Ana Sayfa Sayılar Güney 08 Stanley Kubrick

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3145983
Şu anda 106 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Stanley Kubrick PDF Yazdır e-Posta

Sinema bir ustasını daha kaybetti: Stanley Kubrick

Ar­ka­da gö­ğe yük­se­len çok düz­gün yon­tul­muş ko­yu renk bir mo­no­lit, ön­de bir­bir­le­ri­ye bir su bi­ri­kin­ti­si üze­rin­de ege­men­lik icin öle­si­ye kav­ga eden in­san ön­cül­le­ri, may­mun­lar, kav­ga için­de bir may­mu­nun si­lah ola­rak kul­lan­dı­ğı ve za­fer er­te­sin­de se­vinç­le ha­va­ya fır­lat­tı­ğı ha­va­da dö­ne­rek yük­se­len bir ke­mik. Ve ke­mik­ten, uzay­da boş­luk­ta Stra­uss’un ün­lü Za­rat­hust­ra val­si eş­li­ğin­de ken­di ek­se­ni­nde dö­nen bir uzay ara­cı­na ge­çiş. Mil­yon­lar­ca yıl­lık ev­rim, bir tek ge­çiş, bir tek re­sim! 2001’den söz edi­yo­rum.
2001– A Spa­ce Odys­sey (2001 Uzay Ma­ce­ra­sı) be­nim en çok sev­di­ğim, ba­na si­ne­ma­yı sev­di­ren film­ler­den bi­ri. 2001’i ya­pan Stan­ley Kub­rick 70 ya­şın­da, 7 Mart 1999’da İn­gil­te­re’­de ken­di kur­du­ğu (film çift­li­ği de­sek da­ha doğ­ru olur bel­ki) film stüd­yo­sun­da yıl­lar­dır üze­rin­de ça­lış­tı­ğı ye­ni fil­mi­ni bi­ti­rip, fil­min pro­dük­tör­lü­ğü­nü üzer­le­nen fir­ma­ya tes­lim et­tik­ten son­ra öl­dü.
Ye­ni fil­mi­nin adı “Eyes wi­de shut” (Ta­ma­mıy­la ka­pa­lı göz­ler) dı. Art­hur Schnitz­ler’in bir ro­ma­nı­nın uyar­la­ma­sı olan bu fil­min, film ko­nu­sun­da ke­li­me­nin iyi ve ger­çek an­la­mın­da tam bir per­fek­si­yo­nist (mü­kem­me­li­yet­çi) olan Stan­ley Kub­rick’in “me­lod­ram”ın na­sıl ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni gös­te­re­ce­ği bir film ol­ma­sı bek­le­ni­yor. Kub­rick, son fil­min­de baş­rol­ler­de Tom Cru­ise ve Ni­co­le Kid­man’la ça­lı­şı­yor­du. Her iki­si de ken­di­ne öz­gü dik­ka­fa­lı­lık­la­rı ile ta­nı­nan Har­vey Ke­itel ve Je­ni­fer Ja­son Le­igh’i bu fil­min çe­ki­mi sı­ra­sın­da set­ten kov­du­ğu, da­ha ön­ce Ja­son Le­igh’yle çe­kil­miş bü­tün sah­ne­le­rin film­den çı­ka­rıl­dı­ğı, da­ha ön­ce med­ya­ya yan­sı­mış­tı. Film­le­rin­de hiç­bir ak­sa­ma is­te­me­yen Kub­rick, bu mü­kem­me­li­yet­çi yak­la­şı­mı ile oyun­cu­lar açı­sın­dan bir­lik­te ça­lı­şıl­ma­sı ol­duk­ça güç bir re­ji­sör­dü. Ay­nı sah­ne­yi ba­zen yüz­ler­ce kez tek­rar­lat­tı­ğı, çek­ti­ği film­ler­de kul­lan­dı­ğı ma­ter­ya­lin yüz ka­tın­dan faz­la­sı­nı çek­ti­ği bi­li­ni­yor. Çok uzun (ba­zen yıl­lar sü­ren) çe­kim ça­lış­ma­la­rı, çok bü­yük mik­tar­da film har­ca­ma­sı vb., ve Kub­rick’in film­le­ri­ne hiç­bir ‘dış­tan ka­rış­ma­yı’ ka­bul et­me­me ta­vır­la­rı, onu prod­ük­tör­ler açı­sın­dan da ol­duk­ça zor ça­lı­şı­lan bir re­ji­sör ha­li­ne ge­tir­miş­ti. Bu­na rağ­men onun film­le­ri­ne pa­ra ya­tır­ma­ya ha­zır on­lar­ca pro­dük­tör var­dı. Çün­kü Kub­rick’in film­le­ri, film es­te­ti­ği açı­sın­dan en üst dü­zey­de film­ler ol­ma­sı­nın ya­nın­da, ay­nı za­man­da yal­nız­ca si­ne­ma eleş­tir­men­le­ri vb. de­ğil, ge­niş kit­le­le­rin de be­ğe­ni­si­ni ka­za­nan film­ler­di.
