Ana Sayfa Sayılar Güney 07 1. Kül­tür Kon­fe­ran­sı

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3145976
Şu anda 111 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



1. Kül­tür Kon­fe­ran­sı PDF Yazdır e-Posta

Güney Dergisi'nin Düzenlediği
1. Kül­tür Kon­fe­ran­sı ba­şa­rıy­la ger­çek­leşti­ril­di!

Gü­ney Der­gi­si 2-4 Ekim ta­rih­le­rin­de İs­tan­bul’da bir Kül­tür Kon­fe­ran­sı dü­zen­le­di. Kon­fe­ran­sın iki ana ko­nu­su var­dı:Han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz? ve Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­min­de öne çı­kan ba­zı nok­ta­lar.

Kon­fe­ran­sın gün­de­min­de du­ran bu ko­nu­lar­la il­gi­li bir araş­tır­ma dos­ya­sı Gü­ney Der­gi­si­’nin 5. sa­yı­sın­da, Tem­muz ayın­da, kon­fe­rans çağ­rı­sıy­la bir­lik­te ya­yın­lan­mış ve böy­le­lik­le tüm ka­tı­lım­cı­la­ra kon­fe­ran­sa ha­zır­lan­ma ola­na­ğı sağ­lan­mış­tı.
Kon­fe­ran­sın açı­lı­şı 2 Ekim ak­şa­mı bir ta­nış­ma ve soh­bet top­lan­tı­sıy­la ya­pıl­dı. Gü­ney Der­gi­si sa­hi­bi ve ya­zıiş­le­ri mü­dü­rü ar­ka­daş­la­rın ken­di­le­ri­ni ta­nıt­ma­la­rı­nın ve kon­fe­ran­sın ge­nel gi­di­şa­tı hak­kın­da ön bil­gi­ler ver­me­le­ri­nin er­te­sin­de geç sa­at­le­re ka­dar sü­ren soh­bet­ler­de ilk gö­rüş alış­ve­riş­le­rin­de bu­lu­nul­du. Böy­le­lik­le kon­fe­ran­sa res­men baş­la­ma­dan Gü­ney der­gi­si­nin ça­lı­şan­la­rı, kon­fe­ran­sa ka­tı­lan kül­tür ve sa­nat emek­çi­le­ri ve okur­la­rın ta­nı­şa­rak bir­bir­le­riy­le ya­kın­laş­ma­la­rı sağ­lan­mış ol­du.
Kon­fe­rans, cu­mar­te­si gü­nü, tüm dev­rim ve sos­ya­lizm mü­ca­de­le­sin­de ya­şam­la­rı yi­ti­ren­le­rin ve özel­de dev­rim­ci sa­nat­çı Yıl­maz Gü­ney’in anı­sı­na ya­pı­lan say­gı du­ru­şuy­la baş­la­dı. Gü­ney Der­gi­si Ya­zıiş­le­ri Mü­dü­rü İl­yas Emir, kon­fe­ran­sın amaç­la­rı üze­ri­ne aşa­ğı­da ya­yın­la­dı­ğı­mız açı­lış ko­nuş­ma­sı­nı yap­tı.
Top­lan­tı iki gü­ne ya­yıl­mış­tı ve her gün­dem mad­de­si için yak­la­şık altışar sa­at­lik bir tar­tış­ma sü­re­si plan­lan­mış­tı. Her iki gün­dem mad­de­sin­de de tar­tış­ma Gü­ney Der­gi­si adı­na su­nu­lan ve dos­ya­da ye­ra­lan araş­tır­ma­nın özü­nü tez­ler ha­lin­de or­ta­ya ko­yan bi­rer teb­liğ­le açıl­dı. Bu teb­liğ­le­ri de ek­te ya­yın­lı­yo­ruz.
“Han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz” ko­nu­lu teb­liğ su­nul­duk­tan son­ra an­la­yış so­ru­la­rı­na ce­vap ve­ril­di ve da­ha son­ra tar­tış­ma­ya ge­çil­di. Tar­tış­ma­da çok sa­yı­da ki­şi söz al­dı. Tar­tış­ma­da sa­vu­nu­lan ba­zı gö­rüş­ler şun­lar­dı:
• Bir ar­ka­daş, su­nu­lan teb­li­ğe te­mel­den iti­ra­zı­nı di­le ge­ti­re­rek “han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz” tar­tış­ma­sı­nın bu­gün bi­zi iler­let­me­ye­ce­ği gö­rü­şü­nü sa­vun­du.
“Sa­nat için mi sa­nat? yok­sa kit­le­ler için mi sa­nat” tar­tış­ma­sı­nın geç­miş­te kal­dı­ğı ve geç­mi­şin kav­ram­la­rıy­la, geç­mi­şin tar­tış­ma­la­rıy­la oya­lan­ma­nın ge­rek­siz ol­du­ğu­nu, bu­gü­nün so­run­la­rı­na bak­ma­mız ge­rek­ti­ği­ni be­lirt­ti. Sa­nat ve kül­tür ala­nın­da bu­gün ege­men ola­nın ne ol­du­ğu­na bak­ma­mız ge­rek­ti­ği­ni ile­ri sür­dü. “En­van­ter ça­lış­ma­sı ya­pa­cak ha­li­miz yok” di­ye­rek, bu­gün dev­le­tin kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­sı­nın na­sıl de­ğer­len­di­ril­di­ği ve bu­nun kar­şı­sı­na han­gi kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­sıy­la çı­kıl­dı­ğı ko­nu­su­na eği­lin­me­me­si­ni eleş­tir­di.
