Ana Sayfa Sayılar Güney 16 Söylenmeyenler üzerine!

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3146551
Şu anda 78 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Söylenmeyenler üzerine! PDF Yazdır e-Posta

Güneş Dün­ya­sı Ya­yı­ne­vi ola­rak Gü­ney der­gi­si­nin dü­zen­le­miş ol­du­ğu “Kül­tür Po­li­ti­ka­sı” ko­nu­lu kon­fe­rans­da gö­rüş­le­ri­mi­zi ge­nel ola­rak or­ta­ya koy­mak is­ti­yo­ruz.

“Öğ­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim” şek­lin­de­ki yak­la­şı­mı­nı­za ka­tı­lı­yo­ruz. Ay­nı yak­la­şım­dan çı­kış al­dı­ğı­nı dü­şün­dü­ğü­müz po­zis­yo­nu­mu­zun siz­ler­den ay­rıl­dı­ğı nok­ta, “bur­ju­va kül­tür si­ya­set­le­ri ile kav­ga için­de pro­le­ter kül­tür si­ya­se­ti­ni ge­liş­ti­re­lim.” yak­la­şı­mı­dır.
Bu so­nu­ca ça­tış­ma­lı çö­züm yön­tem­le­ri­nin be­del­ler ge­rek­ti­ren bir sü­re­ci ge­rek­tir­me­sin­den, ya da hü­ma­nist duy­gu­lar­dan yo­la çı­ka­rak ulaş­mış de­ği­liz. Bi­zim de­ğer­len­dir­me­mi­ze gö­re Mark­sist an­la­yış çer­çe­ve­sin­de yü­rü­tü­le­cek ça­lış­ma­lar so­nu­cun­da: “Ög­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim” yak­la­şı­mı­na bu­gü­ne ka­dar tam ola­rak uy­gun dav­ra­nı­la­ma­mış­tır ve dav­ra­nı­la­maz da. Bu ön­gö­rü­mü­zün te­mel­len­di­ril­me­si­ni bü­tün­lük­lü ola­rak “Gü­neş Dün­ya­sı, Tüm İn­san­lı­ğı Kap­sa­yan Ye­ni Bir Top­lum­sal Dö­nü­şüm Pro­je­si” ad­lı ça­lış­ma­mız­da or­ta­ya koy­duk. Do­ğal ola­rak bu ça­lış­ma­da­ki te­mel­len­dir­me­le­ri bu­ra­da ele al­ma­mız –her­şey­den ön­ce tar­tış­mak is­te­di­ği­niz gün­de­mi­ni­zin dı­şı­na çık­ma­yı ge­rek­ti­re­ce­ğin­den do­la­yı– söz­ko­nu­su ol­ma­ya­cak­tır. Bu­ra­da gün­de­me bağ­lı ka­la­rak ‘Pro­le­ter Kül­tür’ üze­ri­ne gö­rüş­le­ri­mi­zi or­ta­ya koy­ma­ya ça­lı­şa­ca­ğız.
Ama po­le­mi­ğin ana ek­se­ni­nin kay­ma­ma­sı için ba­zı açık­la­ma­lar yap­mak ya­rar­lı ola­cak­tır. Mark­sist an­la­yı­şın, bur­ju­va em­per­ya­list kül­tür ko­nu­sun­da­ki sap­ta­ma­la­rı ile esas­ta bir prob­le­mi­mi­zin ol­ma­dı­ğı­nı be­lirt­me­miz ge­re­ki­yor. Di­ğer ta­raf­tan Mark­sist an­la­yış çer­çe­ve­sin­de he­def­le­nen “Ög­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim” yak­la­şı­mı da ay­nen be­nim­si­yo­ruz. Fark­lı ya­nı­mız, bu ama­cın, ni­yet­ler­den ba­ğım­sız ola­rak Mark­sist an­la­yış­la ger­çek­leş­ti­ri­le­mi­ye­ce­ği­ni söy­lü­yor ol­ma­mız­dır.
Bi­lin­di­ği gi­bi, her­han­gi bir ko­nu­da ön­gö­rü­ler­de bu­lun­ma­nın tek ba­şı­na faz­la bir öne­mi yok­tur. Önem­li olan ön­gö­rü­le­rin te­mel­len­di­ril­me­si­dir. Bu yüz­den ge­rek Mark­sist an­la­yış çer­çe­ve­sin­de­ki ön­gö­rü­ler, ge­rek­se de bi­zim or­ta­ya koy­du­ğu­muz ön­gö­rü­ler, “dog­ma­tik bir tarz­da dün­ya­nın ge­le­ce­ği­ni kes­tir­me­yen, ter­si­ne ye­ni dün­ya­yı es­ki­si­nin eleş­ti­ri­si yo­luy­la bu­lup çı­kart­ma­ya uğ­ra­şan… Ge­le­ce­ği bi­na et­mek ve her­şe­yi bü­tün za­man­lar için bir ke­re­de yer­li ye­ri­ne koy­ma­ya ça­lış­ma­yan, va­ro­lan her­şe­yin aman­sız­ca eleş­ti­ren. Eleş­ti­ri­le­rin­de hem var­dı­ğı so­nuç­lar­dan, hem de ça­tış­ma­ya gi­re­ce­ği muh­te­mel güç­ler­den kork­ma­yan” bir ba­kış açı­sı­nın ürün­le­riy­se, ayak­la­rı ye­re ba­san ön­gö­rü­ler ola­cak­lar­dır.
Di­ğer ta­raf­tan ön­gö­rü­le­ri­mi­zin, po­zis­yo­nu­mu­zun te­mel çı­kış nok­ta­la­rıy­la uyum­lu­luk için­de ol­ma­sı­nın ha­ya­ti öne­mi var­dır. Bu uyum­lu­lu­ğa dik­kat et­me­den or­ta­ya ko­nu­lan tüm ön­gö­rü­le­rin, id­di­ala­rın, he­def­le­nen şey­le­rin pek öne­mi yok­tur. Bu yak­la­şım ek­lek­tik bir yak­la­şım­dır ve bü­tün­lük­lü bir ba­kış açı­sı­na sa­hip ol­ma­yan bi­rey­le­ri et­ki­le­me­si bağ­la­mın­da da teh­li­ke­li­dir. Bu yak­la­şı­mın so­nu­cu ola­rak, gö­rü­nür­de bir sü­rü doğ­ru şey­ler söy­len­mek­te­dir, ama bu söy­le­nen­le­rin te­mel çı­kış nok­ta­la­rı göz önü­ne alın­dı­ğın­da esas­ta hiç bir öne­mi yok­tur, çün­kü ek­si­le­rin ar­tı­la­rı yok et­me­si gi­bi te­mel çı­kış nok­ta­la­rı da bun­la­rı yok et­mek­te­dir. Mark­sist çö­züm­le­me­le­rin de ek­lek­tizm içer­di­ği­ni dü­şü­nü­yo­ruz. Mark­sizm’in esas prob­le­mi­nin, ön­gö­rü­le­ri­nin, te­mel çı­kış nok­ta­la­rı­na uyum­lu ol­ma­ma­sın­da gö­rü­yo­ruz. Bu kı­sa açık­la­ma­dan son­ra ko­nu­mu­za dö­nü­yo­ruz.
Ön­ce­lik­le, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nın, il­kel, kö­le­ci, fe­odal, bur­ju­va ve pro­le­ter kül­tü­rü kap­sa­dı­ğı­nı ama bun­la­rın tek tek, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tü­rü­nü kap­sa­ma­dı­ğı­nı tes­pit et­me­miz ge­re­kir. Bu­nun do­ğal so­nu­cu ola­rak da, pro­le­ter kül­tür sa­vu­nu­su po­zis­yo­nun­da ka­lı­na­rak: “Öğ­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim” yak­la­şı­mı en faz­la bir iyi ni­yet be­lir­ti­si ola­bi­lir ve bu­gü­ne ka­dar da böy­le ol­muş­tur. Çün­kü bu po­siz­yon­da da­ha baş­tan ken­di­mi­ze sı­nır­la­ma koy­mak­ta­yız. Bu sı­nır­la­ma­yı, Le­nin’den yap­tı­ğı­nız alın­tı­da da çok iyi gös­te­ri­yor: “Marks, bir ay­rın­tı­yı da­hi gö­zar­dı et­me­den, in­san top­lu­mu­nun ya­rat­tı­ğı her­şe­yi eleş­ti­re­rek ye­ni bir bi­çim ver­di. İn­san dü­şün­ce­si­nin ya­rat­tı­ğı her­şe­yi, emek­çi sı­nıf ha­re­ke­ti açı­sın­dan ele al­dı eleş­tir­di ve ta­nıt­la­dı…” (a.b.ç.)
Pro­le­ter kül­tür ba­kış açı­sı, in­san dü­şün­ce­si­nin ya­rat­tı­ğı her­şe­yi emek­çi sı­nıf ha­re­ke­ti açı­sın­dan ele ala­rak bak­ma­yı ge­rek­tir­di­ği için –emek­çi­ler­den ya­na ta­vır ta­kın­dı­ğı için de­ğil, bu tav­rın, tüm in­san­lı­ğın bi­ri­ki­mi­ni kap­sa­ma­ma­sı bağ­la­mın­da ve an­ga­je ola­rak ta­raf­lı ol­ma­sı bağ­la­mın­da– baş­tan ken­di­si­ne sı­nır­la­ma ge­tir­mek­te­dir. Bi­rin­ci sap­ta­ma­mız bu­dur.

