merhaba
(sayı 33)

Renkli ve dolu
bir dergiyle daha karşınızdayız… İçerik olarak her geçen sayıda daha
iyiye giden dergimizi teknik açıdan desteklemek görevlerimizden birisi…
Bu sayımızdan itibaren iç sayfalarımıza bir renk ekliyoruz…
Beğeneceğinizi umuyoruz.
•••
Bu sayımızda da
sizlerden gelen ürünlere ağırlık vermeye çalıştık. Ve bu dergimizin
sayfa sayısını artırmamızı gerektirdi. Hayır, hayır; yakınmıyoruz.
Tersine sizler ürün gönderdikçe seviniyoruz. Keşke, sayfa sayımızı daha
da artırabilsek ve sizlere daha fazla yer verebilsek… Ancak bu maddi
gücü gerektiriyor ve bizim gücümüz sınırlı…
•••
Bu arada
gönderilen ürünlere ilişkin bizi inciten bir noktayı belirtmek de
istiyoruz. Ama en baştan belirtelim, kimseyi zan altında bırakmak
istemiyoruz…
Sorun şu:
Dergimize
“ihbar”da bulunan bir kişi, dergimizde yayınlanan bir öykünün kendisine
ait olduğunu, öykünün kendi kitabından yer yer aynen alındığını ve kendi
ismiyle değil, bir başka isimle yayınlandığını, hukuki yollara
başvuracağını belirtti. Bunun ne kadar doğru olduğunu ya da olmadığını
–şimdilik– bilemiyoruz. İleride sorunun içyüzü anlaşılacak. Ancak bu
vesile ile bu konudaki görüşümüzü aktarmak istiyoruz:
Biz, emeğe
saygılı bir dergiyiz… Bunun için bir başkasının emek harcayıp ortaya
çıkardığı bir ürünü sahiplenmek; daha açık konuşmak gerekirse “çalmak”,
evet “eser hırsızlığı yapmak” bizim kabul edebileceğimiz bir davranış
değildir. Bu devrimci bakış açımıza uygun bir davranış olmadığı gibi,
sanatçı etiğine de, basın-yayın ilkelerine de uyan bir davranış
değildir. Bizim kültürümüzde “eser hırsızlığı”na taviz yoktur.
Biz, bize
gönderilen ürünlerin başka yerlerde yayınlanıp yayınlanmadığını, ürünün
üzerindeki isme mi, yoksa bir başkasına mı ait olduğunu denetleme
durumumuz yok. Sadece bizim değil, hiç bir yayın organının tam olarak
böyle bir denetim olanağı yok… Bu bağlamda yayıncı kurum güven temelinde
iş yapmak durumunda. Biz de bugüne kadar ürünlerini bize gönderen
arkadaşlarımızın samimiyetine ve dürüstlüğüne güvendik, bundan böyle de
bu güvenimiz sürecek…
“Eser çalarak”
bunu kendi adıyla dergimize ya da diğer dergilere gönderip yayınlatma
düşüncesinde olan ya da bunu bugüne dek denemiş olan kimi kendini
bilmezler de çıkabilir. Onlara söyleyeceğimiz de şudur: Yapılan sonuçta
hırsızlıktır. Ancak bu öyle bir hırsızlıktır ki, gizlenmesi mümkün
değildir; “eser hırsızlığı” eninde sonunda ortaya çıkar. Çünkü yapılan
sonuçta kalıcı ve ortada bir iş; gizlenemeyecek bir iş…
Ayrıca “eser
çalmakla” edebiyatçı olunmaz; olunsa olunsa “hırsız” olunur… “Eser
hırsızı” sıfatını da kimse kendisine yakıştırmak istemez herhalde!!!
Hukuki
koğuşturmaya değinmiyoruz bile…
•••
Son bir notumuz
daha var: Bu sayımızdan itibaren “sizlerden güney’e” köşesinde
elektronik posta adresimize gelen kimi mesajlara da yer veriyoruz. Ancak
bu noktada bir sorun var: Kimi okurlarımız hâlâ eski elektronik posta
adresimizi kullanıyorlar. Yeni elektronik posta adresimizi bir kez daha
hatırlatalım:
mail@guneydergisi.com
Ürünlerinizi,
mesajlarınızı, desteğinizi bekliyoruz…
Gelecek sayıda buluşmak üzere hoşçakalın…
Hoşça kalın!