la­rı de­ğil, bu da ola­yın baş­ka yö­nü...
fiim­di tar­tış­ma­mı­za dö­ne­lim. Gü­ney, tam da “ya­sak­çı zih­ni­ye­te” kar­şı pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü açık­tan yık­ma­ya yö­ne­lik eser­ler dı­şın­da sa­nat­çı­nın is­te­di­ği­ni is­te­di­ği gi­bi ya­rat­ma öz­gür­lü­ğü­ne ve im­kan­la­rı­na sa­hip ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni sa­vun­mak­ta­dır. Sı­nı­rın bu şe­kil­de çi­zil­di­ği yer­de   ‘ne­yin za­rar­lı, ne­yin za­rar­sız ola­ca­ğı­nı’ bi­le­me­di­ğin­den dal­ka­vuk­luk­ta ka­rar kı­lan “ya­zar” ger­çek­ten de “za­val­lı”dır!
Ar­ka­daş, de­vam edi­yor:
“Gü­ney der­gi­si­nin güç­ler den­ge­si­ne gö­re an­da­ki tav­rı bu. Ama onun­la ay­nı ka­nı­da ol­ma­yan­lar var. On­lar da sos­ya­list ger­çek­çi­li­ği sa­vu­nu­yor­lar ama, Gü­ney’in geç­mi­şi de­ğer­len­dir­me­sin­de ka­tıl­ma­dık­la­rı yan­lar var. Ör­ne­ğin A. Ze­ki Çe­lik bun­lar­dan bi­ri­si. Ona gö­re Gü­ney der­gi­si­nin sos­ya­list dup­lum­da sa­nat­çı­lar için ta­nı­dı­ğı öz­gür­lük ol­duk­ça ge­niş bir öz­gür­lük­tür. (...) Gü­ney der­gi­sin­de güç­ler den­ge­si A. Ze­ki Çe­lik gi­bi dü­şü­nen­le­rin le­hi­ne de­ğiş­ti­ği şart­lar­da kri­ter­ler da­ha da­ral­tı­la­cak, an­da­ki çiz­gi­yi dar bu­lar­lar, güç­ler den­ge­sin­de ağır­lı­ğa sa­hip ol­ma­la­rı du­ru­mun­da kri­ter­ler da­ha da ge­niş­le­ti­le­cek­tir. Her üç eği­lim­den han­gi­si güç­ler den­ge­sin­de ağır­lık­lı du­ru­ma ge­lir­se gel­sin so­nuç ni­hai ola­rak de­ğiş­me­ye­cek­tir. Me­ta iş­le­yi­şi­nin zo­run­lu so­nu­cu ola­rak her du­rum­da da yoz­laş­ma ka­çı­nıl­maz ola­cak­tır.”
Ve böy­le­lik­le ye­ni­den ba­şa dön­müş olu­yo­ruz. Güç­ler den­ge­si­nin de­ği­şe­bi­le­ce­ği­ni (yu­kar­da da söy­le­dik) ka­bul edi­yo­ruz.  A.  Z. Çe­lik   Gü­ney’in ge­tir­di­ği eleş­ti­ri­le­re kar­şı sos­ya­list Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde­ki uy­gu­la­ma­la­rı esas­ta doğ­ru yak­la­şım ola­rak sa­vu­nur du­rum­day­dı. Sos­ya­lizm şart­la­rın­da bu gö­rü­şün ha­kim ol­ma­sı –evet, “sa­nat­çı­la­rın is­te­dik­le­ri­ni is­te­dik­le­ri gi­bi ya­rat­ma öz­gür­lü­ğü” bağ­la­mın­da çok da­ha bü­yük sı­nır­la­ma ge­tir­me ola­sı­lı­ğı­nı için­de ta­şı­mak­ta­dır. Biz bu­nun so­nuç­la­rı­nı doğ­ru­dan Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde