Ana Sayfa Sayılar Güney 12 Mayıs Sıkıntısı

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3146532
Şu anda 66 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Mayıs Sıkıntısı PDF Yazdır e-Posta

Berlin Film Festivali sonuçları ve “Mayıs Sıkıntısı” üzerine

50. Ber­lin Film Fes­ti­va­li (Ber­li­na­le) 9-20 Şu­bat ta­rih­le­ri ara­sın­da, ye­ni me­kâ­nın­da ya­pıl­dı. Nuri Bilge CeylanBer­li­na­le bu kez, bun­dan 10 yıl ön­ce Ba­tı Ber­lin ile; Do­ğu Ber­li­ni ayı­ran du­var ne­de­niy­le boş alan du­ru­mun­da olan; “Al­man­ya’nın ‘bir­leş­me­sin­den” (Siz Es­ki Do­ğu Al­man­ya’nın, Ba­tı Al­man­ya ta­ra­fın­dan ‘ba­rış­çı’ il­ha­kı bi­çi­min­de de oku­ya­bi­lir­si­niz) son­ra Mer­ce­des (Şim­di Da­im­ler/Chrysler!) ve Sonny te­kel­le­ri­ne sa­tı­lan Pots­da­mer Mey­da­nı’nda, 10 yıl için­de ya­ra­tı­lan “ye­ni mer­kez­de” ya­pıl­dı. Bu ye­ni mer­ke­zin mi­ma­ri­si, hem Sonny ken­ti; hem de Mer­ce­des ken­ti açı­sı­dan, ye­ni ta­pı­nak­la­rın te­kel yö­ne­tim mer­kez­le­ri, tü­ke­tim ve eğ­len­ce mer­kez­le­ri ol­du­ğu dü­şün­ce­si­nin ca­ma, çe­li­ğe, be­to­na dö­kül­dü­ğü bir mi­ma­ri. Ya­pı­lar, Sonny ken­ti açı­sı­dan da­ha tam ta­mam­lan­mış de­ğil, fa­kat film­le­rin bir bö­lü­mü­nün gös­te­ril­di­ği “Si­ne­ma Sa­ra­yı” bu yıl fes­ti­va­lin gös­te­ri mer­kez­le­rin­den bi­riy­di.
Bu yıl res­mi ya­rış­ma­da top­lam 27 uzun met­raj­lı film ya­rış­ma­ya ka­tıl­dı. Res­mi ya­rış­ma prog­ra­mı için­de ya­rış­ma­ya ka­tı­lan film­ler ara­sın­da Nu­ri Bil­ge Cey­lan’ın, An­tal­ya Film Fes­ti­va­li’n­de de ödül­ler ka­zan­mış olan “Ma­yıs Sı­kın­tı­sı” fil­mi de var­dı. Ay­rı­ca ya­rış­ma­da 11 kı­sa met­raj­lı film gös­te­ril­di. Bun­lar­dan bi­ri de Tür­ki­ye kö­ken­li Nu­ray Şa­hin’in “Son Kur­şun” isim­li fil­miy­di.
Her yıl ol­du­ğu gi­bi fes­ti­va­le pa­ra­lel ola­rak bir “Ço­cuk Film­le­ri Fes­ti­va­li”, ya­rış­ma dı­şı f­ilm­le­rin gös­te­ril­di­ği “Pa­no­ra­ma”; özel­lik­le genç si­ne­ma­cı­la­ra şans ta­nı­yan ve fes­ti­va­le pa­ra­lel yü­rü­yen “Fo­rum”da da yüz­ler­ce film gös­te­ril­di. Ay­rı­ca ho­mo­sek­sü­el si­ne­ma­cı­lar da, res­mi prog­ra­mın ya­nın­da pa­ra­lel bir fes­ti­val ola­rak ken­di film­le­ri­ni gös­te­rip, ken­di ödül­le­ri­ni da­ğıt­tı­lar.
Fes­ti­va­lin ya­rış­ma bö­lü­mü­nün so­nun­da da­ğı­tı­lan ödül­le­rin dö­kü­mü şöy­le:
Al­tın Ayı: Pa­ul Tho­mas An­der­son’un re­ji­sör­lü­ğü­nü yap­tı­ğı, Ma­nol­ya isim­li ABD fil­mi.