Pro­le­ter kül­tür ne­dir?

Pro­le­ter kül­tü­rün içi­nin dol­du­rul­ma­sın­da zor­luk­lar var­dır. Bu­nun zor­lu­ğu­nu, ‘Dün­ya Ko­mü­nist Ha­re­ke­ti’nin ta­ri­hin­de­ki çe­şit­li tar­tış­ma­lar­da ve uy­gu­la­ma­lar­da gör­dü­ğü­müz gi­bi, si­zin ya­zı­nız­da­ki sap­ta­ma­la­rı­nız­da da gö­re­bi­li­yo­ruz. Öy­le ki, ‘Pro­le­ter Al­ter­na­tif’ baş­lı­ğı al­tın­da gö­rüş­le­ri­ni­zi bir sü­tun­da ifa­de eder­ken; ‘Dev­rim­ci Ol­ma İd­di­asın­da­ki Kül­tür Si­ya­set­le­ri’ baş­lı­ğı al­tın­da, ge­rek re­for­mist ola­rak de­ğer­len­di­ri­len­le­rin, ge­rek­se de, “laf­ta ve ey­lem­de çok sol gö­rü­nen­ler” ola­rak de­ğer­len­di­ri­len­le­rin, pro­le­ter kül­tür an­la­yış­la­rı­na ge­ti­ri­len eleş­ti­ri­le­re iki bu­çuk sü­tun ayır­mak zo­run­da ka­lı­yor­su­nuz.
Bu so­ru­ya de­ği­şik ki­şi­ler de­ği­şik ya­nıt­lar ve­rir­ler. Bun­la­rın han­gi­si doğ­ru­dur? Hep­si için, di­ğe­ri­nin ya­nıt­la­rın yan­lış ol­du­ğu söy­len­di­ği şart­lar­da han­gi­si­ni doğ­ru ola­rak ka­bul ede­ce­ğiz? Ni­cel ola­rak da­ha faz­la ki­şi­le­rin ka­bul et­tik­le­ri­ni mi, ken­di­le­ri­ni en en en faz­la dev­rim­ci, Mark­sist ni­te­le­me­si ve­ren­le­rin­ki­ni mi, si­ya­si er­ki ele ge­çi­re­rek elin­de­ki ola­nak­lar­la ha­ki­mi­yet ku­ran­la­rın söy­le­dik­le­ri­ni mi, vs. doğ­ru ka­bul ede­ce­ğiz? Bu so­ru­lar de­ma­go­ji yap­mak için so­rul­muş so­ru­lar de­ğil­dir. Pro­le­ter sı­nı­fın, sı­nıf­sal ko­nu­mun­dan çı­kış ala­rak ho­mo­jen bir ‘pro­le­ter kül­tür’ oluş­tur­ma­sı­nın müm­kün ol­ma­dı­ğı­nın bi­lin­ce çı­ka­rıl­ma­sı­nın so­nu­cu ola­rak so­ru­lan so­ru­lar­dır. Bu so­nu­ca gö­re pro­le­ter kül­tür sa­vu­nu­la­rı, bel­li ki­şi, grup ve par­ti­le­rin ken­di pro­le­ter kül­tür an­la­yış­la­rı­nı ifa­de eder.
Bu yak­la­şı­mı­mı­za şu şe­kil­de iti­raz­lar ge­le­bi­le­cek­tir. Pro­le­ter kül­tür, pro­le­tar­ya­nın ve tüm emek­çi­le­rin, ezi­len­le­rin çı­kar­la­rı­nın sa­vu­nu­su üze­ri­ne oluş­tu­ru­lan vb. kül­tür­dür. Evet ama bun­la­rı, fark­lı pro­le­ter kül­tür an­la­yı­şı­na sa­hip olan ki­şi, grup ve par­ti­le­rin hep­si de söy­lü­yor. Bun­la­rın söy­len­me­si­nin tek ba­şı­na bir öne­mi yok. Pro­le­ter­le­rin –ken­di­le­ri­nin sı­nıf­sal ko­nu­mu­nun so­nu­cu ola­rak– ho­mo­jen bir pro­le­ter kül­tür an­la­yı­şı­na ula­şa­mı­yor ol­ma­la­rı so­nu­cu, ki­şi­ler, grup­lar, par­ti­ler –pro­le­ter­ler için– pro­le­ter kül­tür po­li­ti­ka­la­rı oluş­tur­mak zo­run­da kal­mak­ta­dır­lar. Prob­le­min kay­na­ğı da bu­ra­da­dır. Bu ki­şi, grup, par­ti­le­rin pro­le­ter kül­tür po­li­ti­ka­la­rı, sö­zü edi­len pro­le­ter­le­rin, emek­çi­le­rin, ezi­len­le­rin çı­kar­la­rı­nın sa­vu­nu­su­nu tam ola­rak ya­pa­bi­le­cek mi­dir? Bu­nun ol­ma­sı müm­kün de­ğil­dir. Çün­kü esas ola­rak in­san­lar sos­yal ko­num­la­rı­na gö­re dü­şün­ce oluş­tu­rur­lar ve sos­yal ko­nu­mu­nun de­ğiş­me­si şart­la­rın­da dü­şün­ce­le­ri de de­ğiş­me­ye baş­lar. Bu­nun do­ğal so­nu­cu ola­rak da, ge­nel ola­rak pro­le­tar­ya­nın adı­na oluş­tu­ru­lan kül­tür po­li­ti­ka­la­rı esas ola­rak po­li­ti­ka­la­rı oluş­tu­ran ki­şi, grup ve par­ti­li­le­rin sos­yal ko­nu­mu­nun so­nu­cu­nu yan­sı­tan po­li­ti­ka­lar ola­cak­tır ve bir bü­tün ola­rak pro­le­tar­ya­nın, emek­çi­le­rin, ezi­len­le­rin çı­ka­rıy­la tam ola­rak ör­tüş­me­ye­cek­tir. İkin­ci sap­ta­ma­mız da bu.