Tar­tış­ma içe­ri­sin­de baş­ka ko­nuş­ma­cı­lar da özel­de bu­gü­nün dev­let po­li­ti­ka­sı kar­şı­sın­da­ki tav­rın ne ol­du­ğu tar­tış­ma­sı­nın önem­li bir tar­tış­ma ol­du­ğu­nu be­lirt­ti­ler.
Gü­ney adı­na ko­nu­şan ar­ka­daş­lar, bu tar­tış­ma içe­ri­sin­de iki nok­ta­yı öne çı­kar­dı­lar:
“Han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz?” baş­lı­ğı al­tın­da or­ta­ya ko­nu­lan ça­lış­ma­nın “ge­rek­siz” bir “en­van­ter ça­lış­ma­sı” ola­rak de­ğer­len­di­ril­me­si yan­lış bir yak­la­şı­mın ürü­nü­dür. Gü­ney, bu­gü­nün kav­ran­ma­sı ve açık­lan­ma­sı ve bu­gün gün­dem­de du­ran so­run­la­rın çö­zül­me­si için ön­ce te­mel­le­rin or­ta­ya ko­nul­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni tes­pit et­miş ve bu­na uy­gun dav­ran­mış­tır. Bu, ge­nel hat­tıy­la Mark­sist-Le­ni­nist ön­der­le­rin kül­tür ve sa­nat ala­nın­da­ki te­mel yak­la­şım­la­rı­nı or­ta­ya koy­mak, geç­miş­te yü­rü­tü­len tar­tış­ma­la­rı dik­ka­te ala­rak bu ko­nu­da ta­vır be­lir­le­mek ve sos­ya­list kül­tür adı­na ya­pı­lan olum­lu ça­lış­ma­la­ra sa­hip çık­mak an­la­mı­na gel­mek­te­dir. Gü­ney, bu ça­lış­ma­da kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­sın­da han­gi yak­la­şı­ma sa­hip ol­du­ğu­nu tez­ler ha­lin­de or­ta­ya koy­ma­ya ça­lış­mış ve bu­nu tar­tış­ma­ya sun­muş­tur. Te­mel­le­rin or­ta­ya kon­ma­sı bu­gün­kü mü­ca­de­le­nin çı­kış nok­ta­la­rı­nın be­lir­len­me­si de­mek­tir. Gü­ney, kül­tür ve sa­nat ala­nın­da­ki mü­ca­de­le­de bu­gün tar­tış­ma ko­nu­su olan en önem­li nok­ta­la­ra de­ğin­miş ve ilk tav­rı­nı be­lir­le­miş­tir. fiüp­he­siz bun­la­rın da­ha da açıl­ma­sı ve de­rin­leş­ti­ril­me­si ge­rek­li­dir. Kon­fe­rans ve onu iz­le­yen tar­tış­ma­lar bu­na hiz­met ede­cek­tir.
“Sa­nat için mi sa­nat” tar­tış­ma­sı­nın geç­miş­te kal­mış bir tar­tış­ma ol­du­ğu nok­ta­sı­na ge­lin­ce. Evet, bu tar­tış­ma geç­miş­te yü­rü­tül­müş ve “sa­nat için sa­nat” an­la­yı­şı­nın bur­ju­va yak­la­şım ol­du­ğu tüm açık­lı­ğıy­la or­ta­ya ko­nu­la­rak bu tar­tış­ma­da son söz söy­len­miş­tir. Tar­tış­ma­nın bir dö­nem yü­rü­tü­le­rek ka­pan­mış ol­ma­sı ama, tar­tış­ma­nın bü­tün za­man­lar için ka­pan­dı­ğı an­la­mı­na gel­me­mek­te­dir.  Bi­la­kis, bu tar­tış­ma çe­şit­li kı­lıf­la­ra bü­rü­ne­rek hep ye­ni­den gün­de­me gel­mek­te­dir. Ve bu­gün de de­mok­ra­si ve sos­ya­lizm adı­na ko­nu­şan­la­rın saf­la­rın­da­ki “sa­nat­çı­nın ba­ğım­sız­lı­ğı”, “sa­nat­çı öz­gür­lü­ğü”nün sı­nı­rı vb. tar­tış­ma­la­rın­da bu so­run gün­dem­de­dir.”
• Ay­nı ko­nu­da bir baş­ka ar­ka­daş, ken­di­ne dev­rim­ci-sos­ya­list di­yen ba­zı kül­tür ve sa­nat emek­çi­le­ri­nin ge­nel si­ya­si tar­tış­ma­lar­dan uzak dur­ma­la­rı­nı, salt ken­di alan­la­rıy­la il­gi­li tar­tış­ma­la­ra ka­tıl­ma­la­rı­nı yan­lış bir yak­la­şı­mın ürü­nü ola­rak eleş­tir­di. Kül­tür ve sa­nat emek­çi­le­ri­ni –ör­ne­ğin Yıl­maz Gü­ney’i– ör­nek ala­rak ken­di il­gi alan­la­rı­nın öte­sin­de ge­nel si­ya­si tar­tış­ma­la­ra ka­tıl­ma­la­rı ve tar­tış­ma­la­ra biz­zat mü­da­ha­le et­me­le­ri ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­dı.