Gü­müş Ayı – Jü­ri Bü­yük Ödü­lü: Dsang Yi­mou’nun re­ji­sör­lü­ğü­nü yap­tı­ğı “The Ro­ad Ho­me” (Çin) ad­lı film.
Gü­müş Ayı – En ‹yi Re­ji­sör: “Ay­da­ki Adam” (ABD) fil­mi için Mi­los For­man’a
Gü­müş Ayı – En ‹yi Ka­dın Oyun­cu: Vol­ker Schlön­dorf’un “Kur­şun­dan Son­ra­ki Ses­siz­lik” ad­lı fil­min­de­ki (Al­man­ya) oyun­la­rı için  Bi­bi­ana Beg­lau ve Nad­ja Uhl’a
Gü­müş Ayı – En ‹yi Er­kek Oyun­cu: Nor­man Je­wi­son’un “The Hur­ri­can” fil­min­de­ki (ABD) oyu­nu için Den­zel Was­hing­ton’a
Gü­müş Ayı – Jü­ri Ödü­lü: Wim Wen­ders’in “The Mil­li­on Dol­lar Ho­tel” isim­li (Al­man­ya) fil­mi­ne… (Bu film Al­man­ya adı­na ya­rış­ma­ya ka­tı­lan, ABD’de çe­kil­miş, ABD’de bir otel­de­ki olay­la­rı ko­nu alan bir film. As­lın­da bu film de ABD film­le­ri için­de sa­yıl­ma­lı / BN)
Gü­müş Ayı – Ola­ğa­nüs­tü Ba­şa­rı Ödü­lü: Ru­dolf Tho­me’nin “Pa­ra­di­so” fil­mi­nin tüm oyun­cu kad­ro­su­na;
Al­tın Ayı – Kı­sa Film: Je­an Ro­us­se­lot’un yö­net­ti­ği “Alf­red Le­pe­tit ‹çin Ho­maj” fil­mi (Fran­sa)
Gü­müş Ayı; Kı­sa Film: Pa­vel Ko­utsky’nin yö­net­ti­ği “Me­dia” isim­li film. (Çe­kis­tan)
Ma­vi Me­lek; En ‹yi Av­ru­pa Fil­mi: “Kur­şun­dan Son­ra­ki Ses­siz­lik”, Vol­ker Schlön­dorf (Al­man­ya)
Alf­red Ba­uer Ödü­lü – En ‹yi ‹lk Film: Aki­ra Oga­ta’nın “Er­kek Ço­cuk Ko­ro­su” (Ja­pon­ya)
UNI­CEF -Ço­cuk Fil­mi Ödü­lü: “Çe­lik Adam”; Re­ji: Vin­cent Bal (Hol­lan­da) ve “Ca­cık, An­ne ve Po­lis” Re­ji: El­la Lem­ha­gen (‹s­veç)
Ho­mesk­sü­el Film Film Ödü­lü “Teddy: Go­ut­tes d’eau sur pi­er­res bru­lan­tes” Re­ji: Fran­co­is Ozon (Fran­sa) ve “Pa­rag­raf 175” Re­ji: Rob Eps­te­in ve Jeff­rey Fri­ed­man (ABD)
Manf­red Salz­ge­ber Ödü­lü: “El Mar “ Re­ji Agus­ti Vi­la­ron­ga (‹s­pan­ya)
Film Eleş­tir­men­le­ri Ödül­le­ri: Ya­rış­ma­da Cla­ude Mil­ler’in yö­net­ti­ği “La chamb­re ma­gi­ci­en­nes” (Fran­sa); Pa­no­ra­ma’da “Pa­rag­raf 175” Re­ji: Rob Eps­te­in ve Jeff­rey Fri­ed­man (ABD); Fo­rum’da “Pa­zar­te­si” Re­ji: Sa­bu (Ja­pon­ya)
Oku­me­nik Jü­ri (Or­tak Ki­li­se­ler Jü­ri­si) Ödü­lü: Ya­rış­ma­da Dsang Yi­mou’nun “The Ro­ad Ho­me” fil­mi­ne; Pa­no­ra­ma’da Da­vid Bla­us­te­in’ın “Sa­vaş Ga­ni­me­ti” fil­mi­ne; Fo­rum’da Jo­han van der Ke­uken’in “Bü­yük Ta­til” fil­mi­ne;
Al­man Si­ne­ma Sa­hip­le­ri Bir­li­ği Ödü­lü: Nor­man Je­wi­son’un “The hur­ri­ca­ne” fil­mi­ne
Wolf­gang Sta­ud­te Ödü­lü: Vin­ko Bre­san’ın (Hır­va­tis­tan) “Ma­re­şal - Ti­to’nun Ru­hu” fil­mi­ne
Ca­li­ga­ri Ödü­lü: Di­mos Av­de­li­odis’in (Yu­na­nis­tan) “Kor­ku­luk­la­rın ‹lk­ba­har Top­lan­tı­sı” isim­li fil­mi­ne
Ba­rış Fil­mi Ödü­lü: “Long Nights Jo­ur­ney In­to Day”; Re­ji: Fran­ces Re­id ve De­bo­rah Hoff­mann
New York Film Aka­de­mi­si Kı­sa Film Ödü­lü: Nat­ha­lie Per­ci­li­er’in “Ku­ru Ek­mek”; Srdjan Vu­le­tic’in “Hop, Skip and Jump”; ve Gi­an­lu­ca Val­le­ro’nun “Fi­ni­mon­do” isim­li film­le­ri­ne.
