sizlerden güney’e (sayı 29)


Merhaba Güney!

Dostlar, şahsıma göndermiş olduğunuz der­giyi Amasya Cezaevi'nde aldım. Aynı süreçte de Bergama Cezaevi'ne sevkim çıktı. Amasya Cezaevi'nde iken sizlere bir mektup yazmıştım, aldınız mı? Konusu; mektup arkadaşlığı üzerine.

Derginiz okuru olarak arkadaşlar ile fikir alışverişinde bulunmak isterim. "Yüz çiçek açsın, yüz fikir yarışsın”dan yola çıkarak, paylaşımı zenginleştirebiliriz.

Arkadaşlar, sizlerden bir isteğim olacak; okumuş olup da, elinizde fazladan bulunan dergi, kitap, vb. yayınlar var ise eğer, gönderebilirseniz çok memnun olurum. Burada, yapabildiğimiz tek şey okumak. (...)

Ayhan OLGUN

M Tipi Kapalı Cezaevi

Oda-A-4, Bergama/İzmir


Merhaba,

Dünyamızın ve ülkemizin yokluklara, yoksulluğa, açlığa, işsizliğe, kıyım ve savaşlara boğazına kadar batırıldığı günümüzde, sessizlik ve duyarsızlık, umutsuzluk ve ufuksuzluk hakim kılınmak istenirken bir parça onurlu ses, dayanışma, umut ve tarihin durdurulamaz akışında yarınlara dair, güzelliklere dair engin ufuklar açma iddia ve çabası içinde olan tüm GÜNEY çalışanı, emekçisi, gönüllüsü dostlarımın, ar­kadaşlarımın 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutluyorum.

Toplumcu-gerçekçi sanatın, plastikleşen, tekelleşen, popülistleşen, yozlaşan günümüz "sanat" gerçekliği içinde işçi ve köylülerin, ezilen halklarımızın umut kavgasında tüm zorluklara rağmen rolünü oynayıp aydınlanmamızı, ışımamızı daha güçlü sağlayacağına duyduğum inançla selam ve saygılarımı, başarı dileklerimi iletiyorum.

Güzel yarınlarda buluşmak dileğiyle...

Deniz Faruk ZEREN

2 Nolu F Tipi Cezaevi, B2/60 Kırıklar Buca/İzmir


Merhaba,

Yaklaşık bir yıldan beridir derginizi ilgiyle takip ediyorum. Yılmaz Güney'in ve onun devrimci sanat anlayışının devam ettirilmesini ve işçi sınıfı kültürüne derginizin yaptığı katkıyı takdirle karşılıyorum. Bu çabanın artarak devam edeceğini, yeni ürünlerle derginin kendini sürekli yenileyeceği inan­cındayım. Toplumsal çürümenin yaşandığı şu gün­lerde yeni ürünlere ve devrimci bir karşı duruşa ihtiyaç her zamankinden daha fazla vardır.

Ben yaklaşık 10 seneden beridir tekstilde çalışmaktayım. 2001 yılında kurulan ve Bahçelievler PTT direnişini örgütleyen Birleşik işçi Sendikası'nın kurucularından biriyim. Bizler de sizler gibi aynı çabayı fabrikalarda, atölyelerde ve emekçi mahallelerinde büyütmeye çalışıyoruz.

Çalışma hayatında ortaya çıkan sorunları, umutları, sevinç ve üzüntüleri gözlemleyerek okuduklarımdan da yararlanarak yorumlamaya çalışıyorum. Karınca kararınca kendimce şiir ve öykü denemeleri yapıyorum. Sizin de derginizde amatör ruhları desteklediğinizi, bu insanların önünü açtığınızı gözlemledim. Bundan da cesaret alarak size dergide yayınlanmak (bu sizin taktirinize bağlıdır) üzere üç tane şiir denememi gönderiyorum, ilginize şimdiden teşekkür eder saygılarımı bildiririm.

Davut TANRIKULU


Merhaba Güney çalışanları...
Bu size yazdığım ikinci mektubum. Daha önce öğrenci olarak bulunduğum Bursa'dan sizlere yazmıştım. Ve derginizi bulamamaktan şikâyetçiy­dim. Şimdi memleketimdeyim. Okulumu bıraktım ve tekrar sınava hazırlanıyorum.