• Top­lum için sa­nat! Bu nok­ta­da tar­tış­ma­ya ka­tı­lan­lar ara­sın­da yak­la­şım bir­li­ği söz­ko­nu­suy­du. Ha­san Kı­ya­fet, sol kül­tü­rün ta­şı­yı­cı­la­rı­nın an­la­şı­lır ol­ma­yı he­def­le­me­si ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­dı. “Sa­de ol­mak ba­sit­lik de­ğil­dir, hat­ta sa­de ol­mak, ko­lay an­la­şı­lır ol­mak son de­re­ce zor­dur” di­ye­rek, Yıl­maz Gü­ney’in si­ne­ma­sı­nın da ba­sit ol­ma­dı­ğı­nı, fa­kat kit­le­ler açı­sın­dan ko­lay an­la­şı­lır ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı.
• Tar­tış­ma­da, “kül­tür ve sa­nat ala­nı geç­miş­te –60’lı 70’li yıl­lar­da– so­lun mev­zi­si iken, şim­di bu mev­zi­nin tüm­den ege­men­le­re/bur­ju­va­zi­ye ter­ke­dil­di­ği”; “dev­le­tin kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­sı­nın kar­şı­sın­da so­lun bir po­li­ti­ka­sı ol­ma­dı­ğı” şek­lin­de yer yer uç nok­ta­da ni­hi­list gö­rüş­ler de sa­vu­nul­du.
Bu nok­ta­da Gü­ney, doğ­ru bir bi­çim­de şu­nu tes­pit et­mek­te­dir:
Bu­gün, tüm di­ğer mü­ca­de­le alan­la­rın­da ol­du­ğu gi­bi kül­tür ve sa­nat ala­nın­da da bur­ju­va­zi ege­men­dir. İle­ri­ci-dev­rim­ci sa­nat ve kül­tü­rün et­ki­si ha­re­ke­tin yük­sek ol­du­ğu geç­miş dö­nem­le­re gö­re çok da­ha az­dır. Fa­kat bu­ra­dan yo­la çı­ka­rak “sol” si­ya­set­le­rin, dev­rim­ci­le­rin sa­nat ve kül­tür po­li­ti­ka­sı­nın ol­ma­dı­ğı­nı ile­ri sür­mek, dev­rim­ci­le­rin kül­tür ve sa­nat ala­nın­dan tü­müy­le dış­lan­dı­ğı­nı ile­ri sür­mek doğ­ru ol­maz. Geç­mi­şe oran­la da­ha az ol­sa da ve da­ha az ürün ver­se­ler de mü­zik, ti­yat­ro, ya­zın ala­nın­da uğ­raş ve­ren bir di­zi kül­tür ve sa­nat emek­çi­si mev­cut­tur. Ne var ki, bun­lar ara­sın­da ye­ter­li bir di­ya­log ku­ru­la­ma­mak­ta­dır. Bu­nun yo­lu­nu aç­mak ge­rek­li­dir.
Bir di­zi “sol” si­ya­se­tin bir kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­sı var­dır. An­cak bu kül­tür ve sa­nat po­li­ti­ka­la­rı­nın doğ­ru­lu­ğu/yan­lış­lı­ğı tar­tı­şıl­mak zo­run­da­dır. Gü­ney, di­ğer­le­rin­den fark­lı ola­rak ken­di kül­tür po­li­ti­ka­sı­nı, da­yan­dı­ğı te­mel­le­ri or­ta­ya ko­ya­rak bu­nu okur­la­rıy­la tar­tış­ma­ya ça­lış­mak­ta­dır. Bu tar­tış­ma da­ha da iler­le­til­mek zo­run­da­dır. Bu­gün, dev­rim­ci kül­tür po­li­ti­ka­sı adı­na ya­pı­lan­lar göz­den ge­çi­ril­me­li ve eleş­ti­ril­me­li­dir. “Al­lah-Mu­ham­med ya Ali”yle sö­ze baş­la­yan ozan­la­rın ye­ral­dı­ğı ge­ce­ler, salt ad­la­rı kül­tür mer­ke­zi­ni anım­sa­tan me­kân­lar, ya­yın­la­rı ca­fe-bar rek­lam­la­rıy­la do­lup ta­şan rad­yo­lar vb. … tüm bun­lar, doğ­ru/dev­rim­ci bir kül­tür po­li­ti­ka­sı­nın ürü­nü ola­maz. Bun­la­rın açık eleş­ti­ri­si ya­pıl­mak zo­run­da­dır.