İk­ti­da­rın Alın­dı­ğı Şart­lar­da Pro­le­ter Kül­tür Po­li­ti­ka­la­rı

Mark­sist an­la­yış çer­çe­ve­sin­de oluş­tu­ru­lan top­lum­sal dev­rim­ler so­nu­cun­da olu­şan ik­ti­dar şart­la­rın­da oluş­tu­ru­lan kül­tür po­li­ti­ka­la­rı kim­le­rin kül­tür po­li­ti­ka­sı­dır? Ön­ce­ki sap­ta­ma­mız­da bu po­li­ti­ka­la­rın ki­şi, grup ve par­ti­li­le­rin, pro­le­tar­ya adı­na oluş­tu­ru­lan kül­tür po­li­ti­ka­la­rı ol­du­ğu sap­ta­ma­sı­nı yap­mış­tık. İk­ti­da­rın alın­ma­sın­dan ön­ce­ki şart­lar­da, oluş­tu­ru­lan –ko­nu­muz bağ­la­mın­da– kül­tür po­li­ti­ka­la­rı gö­re­ce ola­rak he­def kit­le­le­rin çı­kar­la­rıy­la da­ha faz­la ör­tü­şen po­li­ti­ka­lar­dır. Çün­kü bu va­sı­tay­la he­def kit­le­yi ar­ka­ya al­mak müm­kün ola­bi­le­cek­tir. Ama ik­ti­da­rın alın­ma­sı şart­la­rın­da di­ğer po­li­ti­ka­lar gi­bi kül­tür po­li­ti­ka­la­rı da ya­vaş ya­vaş ik­ti­dar­da­ki par­ti­li­le­rin çı­kar­la­rı doğ­rul­tu­sun­da de­ğiş­me­ye baş­la­ya­cak­tır. Ka­çı­nıl­maz ola­rak bir nok­ta­dan son­ra bu po­li­ti­ka­lar, ik­ti­dar sa­hip­le­ri­nin çı­kar­la­rı­nın yan­sı­ma­la­rı ha­li­ne ge­le­cek­tir. Bu so­nuç, ik­ti­dar or­gan­la­rın­da yer alan bi­rey­le­rin kö­tü ni­yet­le­ri­ne bağ­lı de­ğil­dir. İk­ti­dar or­gan­la­rın­da yer alan bi­rey­le­re, ko­num­la­rı­nın –sos­ya­lizm aşa­ma­sın­da, me­ta iliş­ki­le­ri­nin ka­pi­ta­list iş­le­yi­şe gö­re fark­lı­lık­la­rı­na rağ­men iş­ler­li­ği­ni sür­dü­rü­yor ol­ma­sı, Marks’ın de­yi­miy­le hâ­lâ bur­ju­va hu­ku­ku­nun ge­çer­li ol­ma­sın­dan do­la­yı– avan­taj ve avan­taj im­kan­la­rı ver­me­si­dir. Bu du­rum­da bu bi­rey­le­rin sos­yal ko­num­la­rı de­ğiş­miş­tir ve gi­de­rek de­ği­şik­lik de­rin­le­şe­cek­tir. Bir nok­ta­dan son­ra ise sos­yal ko­nu­mu de­ği­şen bi­rey­le­rin dü­şün­ce­le­ri­nin –ko­nu­muz bağ­la­mın­da kül­tür po­li­ti­ka­la­rı­na yak­la­şım­la­rı­nın– de­ğiş­me­sin­den do­ğal ne ola­bi­lir. Bir nok­ta­dan son­ra mev­cut ‘pro­le­ter kül­tür’ po­li­ti­ka­la­rı, yi­ne ‘pro­le­ter kül­tür’ po­li­ti­ka­la­rı adı al­tın­da içe­rik de­ğiş­ti­ri­le­rek sür­dü­rü­le­cek­tir. Üçün­cü sap­ta­ma­mız da bu­dur.

So­nuç Ola­rak

“Ög­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim” sap­ta­ma­sı­na uy­gun dav­ra­na­bil­mek için pers­pek­ti­fi­miz na­sıl ol­ma­lı­dır? An­ga­je ol­muş ta­raf­lı­lık­tan kur­tu­lup, araş­tır­ma­la­rın so­nuç­la­rın­dan yo­la çı­kı­la­rak ta­raf ol­mak an­la­yı­şı­na sa­hip ol­ma­lı­yız. De­ği­şik bir ifa­de ile, ‘va­ro­lan her­şe­yin aman­sız­ca eleş­ti­ril­me­si­ni esas alan, var­dı­ğı so­nuç­lar­dan, ça­tış­ma­ya gi­re­ce­ği muh­te­mel güç­ler­den kork­ma­yan’ bir pers­pek­ti­fe sa­hip ol­mak­la müm­kün ola­bi­lir. Bu pers­pek­tif­le ha­re­ket et­ti­ği­miz şart­lar­da, araş­tır­ma­la­rı­mı­zın so­nuç­la­rı ne­yi gös­te­ri­yor­sa –fe­odal, bur­ju­va ve pro­le­ter kül­tür adı al­tın­da oluş­tu­ru­lan kül­tür­le­rin olum­suz­luk­la­rı­na kar­şı ta­vır alır­ken olum­lu­luk­la­rın­dan ya­na ta­raf ola­bi­li­riz– tav­rı­mı­zı on­dan ya­na gös­te­re­bi­li­riz. Ha­re­ket ala­nı­mı­zın sı­nır­la­ma­sı or­ta­dan kalk­tı­ğı için “Ög­re­ne­lim, in­san­lı­ğın bü­tün kül­tür mi­ra­sı­nı ta­nı­ya­lım, eleş­ti­ri­ci bir göz­le de­ğer­len­di­re­lim” sap­ta­ma­sı­na uy­gun dav­ra­na­bi­li­riz.
Gü­neş Dün­ya­sı Pro­je­si çer­çe­ve­sin­de yü­rü­tü­le­cek ça­lış­ma­nın so­nu­cun­da oluş­tu­ru­la­cak olan, şid­de­tin, ya­sa­dı­şı­lı­ğın, si­lah­la­rın, pa­ra­nın, sı­nır­la­rın, her tür­lü bü­rok­ra­si ve hi­ye­rar­şi­nin or­ta­dan kal­dı­rıl­dı­ğı; za­na­at ve sa­nat alan­la­rın­da yet­kin­leş­miş bi­lim in­san­la­rın­dan olu­şa­cak olan dün­ya­da sı­nıf­lı top­lum­la­rın ya­rat­mış ol­du­ğu kül­tür­le­rin olum­suz yan­la­rı­nın hep­si de sü­reç için­de ta­ri­he ka­rı­şa­cak, tam an­la­mıy­la bir in­san­lık kül­tü­rün­den bah­se­di­le­bi­li­ne­cek­tir.