Stan­ley Kub­rick, si­ne­ma ön­ce­sin­de fo­toğ­raf­la, fo­toğ­raf­çı­lık­la ta­nış­tı. Bir dok­tor olan ba­ba­sı­nın 13. yaş­gü­nün­de he­di­ye et­ti­ği fo­toğ­raf ma­ki­ne­si, son­ra­ki yıl­lar­da onun en bü­yük dos­tu, dış dün­yay­la iliş­ki kur­ma­sı­nın en önem­li ara­cı ha­li­ne gel­di. Çek­ti­ği fo­toğ­raf­lar 17 ya­şı­na gel­di­ğin­de dün­ya­nın en ün­lü fo­to ve ma­ga­zin der­gi­le­rin­de ya­yın­lan­ma­ya baş­la­mış­tı. Ün­lü Lo­ok der­gi­si­nin fo­toğ­rafç­ısı ola­rak ça­lı­şır­ken, si­ne­ma ile de il­gi­len­me­ye baş­la­dı. Bu dö­nem­de ken­di­si­nin fi­nan­se et­ti­ği iki kı­sa dö­kü­man­ter film­le bu alan­da ilk de­ne­me­le­ri­ni yap­tı. (Bu iki fil­mi­ni bu­gün si­ne­ma ku­lüp­le­rin­de, si­ne­ma­tek­ler­de vb. bi­le gör­mek ola­nak­sız. Çün­kü Kub­rick bun­la­rı son­ra­dan gös­te­rim­den çek­ti.) Çek­ti­ği ilk uzun met­raj­lı Holly­wo­od fi­mi olan “Fe­ar and De­si­re” (1953), onun ye­te­ne­ği­ni gös­ter­me açı­sın­dan önem­li­dir. Yi­ne de ken­di­si­nin he­nüz çı­rak­lık dö­ne­mi fil­mi ola­rak ad­lan­dır­dı­ğı bir film­dir.
Da­ha son­ra yap­tı­ğı film­le­rin her bi­ri ken­di ba­şı­na film öğ­ren­ci­le­ri­ne ders ola­rak gös­te­ri­le­bi­le­cek ni­te­lik­te, her bi­ri ken­di jan­rın­da ba­şe­ser ola­rak ad­lan­dı­rı­la­bi­le­cek film­ler­dir.
“Kil­ler’s Kiss” (1955) ve “Kil­ling” (1956) ile Stan­ley Kub­rick, Holly­wo­od için ‘al­tın yu­murt­la­yan bir ta­vuk’ ol­du­ğu­nu gös­ter­miş, bu film­ler yük­sek sa­nat­sal stan­dar­dın, se­yir­ci ka­çı­ran bir fak­tör ol­ma­dı­ğı­nı gös­ter­miş­tir. Her iki­si de po­li­si­ye olan bu film­ler ay­nı za­man­da top­lu­mun bi­rer ay­na­sı­dır, ve Kub­rick’in mis­tik-kö­tüm­ser yak­la­şı­mı­nın işa­ret­le­ri­ni ta­şı­mak­ta­dır.
Kil­ling’in ba­şa­rı­sı ar­dın­dan, Kirk Do­ug­las’ın baş­ro­lü oy­na­dı­ğı “Paths Of Glory” (Za­fer Yo­lu), (1957) Bi­rin­ci Dün­ya Sa­va­şı­’nın bir ola­yı so­mu­tun­da ge­nel­de sa­va­şın kor­kunç­lu­ğu­nu, an­lam­sız­lı­ğı­nı, bu ara­da top­lum/bi­rey iliş­ki­sin­de, bi­re­yin top­lum ta­ra­fın­dan ezil­me­si ol­gu­la­rı­nı sor­gu­lar.