• Tar­tış­ma için­de çe­şit­li ko­nuş­ma­cı­la­rın üze­rin­de dur­du­ğu önem­li bir di­ğer so­run, bu­gün dev­rim­ci sa­nat emek­çi­le­ri­nin ör­güt­süz­lü­ğü ve ya­lı­tıl­mış­lı­ğıy­dı. Bur­ju­va­zi­nin, kar­şı dev­ri­min bom­bar­dı­ma­nı­ kar­şı­sın­da sağ­lam bir po­zis­yon­da du­ra­bi­le­cek ve kit­le­ler için­de ye­ni­den et­ki ka­zan­ma­nın yol ve yön­tem­le­ri­ni araş­tır­ma be­ce­ri­si­ni ge­liş­ti­re­bi­le­cek tür­den bir “mo­de­le” (M. Esat­lı­oğ­lu), or­ga­ni­zas­yo­na du­yu­lan ih­ti­yaç önem­le vur­gu­lan­dı. Da­ha­sı, bu­gün sa­nat ve kül­tür cep­he­si­nin çe­şit­li alan­la­rın­da mü­ca­de­le eden­le­rin bir­bir­le­riy­le bu­lu­şa­rak so­run­la­rı tar­tış­ma­sı­nın da­hi sağ­la­na­ma­dı­ğı tes­pit edil­di. Bu an­lam­da, so­run­la­rı tes­pit et­me ve tar­tış­ma im­ka­nı sağ­la­yan bu kon­fe­ran­sın bir ilk adım ola­rak olum­lu ol­du­ğu çe­şit­li tar­tış­ma­cı­lar ta­ra­fın­dan di­le ge­ti­ril­di.
•••
İkin­ci gün kon­fe­ran­sın di­ğer gün­dem mad­de­si olan “Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­min­de öne çı­kan ba­zı yön­ler” ko­nu­su­na Gü­ney adı­na su­nu­lan bir teb­liğ­le ge­çil­di. Tar­tış­ma­ya il­gi ol­duk­ça bü­yük­tü.
Tar­tış­ma­yı Gü­ney dos­ya­sın­da ko­nu­lan gö­rüş­le­re iki zıt ku­tup­tan yö­ne­len eleş­ti­ri­ler bi­çi­min­de özet­le­ye­bi­li­riz. Bir ke­sim tar­tış­ma­cı Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­mi­nin ka­za­nım­la­rı­nın abar­tıl­dı­ğı ve Sta­lin dö­ne­mi uy­gu­la­ma­la­rı­nın yan­lış­lı­ğı­nın kü­çüm­sen­di­ği yö­nün­de gö­rüş be­lir­tir­ken, di­ğer bir bö­lüm ise bu­gün esa­s olarak sos­ya­liz­min ka­za­nım­la­rı­nın sa­vu­nul­ma­sı üze­rin­de yo­ğun­la­şıl­ma­sı­nın ge­rek­li­li­ği­ni vur­gu­la­ya­rak, der­gi­de ge­ti­ri­len eleş­ti­ri­le­rin bi­lim­sel te­mel­den yok­sun ol­du­ğu­nu ile­ri sür­dü.
• Bir tar­tış­ma­cı, Gü­ney der­gi­sin­de sos­ya­liz­min ka­za­nım­la­rı sa­yı­lır­ken kit­le­le­rin oku­ma-yaz­ma ora­nı ya da ba­sı­lan ki­tap sa­yı­sı­nın ör­nek ola­rak ve­ril­di­ği­ni, bun­la­rın ama bu ka­dar abar­tı­la­cak bir ya­nı ol­ma­dı­ğı­nı ile­ri sür­dü. Kül­tür ve sa­nat ala­nın­da Ekim Dev­ri­mi’y­le açı­lan dö­ne­min ba­şa­rı­la­rı­nın hiç de bü­yük ol­ma­dı­ğı­nı, tam ter­si­ne Ekim Dev­ri­mi ön­ce­si dö­nem­de baş­la­yan atı­lı­mın sür­dü­rü­le­me­di­ği­ni id­dia et­ti.
Bu gö­rüşü savunanlar, eği­tim se­fer­ber­li­ği­nin kit­le­le­rin bi­linç se­vi­ye­si­nin yük­sel­til­me­si açı­sın­dan bü­yük öne­mi­ni kav­ra­ma­mak­ta­dırlar. Sos­ya­list bir top­lum­da en ön­de ge­len gö­rev kit­le­le­rin bi­linç se­vi­ye­si­nin yük­sel­til­me­si­dir. Ay­rı­ca, Gü­ney der­gi­sin­de or­ta­ya ko­nu­lan ve­ri­ler, Ekim Dev­ri­mi’n­den son­ra ne kadar zamanda, ne­re­den ne­re­ye va­rıl­dı­ğı­nı so­mut ola­rak or­ta­ya koy­mak­ta­dır. Bun­lar, sos­ya­liz­min yad­sı­na­ma­ya­cak ka­za­nım­la­rı­dır. Çar­lık Rus­yasın­da ezi­len ulus ve azın­lık­lar he­nüz bir al­fa­be­ye bi­le sa­hip de­ğil­ken, kı­sa za­man­da ken­di dil­le­rin­de bir ede­bi­ya­ta sa­hip ol­ma­la­rı uy­gu­la­nan doğ­ru po­li­ti­ka­nın ürü­nü­dür.