Sap­ta­ma­la­rı­mız Üze­ri­ne Bi­raz Da­ha

Pro­le­ter kül­tür ba­kış açı­sı, in­san dü­şün­ce­si­nin ya­rat­tı­ğı her­şe­yi emek­çi sı­nıf ha­re­ke­ti açı­sın­dan ele ala­rak bak­ma­yı ge­rek­tir­di­ği için –emek­çi­ler­den ya­na ta­vır ta­kın­dı­ğı için de­ğil, bu tav­rın, tüm in­san­lı­ğın bi­ri­ki­mi­ni kap­sa­ma­ma­sı bağ­la­mın­da ve an­ga­je ola­rak ta­raf­lı ol­ma­sı bağ­la­mın­da– baş­tan ken­di­si­ne sı­nır­la­ma ge­tir­di­ği­ni söy­le­dik. Bu sı­nır­lan­dır­ma­yı na­sıl ge­tir­di­ği­ni, ta­rih­sel sü­reç için­de söy­le­nen­ler ve uy­gu­la­ma­lar­dan ba­zı ör­nek­le­ri in­ce­le­ye­rek gös­ter­me­ye ça­lı­şa­ca­ğız.
De­ğer­len­dir­me­le­ri­mi­zi esas ola­rak, Gü­ney der­gi­si­nin 5. sa­yı­sın­da­ki kül­tür kon­fe­ran­sı dos­ya­sı üze­rin­den ya­pa­ca­ğız. Bu ça­lış­ma­mız, “…kon­fe­rans için ha­zır­la­nan ya­zı­lar­la il­gi­li gö­rüş­le­ri­ni, eleş­ti­ri ve öne­ri­le­ri­ni bil­di­re­rek tar­tış­ma­yı de­rin­leş­tir­mek is­te­yen­le­rin der­gi­mi­ze yaz­ma­la­rı­nı is­ti­yo­ruz” çağ­rı­sı­na, bi­raz ge­cik­miş de ol­sa ya­nıt ola­cak­tır.
Kül­tür dos­ya­sı­nın, “Ma­ter­ya­list an­la­yış ya da kül­tür ve sa­na­ta yak­la­şım­da çı­kış nok­ta­sı ne ol­ma­lı­dır?” baş­lı­ğı al­tın­da, di­ğer şey­le­rin ya­nın­da: “Sko­las­tik, or­ta­çağ­da Av­ru­pa’da ha­kim olan fel­se­fe­dir. Bu fel­se­fi akı­mın tem­sil­ci­le­ri ve uy­gu­la­yı­cı­la­rı, kar­şı­laş­tık­la­rı so­run­la­rın çö­zü­mü­nü ha­ya­tın ken­di­sin­de de­ğil, kut­sal ki­tap­lar­da ve­ya Aris­to’nun ku­ra­mın­da arı­yor­lar­dı ve bu­na gö­re bi­li­min ve tek­ni­ğin ge­liş­me­si so­nu­cu ba­zı araş­tır­ma­cı­lar, ör­ne­ğin “gü­ne­şin de­ğil dün­ya­nın dön­dü­ğü­nü” id­dia edin­ce, kut­sal ki­tap­lar­da bu­nun ter­si­nin yaz­dı­ğı­na da­ya­na­rak bu “ka­fir­le­ri” mah­kum edi­yor­lar, id­di­asın­dan vaz­geç­me­yen­le­ri ya­kı­yor­lar, (Gi­ar­di­no Bru­no) son an­da vaz­ge­çen­le­ri ise af­fe­di­yor­lar­dı. (Ga­li­le)
Bi­zim, bu alan­da da kar­şı­laş­tı­ğı­mız so­run­la­rı çö­zer­ken çı­kış nok­ta­mız, “kut­sal ki­tap­lar” ve­ya “mut­lak doğ­ru­lar” ola­maz! Doğ­ru­lu­ğu ve ge­çer­li­li­ği pra­tik ha­yat ta­ra­fın­dan ka­nıt­lan­ma­mış hiç­bir bil­gi bi­zim için çı­kış nok­ta­sı ola­maz!” (sf. 11) den­mek­te­dir. Har­fi har­fi­ne bu­ra­da­ki yak­la­şı­ma ka­tı­lı­yo­ruz. Ama ek­si­le­rin ar­tı­la­rı gö­tür­me­si gi­bi bu­ra­da­ki doğ­ru yak­la­şı­mın, da­ha son­ra söy­le­nen­ler ta­ra­fın­dan yok edi­le­ce­ği­ni gö­re­ce­ğiz.
Yi­ne doğ­ru­lu­ğu­na ka­tıl­dı­ğı­mız, sı­nıf­lı top­lum­lar bağ­la­mın­da: “Her çağ­da ege­men dü­şün­ce­ler ege­men sı­nı­fın dü­şün­ce­le­ri­dir, ya­ni top­lu­mun ege­men mad­di gü­cü olan sı­nıf ay­nı za­man­da onun ege­men ma­ne­vi gü­cü­dür de. Mad­di üre­tim araç­la­rı­na sa­hip olan sı­nıf, ay­nı za­man­da zi­hin­sel üre­tim araç­la­rı üze­rin­de de de­ne­tim sa­hi­bi olur; zi­hin­sel üre­tim araç­la­rın­dan yok­sun olan­la­rın dü­şün­ce­le­ri ge­nel­lik­le bu­na ba­ğım­lı­dır.” (sf. 14) den­mek­te, bu­nun­la ba­ğın­tı­lı ola­rak da: “Bur­ju­va­zi, fe­odal dü­ze­nin yı­kı­lıp ken­di dü­ze­ni­nin ku­rul­ma­sı­na hiz­met et­tik­le­ri sü­re­ce bi­lim ve sa­nat­ta­ki ge­liş­me­le­rin bay­rak­tar­lı­ğı­nı yap­mış, ken­di ik­ti­da­rı­nı kur­duk­tan son­ra ise, bi­lim ve sa­na­tı ken­di ik­ti­da­rı­nı pe­kiş­tir­mek, sö­mü­rü sis­te­mi­ni de­vam et­tir­mek ve ezi­len­le­rin mü­ca­de­le­si­ni bas­tır­mak ama­cıy­la kul­lan­mış­tır! Bur­juj­va­zi­nin gö­zün­de bi­lim ve sa­nat, ar­tık mak­si­mal kâr­la­rı­nı da­ha da art­tır­ma­nın araç­la­rın­dan baş­ka bir­şey de­ğil­dir, bu uğur­da gö­ze ala­ma­ya­ca­ğı şey yok­tur!” den­mek­te ve de­va­men, bur­ju­va­zi­nin sa­na­ta yak­la­şı­mın­da­ki olum­suz­luk­lar de­şif­re edil­mek­te­dir. Da­ha son­ra bur­ju­va dü­ze­nin ba­sı­na yak­la­şı­mın­da­ki olum­suz­luk­lar da de­şif­re edi­le­rek, al­ter­na­tif yak­la­şım­lar or­ta­ya ko­nur. “Bu yüz­den öz­gür ba­sın, ar­ka­sın­da te­kel­le­rin ol­ma­dı­ğı, içe­ri­ği­ni ge­le­cek rek­lam say­fa­la­rı­na gö­re ayar­la­ma­yan, ser­ma­ye­nin de­ğil oku­yu­cu­la­rı­nın des­te­ği­ne gü­ve­nen, sos­ye­te­nin re­zil ya­şan­tı­sı­nı de­ğil ül­ke­nin ger­çek­le­ri­ni ele alan, her tür­lü hak­sız­lı­ğın üze­ri­ne çe­kin­me­den gi­den, ya­sak­la­rı, san­sü­re uy­mak için de­ğil yık­mak için kav­ra­yan, ge­le­bi­le­cek bas­kı­la­ra rağ­men doğ­ru­la­rı yaz­mak­tan çe­kin­me­yen ba­sın­dır…” (sf. 16)
Di­ğer şey­le­rin ya­nın­da, ta­raf­lı­lık bağ­la­mın­da: “Sa­nat­çı­la­rın bir di­zi­si de bur­ju­va sı­nır­la­rı için­de at oy­nat­ma­la­rı­na rağ­men ta­raf­sız poz­la­ra bü­rün­mek­te ve­ya sö­mü­rü sis­te­mi­nin ka­ba gö­rün­tü­le­ri­ne kar­şı sö­zü­mo­na ateş­li bir mu­ha­le­fet yü­rüt­mek­te­dir! Bu gi­bi sa­nat­çı­lar, ken­di­le­ri­ne sı­nıf­la­rüs­tü bir ko­num ya­kış­tı­rıp gö­rü­nür­de sı­nıf­la­ra­ra­sı ara­bu­lu­cu­luk yap­ma­ya ça­lış­mak­ta­dır­lar. Fa­kat hem bir top­lum­da ya­şa­yıp hem de on­dan ba­ğım­sız dav­ran­mak müm­kün de­ğil­dir. Sı­nıf­la­ra bö­lün­müş bir top­lum­da sı­nıf­la­rüs­tü sa­nat yap­mak müm­kün de­ğil­dir!” (sf. 16) sap­ta­ma­sı ya­pıl­mak­ta­dır. Ve al­ter­na­tif yak­la­şım ola­rak da şu alın­tı­ya yer ve­ri­lir: “…so­run an­cak şöy­le ko­na­bi­lir: ya bur­ju­va ide­olo­ji­si, ya sos­ya­list ide­olo­ji. Bu­ra­da iki­si­nin or­ta­sı bir şey yok­tur. (Çün­kü in­san­lık “üçün­cü” bir ide­olo­ji ya­rat­ma­mış­tır ve da­ha­sı, sı­nıf kar­şıt­lık­la­rıy­la par­ça­lan­mış bir top­lum­da sı­nıf­la­rüs­tü ya da sı­nıf­lar dı­şı bir ide­olo­ji de ola­maz.) Bu ne­den­le sos­ya­list ide­olo­ji­nin her kü­çüm­se­ni­şi, on­dan her uzak­laş­ma, ay­nı za­man­da bur­ju­va ide­olo­ji­si­nin güç­len­di­ril­me­si de­mek­tir” (sf. 16) den­mek­te­dir.