Pa­no­ra­ma Se­yir­ci Ödü­lü: Je­an Pi­er­re Si­na­pi’nin “Na­ti­ona­le 7” isim­li fil­mi­ne
Ge­rek fes­ti­val­de, ge­rek ödül­ler­de –jü­ri­nin tüm den­ge ça­ba­la­rı­na rağ­men– ABD si­ne­ma­sı­nın ezi­ci et­ki­si ken­di­ni gös­te­ri­yor. Bu et­ki yal­nız­ca ABD film­le­ri­nin sa­yı­sı ile, al­dı­ğı ödül­le­rin çok­lu­ğuy­la vb. de­ğil, onun koy­du­ğu öl­çü­le­rin film­ci­le­rin bü­yük ço­ğun­lu­ğu açı­sın­dan uyul­ma­sı ge­re­ken norm­lar ola­rak ka­bul edil­me­siy­le gö­rü­lü­yor. Ör­ne­ğin, Al­man­ya adı­na ya­rı­şan ve çı­kış nok­ta­sın­da Al­man­ya’­da “ya­zar film­le­ri” adıy­la anı­lan, Holly­wo­od norm­la­rın­dan uzak bir “Av­ru­pa si­ne­ma­sı” ya­rat­ma id­di­asın­da akı­mın ku­ru­cu­la­rın­dan Wim Wen­ders’in “Mil­yon Do­lar Ote­li”, va­rı­lan ye­rin ti­pik ör­ne­ği. Ta­bii Wen­ders’e hak­sız­lık et­me­mek için, onun “Ame­ri­kan­laş­ma­sı­nın”, ör­ne­ğin bir Ro­land Em­me­rich ve­ya bir Wolf­gang Pe­ter­sen, ve­ya Pa­ul Ve­er­ho­ven ka­dar iler­le­miş ol­ma­dı­ğı­nı da söy­le­mek ge­rek.
Fes­ti­val’in ya­rış­ma bö­lü­mü­ne “Tür­ki­ye” adı­na ka­tı­lan Nu­ri Bil­ge Cey­lan’ın fil­mi, hiç bir ödül al­ma­ma­sı­na rağ­men, ben­ce üze­rin­de ko­nu­şul­ma­sı ge­re­ken bir film. Çün­kü, bu film Holly­wo­od’un koy­du­ğu norm­la­rı norm ola­rak ka­bul et­me­yen, Holly­wo­od’un dik­te et­ti­ği sı­nır­la­rın dı­şı­na çı­kan bir film. Holly­wo­od’un sı­ra­dı­şı in­san­la­rın, sı­ra­dı­şı öy­kü­le­ri­ni duy­gu­la­rın mak­si­mum sö­mü­rül­me­siy­le, se­yir­ci­ye film bo­yun­ca bir da­ki­ka bi­le din­len­me fır­sa­tı ver­me­yen bir tem­poy­la an­la­tan –ama bu işi hak­kı­nı ve­re­rek, us­ta­ca ya­pan– si­ne­ma­sı dı­şın­da, onun ter­si­ne bir film Nu­ri Bil­gi Cey­lan’ın fil­mi.