ya­şa­nan pra­tik­le bağ için­de tar­tış­ma­ya, bu ko­nu­da­ki ha­ta­la­rın yo­la­ça­bi­le­ce­ği tı­ka­nık­lı­ğı gös­ter­me­ye ça­lış­tık. Ve bu tar­tış­ma­yı biz aka­de­mik bir “geç­miş tar­tış­ma­sı” de­re­ke­sin­de ele al­ma­dık, biz­zat bu­gün ve ge­le­cek için so­nuç­lar çı­kar­ma­yı ken­di­mi­ze gö­rev bil­dik. Ta­bii ki, güç­ler den­ge­si de­ği­şe­bi­lir ve dün ça­tış­tı­ğı­mız gö­rüş­ler ya­rın ha­kim du­ru­ma ge­le­bi­lir... (fiim­di ha­kim du­ru­ma gel­me­me­si için ide­olo­jik mü­ca­de­le­mi­zi sür­dü­rü­yo­ruz.) O za­man da yan­lış bul­du­ğu­muz bu gö­rüş­le­re kar­şı ide­olo­jik-si­ya­si mü­ca­de­le­mi­zi fark­lı bir nok­ta­dan sür­dü­rü­rüz. So­run bi­zim açı­mız­dan böy­le­dir. Ar­ka­da­şın ter­si­ne, yan­lış gö­rüş­le­ri­nin ha­kim ol­ma­sı­nı ka­çı­nıl­maz vb. ola­rak gör­mü­yo­ruz, bu ola­sı­lı­ğa yol aç­ma­mak için ve geç­mi­şin yan­lış­la­rın­dan arın­mak için   cid­di bir bi­çim­de yan­lış­la­rın üze­ri­ne git­me gö­re­vi­mi­zi ye­ri­ne ge­tir­me­ye ça­lı­şı­yo­ruz. Ar­ka­daş  ise, bu tar­tış­ma­yı Mark­siz­min çö­züm ol­ma­dı­ğı­nı an­lat­mak için kul­la­nı­yor.
Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde ya­şa­nan ge­ri dö­nü­şün Mark­sizm adı­na ko­nu­şan bir di­zi akı­mı so­ru­nu Mark­siz­min ken­di­sin­de ara­dı­ğı ve so­nuç­ta Mark­sizm­den vaz­geç­tik­le­ri ol­gu­dur. Ar­ka­daş bun­lar­dan ken­di­si­nin ay­rıl­dı­ğı­nı söy­le­me­si­ne kar­şın, ya­zı­la­rın­da or­ta­ya koy­du­ğu gö­rüş­le­riy­le ay­nı po­zis­yon­da ko­nak­la­mak­ta­dır. O, Mark­siz­min eleş­ti­ri­si te­me­lin­de var­dı­ğı bir al­ter­na­ti­fin, “Gü­neş Dün­ya­sı Pro­je­si”nin pro­pa­gan­da­sı­nı yap­mak­ta­dır:
“Biz bu so­ru­yu, ön­yar­gı­lı ola­rak Mark­siz­mi mah­kum et­mek için sor­ma­dı­ğı­mız gi­bi; yi­ne ön­yar­gı­lı ola­rak Mark­siz­mi sa­vun­mak için de sor­ma­dık. Ara­dan 150 yıl geç­me­si­ne rağ­men Mark­siz­min ön­gör­dü­ğü top­lum­sal dö­nü­şü­mün oluş­ma­mış ol­ma­sı –pra­ti­ğin sı­na­vın­dan geç­me­miş ol­ma­sı– ba­zı şey­le­rin kök­lü ola­rak ele alın­ma­sı ge­rek­ti­ği dü­şün­ce­si­nin oluş­ma­sı­nı sağ­la­dı. Ge­li­nen aşa­ma­da­ki ge­liş­miş­lik dü­ze­yi­nin –bir an­da me­ta iliş­ki­le­rin­den kur­tu­lu­na­rak, her­se­kin ih­ti­ya­cı­na gö­re tü­ke­tim yap­ma ola­na­ğı­nı sağ­la­ya­cak sis­te­min ku­rul­ma­sı­na ola­nak sağ­la­ma­sı­nın müm­kün ol­du­ğu­nun bi­lin­ce çık­ma­sı, al­ter­na­ti­fin ola­bi­le­ce­ği– avan­taj­la­rı­nın bi­lin­ce çı­ka­rıl­ma­sın­dan son­ra ra­hat­ça yu­ka­rı­da de­ğin­di­ği­miz kı­sıt­la­ma­lar­dan kur­tul­ma­nın yol­la­rı açıl­mış ol­du.” (ikin­ci ya­zı)