Bu­ra­da doğ­ru­lar­la yan­lış­lar bir ara­da­dır ve bu­ra­da­ki sap­ta­ma­lar, “…Bi­zim, bu alan­da da kar­şı­laş­tı­ğı­mız so­run­la­rı çö­zer­ken çı­kış nok­ta­mız, “kut­sal ki­tap­lar” ve­ya “mut­lak doğ­ru­lar” ola­maz! Doğ­ru­lu­ğu ve ge­çer­li­li­ği pra­tik ha­yat ta­ra­fın­dan ka­nıt­lan­ma­mış hiç­bir bil­gi bi­zim için çı­kış nok­ta­sı ola­maz!” (sf. 11) an­la­yı­şı­nı yad­sı­yan bir an­la­yış­tır.
Bu alın­tı­da­ki doğ­ru­lar ve yan­lış­lar ne­ler­dir?  Bu­ra­da­ki doğ­ru sap­ta­ma, “sı­nıf kar­şıt­lık­la­rıy­la par­ça­lan­mış bir top­lum­da sı­nıf­la­rüs­tü ya da sı­nıf­lar dı­şı bir ide­olo­ji de ola­maz” sap­ta­ma­sı­dır. Ger­çek­ten de, sı­nıf­lı top­lum­lar­da ifa­de edi­len her yak­la­şım, bel­li bir ki­şi, ke­sim ve sı­nı­fın an­da­ki çı­kar­la­rı­na uy­gun olur­ken; di­ğer ki­şi, ke­sim ve sı­nıf­la­rın an­da­ki çı­kar­la­rı­na uy­gun de­ğil­dir. Bu bağ­lam­da sı­nıf­la­rüs­tü bir ide­olo­ji ola­maz. Ama bu doğ­ru sap­ta­may­la bir­lik­te, “ya bur­ju­va ide­olo­ji­si, ya sos­ya­list ide­olo­ji” iki­le­mi­ni or­ta­ya ko­yup “Bu ne­den­le sos­ya­list ide­olo­ji­nin her kü­çüm­se­ni­şi, on­dan her uzak­laş­ma, ay­nı za­man­da bur­ju­va ide­olo­ji­si­nin güç­len­di­ril­me­si de­mek­tir.” so­nu­cu­na var­mak, mark­sist an­la­yı­şın do­ğal so­nu­cu­dur ama prob­le­min de kay­na­ğı­dır. Ve bu yak­la­şı­mın so­nu­cu ola­rak, ‘sos­ya­list ide­olo­ji’ ni­yet­ten ba­ğım­sız ola­rak, “kut­sal ki­tap­lar” ve­ya “mut­lak doğ­ru­lar”a in­dir­ge­ne­bil­mek­te­dir.
Na­sıl? Bu yak­la­şı­ma gö­re doğ­ru­la­rı, araş­tır­ma­la­rı­mı­zın so­nu­cu­na gö­re de­ğil, sos­ya­liz­min ön­gö­rü­le­ri­ne gö­re sı­na­mak eği­li­mi ge­li­şe­bil­di­ği gi­bi; araş­tır­ma­la­rı­mı­zın so­nuç­la­rı­nı ön­gö­rü­le­ri­mi­zin le­hi­ne yo­rum­la­ma eği­li­mi­ne gi­re­bi­li­yo­ruz. (Bu­ra­da kas­te­di­len, Mark­sizm­den çı­kış ya­pı­la­rak, araş­tır­ma­la­rın so­nu­cu­na gö­re dav­ra­nıl­ma­sı­nın müm­kün ol­ma­dı­ğı de­ğil­dir. Ta­bii ki Mark­sist’ler araş­tır­ma­la­rın so­nuç­la­rı­na gö­re ta­vır ala­bi­lir­ler ve alı­yor­lar da. Ama an­ga­je ta­raf­tar­lı­ğın do­ğal so­nu­cu ola­rak, ba­zı­la­rı­nın, olay­la­ra “kut­sal ki­tap­lar” ve­ya “mut­lak doğ­ru­lar”a da­ya­na­rak yak­laş­ma­sı­na ola­nak ver­di­ği bağ­la­mın­da prob­lem var. Bu tür­lü ki­şi­le­rin güç­ler den­ge­sin­de ağır­lı­ğa sa­hip ol­ma­sı kar­şı­sın­da işin ne­re­ye var­dı­ğı bi­li­ni­yor.) Ve bu nok­ta­dan son­ra işe is­ter is­te­mez öz­nel­lik gir­mek­te­dir. Çün­kü pro­le­tar­ya sos­yal ko­nu­mun­dan çı­kış ala­rak sos­ya­liz­min ide­olo­ji­si­ni oluş­tu­ra­ma­dı­ğı için, oluş­tu­ru­lan ide­olo­ji­ler pro­le­tar­ya adı­na oluş­tu­ru­lan ve oluş­tu­ran ki­şi­le­re gö­re de­ği­şe­bi­len şey­ler­dir. Böy­le ol­du­ğu için, sos­ya­liz­min doğ­ru ön­gö­rü­le­ri ola­rak or­ta­ya ko­nu­lan gö­rüş­ler, çe­şit­li ol­du­ğu gi­bi; bu­gün için doğ­ru ola­rak de­ğer­len­di­ri­len sap­ta­ma­lar ay­nı ya­pı­lan­ma­lar için­de za­man için­de de­ğiş­ti­ri­le­bil­mek­te­dir. Ge­nel­lik­le doğ­ru ola­rak ka­bul edi­len şey­ler, an­da­ki güç­ler den­ge­si­ne gö­re güç­le­ri elin­de bu­lun­du­ran­la­rın gö­rüş­le­ri ol­mak­ta­dır. Den­ge­ler de­ğiş­ti­ğin­de de doğ­ru­lar de­ğiş­mek­te­dir. Bu du­rum doğ­ru­la­rı sap­ta­ma­mız­da, “kut­sal ki­tap­lar” ve­ya “mut­lak doğ­ru­lar”a baş­vu­rul­ma­sı­na ne­den ola­bil­mek­te ve sü­reç için­de ge­liş­ti­ri­len her tür­lü mu­ha­le­fet an­da­ki ha­kim olan, “kut­sal ki­tap­lar” ve­ya “mut­lak doğ­ru­lar”a uy­mu­yor ge­rek­çe­siy­le afo­roz edi­le­bil­me­si­ne ola­nak sağ­la­mak­ta­dır. Pro­le­tar­ya­nın çı­ka­rı­na olan sap­ta­ma­lar, güç­ler den­ge­si­nin so­nu­cu ola­rak, ‘bur­ju­va sap­ma­lar’ ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­bil­di­ği gi­bi; yi­ne güç­ler den­ge­si­ne bağ­lı ola­rak, pro­le­tar­ya­nın aley­hi­ne ola­bi­len sap­ta­ma­lar, ‘pro­le­ter sap­ta­ma­lar’ ola­rak gös­te­ri­le­bi­li­yor. Bu du­rum kar­şı­sın­da mev­cut gö­rüş­le­ri ve uy­gu­la­ma­la­rı prob­lem­li bu­lan ki­şi­ler ya çe­şit­li suç­la­ma­la­rı ka­bul ede­rek gö­rüş­le­ri­ni be­lir­te­cek ya da gö­rüş­le­ri­ni dil­len­di­re­me­ye­cek­tir. Yi­ne çe­şit­li ki­şi­sel çı­kar pe­şin­de olan ki­şi­ler için, güç­ler den­ge­si­ne gö­re or­ta­ya ko­nu­lan gö­rüş ve uy­gu­la­ma­la­rın en ateş­li ta­raf­tar­la­rı olun­ma­sı­nın, bek­len­ti­le­ri­ne en uy­gun ge­le­ce­ği­ni bil­me­le­ri son de­re­ce do­ğal ola­cak­tır.
Gö­rül­dü­ğü gi­bi ne­yin bur­ju­va ide­olo­ji­si ne­yin pro­le­ter ide­olo­ji­si ol­du­ğu­nun sap­tan­ma­sı­nın öz­nel de­ğer­len­dir­me­le­re bağ­lı ol­ma­sı, “ya bur­ju­va ide­olo­ji­si, ya sos­ya­list ide­olo­ji” iki­le­mi­ni or­ta­ya ko­yup “Bu ne­den­le sos­ya­list ide­olo­ji­nin her kü­çüm­se­ni­şi, on­dan her uzak­laş­ma, ay­nı za­man­da bur­ju­va ide­olo­ji­si­nin güç­len­di­ril­me­si de­mek­tir.” sap­ta­ma­sı­nı prob­lem­li ya­pı­yor.