• Bir di­ğer tar­tış­ma­cı, teb­liğ­de 1917 Ekim Dev­ri­miy­le baş­la­dı­ğı sa­vu­nu­lan bü­yük ge­liş­me­nin as­lın­da yüz­yı­lın ba­şın­da ol­du­ğu­nu ile­ri sür­dü. Na­sıl ki 1917 Ekim Dev­ri­mi ani bir ayak­lan­ma­nın de­ğil, ta­ri­hi bir ge­liş­me­nin ürü­nüy­se, sa­nat ve ede­bi­yat ala­nı için de ay­nı şe­yin ge­çer­li ol­du­ğu­nu be­lirt­ti. Sa­nat ve ede­bi­yat ala­nın­da­ki bü­yük atı­lım yüz­yı­lın ba­şın­da baş­la­mış­tır. Ör­ne­ğin, ti­yat­ro ala­nın­da Sta­nis­lavs­ki, Çehov, Dan­çen­ko “ti­yat­ro ar­tık bu­gü­nü an­lat­mı­yor” te­ziy­le or­ta­ya çık­mış ve ye­ni bir ti­yat­ro ge­liş­tir­miş­ler­dir. Bun­dan tam yüz­yıl ön­ce, Mos­ko­va Sa­nat Ti­yat­ro­su’n­da Çe­hov’un “Viş­ne Bah­çe­si” sah­ne­len­miş­tir. Bu, ti­yat­ro da­lın­da ye­ni­nin baş­lan­gı­cı ol­muş­tur. Bu­nun gi­bi, di­ğer sa­nat dal­la­rın­da da va­ro­lan atı­lım dev­rim­den son­ra da­ha da ge­liş­miş ve bü­yük eser­ler ya­rat­mış­tır. Ne var ki, özel­lik­le İkinci Dünya Savaşı ön­ce­sin­de, sa­va­şa ha­zır­lık aşa­ma­sın­da, sos­ya­list de­mok­ra­si­nin ku­rum ve ku­ru­luş­la­rı iş­lev­siz­leş­ti­ril­miş­tir. Bü­tün bun­lar şüp­he­siz ya­şa­nan zor­luk­lar­dan kay­nak­la­nı­yor. Da­ha son­ra­la­rı sa­nat ala­nı­na mü­da­ha­le da­ha da ar­tı­yor ve ne­le­rin ya­pı­la­bi­le­ce­ği­ne da­ir çer­çe­ve da­ha da dar­laş­tı­rı­lı­yor: Ön­der­le­rin res­mi­ni çi­zin, hal­kın sos­ya­lizm­de­ki mut­lu­lu­ğu­nu çi­zin di­yor­lar.
Ay­nı ar­ka­daş, ya­şan­mış sos­ya­lizm pra­ti­ğin­de­ki ha­ta­la­rın or­ta­ya ko­na­rak de­ğer­len­di­ril­me­si­nin son de­re­ce önem­li ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı. Spe­kü­las­yon­la­rı, de­di­ko­du­la­rı ber­ta­raf et­mek için bu araş­tır­ma­la­rın da­ha da ge­niş­le­til­me­si­ni ta­lep et­ti.
Bu bağ­lam­da Gü­ney çev­re­sin­den ar­ka­daş­lar, Sov­yet­ler Bir­li­ğin­de kül­tür ve sa­nat ala­nın­da her­şe­yin Ekim Dev­ri­mi’y­le baş­la­dı­ğı id­di­asın­da ol­ma­dık­la­rı­nı açık­la­dı­lar. Ekim Dev­ri­mi son­ra­sın­da çe­şit­li sa­nat dal­la­rın­da­ki ge­liş­me da­ha ön­ce­ki ge­liş­me­le­rin de­va­mıy­dı. An­cak, si­ya­sal dev­ri­min ya­rat­tı­ğı or­tam bü­tün alan­lar­da bü­yük bir atı­lı­mın ger­çek­leş­me­si ve yay­gın­laş­ma­sı­na hiz­met et­ti. Es­ki­yi yı­kan si­ya­sal dev­rim bü­yük bir öz­gür­lük or­ta­mı ya­rat­mış­tır. Sıç­ra­ma­nın te­me­li bu ol­muş­tur.
• “Ben bir du­var iş­çi­si­nin oğ­lu­yum. Sta­lin’i an­lı­yo­rum ve se­vi­yo­rum” di­yen Ha­san Kı­ya­fet, Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde sos­ya­liz­min in­şa­sın­da ya­şa­nan zor­luk­la­rı şu ben­zet­mey­le açık­la­ma­ya ça­lış­tı: “Ana­do­lu­’da oku­yan ço­cuk­lar var­dır. Bir ai­le­den tek bir ço­cu­ğun elin­den tu­tul­muş, ya­tı­lı oku­la ve­ril­miş, oku­tul­muş­tur. On ki­şi­lik bir ai­le­dir. O bir ki­şi o ai­le­nin Veh­bi Koç’udur, çün­kü dü­zen­li ma­aşı var­dır. Di­ğer­ler oku­ya­ma­mış­tır ve her­ke­sin gö­zü on­da­dır. Her­kes ona hem dost­tur, hem düş­man­dır. Dost­tur, ai­le­den bi­ri­si­dir, ma­aşı var­dır. Düş­man­dır, ya­şam tar­zı, gi­yi­ni­şi di­ğer­le­ri­ne ben­ze­mez. En azın­dan dü­zen­li bir ayak­ka­bı gi­yer. Her­ke­se ayak­ka­bı ala­maz, her­ke­se el­bi­se ala­maz. Ma­aşı yet­mez. Sov­yet­le­ri ben bi­raz oku­ya­rak ai­le­si için­den siv­ril­miş Ana­do­lu ço­cu­ğu­nun du­ru­mu­na ben­ze­ti­rim. Kos­ko­ca dün­ya­da bir tek Sov­yet­ler! Çin­li ko­mü­nist­ler yar­dım is­ti­yor 1945’de... Vi­et­nam yar­dım is­ti­yor… Tür­ki­ye kur­tu­luş sa­va­şın­da yar­dım is­ti­yor… Kü­ba… Dün­ya­nın bir di­zi ül­ke­si­nin yü­kü Sov­yet­le­rin sır­tın­day­dı. Her ye­ni­nin yan­lı­şı ola­cak­tır. On­lar bir sü­rü şe­yi ilk de­ne­di­ler. Kar­şı dev­rim şim­di se­vi­ni­yor, se­vin­me­sin hiç. 60-70 yıl­da ide­olo­ji kül­tü­re dö­nüş­mez. Se­lam sos­ya­lizm! di­yo­ruz. Da­ha ye­ni baş­lı­yo­ruz.”
