Ana Sayfa Sayılar Güney 12 Sevdalınız komünisttir! / Nazım Hikmet

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3146529
Şu anda 69 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Sevdalınız komünisttir! / Nazım Hikmet PDF Yazdır e-Posta

Sevdalınız komünisttir
on yıldan beri hapistir
yatar Bursa kalesinde

Yatar, ama zincirini kırmış yatar,
en âlâ bir mertebeye ermiş yatar,
yatar Bursa kalesinde.

Memleket toprağındadır kökü,
Bedreddin gibi taşır yükü,
yatar Bursa kalesinde

Türküsü tükenip bitmeden
cennetini kaybetmeden
yatar Bursa kalesinde

Yıl­maz Gü­ney’e yö­ne­lik sal­dı­rı­la­rın art­tı­ğı bir dö­nem­de, Yıl­maz Gü­ney gi­bi ko­mü­nist bir sa­nat­çı olan Na­zım Hik­met de tar­tış­ma­la­rın içi­ne çe­kil­di. Bur­ju­va­zi­nin önem­li bir ke­si­mi Na­zım Hik­met hak­kın­da bir di­zi –ço­ğun­luk­la “olum­lu”– şey söy­le­di. An­cak söy­le­nen­ler ye­ni de­ğil­di. Uzun bir sü­re­dir, bur­ju­va­zi­nin çe­şit­li si­ma­la­rı Na­zım’la il­gi­li “jest­ler­de” bu­lu­nu­yor­lar­dı…
Cum­hur­baş­ka­nı De­mi­rel, AGİT zir­ve­si­nin ka­pa­nış ko­nuş­ma­sın­da Na­zım’ın “Has­ret” şi­iri­ne atıf­ta bu­lu­nu­yor, ko­nuş­ma­sı­nı bu şi­ir­den mıs­ra­lar­la “süs­lü­yor­du”…
Fa­zi­let Par­ti Ge­nel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Er­tan Yü­lek Na­zım Hik­met’in me­za­rı­nı zi­ya­ret et­miş ol­du­ğu­nu vur­gu­lu­yor, “re­jim aleyh­tar­lı­ğı ile va­tan ha­in­li­ği­nin bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­rı­la­rak ona bü­yük hak­sız­lık ya­pıl­dı­ğın­dan” dem vu­ru­yor­du.
MHP Ge­nel Baş­kan Yar­dım­cı­sı Şev­ket Bü­lent Yah­ni­ci; “Na­zım’ın be­nim de çok be­ğen­di­ğim, se­ve­rek oku­yup söy­le­di­ğim şi­ir­le­ri var. Ne Meh­met Akif söy­len­di­ği gi­bi bir din şa­iri­dir, ne Na­zım din­siz ve ko­mü­nist bir şa­ir­dir. Na­zım’ın bu­ram bu­ram va­tan­se­ver­lik ko­kan şi­ir­le­ri var­dır.” di­yor­du.
Hür­ri­yet,  ilk say­fa­sın­da Na­zım’ın 21. yüz­yı­la atıf­ta bu­lu­nan “20. As­ra Da­ir” şi­iriy­le 2000’li yıl­la­rı kar­şı­lı­yor­du… vs. vs.
Tüm bun­la­rın ön­ce­sin­de ama MHP’nin ölen baş­ka­nı Al­pars­lan Tür­keş, ölü­mün­den ön­ce­ki son MHP kong­re­sin­de Na­zım’ın “Bu has­ret bi­zim” di­ze­le­ri­ni oku­yor ve “Aca­ba ne­ler olu­yor?” de­dir­ti­yor­du…
Ger­çek­ten ne­ler olu­yor­du?
Türk bur­ju­va­zi­si­nin da­ha dü­ne ka­dar “va­tan ha­ini”, “ko­mü­nist” vs. ola­rak ilan et­ti­ği Na­zım’a bu “sev­da­nın” al­tın­da ne­ler ya­tı­yor­du?