O Tür­ki­ye­’nin kü­çük bir ka­sa­ba­sın­da, “sı­ra­dan” in­san­la­rın, çok sı­ra­dan kı­sa öy­kü­le­ri­ni, za­ma­nın ne­re­dey­se yer yer bi­re­bir yan­sı­tıl­dı­ğı­nı dü­şün­dü­ğü­nüz bir tem­poy­la an­la­tı­yor. MTV  es­te­ti­ği­ne alış­mış, Holly­wo­od tem­po­su­na alış­mış olan­lar için, “Ma­yıs Sı­kın­tı­sı”, tam bir sı­kın­tı fil­mi! “Ne an­la­tı­yor bu ya?!” “Ne bi­çim tem­po bu ya?!” de­dir­te­cek bir film. Fa­kat eğer ken­di­ni­zi bir kap­lum­ba­ğa­nın onu vi­de­oya çek­me­ye ça­lı­şan re­ji­sö­rün ve onun ya­nın­da­ki ço­cu­ğun elin­den kaç­ma­sı gi­bi bir öy­kü­yü de sey­ret­me­ye alış­tı­ra­bi­lir­se­niz, onun ka­çı­şı, ka­çı­şı­nın hı­zı si­zi in­san ola­rak il­gi­len­di­rir­se, fil­min akı­şı­na bı­ra­ka­bi­lir­se­niz ken­di­ni­zi, “Ma­yıs Sı­kın­tı­sı”, sı­kın­tı ol­mak­ta çı­kıp ke­yif­le sey­re­di­len, in­sa­ni bir film olur si­zin için.
Film, fil­min üç dört ki­şi­si et­ra­fın­da, bir­bi­ri­ne bağ­lı kü­çük öy­kü­cük­ler, bu ara­da Nu­ri Bil­ge Cey­lan’ın bun­dan bir yıl ön­ce yi­ne Ber­li­na­le’nin “Fo­rum” bö­lü­mü­nde gös­te­ri­len “Ka­sa­ba”sı­nı an­la­tı­yor.
Ön­ce film çek­mek için ka­sa­ba­sı­na dö­nen, oyun­cu ve me­kan ara­yan re­ji­sö­rün, onun zor­luk­la­rı­nın, film yap­ma güç­lük­le­ri­nin öy­kü­sü film.
Son­ra bu re­ji­sö­rün –ger­çek­te de Nu­ri Bil­ge Cey­lan’ın ba­ba­sı olan– ba­ba­sı­nın, 50 yıl­dır üze­rin­de ekip biç­ti­ği ve et­ra­fı­na ağaç­lar dikk­ti­ği tar­la­sı­nın, Ta­pu Ka­dast­ro me­mur­la­rı ta­ra­fın­dan or­man­lık alan ilan edi­lip elin­den alın­ma teh­li­ke­si­ne kar­şı, hu­kuk sa­va­şı­nın, di­ren­ci­nin, “Bu­ra­sı Tür­ki­ye” uya­rı­la­rı­na rağ­men, hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü­ne inan­cı­nı yi­tir­me­me­si­nin öy­kü­sü.
Re­ji­sö­rün, an­ne ve ba­ba­sı­nın oyun­cu­lu­ğa ra­zı et­me­ye ça­lış­ma­sı­nın, ra­zı et­me­si­nin öy­kü­sü.
An­ne ile ba­ba ara­sın­da, ka­şın­tı­nın ır­si olup ol­ma­dı­ğı gi­bi gün­cel ko­nu­la­rı içe­ren in­sa­ni iliş­ki­le­rin öy­kü­sü.
Ne olur­sa ol­sun ‹s­tan­bul’a ka­pa­ğı at­mak is­te­yen, ve so­nun­da bu­nu be­ce­rip be­cer­me­di­ği yi­ne açık ka­lan ye­ğe­nin öy­kü­sü.
Ce­bin­de kırk gün çiğ yu­mur­ta ta­şır­sa, düş­le­di­ği “mü­zik­li sa­ate” ka­vu­şa­cak olan bir baş­ka kü­çük ye­ğe­nin öy­kü­sü. Bu kü­çük ye­ğe­nin, bir şey­le­re va­ra­bil­mek için faz­la za­rar­lı ol­ma­yan ba­zı “hi­le­le­re” baş­vur­mak zo­run­da kal­ma­sı­nın, bu­nu öğ­ren­me­si­nin öy­kü­sü.
“Lam­ba­da”­yı ça­lan mü­zik­li bir çak­ma­ğın el de­ğiş­tir­me­si­nin öy­kü­sü.
