GÜNEY:
Tiyatronuz ne zamandır faaliyette?
SEYR–Î MESEL:
2002 yılının Kasım ayında 24
kişiden oluşan bir grup tiyatrocu tüm kalıplardan, başlardan uzak kendi sanatını
üretebilmek için bir araya geldi. Seyr-î Mesel’in “Seyr-î” seyretmekten gelir,
“Mesel” ise mesele, söylence, hikâye anlamında kullanılır. Bir meselenin,
masalın ya da hikâyenin izlencesi denilebilir. Birçok dilde de ortak anlama
sahiptir. Farsça, Kürtçe, Türkçede böyledir. Mesel aynı zamanda Brecht’in
tiyatro anlayışında kullanılan bir yöntemdir. Bir oyunun sahneye koyma sürecinin
ilk aşamasıdır. Bu aşamada tüm ekip oyuncu, yönetmen, ışıkçı, yazar, dekorcu vb.
karşılıklı fikir alış verişinde bulunur. Metinler çözümlenir, olayların
birbirileriyle olan ilişkileri çözümlenir. Yani bir oyunun toplumsal anlamını
keşfetme çalışmasıdır.
GÜNEY:
Seyr- î Mesel’in kurulması nasıl
oluştu? Bildiğimiz kadarıyla tiyatronuz kendine has bir özellik de taşıyor. Bu
özelliği nasıl tanımlarsınız?
SEYR–Î MESEL:
Şu an çalışmalarımızı
sürdürdüğümüz ve daha öncesinde harabe bir halde olan bu mekânı kiraladık ve
burayı bir tiyatro atölyesine dönüştürebilmek için aylarca çalıştık. Her şeyi
kendi çabamızla yaptık, atölyenin boyacısı, sıvacısı, ustası olduk. Bir taraftan
inşaat çalışmaları sürerken, diğer taraftan da sanatsal çalışmalarımız yavaş
yavaş başladı. Böylelikle kendimizi ve sanatımızı özgürce ifade edebileceğimiz
bir mekâna sahip olduk.
Her şeyden önce
hayatlarımızı bu tiyatroya sığdırmaya çalışıyoruz. Amacımız bir oyunun sadece
çıkma aşamasında bir araya gelmek değil. Burada rollerimiz sadece sahneyle
sınırlı değil. Bununla birlikte bu yapının kendini idame ettirebilmesi için
gerekli olan finans, organize, kurumsal ilişkiler vs. gibi ihtiyaçlarda da rol
alıyoruz.
Kürt tiyatrosu
Türkiye’de başlı başına bir farklılıktır. Gündeme geldiği an itibariyle de
farklı özelliklerde, farklı kanallarda kendine yer edinmek mecburiyetindedir.
Seyirci faktörünü, ele alması gereken konuları, teknik dizaynları en ince
detayına kadar düşünüp ondan sonra harekete geçmesi gereken bir yapıya sahip
olmalı. Dünyada var olan rönesans, reform hareketleri, modern tiyatronun
kuramları üzerine inşa edilmiş diğer halkların köklü sanat gelenekleriyle aynı
kefede tartışılamaz. Bunun içindir ki başlı başına bir farklılık olmasının
yanında kendi özgünlüğünü seyircisiyle, oyuncularıyla, yazarlarıyla,
yönetmenleriyle pekiştirecek özgür ve bağımsız topluluklara mal etme ihtiyacı
duyar. Kürt kültürü henüz işlenirliğini tamamlamamıştır. Yeni ve işlenmemiş bir
olguyu ele alıp işlemeye başladığınızda bu zaten kendiliğinden bir özgünlük
kazandıracaktır size. Seyr-î Mesel, Kürt Tiyatrosunun kurumlaşması adına bir
çabadır. Kürt sözlü edebiyatı ve kültürü çeşitli şekillerde yıllarca varlığını
sürdürüp günümüze kadar gelebilmiştir. Ancak şöyle bir benzetmeyi de
yapabiliriz: Yıllar öncesinden üretilmiş ancak toprak altında kalmış bir sanat
eserini düşünün, onu gün yüzüne çıkarabilmek için toprağı kazmak, bu esere zarar
vermeden, onun yapısını bozmadan üzerindeki tozu silerek gün yüzüne çıkarmak
gerek. Yani bu halkın yarattığı, ürettiği, biriktirdiği bir kültür var. Biz bunu
gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. Önce kendi köklerimizden beslenmek...
Masallar, seyirlik oyunlar, sözlü edebiyatın her türlüsü bizim için birer
kaynak, malzemedir. Böylesi bir çaba sonucunda masallardan ortaya çıkarılan
“Sayê Moru (Şahmeran)”, “Sêva Perîyan” (Perilerin Elması), seyirlik oyunlardan
oluşturulan “Qal û Qir” (Şamata), mitolojik söylencelerden ortaya çıkarılan
“Kemero Bask” (Geyiklerin Ahı) oyunlarını örnek verebiliriz.
GÜNEY:
Sergilediğiniz oyunlarda konu
seçimi, oyun tarzı, dil, müzik gibi öne çıkardığınız bir tarz var mı?