Ken­di­mi­zi bu iki­le­me bağ­lı kıl­ma­yıp da her ko­nu­ya so­mut yak­la­şıp, araş­tır­ma­la­rı­mı­zın so­nuç­la­rı­na gö­re ta­vır alır­sak –’sos­ya­list ger­çek­çi’ de­ğil, ‘ger­çek­çi’ olur­sak– prob­le­mi or­ta­dan kal­dı­ra­bi­li­riz. Hak­lı ola­rak şu so­ru­la­cak­tır: Her ko­nu­ya so­mut yak­la­şan de­ği­şik bi­rey­le­rin araş­tır­ma­la­rı­nın so­nuç­la­rı da öz­nel, ken­di ki­şi­sel de­ğer­len­dir­me­si ol­ma­ya­cak mı­dır? Ta­bii ki öy­le ola­cak­tır. Ama bu du­rum­da fark­lı­lık şu­ra­da­dır. Hiç kim­se ken­di de­ğer­len­dir­me­le­ri­ni ‘bu pro­le­tar­ya­nın ide­olo­ji­si­dir’ ya da ‘bu bur­ju­va ide­olo­ji­si­ne kar­şı­dır’ pa­yan­da­sı­na da­yan­dır­ma ola­na­ğı­nı bu­la­ma­ya­cak­tır. Bu po­zis­yon­da araş­tır­ma­la­rın so­nuç­la­rı han­gi sı­nı­fın le­hi­ne ve­ya aley­hi­ne de­ğer­len­dir­me­le­ri içe­rir­se içer­sin or­ta­ya ko­nul­ma­sı­na en­gel teş­kil et­me­ye­cek­tir. Bu du­rum­da bi­rey­le­rin gö­rüş­le­ri­ni di­ğer ki­şi­le­re ka­bul et­tir­me­le­ri açık­la­ma­la­rı­nın ik­na gü­cü­ne bağ­lı ola­cak­tır.
‘Sos­ya­lizm ve sa­nat’ baş­lı­ğı al­tın­da şöy­le den­mek­te: “Bi­lim, kül­tür ve sa­nat ala­nın­da ge­liş­me­le­rin önün­de­ki en bü­yük en­gel, ser­ma­ye­nin biz­zat ken­di­si­dir. çün­kü ser­ma­ye, bu alan­lar­da ge­liş­me­ye an­cak ken­di sö­mü­rü sis­te­mi­ne hiz­met et­ti­ği sü­re­ce ve öl­çü­de izin ver­mek­te­dir! Bu an­lam­da sa­na­tın ger­çek an­lam­da ge­liş­me­si­nin önü­nü aça­bil­mek için, onu ser­ma­ye­nin tut­sak­lı­ğın­dan kur­tar­mak ge­re­kir. Ser­ma­ye­nin ik­ti­da­rı­nı yık­ma­dan bu alan­lar­da, top­lu­mun ezi­ci ço­ğun­lu­ğu­nu oluş­tu­ran emek­çi­le­rin ya­ra­rı­na bir iler­le­me­nin ger­çek­leş­me­si müm­kün de­ğil­dir!” (sf. 16)
Çö­züm öne­ri­si ola­rak da şun­lar söy­len­mek­te­dir: “Kül­tür ve sa­nat fa­ali­yet­le­rin­den tüm top­lu­mun ya­rar­la­na­bil­me­si, ce­ha­le­tin or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı, sa­na­tın öz­gür bir bi­çim­de ge­li­şe­bil­me­si an­cak sos­ya­lizm­de müm­kün ola­cak­tır! Çün­kü sos­ya­lizm­de ya­zar, pa­ra ka­zan­mak için yaz­mak zo­run­da kal­ma­ya­cak, “ya­şa­ya­bil­mek ve ya­za­bil­mek için” pa­ra ka­za­na­cak­tır. (Ni­çin pa­ra ka­zan­ma­ya ça­lı­şı­lır? Ter­sin­den söy­le­mek an­la­mı de­ğiş­ti­ri­yor mu?) Çün­kü ha­ya­tı ga­ran­ti al­tı­na alı­nan ya­zar, ya­rı­nı na­sıl çı­ka­ra­ca­ğım di­ye dü­şün­ce­ler ara­sın­da de­ğil, üre­te­cek­le­ri­nin mil­yon­lar­ca emek­çi ta­ra­fın­dan me­rak­la bek­len­di­ği bi­lin­ciy­le ya­za­cak­tır! Çün­kü top­lu­mun ezi­ci ço­ğun­lu­ğu­nu oluş­tu­ran emek­çi­le­rin ik­ti­da­rı­nın gü­ven­ce­si al­tın­da üre­te­cek olan sa­nat­çı­lar, bi­çim­sel ya­sak­lar­la kar­şı­laş­ma­ya­cak­lar­dır! Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü açık­tan yık­ma­ya yö­ne­lik eser­ler (abç) dı­şın­da sa­nat­çı, is­te­di­ği­ni is­te­di­ği gi­bi ya­rat­ma öz­gür­lü­ğü­ne ve im­kan­la­rı­na sa­hip ola­cak­tır! Ba­sın laf­ta de­ğil ger­çek an­lam­da öz­gür ola­cak­tır.” (sf. 16) Evet, ser­ma­ye ha­ki­mi­ye­ti­ni or­ta­dan kal­dı­ra­cak olan sos­ya­lizm, kül­tür ve sa­nat fa­ali­yet­le­rin­den tüm top­lu­mun ya­rar­la­na­bil­me­si, ce­ha­le­tin or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­sı, sa­na­tın öz­gür bir bi­çim­de ge­li­şe­bil­me­si­ne ola­nak sağ­la­ya­cak­tır. İd­dia bu, ama id­di­anın ba­şa­rı­sız­lı­ğa uğ­ra­ma­sı­nı sağ­la­ya­cak yak­la­şım da bu id­di­ay­la bir­lik­te di­le ge­ti­ri­li­yor. “Kü­çük” bir kı­sıt­la­ma söz­ko­nu­su, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü açık­tan yık­ma­ya yö­ne­lik eser­ler dı­şın­da sa­nat­çı, is­te­di­ği­ni is­te­di­ği gi­bi ya­rat­ma öz­gür­lü­ğü­ne ve im­kan­la­rı­na sa­hip ola­cak­tır! Ba­sın laf­ta de­ğil ger­çek an­lam­da öz­gür ola­cak­tır. Bu “kü­çük” kı­sıt­la­ma ba­sı­nın laf­ta de­ğil de ger­çek­ten öz­gür ol­ma­sı­na en­gel ol­ma­ya­cak mı? Mark­sist an­la­yı­şa gö­re en­gel ol­ma­ya­cak­tır. Çün­kü her­şey pro­le­tar­ya­nın çı­kar­la­rı açı­sın­dan de­ğer­len­di­ril­mek­te­dir ve kı­sıt­la­ma­lar da bu­nun do­ğal so­nu­cu­dur.
Ama yu­ka­rı­da be­lirt­ti­ği­miz gi­bi, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü açık­tan yık­ma­ya yö­ne­lik eser­le­rin ne­ler ol­du­ğu ki­şi­le­re gö­re de­ği­şe­bi­le­ce­ği için, sub­jek­tif de­ğer­len­dir­me­ye açık ol­du­ğu için, bu za­rar­lı eser­le­rin ne­ler ol­du­ğu da an­da­ki güç­ler den­ge­si­ne gö­re ha­kim olan­la­rın öz­nel de­ğer­len­dir­me­le­ri­ne bağ­lı ola­cak­tır. Bu yüz­den ör­ne­ğin, bir dö­nem, par­ti­li­le­rin top­lan­tı­dan top­lan­tı­ya ko­şa­rak ya­rar­sız iş­ler yap­ma­sı­nı eleş­ti­ren Ma­ya­kovs­ki’nin par­ti­li­ler­le dal­ga ge­çen ‘Top­lan­tı­lar­da otu­rup kal­mış­lar’ ad­lı şi­iri, dev­rim­ci eleş­ti­rel şi­ir ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­bi­lir­ken; baş­ka bir dö­nem­de, Gü­ney’in 7. sa­yı­sın­da çe­vi­ri­si ve­ri­len, –okun­du­ğun­da bu­ra­da­ki eleş­ti­ri ve alay do­zu­nun on ka­tı­nı içe­ren ya­zı­la­rın bur­ju­va ya­zar­lar ta­ra­fın­dan ka­pi­ta­list ül­ke­ler­de ya­zı­la­bi­lin­di­ği­ni gö­re­ce­ği­miz– Zoş­çen­ko’nun ‘Bir may­mu­nun ma­ce­ra­la­rı’ ad­lı öy­kü­sü za­rar­lı ya­yın ola­rak de­ğer­len­di­ri­le­rek bu ya­zar afo­roz edi­le­bi­li­yor.