“Ara­dan 150 yıl geç­miş ol­ma­sı­na kar­şın Mark­siz­min ön­gör­dü­ğü top­lum­sal dö­nü­şü­mün oluş­ma­mış ol­ma­sı” dü­şün­ce­si dün­ya­da “sı­nıf­sız sö­mü­rü­süz top­lu­mun”  (ko­mü­niz­min) ege­men ol­ma­dı­ğı şek­lin­de yo­rum­lan­dı­ğın­da doğ­ru­dur. Fa­kat bu­ra­dan yo­la çı­ka­rak ba­sit­çe “ön­gö­rü­len top­lum­sal dö­nü­şüm oluş­ma­dı” di­ye­rek kes­ti­rip at­mak yan­lış­tır. Mark­siz­min “ön­gör­dü­ğü top­lum­sal dö­nü­şüm” sos­ya­list Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde pro­le­tar­ya­nın ik­ti­da­rı ele ge­çir­me­si ve sos­ya­liz­min in­şa­sın­da ya­şan­mış­tır; ‹kin­ci Dün­ya Sa­va­şın­dan son­ra “Do­ğu Blo­ku” ül­ke­le­rin­de ya­şan­mış­tır vb.  Mo­dern re­viz­yo­niz­min ege­men­li­ği so­nu­cu bu ül­ke­ler­de sos­ya­liz­min ka­za­nım­la­rı adım adım yo­ke­di­le­rek çö­küş­le ta­mam­la­nan bü­rok­ra­tik dev­let ka­pi­ta­liz­mi­ne ev­rim­len­miş­tir ve bu pro­le­tar­ya açı­sın­dan ağır bir ye­nil­gi ola­rak de­ğer­len­di­ril­mek zo­run­da­dır. Fa­kat bu ol­gu­dan yo­la çı­ka­rak di­ğer ger­çe­ğin üze­ri­nin kül­len­me­si­ne, pro­le­tar­ya­nın ka­za­nım­la­rı­nın kü­çüm­sen­me­si­ne,  göz­den çı­ka­rıl­ma­sı­na izin ve­ri­le­mez. Ar­ka­daş, tam da bu ol­gu­la­rı at­lı­yor. At­la­dı­ğı ama salt bu de­ğil, ken­di ge­liş­tir­di­ği “al­ter­na­tif”ini bi­ze su­nar­ken “ge­li­nen aşa­ma­da­ki ge­liş­miş­lik dü­ze­yi­nin –bir an­da me­ta iliş­ki­le­rin­den kur­tu­lu­na­rak, her­ke­sin ih­ti­ya­cı­na gö­re tü­ke­tim yap­ma ola­na­ğı­nı sayğ­la­ya­cak sis­te­min ku­rul­ma­sı­na ola­nak sağ­la”dı­ğı­nı id­dia ede­rek ‘sos­ya­liz­min in­şa­sı dö­ne­mi’ni ya da ‘pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü dö­ne­mi’ni de at­lı­yı­ve­ri­yor(!)  Al­ter­na­tif, ‘tüm sı­nıf­la­rın çı­ka­rı­na olan bir dö­nü­şüm’ ve ‘bu dö­nü­şüm­de tüm in­san­la­ra yer ver­mek’ olun­ca, pro­le­tar­ya ik­ti­da­rı­nın, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün düş­me­sin­den (at­lan­ma­sın­dan) do­ğal bir şey de ola­maz el­bet­te!
