BEYHAN
POLAT
Geç bile kaldı… Çoktan beri
yazılması gereken de bir türlü yazılamayan kitaplar yazılıyor artık…
Bilinen ama inkar edilen, en iyi durumda korkudan üzerinde konuşulmayan
gerçeklikler çıkıyor gün yüzüne bir bir… Ermeni iken, Hristiyan iken
Türk ve Müslüman olmuşlar… Zorları neymiş?
Fethiye
Çetin, yaşamının bir noktasında birdenbire Türkiye coğrafyasında
binlercesinin acı hikayesi olan gerçeklikle karşılaşıyor. Ailesine ve
kendi kimliğine dair herşeyi birdenbire soru işareti haline getiren ve
onu iz sürmeye sürükleyen bir kısa konuşma… Suskunluğunu artık daha
fazla sürdüremeyen ve torununa açılan bir anneanne:
“Ankara’da bizde kaldığı bir gün, “İşin yoksa hele yanıma gel, sana bir
şey söyleyeceğim” dedi. Yanına gittim, yine ellerimi iki elinin arısına
aldı ve”Biliyor musun, benim annem, babam, kardeşim Amerika’da, dayın
onların adreslerini kaybetti. Onları bulursan sen bulursun. Onlar bana
bul,” dedi.
Sözlerin ağzından dökülüş biçiminden ve ses tonundaki tekdüzelikten
bunları bana söyleyebilmek için çok zor karar verdiği anlaşılıyordu.
Önce per kavrayamadım, “Ne diyorsun anneanne, şimdi bizim Amerika’da
akrabalarımız mı var?” diyerek biraz da söylediklerini aklımca alaya
aldım. Anneannem çok ciddiydi. (…)
– Peki
anneanne niye gittiler Amerika’ya?”
–
Gittiler işte.
– Ne
zaman gittiler?
– Ben
çocuktum o zaman.
– Peki
seni niye götürmediler?
(…)
Kafam
allak bullak olmuştu. (..)Biz, anneannemle dedemi teyze çocukları olarak
biliyorduk. Bu doğru değilmiş. Anneannemi de Çermikli diye biliyorduk.
Bu da doğru değilmiş. O zamana kadar doğru bildiklerimin çoğu
yanlışmış.”
Yaşamı
boyunca bütün zorluklara göğüs geren, karşısına çıkan her türlü engelle
baş etmeyi bilen güçlü bir kadın olarak tanıdığı anneannesinin neden
kendi kimliğine sahip çıkmada çaresiz kaldığının yanıtını arıyor Fethiye
Çetin. Onun anneannesinin yaşam hikayesi, katledilen ve sürülen
yüzbinlerin, annebabasından koparılıp zorla alınıp Türkleştirilen
onbinlerin hikayesi, Ermeni kıyımının hikayesi…
Fethiye Çetin yine bir
parça şanslı sayılır, anneannesinin gerçek kimliğini öğrenebilmiş, hatta
akrabalarının izini bile bulabilmiş….
Birçoğumuz anneanne ya
da babaannelerimizin “dönme” olduğunu duymuşsak da ne gerçek kimliğini
biliriz ne de hikayesini öğrenme şansına artık sahibiz. Belki de onun
için susamışız birbirine benzer ‘talihli’ insanların yaşam ve aile
öykülerine… Fethiye Çetin yazmış, onu örnek alan başkalarının da
yazmasını dilerim. Ve tabii ki, bu kitabı herkesin okuması ve tavsiye
etmesini de.