• Gü­ney’in de­ğer­len­dir­me­si­ne eleş­ti­ri ge­ti­ren ar­ka­daş­la­rın bir di­ğer bö­lü­mü, yu­kar­da da de­ğin­di­ği­miz gi­bi, Sta­lin dö­ne­min­de­ki uy­gu­la­ma­la­ra ge­ti­ri­len eleş­ti­ri­le­rin ka­nıt­la­rı­nın ye­ter­siz ve do­la­yı­sıy­la bi­lim­sel­lik­ten uzak ol­du­ğu id­di­ası­nı ile­ri sür­dü­ler.
Bu gö­rüş­le­ri­ni şun­la­ra da­yan­dır­dı­lar:
– Olay­la­rı de­ğer­len­di­rir­ken, ta­ri­hi ko­şul­la­rın­dan ba­ğım­sız ola­rak ele ala­ma­yız. İkinci Dünya Savaşı dik­ka­te alın­ma­lı­dır. Em­per­ya­list­le­rin sos­ya­liz­mi boğ­mak için ka­pı­ya da­yan­dı­ğı bir dö­nem­de, ba­zı şey­le­ri ya­sak­la­mak, sı­nır­la­mak doğ­ru­dur. Bir ta­kım ol­gu­la­rı ta­ri­hi ko­şul­la­rın­dan ko­par­ta­rak de­ğer­len­dir­me­ye kal­kı­şır­sak her­şe­yi olum­suz­laş­tı­ra­bi­li­riz. Gü­ney’in yön­te­mi yan­lış­tır.
– Gü­ney’de­ki de­ğer­len­dir­me esa­sen Bü­yük Sov­yet An­sik­lo­pe­di­si’ne da­ya­nı­la­rak ya­pıl­mak­ta­dır. Bu kay­nak ke­sin­lik­le ye­ter­li de­ğil­dir. De­ğer­len­dir­me bi­lim­sel­lik­ten uzak­tır.
– De­ğer­len­dir­me­de ki­şi­ye tap­ma­nın ge­liş­me­sin­de us­ta­la­rın ro­lü ol­du­ğu­na da­ir cid­di tes­pit­ler var. Bu tes­pit­le­ri doğ­ru­la­mak için ama ye­ter­li ka­nıt yok. Bu bağ­lam­da ace­le­ci dav­ra­nıl­mış­tır. İd­dia edi­len nok­ta­lar­da bel­ge­ler or­ta­ya kon­ma­lı­dır.
– Me­yer­hold’un ti­yat­ro­su be­ğe­nil­me­di­ği için de­ğil, ca­sus­luk su­çun­dan do­la­yı asıl­mış­tır. De­ğer­len­dir­me­de bu nok­ta­da­ki ta­vır muğ­lak­tır.
– ‘Bi­çim­de sı­nır­la­ma ol­ma­ma­lı’ di­yen Gü­ney Der­gi­si, sos­ya­list dev­le­tin içe­rik­te sı­nır­la­ma­ya gi­de­ce­ği­ni ka­bul et­ti­ği­ni söy­lü­yor. Di­ğer ta­raf­tan ama, Zoş­çen­ko ör­ne­ği­ne atıf­ta bu­lu­na­rak, der­gi­le­rin ka­pa­tıl­ma­sı­nı eleş­ti­ri­yor. Bu nok­ta­da Gü­ney’de­ki ya­zı­da çe­liş­ki bu­lun­mak­ta­dır. Pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü eko­no­mi ve si­ya­set­te ge­rek­li ol­du­ğu ka­dar kül­tür ve sa­nat ala­nın­da da ge­rek­li­dir. Kül­tür ve sa­nat ala­nın­da bur­ju­va­zi­ye kar­şı pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü uy­gu­lan­ma­ya­cak mı? Sa­nat­çı­nın do­ku­nul­maz­lı­ğı mı var? Gü­ney’in bu ko­nu­da­ki tav­rı net de­ğil.