1960’da çek­ti­ği “Spar­ta­cus”, hak­sız­lı­ğa, ezil­me­ye, sö­mü­rül­me­ye kar­şı is­ya­nın hak­lı­lı­ğı­nın – Holly­wo­od’un çer­çe­ve­si için­de – gös­te­ril­di­ği bir film­dir. ‘Ta­ri­hi film’ jan­rın­da baş­ya­pıt­lar­dan bi­ri­dir.
“Spar­ta­cus” er­te­sin­de Vla­di­mir No­bo­kov’un “Lo­li­ta” ad­lı ro­ma­nı­nı si­ne­ma­ya uyar­la­mak is­ter. Holly­wo­od pro­dük­tör­le­ri, bu­nun – o gü­nün ABD sin­de – ol­maz­lı­ğı­nı an­lat­ma­ya ça­lı­şır­lar. Kub­rick, Holly­wo­od’un bu dar­ka­fa­lı yak­la­şı­mın­dan bu­na­lır, da­ha ser­best ça­lı­şa­bil­mek ama­cıy­la 1961’de İn­gil­te­re’­ye gö­çer, geç­miş film­le­rin­den ka­zan­dı­ğı pa­ray­la ken­di ‘film çift­li­ği’ni ku­rar. 1962’de çek­ti­ği Lo­li­ta, ‘por­nog­ra­fik’ ol­du­ğu ge­rek­çe­siy­le bü­yük gü­rül­tü­ler ko­par­tır. Ame­ri­ka­da uzun sü­re tam ola­rak gös­te­ril­mez. Da­ha son­ra­ki ge­liş­me­ler bi­lin­di­ğin­de, ve Kub­rick’in an­lat­tı­ğı öy­kü­nün ger­çek­te ne ol­du­ğu bi­lin­di­ğin­de bu suç­la­ma­la­rın boş ol­du­ğu ya­nın­da bur­ju­va­zi­nin çif­te ah­lak­lı­lı­ğı, iki­yüz­lü­lü­ğü gö­rü­lür.
1963’de çek­ti­ği “Dr. Stran­ge­lo­ve, or How I Le­ar­ned to Stop Worr­ying and Lo­ve The Bomb” tek­ni­ğin gi­de­rek in­san­lı­ğı na­sıl esir al­dı­ğı te­zi­ni bir ko­me­di tü­rün­de gös­te­rir. Bur­ada yi­ne top­lum/bi­rey ça­tış­ma­sın­da, bi­re­yin aşa­ğı­lan­ma­sı sor­gu­la­nır. Tek­nik ge­liş­me­le­re, ve bun­la­rın bi­rey­le­rin hak­la­rı­na kar­şı kul­la­nı­mı­na duy­du­ğu kuş­ku­lar Kub­rick’in bun­dan son­ra­ki fil­mog­ra­fi­sin­de de ana te­ma­lar­dan bi­ri ol­ma­ya de­vam eder.
“2001 – A Spa­ce Odys­sey”, tek­nik in­san iliş­ki­sin­de, tek­ni­ğin in­sa­na ege­men­li­ği­ni tar­tı­şan, yük­sek se­vi­ye­de fel­se­fi bir film­dir. So­nuç­ta in­sa­nın mu­az­zam koz­mik dü­zen için­de güç­süz­lü­ğü, as­lın­da pek bir şey ya­pa­ma­ya­ca­ğı kö­tüm­ser ba­kış açı­sı fil­mi be­lir­ler. Film, si­ne­ma ta­ri­hin­de “bi­lim­kur­gu” tü­rü­nün baş­ya­pıt­la­rın­dan bi­ri­dir.