“Ge­li­nen aşa­ma­da­ki  ge­liş­miş­lik dü­ze­yi”nin “bir an­da me­ta iliş­ki­le­rin­den kur­tu­lun­ma­sı­nın ola­na­ğı­nı” sağ­la­dı­ğı id­di­ası ne­re­den ba­kı­lır­sa ba­kıl­sın sa­kat­tır. Kal­dı ki, “Ge­liş­miş­lik dü­ze­yi”nde baz alı­na­nın  ne ol­du­ğu da açık de­ğil­dir? En ge­liş­miş ka­pi­ta­list ül­ke­ler mi? O za­man ge­ri ül­ke­ler­de du­rum ne­dir? Bay­ra­ğın­da “Her­kes­ten ye­te­ne­ği­ne gö­re, her­ke­se ih­ti­ya­cı­na gö­re” ya­zan bir top­lum sis­te­mi­nin in­şa­sı salt her­ke­sin ih­ti­ya­cı­nı kar­şı­la­ya­cak üre­ti­min ör­güt­len­me­si­ne mi bağ­lı­dır? So­ru­lar ço­ğal­tı­la­bi­lir... Fa­kat bun­lar ta­li so­run­lar­dır. So­ru­nun esa­sı ar­ka­da­şın öner­di­ği Mark­siz­me “al­ter­na­tif top­lum­sal dö­nü­şüm pro­je­si”nde ifa­de­si­ni bul­mak­ta­dır:
“Ama bi­zim pro­je­miz, tüm sı­nıf­la­rın çı­ka­rı­na bir top­lum­sal dö­nü­şü­mü he­def­le­mek­te­dir. Bu yüz­den tüm in­san­lı­ğın çı­ka­rı­na olan bir dö­nü­şüm­de tüm in­san­la­ra yer ver­mek­ten do­ğal ne ola­bi­lir. Ak­si ya­pıl­sa tu­tar­sız­lık olur.” (‹kin­ci ya­zı)
Mark­siz­me al­ter­na­tif ola­rak ile­ri sü­rü­len tüm sı­nıf­la­rın çı­ka­rı­na bir top­lum­sal dö­nü­şüm pro­je­si­nin, “ta­raf­sız­lık” ya da her­han­gi bir sı­nı­fın ya­ra­rı­na “an­ga­je ol­ma­mak” öne­ri­si­nin biz­zat ken­di­si çö­züm­süz­lük­tür. Ezen ile ezi­len, sö­mü­ren ile sö­mü­rü­len­le­rin ara­la­rın­da­ki sı­nıf çı­kar kar­şıt­lık­la­rı­nı bir ya­na bı­ra­ka­rak, “in­san­lı­ğın ya­ra­rı­na” tüm sı­nıf­la­rı or­ta­dan kal­dır­ma­yı he­def­le­yen “or­tak bir dö­nü­şüm” pro­je­sin­de ye­ra­la­ma­la­rı is­te­mi ide­alizm­dir. Bay­ra­ğın­da ‘her­ke­sin ye­te­ne­ği­ne gö­re, her­kes­ten ih­ti­ya­cı­na gö­re’ ya­zı­lı olan ko­mü­nizm sı­nıf­sız sö­mü­rü­süz top­lum­dur. Bu top­lum özel mül­ki­ye­tin or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı­nı he­def­ler. Özel mül­ki­ye­te sa­hip olan, özel mül­ki­ye­te ta­pan sı­nıf­lar ko­mü­niz­mi he­def­le­yen dö­nü­şüm pro­je­si­ne kar­şı so­nu­na ka­dar di­re­ne­cek­tir. Do­la­yı­sıy­la bur­ju­va­zi kı­sa ve uzun va­de­de ken­di çı­ka­rı­na ay­kı­rı olan böy­le­si bir dö­nü­şüm pro­je­si için­de pro­le­tar­ya ve di­ğer ezi­len­ler­le bir­lik­te yer ala­maz. Yer alı­yor­sa eğer, o “dö­nü­şüm pro­je­si” ezi­len­le­rin de­ğil, ezen­le­rin çı­ka­rı­na­dır ve so­nuç­ta ger­çek bir “dö­nü­şüm” de­ğil­dir.