– Zoş­çen­ko, ken­di­ni ide­olo­ji­lerüs­tü, sı­nıf­la­rüs­tü gö­ren bir ede­bi­yat gru­bu­nun üye­si. Jda­nov, Zoş­çen­ko ile ye­te­rin­ce tar­tış­tık­la­rı­nı, fa­kat Zoş­çen­ko’nun ken­di­ni bir tür­lü de­ğiş­tir­me­di­ği­ni söy­lü­yor. Ve ken­di­si­ni de­ğiş­tir­me­di­ği nok­ta­da Zoş­çen­ko’yu Sov­yet ede­bi­ya­tın­dan kov­ma di­rek­ti­fi­ni ve­ri­yor. Sov­yet­ler an­ti­fa­şist sa­vaş ka­za­nı­yor, sa­va­şın ya­ra­la­rı­nı sa­rı­yor. Zoş­çen­ko ise kah­ra­man Sov­yet hal­kı ile alay edi­yor. Bu nok­ta­da Jda­nov’un tav­rın­da yan­lış bir şey yok­tur. Gü­ney, bur­ju­va dü­şün­ce­le­re kar­şı salt ide­olo­jik mü­ca­de­le­yi sa­vun­ma yan­lış po­zis­yo­nun­da dur­mak­ta­dır.
– Sos­ya­list ger­çek­çi­li­ğin içe­ri­ği “sov­yet yurt­se­ver­li­ği, va­ta­nın sa­vu­nul­ma­sı, öz­gür emek­çi­le­rin ya­şa­mın­da­ki mut­lu­luk ve bü­yük ön­der­ler Le­nin ve Sta­lin’e sev­gi” bi­çi­min­de dol­du­rul­du­ğu nok­ta­da da­ral­tıl­dı­ğı id­dia edi­li­yor. Bu yan­lış­tır. 1950’ler­de Sov­yet­ler’de­ki ger­çek­lik tam da bu­dur.
Bu id­di­ala­ra kar­şı şu po­zis­yon­lar sa­vu­nul­du:
– Gü­ney’in de­ğer­len­dir­me­sin­de ta­ri­hi ko­şul­la­rı gö­zar­dı et­ti­ği doğ­ru de­ğil­dir. Yön­tem ola­rak da, de­ğer­len­dir­me­de ka­za­nım­lar or­ta­ya kon­muş ve ge­nel çer­çe­ve be­lir­len­miş­tir. Bu te­mel­de ki­mi ha­ta­lar da açık­ça ifa­de edil­miş ve doğ­ru­dan bu­gün ve ge­le­cek için so­nuç­lar çı­ka­rıl­mış­tır. Bun­lar­dan en önem­li­si “bi­çim­de sı­nır­la­ma ol­maz!” dü­şün­ce­si­dir.
– De­ğer­len­dir­me­de bü­yük öl­çü­de Sov­yet An­sik­lo­pe­di­si­ne da­ya­nıl­mış­tır, an­cak kaynaklar salt sözkonusu ansiklopediyle sınırlı de­ğildir. Kay­nak­lar­dan bir di­ğe­ri ör­ne­ğin Jda­nov’un ya­zı­la­rı­dır. Tar­tış­ma­nın yü­rü­dü­ğü nok­ta­lar­da baş­ka kay­nak­la­ra da baş­vur­mak mut­la­ka ge­re­ke­cek­tir. Fa­kat, bu de­ğer­len­dir­me­nin sağ­lam kay­nak­la­ra da­yan­ma­dı­ğı an­la­mı­na gel­me­mek­te­dir.
– Me­yer­hold bağ­la­mın­da de­ğer­len­dir­me­de­ki eleş­ti­ri an­la­şıl­ma­mış­tır. De­ğer­len­dir­me­de ha­ta ola­rak de­ğer­len­di­ri­len şey, Me­yer­hold’un ca­sus­luk­la suç­la­na­rak asıl­ma­sı de­ğil­dir! De­ğer­len­dir­me­de eleş­ti­ri­len şey, Sov­yet ti­yat­ro­su­nun ge­liş­me­sin­de bü­yük bir rol oy­na­yan ve bir dö­nem Tüm Sov­yet Ti­yat­ro­la­rı Yö­net­men­li­ği­ni yap­mış olan Me­yer­hold’un adı­nın bi­le Sov­yet An­sik­lo­pe­di­si­nin il­gi­li bö­lü­mün­de ye­ral­ma­ma­sı­dır. De­ğer­len­dir­me­de red­de­di­len yak­la­şım “is­ten­me­yen ki­şi­le­rin ta­rih­ten si­lin­me­si, yok sa­yıl­ma­sı yön­te­mi”dir.
– İçe­rik ve bi­çim nok­ta­sın­da­ki tar­tış­ma­da de­ğer­len­dir­me­de çe­liş­ki de­ğil, iki nok­ta­da ta­vır var­dır. Bi­rin­ci­si, içe­rik­te sı­nır­la­ma ge­tir­me­nin yan­lış ol­du­ğu ile­ri sü­rül­mek­te­dir. İkin­ci­si, be­lir­li bir nok­ta­dan iti­ba­ren içe­rik­te de çi­zi­len çer­çe­ve­nin çok dar­laş­tı­rıl­dı­ğı söy­len­mek­te­dir. Bu­nun ka­nı­tı Sov­yet An­sik­lo­pe­di­si’n­de ya­pıl­dı­ğı bi­çi­miy­le sos­ya­list ger­çek­çi­li­ğin ta­nı­mı­dır. De­va­men Zoş­çen­ko ör­ne­ği de bu nok­ta­da dev­re­ye gir­mek­te­dir. Jda­nov, il­gi­li ko­nuş­ma­sın­da, Zoş­çen­ko’yu, açık­tan kar­şıdev­rim­ci bir fa­ali­yet için­de ol­du­ğu ge­rek­çe­siy­le de­ğil, Sov­yet top­lu­mu­nu eleş­tir­di­ği için Sov­yet ba­sı­nın­dan kov­mak is­ten­mek­te­dir. Yan­lış olan bu­dur.