1971’de çe­vir­di­ği “ A Clock­work Oran­ge” (Me­ka­nik Por­ta­kal), bu­gü­nün em­per­ya­list ül­ke­le­rin­de ya­şa­yan bir na­zi gru­bu üye­le­ri­nin öy­kü­sü­nü an­lat­mak­ta­dır. Bun­lar şid­de­te tap­mak­ta, gir­dik­le­ri bir ‘nor­mal ev­de’ yap­ma­dık­la­rı­nı bı­rak­ma­mak­ta­dır. Son­ra­ki ge­liş­me­de ‘top­lum’un bun­la­rı ce­za­lan­dır­ma­sı da il­ginç­tir: be­yin yı­ka­ma yön­te­mi ile ken­di öz ira­de­si­nin sı­fı­ra in­di­ril­di­ği bir ‘me­ka­nik’ in­san! Kub­rick için­de ya­şa­dı­ğı top­lu­mun pis­lik­le­ri­ni gör­mek­te, gös­ter­mek­te, ve fa­kat bir çı­kış yo­lu da gör­me­mek­te­dir. Ne bi­rey­sel öz­gür­lü­ğün, baş­ka­la­rı­nın bi­rey­sel öz­gür­lük­le­ri­ni ayak­lar al­tı­na al­mak bi­çi­min­de kul­la­nıl­ma­sı, ne de bi­re­yin ‘me­ka­nik’ bir var­lık ha­li­ne ge­ti­ril­me­si çö­züm de­ğil­dir. Clock­work Oran­ge’da fa­kat iki­si de bir­bi­rin­den ber­bat ola­rak gös­te­ri­len al­ter­na­tif­ler bun­lar­dır.
Top­lum­la bu he­sap­laş­ma­dan son­ra, Stan­ley Kub­rick 4 yıl bo­yun­ca, film es­te­ti­ği­nin en üst se­vi­ye­si­ne çı­ka­rıl­dı­ğı, ve an­da­ki top­lum­la faz­la uğ­raş­ma­yan, ta­ri­he ge­ri gi­den “Barry Lyndon”la uğ­ra­şır.
1975’de ta­mam­la­nan film için, – fil­min bel­li ge­ce sah­ne­le­ri mum ışı­ğın­da, baş­ka hiç­bir ışık kul­la­nıl­ma­dan çe­kil­miş­tir – aşı­rı du­yar­lı özel film ma­ter­ya­li ha­zır­la­nır. Film es­te­ti­ği açı­sın­dan bu film, si­ne­ma ta­ri­hin­de şim­di­ye dek bel­ki en gü­zel re­sim­le­ri içe­ren, her bi­ri bir tab­lo de­ğer­in­de fo­toğ­raf­la­rı içe­ren bir film­dir.
Barry Lyndon’un ar­dın­dan Kub­rick in­san ru­hu­nun de­rin­lik­le­ri­ne bir ga­ezin­ti­ye çı­kar. “The Shi­ning”de (1980) bir ya­za­rın ‘çıl­dır­ma­sı’nı an­la­tır. “Ho­ror fil­mi” nin na­sıl da ya­pı­la­bi­le­ce­ği­ni gös­ter­mek is­te­miş­tir san­ki!
On­dan son­ra­ki fil­mi “Full Me­tall Jac­ket” (1987) için tam ye­di yıl­lık bir ha­zır­lık ve çe­kim dö­ne­mi var­dır. Dö­nem ABD’nin “Vi­et­nam”ı sor­gu­la­ma dö­ne­mi­dir. Kub­rick bu sor­gu­la­ma­yı öy­le bir ya­par ki, ABD or­du­su­nun ‘elit’ su­bay okul­la­rın­da in­san­la­rın na­sıl bi­rer ölüm ma­ki­ne­si ola­rak ye­tiş­ti­ril­dik­le­ri­ni öy­le ger­çek­çi re­sim­ler­le gös­te­rir ki, film ABD’de açık ve giz­li boy­ko­tun he­de­fi olur.
fiim­di öl­me­den kı­sa sü­re ön­ce ta­mam­la­dı­ğı “Eyes wi­de shut” için Kub­rick 11 yıl ça­lış­mış­tır!
40 yıl­lık si­ne­ma­cı­lık ha­ya­tı­na sı­ğan, ve her bi­ri us­ta işi 15 film, Kub­rick’in si­ne­ma­ya ne ka­dar cid­di yak­laş­tı­ğı­nın bel­ge­le­ri­dir.
fiim­di­ki ve son­ra­ki si­ne­ma­cı­la­rın on­dan öğ­re­ne­ce­ği çok şey var­dır.
9 Mart 1999

(Ya­rar­la­nı­lan kay­nak­lar:
ro­ro­ro: “Film Le­xi­kon”, cilt 5,
“Kult­fil­me”, Hoff­mann und Cam­pe)