Yan­lış an­la­şıl­ma­mak için şu­nu be­lirt­me­miz ge­re­ki­yor. Biz bu­ra­da­ki san­sür an­la­yı­şı­nı, Mark­sizm’in yan­lış yo­rum­lan­ma­sı­nın so­nu­cu ola­rak gör­mü­yo­ruz. Bu san­sür an­la­yı­şı Mark­sist an­la­yı­şın do­ğal so­nu­cu­dur. Ki­mi Mark­sizm yo­rum­cu­la­rı­nın bu san­sür an­la­yı­şı­nı eleş­ti­re­rek bun­dan kur­tu­lun­ma­sı şart­la­rın­da ola­sı prob­lem­le­rin or­ta­dan kal­ka­ca­ğı de­ğer­len­dir­me­si­ne ka­tıl­mı­yo­ruz. Bu şe­kil­de yo­rum­la­nıp böy­le dav­ra­nıl­ma­sı şart­la­rın­da da prob­lem or­ta­dan kalk­maz yal­nız­ca şe­kil de­ğiş­ti­rir. Ör­ne­ğin, çok ka­nat­lı par­ti, de­ği­şik par­ti­le­rin ol­ma­sı sa­vu­nu­la­rı. Bu du­rum­da mev­cut par­ti­ler, ken­di­le­ri­nin en faz­la pro­le­tar­ya­nın çı­ka­rı­nı sa­vu­nan par­ti­ler ol­du­ğu­nu söz­de is­pat et­me ya­rı­şı­na gi­rer­ler; tıp­kı bur­ju­va par­ti­le­rin hep­si­nin de, tüm hal­kın, ulu­sun çı­kar­la­rı­nı sa­vu­nan par­ti­ler ol­du­ğu ko­nu­sun­da man­gal­da kül bı­rak­ma­ma­la­rı gi­bi. Çün­kü ik­ti­dar ola­nak de­mek­tir ve bu ola­nak­la­rı el­de et­mek için halk­tan oy al­mak ge­rek­mek­te­dir ve bu du­rum­da da hal­kın “ona­yı­nı” al­mak için de dev­re­ye zor ve ma­ni­pü­las­yon araç­la­rı gi­rer.
Sü­re­cin ka­çı­nıl­maz ola­rak bu olum­suz nok­ta­ya gel­mek zo­run­da ol­ma­sı id­di­ası ne­ye da­yan­mak­ta­dır? Prob­le­min kay­na­ğı ne­re­de­dir? Prob­le­min kay­na­ğı, sos­ya­list top­lum­lar­da ser­ma­ye­nin or­ta­dan kal­dı­rıl­ma­mış ve kal­dı­rı­la­ma­ya­cak ol­ma­sın­da­dır. Sos­ya­lizm­de ser­ma­ye bi­çim de­ğiş­tir­miş ve bü­rok­ra­tik ka­pi­ta­list bir bi­çi­me dö­nüş­müş­tür. Çün­kü sos­ya­lizm aşa­ma­sın­da ba­zı fark­lı­lık­la­ra rağ­men me­ta iliş­ki­le­ri için­de ka­lın­dı­ğın­dan ser­ma­ye yok edi­le­mi­yor. Ser­ma­ye­ler tek tek bi­rey­le­rin mül­ki­ye­tin­den kur­tu­lup dev­let mül­ki­ye­ti­ne geç­ti­ği için ser­ma­ye dev­le­te ait olu­yor. Ta­bii Mark­sist söy­le­me gö­re sos­ya­list dev­let de, tüm emek­çi­le­rin, ezi­len­le­rin dev­le­ti ol­du­ğu için bu mül­ki­yet şek­li emek­çi­ler­den, ezi­len­ler­den ya­na­dır. Ama bu id­dia hiç de doğ­ru de­ğil. Çün­kü ser­ma­ye­nin bi­rey­sel sa­hip­le­nil­me­si or­ta­dan kal­dı­rıl­mış ol­sa da, yö­ne­ti­ci­lik ko­nu­mu yö­ne­ti­ci­le­re bir sü­rü avan­taj­lar ve avan­taj im­kan­la­rı sun­mak­ta­dır. Ve yö­ne­ti­ci­ler bu avan­taj­la­rı kul­lan­dık­la­rı oran­da çı­kar­la­rı­nın fark­lı­lı­ğı de­rin­leş­mek­te, sos­yal sta­tü­le­ri­nin de­ğiş­me­si­ne pa­ra­lel ola­rak da dü­şün­ce­le­ri de­ğiş­me­ye baş­la­mak­ta­dır. Sos­ya­lizm­de de sa­nat fa­ali­yet­le­ri, tıp­kı ka­pi­ta­list sis­tem­de sa­na­tın ser­ma­ye­nin çı­kar­la­rı­na bağ­lı ol­ma­sı gi­bi, ege­men bü­rok­rat­la­rın çı­kar­la­rı­na ta­bi kı­lı­nır. Sü­reç ka­çı­nıl­maz ola­rak bu nok­ta­ya ge­lir.
Sos­ya­lizm­de, ha­ya­tı ga­ran­ti al­tı­na alı­nan ya­zar, ya­rı­nı na­sıl çı­ka­ra­ca­ğım di­ye dü­şün­ce­ler ara­sın­da de­ğil, üre­te­cek­le­ri­nin mil­yon­lar­ca emek­çi ta­ra­fın­dan me­rak­la bek­len­di­ği bi­lin­ciy­le ya­za­cak­tır, de­ni­li­yor. Bir ya­zar eser­le­ri­ni ya­ra­tır­ken bu ese­ri­nin, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nü açık­tan yık­ma­ya yö­ne­lik ol­ma­ma­sı için dik­kat ede­cek. –Za­val­lı ya­zar için, ne­yin za­rar­lı ne­yin za­rar­sız ola­ca­ğı­nı tes­pit et­me­nin zor­lu­ğu kar­şı­sın­da en ko­lay yol, ha­kim gö­rüş­le­rin dal­ka­vuk­ça sa­vu­nul­ma­sı ola­cak­tır.– Bu düş­kün­lü­ğü gös­ter­me­yen sa­nat­çı­lar eser­le­ri­ni na­sıl or­ta­ya ko­ya­cak­lar ve hal­ka su­na­cak­tır? Ola­nak­lar, ha­kim yö­ne­ti­ci­le­rin de­ne­ti­min­de­dir ve on­la­rın ona­yı dı­şın­da bu ola­nak­lar kul­la­nı­la­maz.
An­cak bi­rey­le­rin tü­ke­tim ve kul­la­nım ola­nak­la­rı­nın sı­nır­la­ma­sız ol­du­ğu bir top­lum­da, di­ğer şey­le­rin ya­nın­da bi­rey­le­rin öz­gür sa­nat fa­ali­yet­le­rin­den bah­se­de­bi­li­riz. Bu şart­lar­da bi­rey­ler sa­nat­la­rı­nı ger­çek­leş­ti­re­bil­mek ve bun­la­rı di­ğer ki­şi­le­re ulaş­tır­mak­ta ba­ğım­lı­lık­tan kur­tu­la­cak­la­rı için, eser­le­ri, tam ola­rak be­nim­se­dik­le­ri ve is­te­dik­le­ri bi­çim ve içe­ri­ğe sa­hip ola­cak­tır. An­cak dı­şın­da­ki ki­şi­le­rin eleş­ti­ri­le­ri­ni hak­lı bul­duk­la­rı şart­lar­da eser­le­ri­ni de­ğiş­tir­me­ye ge­rek­si­nim du­ya­cak­lar­dır.
So­nuç ola­rak di­ğer alan­lar­da ol­du­ğu gi­bi sa­nat ala­nın­da da tam öz­gür­lük, Mark­sist’le­rin ko­mü­nist top­lum ola­rak isim­len­dir­dik­le­ri, me­ta iliş­ki­le­rin­den kur­tu­lun­muş olan bir top­lum­da müm­kün­dür. Bu top­lu­ma ulaş­mak için kur­gu­la­nan Mark­siz­min yön­tem­le­riy­le böy­le bir top­lum­sal sis­te­me ula­şı­la­maz. Çün­kü bu yön­tem ken­di için­de, –sos­ya­lizm aşa­ma­sın­da– kla­sik ka­pi­ta­list sis­te­me dö­nül­me­si­nin mad­di te­me­li­ni ba­rın­dı­rı­yor.
Bu so­nuç­tan yo­la çı­kı­la­rak oluş­tu­ra­ca­ğı­mız top­lum­sal dö­nü­şüm pro­je­si, di­rek ola­rak me­ta iliş­ki­le­rin­den kur­tul­ma­yı he­def­le­yen bir ta­sa­rım ol­mak zorun­dadır. An­cak bu pers­pek­tif­le ulaşılacak olan top­lum­da sınır­lamasız kül­tür faaliyet­lerin­den bah­sedebiliriz.

