DERYA GÜMÜŞ
Laz müziğinin, dilinin
renklerini çeşitli ulus ve milliyetlerden Türkiye halklarına sunan
muhalif sanatçılardan birisi olan Kazım Koyuncu uzun süredir kanser
tedavisi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Kazım Koyuncu
26 Haziran 2005 Pazar Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda yapılan anma
töreninde sevenleriyle “son kez buluştuktan” sonra toprağa verilmek
üzere doğduğu yer olan Hopa'ya götürüldü.
Kanserdi Kazım Koyuncu… Kanser olduğunu öğrendikten
sonra şöyle diyordu: "En iyi ihtimalle Haziran ayına kadar konser
veremeyeceğim. Kanser ve konser arada sadece bir harf farkı var. Hiçbir
şey umurumda değil, ben konserimi yapacağım. Arkadaşlarım üzülmesin, her
zamanki şımarık, kendini vermiş halimle çıkıp şarkılarımı söyleyeceğim."
Konserler yarım kaldı… Şarkılar suskun…
27 Haziran akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava
Tiyatrosu'nda gerçekleştirilecek olan "Hey Gidi Karadeniz Gecesi"ne
programda olmasına karşın sağlık durumu nedeniyle katılamayacağını
bildiren Karadeniz’in asi çocuğu; "10 gün önce başlayan ve geçici olduğu
düşünülen ses kısıklığım giderilemedi. Enfeksiyon kapma tehlikesi
nedeniyle geceye seyirci olarak dahi katılamayacağım. Karadeniz, dev bir
dalgadır, özgür bir sudur. Bir olguya bir kişiye bağımlı değildir. Bu
nedenle 'Hey Gidi Karadeniz Geceleri' devam etmelidir…" demişti.
Kazım Koyuncu otantik Laz müziğini modern müzik
formlarıyla buluşturan, üretken bir sanatçıydı. Ama onu sıradan
sanatçılardan ayıran bir özelliğe sahipti Kazım Koyuncu: O bir
muhalifti; o devrimci bir sanatçıydı… "Hayatım boyunca ezilenlerin ve
mağdurların yanında olmaya çalıştım. Haksızlıklara karşı müziğimle
sanatımla göğüs gerdim. İnsanları çok seviyorum, hayatı ve paylaşmayı
çok seviyorum. Sevginin ve barışın egemen olduğu bir dünya benim için
çok önemli. Yaşamım boyunca da bu değerlere sadık kalacağım. Yaşamak ve
yaşatmak çok güzel. İnsanlar kendilerine verilen bu güzellikleri kötü
niyetle kullanmamalı." diyen birisiydi. Kendisini müzisyen, ondan sonra
Karadenizli ama hepsinin ötesinde bir devrimci olarak tanımlayan
birisiydi. Özgürlüğe düşkündü; kendisine en zor gelen şeyin hastalık
değil ama hastalığın onu yapacağı şeylerden alıkoyması, özgürlüğünü
sınırlaması olduğunu söylüyordu.
Kazım Koyuncu kapitalizme, egemen sisteme ve
popüler kültüre karşı bir sanatçıydı. Sanatıyla ezilenlerin yanında yer
aldı: Artvin ve Bergama´da siyanürle altın aramalara, Akkuyu´daki
nükleer, Gökova´daki termik, Fırtına Vadisi´ndeki hidrolik santrallere
ve son olarak Samsun-Sarp Sahil Yolu Projesi´ne karşı sesini
yükseltenlerdendi. Vicdani ret açıklamalarında; Irak işgaline, NATO´ya
karşı düzenlenen pek çok konser ve etkinlikte şarkılarıyla yer aldı.
98 yılı sonunda çıkan Zuğaşi Berepe albümü
“İgzas”ta şöyle diyordu: "Toprak sahipleri, çokuluslu şirketler ve
işbirlikçi yerlileri, çete sahipleri ve yalakaları, baş ve bakanları,
milletlerin bekçileri ve sürülerinin olduğu yerde yer kavgası vermedik.
Hiçbir yerdeydik."
1986 yılında Çernobil´deki nükleer kaza sonrasında;
14 yaşındaki Kazım, yakın bölgelerdeki pek çok başka insan gibi üzerine
yağmur yağanlardan biriydi:
"Hepimizde tümörler var ve hayatımızın belirli
dönemlerinde radyasyon veya başka etkiler tetikleyip kansere
dönüştürüyor. Kaza sonrası adını anımsamadığım bir bakanın ´iyi gelir´
diyerek radyasyonlu çay içmesi yalnızca bir zekâ sorunu değil, suçtur.
Çernobil´den sonra erken teşhisler için rehabilitasyon merkezleri
kurulabilir, belki binlerce insan ölmezdi. Hangi şehirde, kaç insan
kansere yakalanmış gibi bir istatistik bile yapılmamış. Bu ülkenin
politikacılara, yalancılara ihtiyacı yok. Ben böyle duyarsız
yöneticilerin halk düşmanı olduklarını düşünüyorum…"
Laz müziğinin bu muhalif sesi; Karadeniz’in asi
çocuğu Kazım Koyuncu, ondan çok şeyin beklendiği bir dönemde genç yaşta
aramızdan ayrıldı. “Her ölüm erkendir…” denir. Ama Kazım Koyuncu’yu
gerçekten erken yitirdik… Unutmayacağız…
KAZIM KOYUNCU
Artvin, Hopa'da 1972'de doğan Kazım Koyuncu 1989
yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde eğitimini sürdürmek için
İstanbul'a geldi. Kazım Koyuncu, müzik ve siyasi çalışmalarını
üniversite yıllarında yoğunlaştırdı; devrimci öğrenci hareketi içinde ve
Grup Dinmeyen adlı muhalif müzik grubunun kurucuları arasında yer aldı.
1992 yılında Mehmet Ali Beşli ile birlikte ilk Lazca rock müzik grubu
Zuğaşi Berepe´yi (Denizin Çocukları) kurdu. Zuğaşi Berepe ile 1995'te "Va
Mişkunan" (Bilmiyoruz), 1998'de de "İgsaz" (Gidiyor) isimli albümleri
yaptı. Aynı dönemde de Laz kültürünün ve tarihinin bilinir kılınmasını
hedefleyen "Ogni" adlı derginin yayımlanmasına da katkı sundu. Koyuncu,
1998'in sonunda 'Zuğaşi Berepe'nin dağılmasının ardından tek başına
müziğe devam etti ve “Salkım Söğüt” isimli projelerin ikincisinde üç
şarkıyla yer aldı. Lazca müziğin ve Laz kültürünün gelişmesinde önemli
katkıları olan Kazım Koyuncu, 2001 yılında ilk solo albümü 'Viya'yı
çıkardı. Daha sonra bir TV kanalında yayınlanan ve çok sevilen
'Gülbeyaz' adlı dizinin hem müziklerini yapan, hem de dizinin bazı
bölümlerinde oyuncu olarak görev alan Koyuncu, 'Sultan Makamı' dizisinin
de müziklerini hazırladı. İkinci solo albümü "Hayde"’yi 2004 Nisanında
çıkardı Kazım Koyuncu. Albüm Türkiye'nin hemen her köşesinde ilgiyle
karşılandı.