Ve her­ke­sin esas der­di­nin ken­di der­di ol­du­ğu­nun ve dert din­le­di­ğin­de de esa­sın­da ak­lı­nın ken­di der­din­de ol­du­ğu­nun öy­kü­sü. vs. vs.
Ya­ni hiç bir ola­ğa­nüst­lü­üğü ol­ma­yan, kü­çük in­sa­ni öy­kü­ler Nu­ri Bil­ge Cey­lan’ın an­lat­tı­ğı.
Na­sıl an­lat­tı­ğı gö­rül­me­ye de­ğer.
Bu ara­da ta­bii ka­sa­ba­nın, or­ma­nın, ağaç­la­rın, gü­ne­şin, do­ğa­nın, kap­lum­ba­ğa­nın, yağ­mu­run ve rüz­ga­rın öy­kü­sü an­la­tı­lan.
An­la­tı­lan­la­rın hiç­bi­ri ola­ğa­nüs­tü öy­kü­ler de­ğil. Oyun­cu­lar ken­di­le­ri­ni oy­nu­yor. Fa­kat ka­ba bir na­tü­ra­lizm de yok film­de. Fil­min ger­çek ol­ma­dı­ğı­nı, film için­de film­le, ör­ne­ğin vi­de­onun kır­mı­zı lam­ba­sıy­la bi­li­yor­su­nuz hep. Do­ğal­lı­ğın oy­nan­dı­ğı­nı gö­rü­yor­su­nuz film­de. Bu­nun zor, yo­ru­cu, yıp­ra­tı­cı bir iş ol­du­ğu­nu gö­rü­yor­su­nuz. So­nuç: ‹yi kur­gu­lan­mış, iyi oy­nan­mış, eli yü­zü düz­gün ve ka­me­ra­sı mü­kem­mel bir film.
Film esa­sın­da bun­dan iki yıl ön­ce yi­ne Ber­li­na­le’de, “Fo­rum” bö­lü­mü­mün­de gös­te­ri­len “Ka­sa­ba”da ol­du­ğu gi­bi, tam bir Nu­ri Bil­ge Cey­lan fil­mi.
Re­ji Nu­ri Bil­ge Cey­lan, ka­me­ra Nu­ri Bil­ge Cey­lan, se­nar­yo Nu­ri Bil­ge Cey­lan; oyun­cu­la­rın bü­yük ço­ğun­lu­ğu Nu­ri Bil­ge Cey­lan’ın ya­kın ak­ra­ba­la­rı, ar­ka­daş­la­rı; me­kân­lar Nu­ri Bil­ge Cey­lan’ın ya­kın­dan bil­di­ği, ta­nı­dı­ğı me­kân­lar. Bu film bü­tün gü­zel­li­ği­ne rağ­men, Nu­ri Bil­ge Cey­lan açı­sın­dan, “Ka­sa­ba”’nın tek­rar­lan­dı­ğı bir film. “Ka­sa­ba”’nın renk­li­si, ikin­ci bas­kı­sı… “Ka­sa­ba II”!
Gü­zel, ama yet­mez.
Nu­ri Bil­ge Cey­lan, ar­tık ka­sa­ba­nın ve ai­le­nin dı­şı­na çık­ma­lı­dır.
Bu iki yıl ön­ce “Ka­sa­ba” fil­mi üze­ri­ne Gü­ney’de ya­yın­la­nan bir ya­zı­da söy­len­miş­ti. (Bkz. Gü­ney, sa­yı 4, say­fa 56-57) Yi­ne­le­le­mek ge­re­ki­yor!
Nu­ri Bil­ge Cey­lan  ken­di­si­ni, ya­kın çev­re­si­ni, ya­kın­dan bil­di­ği­ni çok gü­zel an­la­ta­bi­le­ce­ği­ni gös­ter­miş­tir. Ye­te­nek­li bir re­ji­sör ve çok iyi bir ka­me­ra­man ol­du­ğu­nu da gös­ter­miş­tir.
Bun­dan son­ra­sı “Ka­sa­ba III” ol­ma­ma­lı­dır. Nu­ri Bil­ge Cey­lan baş­ka öy­kü­ler de an­lat­ma­lı­dır. Bi­raz da­ha ce­sa­ret!
ANUŞ PAZARCIYAN, 23 Şu­bat 2000