doğu
ovaların
temmuz
gecelerini bilirim
matemli, nazlı eser
ipek
bir tül gibi süzülür meltem
gelir geçer
ve
lakin,
duymaz
öreni yerler
karanlıktır, tekindir
çoban
ateşi yanmıyor tepelerde
ışık
selamları kesilmiş…
baharı
turnalar,
çıkmıyor gece yolculuğuna
ıssız
dağ başlarında,
kurtlar
uluyor şimdi
çiyanlar-çakallar….
yol
boyunda sabahlar
kervanlar geçmiyor artık
hanlar
efsaneyi anlatır
sürüngenler beslenir şimdi
aman
ha!
bir
yürü, bin düşün
bilirsin;
bize
yad değil idam sehpaları
sorgusuz, sualsiz alınırsın
yalın
geçme ipek yolunu
dikkat
et, baykuş çığlığına
olur olmaz vurulursun…
gece derin, ay karanlık
kınında, kan kurumuş
hançerin
kalp atışı
vurur tetiğe
geçit almaz tel duvar
yanın, yören ecel
pususu.
yaşam
umudu,
dal vermez buralarda
hayat
akmaz
yıldız
akar bu ellerde.