Bu nok­ta­da Jda­nov Le­nin’i kö­tü bir şe­kil­de kul­lan­mak­ta­dır. Gü­ney bu­nu eleş­ti­ri­yor. Jda­nov, Le­nin’in Par­ti ya­zı­nı için söy­le­dik­le­ri­ni Zoş­cen­ko’yu Sov­yet ba­sı­nın­dan kov­mak için kul­la­nı­yor. Zoş­çen­ko’nun eleş­ti­ri­len ya­zı­la­rı, par­ti ya­yın or­gan­la­rın­da ya­yın­la­nan ide­olo­jik-si­ya­si ma­ka­le­ler vb. de­ğil, ede­bi­yat-sa­nat der­gi­le­rin­de ya­yın­la­nan öy­kü­ler­dir. Bun­lar bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­rıl­ma­ma­lı­dır. Doğ­ru­dan par­ti ba­sı­nı ile, ede­bi­yat-sa­nat ya­yın­la­rı ay­nı çer­çe­ve­de ele alı­nır­sa yan­lış ya­pı­lır.
– Sos­ya­list ger­çek­çi­li­ğin içe­ri­ği na­sıl dol­du­ru­lu­yor? Sos­ya­liz­min ön­der­le­ri­nin res­mi­ni yap­mak, “mut­lu in­san çiz­mek” şüp­he­siz yan­lış de­ğil­dir. Fa­kat sos­ya­list ger­çek­çi­li­ğin içe­ri­ği­ni bu şe­kil­de dol­dur­mak, içe­ri­ği sı­nır­la­mak, dar­laş­tır­mak­tır. Sos­ya­list ger­çek­çi­lik, sor­gu­la­ma­yı em­re­der. O, an­da­ki top­lum­sal du­rum­da te­mel çe­liş­ki­yi bul­mak ve on­dan yo­la çı­ka­rak ger­çek­li­ği de­ğiş­tir­me­ye ça­lış­mak­tır. Bu­nu ya­ka­la­yan bir kül­tür fa­ali­ye­ti, bir sa­nat kit­le­le­ri ar­ka­sı­na alır, on­la­rı doğ­ru bir bi­çim­de yön­len­di­re­bi­lir.
Ol­duk­ça can­lı ge­çen tar­tış­ma­la­rın er­te­sin­de tüm ka­tı­lan ve des­tek­le­yen­le­re te­şek­kür­le­rin di­le ge­ti­ril­di­ği bir ka­pa­nış ko­nuş­ma­sı ya­pıl­dı.
Tar­tış­ma kül­tü­rü bağ­la­mın­da ye­ni bir ge­le­nek ya­ra­tıl­mak is­ten­di­ği bir ke­re da­ha vur­gu­lan­dı. Gü­ney’in bu Kon­fe­rans’la at­mış ol­du­ğu adı­mın ile­ri­ye gö­tü­rül­me­si için tüm kül­tür ve sa­nat emek­çi­le­ri­ne ve tüm il­gi­li­le­re or­tak ça­lış­ma ve da­ya­nış­ma çağ­rı­sın­da bu­lu­nul­du.
Bu iki gün­lük Kon­fe­rans sü­re­sin­de cu­mar­te­si ve pa­zar ak­şam­la­rı kül­tü­rel et­kin­lik­te de bu­lu­nul­du. Cu­mar­te­si ak­şa­mı An­ka­ra Bir­lik Ti­yat­ro­su Yıl­maz Gü­ney’in ya­şa­mın­dan ke­sit­ler su­nan “Bir gü­zel çir­kin kral” oyu­nu­nu oy­na­dı. Pa­zar ak­şa­mı ya­pı­lan kül­tü­rel et­kin­li­ğin ilk bö­lü­mün­de Yıl­maz Gü­ney’in film­le­rin­den der­le­nen ve bü­yük il­gi top­la­yan bir bel­ge­sel gös­te­ril­di. Bel­ge­sel, Yıl­maz Gü­ney’in ilk ça­lış­ma­la­rın­dan baş­la­ya­rak film­leri temelin­de onun sanat­çı ve siyaset­çi kişiliğinin geliş­mesini yorum­luyor­du. Daha son­ra Yenigün Müzik Top­luluğu ve Grup Kızılır­mak prog­ram­larını sun­dular. fiiir­ler okun­du, kısa konuş­malar yapıl­dı, gelen mesaj­lar okun­du ve en son olarak fiük­rü Er­şan Tiyat­ro Top­luluğu’nun gün­cel olay­lar­dan esin­lenerek hazır­ladığı bir gös­teri sunul­du.