Olası geliş­meler üzerine bir değer­len­dir­me

Güney der­gisinin kül­tür sanat politikalarına yak­laşımın­daki olası geliş­melerin neler olabileceği üzerine yapacağımız değer­len­dir­meler, yak­laşımımızı daha an­laşılır kılabilecek­tir.
“Han­gi kül­tür mirasına sahip çıkıyoruz?” ve “Sov­yet­ler Bir­liği deneyimin­de öne çıkan bazı nok­talar” ana baş­lık­ları al­tın­da or­taya konulan görüş­ler­de –çok genel olarak ifade eder­sek– Sov­yet­ler Bir­liği’ndeki kül­tür sanat politikaları teorik ve pratik olarak süreç için­deki geliş­meleriy­le ele alınıyor. Der­giye göre “sos­yalist ger­çek­çiliğin proleter dev­letin res­mi sanat an­layışı olarak for­müle edil­mesi gayet doğ­rudur. An­cak sos­yalist ger­çek­çiliğin uy­gulan­ması ve egemen kılın­masın­da bir dizi hatalar da yapıl­mış­tır. Sov­yet­ler Bir­liği deneyiminin olum­lu yön­lerin­den ol­duğu gibi, yapılan hatalar­dan da öğ­ren­mek, doğ­ru bir sos­yalist kül­tür-sanat politikası için mut­laka gerek­lidir.” Bu yak­laşıma sahip olan der­giye göre Sov­yet­ler’de, “sos­yalist ger­çek­çiliğin uy­gulan­masın­da içerik­te sınır, genel­de par­tinin içeriğini dol­dur­duğu biçim­de olum­lu eser­ler­le çizilip, çizilen bu ol­duk­ça dar sınır için­de ol­mayan eser­lere hemen hiç­bir yaşam hak­kı tanımayarak, ger­çeğin dar­laş­tırıl­ması hatasına düşül­müş­tür. Yasak­çı yön­tem­ler yer yer ağır bas­mış, “olum­suza” kar­şı mücadele için­de de olum­lunun, doğ­runun kav­ratıl­ması yön­temi faz­la kul­lanıl­mamış­tır. Geliş­me için­de Lenin ve Stalin’e sanat eser­lerin­de gereğin­den faz­la yer veril­miş, kişiye tap­manın geliş­mesine yar­dım­cı olun­muş­tur. Niyet ne olur­sa ol­sun, için­de bulunulan koşul­lar ne derece zor­layıcı olur­sa ol­sun, kişiye tap­manın geliş­mesi/geliş­tiril­mesi sonuç­ta sos­yaliz­me zarar ver­miş­tir.”
Yine der­giye göre, “sos­yalist bir ül­ke sanat eser­leriy­le il­gili olarak ‘yasak­ları’ değil, ideolojik mücadeleyi esas alır. Sos­yaliz­me sin­sice sal­dıran ‘sanat eser­lerine’ kar­şı en önem­li güven­ce, iş­çilerin, köy­lülerin, emek­çilerin yük­sek bilin­cidir. Yasak­lar, bel­li durum­lar­da ‘zorun­lu’ bir kötülük olarak kabul edil­melidir. İçerik­te tabii ki yığın­ları sos­yalist ik­tidara kar­şı açık­ça kış­kır­tan, açık­ça ırk­çılık, faşizm, cin­siyet­çilik yapan, sanat adına por­nog­rafi sunan ‘sanat eser­leri’ kısıt­lanır, gerek­li ol­duğu hal­ler­de yasak­lanır da. Fakat, içerik­te sınırın neler ol­mayacağı ile ‘olum­suz’ çizil­mesi yeter­lidir. Sınırın ‘neyin nasıl ol­ması gerek­tiği’ biçimin­de çizil­meye kal­kıl­ması, tek­düzelik, bas­makalıp­çılık, ken­dini yinelemeden öteye geçememe gibi teh­likeleri için­de barın­dır­mak­tadır. Bu yapıl­mamalıdır. Bunun dışın­da sanat kişiye tap­mayı körük­leyici biçim­de kul­lanıl­mamalıdır.
Sos­yalist sanat, biçime tam bir öz­gür­lük tanımalı, biçim­de sınır konul­mamalıdır. Doğ­ru bir içeriği sanat­sal bir tarz­da ifade et­menin yüz­ler­ce yolu, yön­temi, biçimi var­dır. Bun­ların her­biri emek­çilerin beğenisini kazan­mak için yarışabil­melidir. Bu yarış­tan sos­yalizm, yığın­ların sürek­li gelişen es­tetik beğenisi kazanç­lı çıkacak­tır.” (Güney, sayı 7, sf. 15)
Der­ginin yak­laşımına göre, yukarıda alın­tıladığımız şekil­de dav­ranıl­ması şart­ların­da olum­suz­luk­lar aşılacak­tır. Bu müm­kün değil, kuş­kusuz sap­tanılan hataların aşıl­ması sonucun­da olum­suz­luk­ların oluş­ması süreci uzatılabilinir ama bozul­ma kaçınıl­maz­dır. Çün­kü der­gi de, san­sürü –Mark­sist an­layışın doğal bir sonucu olarak daha dik­kat­li olun­ması şar­tı ile– savunuyor. Bu şart­lar­da yukarıda belirt­tiğimiz neden­ler­den dolayı bozul­ma kaçınıl­maz­dır.
Güney der­gisinin güç­ler den­gesine göre an­daki tav­rı bu. Ama onun­la ay­nı kanıda ol­mayan­lar var. On­lar da sos­yalist ger­çek­çiliği savunuyor­lar ama, Güney’in geç­mişi değer­len­dir­mesin­de katıl­madık­ları yan­lar. Ör­neğin A. Zeki Çelik bun­lar­dan birisi. Ona göre Güney der­gisinin sos­yalist top­lum­da sanat­çılar için tanıdığı öz­gür­lük ol­duk­ça geniş bir öz­gür­lük­tür: “…sanat­çılar biçim­sel yasak­lar­la kar­şılaş­mayacak­lar­dır! Proletar­ya dik­tatör­lüğünü açık­tan yık­maya yönelik eser­ler dışın­da sanat­çı, is­tediğini is­tediği gibi yarat­ma öz­gür­lüğüne ve im­kan­larına sahip olacak­tır!” yak­laşımı, “sanat­çılara bir sınır­lama dışın­da (“proletar­ya dik­tatör­lüğünü açık­tan yık­maya yönelik eser­ler dışın­da”) sınır­sız öz­gür­lük tanınıyor. Bu, öz­gür­lük sorununa bur­juva bakış açısıy­la yak­laş­mak­tır. Ger­çek şu ve pratik de gös­ter­miş­tir ki, kül­tür-sanat-edebiyat alanı, hem biçim hem de içerik konusun­da, proleter par­tisinin karış­mayacağı, sınıf mücadelesinin dışın­da özel bir alan değil, bilakis sınıf mücadelesinin en kız­gın olarak yürüdüğü alan­lar­dan birisidir. Bu alana proleter dev­letin ve proleter par­tinin karış­mamasını, ya da faz­la karış­mamasını savun­mak; sanat­çının ‘is­tediğini is­tediği gibi yarat­masını’ savun­mak, bu alanı sınıf mücadelesi açısın­dan gereken önemi ver­memek an­lamına gelir, ki bu da alanı bur­juvaziye ter­ket­mek demek­tir.” (Güney, sayı 8, sf. 25) Güney der­gisin­de güç­ler den­gesi A. Zeki Çelik gibi düşünen­lerin lehine değiş­tiği şart­lar­da kriter­ler daha daral­tılacak; an­daki çiz­giyi dar bulan­lar, güç­ler den­gesin­de ağır­lığa sahip ol­maları durumun­da kriter­ler daha da geniş­letilecek­tir. Her üç eğilim­den han­gisi güç­ler den­gesin­de ağır­lık­lı duruma gelir­se gel­sin sonuç nihai olarak değiş­meyecek­tir. Meta iş­leyişinin zorun­lu sonucu olarak her durum­da da yoz­laş­ma kaçınıl­maz olacak­tır.
Proleter kül­tür bağ­lamın­da genel olarak or­taya koy­duğumuz fark­lı görüş­lerimizi kon­ferans­ta tar­tış­mak is­tiyoruz.

Sev­gi ve dost­luk ile. 


Not: Yeni yak­laşımın, an­da M-L’yi en iyi şekil­de yorum­layan çev­renin için­de yer al­mış kişi tarafın­dan oluş­turul­muş ol­ması tesadüfi bir şey değil­dir. Bir şeyin geliş­tiril­mesi var olanın en iyi şekil­de kav­ranıl­ması şart­ların­da müm­kün­dür. Bu bağ­lam­da “Güneş Dün­yası Projesi” genel olarak tüm in­san­lığın olum­lu olum­suz birikim­lerinin değer­len­diril­mesinin sonucu olarak görülebileceği gibi, özel olarak da, ‘Çağ­rı’ çiz­gisinin oluş­masın­da emeği geçen­lerin kat­kılarının sonucu olarak görül­melidir.
M-L an­layışın sonucu olarak, –yukarıda açık­lamaya çalış­tığımız an­gaje taraf­tar­lık an­layışının– pozis­yonumuz, an­gaje taraf­lılığı red­det­tiği için aforoz edilerek tar­tış­madan bugün için kaçınılabilinir. Ama aforozun zayıf­lığın işareti, tar­tış­manın güç­lülüğün, ken­dine güvenin işareti ol­duğu bilinen bir ger­çek­tir.

GÜNEŞ DÜNYASI YAYINEVİ