Yu­ka­rı­da da de­ğin­di­ği­miz gi­bi ha­kim sı­nıf­lar Yıl­maz Gü­ney gi­bi Na­zım Hik­met’e de yıl­lar­ca çok çe­şit­li sal­dı­rı­lar­da bu­lun­muş, sür­gün­ler, ha­pis­ler, ya­sak­la­ma­lar, vs. ile on­la­ra düş­man­lık­la­rı­nı açık­ça gös­ter­miş; halk­la­rın gön­lün­de taht ku­ran bu iki ko­mü­nist sa­nat­çı­yı ora­dan sö­küp at­mak için çok uğ­raş­mış­lar­dı. An­cak na­fi­le! Yok­sul hal­kın, ne ken­di­le­ri­nin bir par­ça­sı ola­rak gör­dü­ğü Yıl­maz Gü­ney ve Na­zım Hik­met’e sev­gi­si azal­dı; ne de onu ora­dan sö­küp al­ma­ya bur­ju­va­zi­nin gü­cü yet­ti…
O hal­de ne ya­pıl­ma­lıy­dı? Os­man­lı’da ve on­la­rın mi­ras­çı­la­rın­da oyun çok­tu! Ve bu mi­ras­çı­lar kit­le­le­rin gön­lün­den sö­küp ata­ma­dık­la­rı Na­zım’ı sis­tem­le bu­luş­tur­ma­ya, onu “eh­li­leş­tir­me­ye”, ki­mi yan­la­rı­nı “tör­pü­le­ye­rek” sa­hip­len­me ça­lış­ma­la­rı­na baş­la­dı­lar.
Yıl­maz Gü­ney tar­tış­ma­la­rı sü­rer­ken Li­be­ral De­mok­rat Par­ti Baş­ka­nı Be­sim Ti­buk’un Na­zım Hik­met’i “za­yıf ka­rak­ter­li, za­rar­lı bir za­val­lı” ta­nım­la­ma­sıy­la Na­zım Hik­met ko­nu­su bir kez da­ha tar­tış­ma or­ta­mı­na çe­kil­di. Di­ğer yan­dan ama Kül­tür Ba­kan­lı­ğı 2002 yı­lı­nın Na­zım’ın 100. do­ğum yı­lı ol­ma­sı ne­de­niy­le UNES­CO ta­ra­fın­dan “Na­zım Hik­met Yı­lı” ol­ma­sı için ça­lış­ma­lar baş­lat­tı­ğı­nı açık­la­dı. As­so­ci­ated Press Ha­ber Ajan­sı Kül­tür Ba­kan­lı­ğı’nın bu gi­ri­şi­mi­ni dün­ya­ya “Tür­ki­ye Na­zım’dan özür di­li­yor!” yo­ru­muy­la du­yu­ru­yor­du…
Tüm bu tar­tış­ma­la­rı şu nok­ta­lar­da top­la­mak müm­kün:
Na­zım’la il­gi­li yü­rü­yen tar­tış­ma­da iki yön var…
Bun­lar­dan bi­rin­ci­si;  Bur­ju­va­zi­nin Na­zı­m’a bir tür­lü sa­hip çık­ma ça­ba­sı­dır. Bur­ju­va­zi­nin Na­zı­m’a sa­hip çık­ma­sı­nın da bir tek yo­lu var: O’nu ko­mü­nist, sos­ya­list ki­şi­li­ğin­den so­yut­la­mak… Türk bur­ju­va­zi­si Na­zım’ı Türk şa­iri ola­rak sa­hip­le­ni­yor. De­mi­rel ve di­ğer­le­ri  O’nu ko­mü­nist ki­şi­li­ğin­den so­yut­la­yıp şa­ir­li­ği­ni kul­lan­ma­ya çok­tan baş­la­dı­lar.