SEYR–Î MESEL:
Yukarda da söylediğimiz gibi
Kürt kültür ve sanatı adına yapılacak tüm yaratımlar size bir özgünlük
kazandıracaktır. Kürtlerin yazılı bir tarihi olmadığından, yararlanabileceğimiz
ve tiyatromuza konu edineceğimiz sosyal, toplumsal, kültürel her türlü malzemeyi
sözlü tarihten alırız. Bu da gösteriyor ki şu an Kürt tiyatrosunun en büyük
eksikliği tiyatro yazarlarının olmayışıdır. Bu da bizi bir şekilde doğaç
yöntemiyle oyunlarımızı var etmeye ve aynı zamanda bunu artık bir tercihe
dönüştürmeye zorunlu kılıyor.
GÜNEY:
Kendinizi, tanımladığınız biçimiyle
bir tiyatro akımına dahil ediyor musunuz, evetse hangisi?
SEYR–Î MESEL:
Şimdiye kadar gelmiş geçmiş
tüm tiyatro dilleri, kuramları, akımları bir şekilde oyunlarımızda görülebilir.
Var olan birikimlerden yararlanırız, fakat aynı zamanda hepsini ret ederiz.
Dolayısıyla şu tarz bir tiyatro yapıyoruz deme gerçekliğimiz yok. Daha çok
deneysel diyebiliriz. Arayışçı; kendi dilini, tarzını arayan, bulduğunu yeniden
sorgulayan, hep yeniyi arayan bir tiyatrodur. Var olanı yıkan, altüst eden ve
yeniden kuran. Kurduğunu reddeden dolayısıyla kendini reddeden bir tiyatrodur.
Dolayısıyla bir şeyleri ret etmek, alt-üst etmek, yeniden üretmek, oyunlarımızda
bunu yapmak bizi yani Kürt tiyatrosunu bir yapılanmaya zorluyor. Ürettiğimiz her
oyun sahneleme biçimi olarak, tarz olarak, oyunculuk biçimi olarak, felsefe
olarak, görsellik olarak bir arayıştır ve hepsi kendi çapında bir örnektir.
Bunun yanında oyunculuk bizim tiyatromuzda önemli bir unsurdur. Yani oyunların
üretim sürecinde oyunculuk belirleyicidir. Genellikle yazılı metinlerden yola
çıkarak oyun kurmuyoruz. Her şey sahne üzerinde olur ve bunun sonucunda bir
metin çıkar.
GÜNEY:
Bir kültür dalı olarak tiyatronun
halka/insanlara sunacağı bir işlevi var mı sizce?
SEYR–Î MESEL:
Eh tabiî ki bu yadsınamaz
bir durum. Tiyatro her sanat dalı gibi seyircisiyle buluşur ve bir etkiyi mutlak
bir şekilde sağlar. Bu halkın diline, fikirlerine, yaşamına, kültürüne etki eder
şüphesiz. Fakat şöyle bir kafa karışıklığına yol açmamalıyız: Bunu kimin için
yapıyoruz? Bu aynen “yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar’
sorusuna benzer. Ucu açık bir tartışmadır sadece bu.
GÜNEY:
Tiyatronuzu nasıl tanımlarsınız?
SEYR–Î MESEL:
Seyr-î Mesel Tiyatrosu
profesyonel çalışan fakat amatör bir ruha sahip bir yapılanmadır, diyebiliriz.
GÜNEY:
İzleyicinizin profilini
tanımlayacak olursanız, izleyenlerin yaş, cinsiyet, mesleki ve etnik kökeni
açısından durum nedir?
SEYR–Î MESEL:
Her yaştan, her cinsten, her
sınıftan çok renkli bir seyirci profiline sahibiz. Genellikle Kürtçe oyunlar
oynadığımız için izleyicilerimiz de daha çok Kürtlerden oluşuyor. Ancak
tiyatronun olanakları bizim farklı bir izleyici profili ile buluşmamızı
sağlıyor.
GÜNEY:
Yaşadığınız belli başlı sorunlar
nelerdir?
SEYR–Î MESEL:
Ekonomi ve seyirci sıkıntısı
başta olmak üzere tiyatronun genel sorunlarını biz de yaşıyoruz.
GÜNEY:
Bundan sonraki oyunlarınız
nelerdir, bu yılki planınızda neler var?
SEYR–Î MESEL:
26 Mart’ta prömiyerini
yapacağımız “Mesela ne kadar ozağ” oyunuyla gösterimlere devam edeceğiz. Bu oyun
Türkçe ağırlıklı bir oyundur. Bunun dışında yeni projeler araştırmaya devam
ediyoruz. Elimizde var olan oyunları şehir içi ve şehir dışında, ayrıca
tiyatronun ulaşamadığı yerlerde de sergilemek istiyoruz. Buna dair turne
planlarımız var. Davet edileceğimiz festivalleri de değerlendireceğiz.
SEYR-î MESEL Sanat
Atölyesi
İstiklal Caddesi, İmam Adnan Sokak,
Nane Sokağı No: 5, Kat: 4 - Beyoğlu - İstanbul
Tel: 0212 – 244 80 46 · Faks: 0212 – 244 97 89