|
Sayfa 1 / 7 Savaş karşıtı bir başyapıt mı, yoksa dünyanın en iyi ordusu, ABD ordusuna övgü düzen, 'erkekçe' bir savaş filmi mi ?

Hollywood sinemasının hemen her filmi hasılat rekorları kıran "harika çocuğu" Steven Spielberg'in son filmi "Er Ryan'ı kurtarmak" da piyasaya büyük bir reklam kampanyasıyla girdi. Birçok sinema eleştiricisi bu filmi, şimdiye kadar çevrilmiş filmler içinde en önemli savaş karşıtı film olarak değerlendirdi. Film piyasaya ilk çıktığı günlerde New Yorker dergisinde yayınlanan övgü dolu bir eleştiri "Bütün savaşları bitirmek için film" başlığını taşıyordu. Filmi gören birçok kişiyle de konuştuğumda, bana bu filmi görenlerin savaşı lanetleyeceğini, bu filmin savaşın kötülüklerini çok çarpıcı bir biçimde gösterdiğini vb. söyleyenler, filmi savaş karşıtı olarak değerlendirenler az değildi. Bence bu değerlendirme yanlış bir değerlendirme. "Er Ryan'ı Kurtarmak" gerçekten bir başyapıt, fakat savaş karşıtı bir film olarak değil, ABD ordusunun propagandası açısından bir başyapıt. O ABD yurtseverliğinin, ABD ordusunun savaşlarının propagandasının bir başyapıtı. Steven Spielberg, Hollywood'un son döneminin kuşkusuz en yetenekli yönetmeni. O sinemayı çok iyi bilen, bir film süresince seyirciyi deyim yerindeyse "esir almayı", onu Steven Spielberg'in dünyasına taşımayı başaran bir yönetmen. "Hiçbir filminde mesaj iddiası olmadığını", "sorununun yalnızca seyirciye hoş vakit geçirmek olduğunu" söylüyor. Kuşkusuz buradaki "alçakgönüllülüğü" gerçeklerin ifadesi değil. Onun her filminde mesaj var. Tabii kaba değil, ustaca verilen mesajlar bunlar. En mesajsız filmleri sayılan "Jaws", "Jurassic Park", "Indiana Jones", "E.T." gibi fantazi/macera/bilimkurgu filmleri bile mesaj dolu. Fakat Spielberg salt böyle "macera" filmlerinde araya sıkıştırılmış mesajlarla yetinmiyor. Doğrudan bir dizi siyasi sorunu konu alan filmleri de var. Örneğin "Mor Rengi"nde, ABD'de bir siyah kadının somutunda, kadının kurtuluşu ve ırkçılık sorunları işleniyor. Tabii Hollywood usulü... Bütün kötülüklere rağmen, iyi üstün geliyor. Amerikan demek zaten özde iyi demektir! Bu filmin sonunda sinemada eğer ıslanmadık mendil kalıyorsa, o yalnızca bir şeyi gösterir. Mendili kuru kalanın yüreğinin nasır bağlamış olduğunu, veya erkekliğin şanı gereği ağlamak yasak olduğundan ağlamadığını! Örneğin "Schindler'in Listesi"nde insanlık tarihinin en korkunç soykırımı olan Nazilerin Yahudilere karşı yürüttüğü soykırım, Şoa, anlatılıyor. Tabii yine Hollywood usülü... Soykırım olgusu, Alman sanayicisi Schindler'in, kendi işletmelerinde çalışan yüzlerce Yahudi işçiyi "sonuçta kendi hayatını da tehlikeye atarak" temerküz kampından, gaz odasına gitmekten kurtarması öyküsü içinde anlatılıyor. Böylece aslında iyi Alman patronların da olduğunu, meselenin sınıflarüzeri, bir "insan olma" meselesi olduğunu anlıyoruz. Nazilerin gerçekte Alman emperyalizminin vurucu gücü olduğu, Alman emekçilerinin önemli bir bölümünün de Nazilerle birlikte hareket ettiği, bu anlamda suç ortağı olduğu vb. gerçeklerinin üzeri örtülüyor, Nazi vahşetinin gerçekte az sayıda "insanlıkdışı" unsurların işi olduğu mesajları ustaca veriliyor. Ve yine sinemada kuru mendil kalmıyor (kuraldışılar için yukarıda söylenenlere bakın). "Er Ryan'ı Kurtarmak" Spielberg'in doğrudan siyasi filmlerinden. Spielberg bu filmde İkinci Dünya Savaşı'nın Amerikan yorumunu yapıyor.
|