Na­zım si­ya­si ki­şi­li­ğin­den so­yut­la­na­rak ele alı­na­bi­lir mi? El­bet­te ha­yır! Na­zım tam da si­ya­si ki­şi­li­ği ne­de­niy­le­Türk bur­ju­va­zi­si ta­ra­fın­dan sü­rüm sü­rüm sü­rün­dü­rül­müş, 23 yıl ha­pis yat­mış ve son­ra yurt­dı­şı­na çık­mak zo­run­da kal­mış bi­ri­si­dir. O’nun şi­ir­le­ri­ne de çok açık bir şe­kil­de yan­sıt­tı­ğı dün­ya gö­rü­şü, bu gö­rüş­ler uğ­ru­na çek­ti­ği sı­kın­tı­la­rı gör­mez­den gel­mek ve gö­rüş­le­riy­le eser­le­ri ara­sın­da ol­ma­yan bir fark­lı­lık ara­ma­ya kal­kış­mak, böy­le bir fark­lı­lı­ğın ol­ma­dı­ğı­nın gö­rül­me­di­ği yer­de bu­nu ya­rat­ma­ya ça­lış­mak boş uğ­raş­tır. Bu yüz­den onu bu şe­kil­de “sa­vun­ma” ve “sa­hip­len­me” ça­ba­la­rı sah­te­kar­lık­tır.
Na­zım’ın, bel­li bir bi­çim­de bur­ju­va­zi­nin de sa­hip­le­nip kul­la­na­bi­le­ce­ği pat­ri­yo­tizm, Türk mil­li­yet­çi­li­ği vs. yan­la­rı da var­dır. Ke­ma­liz­me kar­şı tav­rın­da, Kur­tu­luş Sa­va­şı’nda ve son­ra­sın­da TKP’nin Ke­ma­liz­me ha­yır­hah yak­la­şı­mın­da, TKP için­de en sol­cu­la­rın­dan bi­ri­si ol­ma­sı­na rağ­men Na­zım da pa­yı­nı al­mış­tır. Bu­na rağ­men ama bur­ju­va­zi­nin Na­zım’a yap­tı­ğı kor­kunç bir hak­sız­lık­tır. Ama önü­müz­de­ki dö­nem­de bur­ju­va­zi, Na­zım’ı “va­tan­per­ver bir Türk şa­iri” ola­rak bu­gü­ne ka­dar ol­du­ğun­dan da­ha öne çı­ka­rı­p ona da­ha faz­la “sa­hip çı­ka­cak­la­rı” açık­tır. Na­zım Hik­met’in va­ta­na ba­kış açı­sı sı­nıf­sal ba­kı­şın­dan ba­ğım­sız de­ğil­dir. Bu nok­ta­da en iyi ya­nı­tı Na­zım ken­di şi­ir­le­rin­de ver­mek­te­dir. O, “Va­tan Ha­ini” şi­irin­de “va­ta­na” ba­kış açı­sı­nı çok iyi ifa­de et­mek­te­dir. Bu şi­iri­ni yan sü­tun­la­rı­mız­da ya­yın­lı­yo­ruz.
Şa­ir ola­rak; her­kes Na­zım’ın çok iyi bir şa­ir ol­du­ğu ko­nu­sun­da hem­fi­kir­dir. En azı­lı Na­zım düş­man­la­rı bi­le onun bu ya­nı­nı tes­lim et­mek zo­run­da kal­mış­lar­dır. Ör­ne­ğin 11 Ocak 2000 ta­rih­li ya­zı­sın­da Al­te­mur Kı­lıç, bir yan­dan ona olan düş­man­lı­ğı­nı ku­sar­ken, di­ğer yan­dan O’nun şi­iri kar­şı­sın­da; “Kim­se Na­zım’ın iyi bir şa­ir ol­ma­dı­ğı­nı söy­le­mi­yor. Ço­ğu­muz, en mil­li­yet­çi olan­la­rı­mız bi­le, onun ba­zı mıs­ra­la­rı­nı sev­miş, bel­le­ği­miz­de tut­muş, oku­mu­şuz­dur. Al­pars­lan Tür­keş de onun Ana­do­lu’yu tas­vir eden mıs­ra­la­rın­dan alın­tı yap­mış­tır. Bu onun gü­nah­la­rı­nı ve iha­net­le­ri­ni unut­tu­ğu­muz, Tür­ki­ye’ye kar­şı iş­le­di­ği suç­la­rı af­fet­ti­ği­miz ma­na­sı­na gel­mez!” di­yor­du.
Bü­tün ha­ta­la­rı­na, yan­lış­la­rı­na rağ­men Na­zım, süb­jek­tif ni­yet ola­rak şi­ir­le­rin­de ko­mü­niz­mi ge­le­ce­ğin top­lu­m pro­je­si ola­rak pro­pa­gan­da et­miş­tir. Ve hiç bir dö­nem­de, en a­zın­dan söy­lem dü­ze­yin­de Na­zım ko­mü­nizm­den vaz­geç­me­miş­tir. Ken­di­si­ni ko­mü­nist bir şa­ir, he­de­fi­ni ko­mü­nizm ola­rak be­lir­le­yen Na­zım’ı bu gö­rüş­le­rin­den so­yut­la­mak müm­kün de­ğil­dir.
Na­zım Hik­met’in si­ya­si ya­nı ko­nu­sun­da ko­mü­nist­le­rin bir gö­re­vi var­dır: Ha­ta­la­rı ve yan­lış­la­rı bağ­la­mın­da bu­gün­kü ko­mü­nist­ler, bun­la­rın ne ol­du­ğu­na açık ta­vır ta­kın­ma gö­re­vi­ne sa­hip­tir­ler. Ko­mü­nist­ler Na­zım ko­nu­sun­da doğ­ru dü­rüst bir de­ğer­len­dir­me ya­pıp Na­zım’a ne öl­çü­de, ne ka­dar sa­hip çı­ka­cak­la­rı­nı be­lir­le­mek zo­run­da­dır­lar. Bu iş önü­müz­de dur­mak­ta­dır.
İkin­ci ola­rak; bur­ju­va­zi için­de Na­zım “sa­hip­le­ni­lir­ken” yi­ne Na­zım’ın si­ya­si ki­şi­li­ği ne­de­niy­le bu “sa­hip­len­me­ye” kar­şı çı­kan­lar da var­dır. Bun­lar, Na­zım’ın va­tan ha­in­li­ği­ni öne çı­ka­rıp ya­pı­la­nın yan­lış ol­du­ğu­nu söy­le­mek­te­dir­ler. Al­te­mur Kı­lıç gi­bi­le­ri bu ke­si­me ör­nek­tir. Bun­lar gi­de­rek azın­lık­ta kal­ma­la­rı­na rağ­men hâ­lâ var­lık­la­rı­nı sür­dü­rü­yor­lar.
Bü­tün­lük­lü bak­tı­ğı­mız­da gi­di­şa­t bur­ju­va­zi­nin Na­zım’ı da­ha çok sa­hip­le­ne­ce­ği yö­nün­de­dir. Bur­ju­va­zi Na­zım’ın ko­mü­nist­li­ği­ni de “genç­lik he­ve­si”, “ken­di­ni bir ke­re bu işin içi­ne sok­muş­tu, kur­tu­la­ma­dı” vs. vs. ge­rek­çe­le­re bağ­lı­yor. Önü­müz­de­ki dö­nem bu yö­nü da­ha faz­la iş­le­ye­cek­ler­dir. An­cak yu­ka­rı­da da de­ğin­di­ği­miz gi­bi Na­zım; ko­mü­nist ol­du­ğu­nu şi­ir­le­rin­de açık­ça be­lirt­miş­tir. Bur­ju­va­zi­nin sev­da­lı­sı Na­zım ko­mü­nist­tir! Onun bu ter­ci­hi ne bir genç­lik he­ve­si­dir, ne de dal­ga­ya ka­pı­lıp git­me şek­lin­de bir ko­mü­nist­lik­tir. O’nun bu ter­ci­hi­ni, dü­nün “dev­rim­ci­si”, “ko­mü­nis­ti” olan, bu­gün ise bur­ju­va­zi­nin emir-ko­mu­ta­sın­da hiz­met gö­ren dö­nek sol­cu­la­rın ken­di po­zis­yon­la­rı ile kı­yas­la­ma­ya kal­kış­ma­sı –ki; ki­mi “dö­nek­ler” böy­le bir ta­vır için­de­dir­ler!– bi­le abes­le iş­ti­gal­dir.
Ha­kim sı­nıf­la­rın, Na­zım’ı si­ya­si gö­rüş­le­rin­den so­yut­la­ya­rak “sa­hip­len­me” çabaları kar­şı­sın­da iş­çi­le­rin, emek­çi­le­rin gö­re­vi ken­di şa­iri­ne sa­hip çık­mak, burjuva sahtekarlığa karşı mücadele etmektir!
Bur­ju­va­zi­nin Na­zım’ı “sa­hip­len­me” sah­te­kar­lı­ğı­na izin ve­ri­le­mez… Na­zım ulus­la­ra­ra­sı pro­le­tar­ya­nın de­ğer­le­rin­den bi­ri­dir…
Na­zım bi­zim­dir!

DERYA GÜMÜ
Ş, Mart 2000