Hayatım boyunca hep bir yerlerde eksiklik hissettim. Çabalarıma rağmen hayata tutunamadım bir türlü. Böyle oluşum beni sizlere daha da yakınlaştırdı. Pek çok insanın mutlu olduğu şeylerle mutlu olmuyorum. Bu dünyada birçok şey bana göre değil (Ama ne yazık ki başka bir dünya da yok), bu da canımı fena derecede sıkıyor. Can sıkıntımı burjuvazi hastalığı olarak değerlendirmeyin lütfen. Çünkü, gerçekten hiçbir şey yapamamaktan canım sıkılıyor. Bireysel mutluluklar doyurmuyor beni. istiyorum ki, hak eden herkes mutlu olsun, "insan gibi" yaşama hakkına sahip olsun. Yaşama hakkına herkes sahip, diyebilirsiniz, insanın doğuştan sahip olduğu bazı haklar vardır ama insan ne kadarını kullanabiliyor ki? Doğan Cücenoğlu'nun bir sözü vardır; "mış gibi yaşamak", insanlar maalesef Türkiye'de "mış gibi yaşıyor", "mış gibi" düşünüyor ve pembe çerçeveli küçücük gözlükleriyle baktıkları hayatı gördüklerini, anladıklarını sanıyorlar. Gördükleri "mış gibi" görmekten ibaret.

Yaşadıklarını sanıyorlar, aslında kimse inandığı gibi yaşamıyor (yaşayan varsa çok az bir kesim). Düşündüklerini sanıyorlar, oysa yaptıkları kafa yormadan, sorgulamadan, basmakalıp düşünme. Böyle düşünme mi olur? Düşünen insan kafa yorar, ezberleye­rek değil, sorgulayarak bazı gerçeklere varır.

Peki ya, hayatı gördüklerini, anladıklarını sananlara ne demeli? Lütfen çıkaralım gözlüklerimizi, daha geniş bakalım dünyaya, hayata. İşte o zaman "mış gibi" görmenin ötesine geçeriz.

Bu ülkede "mış gibi" yaşamayan, "mış gibi" düşünmeyen, dünyayı ve hayatı "mış gibi" görmeyen insan­lar da var kuşkusuz (çok az olsalar da).

Ama neredeler? Kimisi düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde, kimisi inandığı gibi yaşama olanağını burada bulamadığından yurtdışında belki de sürgünde. Kimisi de aramızda. Sessiz çoğunluk. Ne dersiniz?

Ne güzel demiş Cezmi Ersöz. 'Türkiye yanılsamalar ülke­si. Hiçbir şey göründüğü gibi değil." yazmakla bitmez. Ol­mayan özgürlükler, olmayan insan hakları, olmayan...

Herkesin, herkesi kullandığı bir dünya, paranın ilah yapıldığı, insanın, emeğin sömürüldüğü bir düzen...

Keşke elimizde sihirli bir sopa olsa da bütün güzel­likleri insanlığa sunabilsek...

"Doğan her Türk çocuğu özgür bir kişiliğe doğsa." -Vedat Günyol. Günlerin içinden adlı kitabından notlar- Türk sözcüğünü bir çatı olarak kullanıyorum. Türkiyemizde yaşayan ve Türk olduğunu kabul eden bütün etnik grupları da bu çatının altında topluyorum. Türk olmayan kardeşlerim için de bu temennim geçerlidir.

Cezmi Ersöz'ün 'Başlarına Bela Olmak için Kıpırda Biraz' adlı yazısını gönderiyorum size. Belki birilerinin başlarına bela olmak gerekiyor ama yalnız olmuyor, ilkay Akkaya'nın 'Kar Tanesi' şarkısındaki gibi. Bir tek kar tanesi eriyip gider, fakat birçok kar tanesi birleşip bir çığ olursa daha dirençli, güçlü olur.

Son olarak, türkülerden, şiirlerden, renklerden ve ışıktan korkmayalım. Güzel bir dünya için el ele verip çalışan bütün emekçilere (bu arada mektubumu 1 Mayıs'ta yazdım, bütün emekçilerin bayramını kutla­ım), cezaevlerindeki düşünce suçsuzlarına, Güney dergisi okuyucularına ve çalışanlarına selamlar.

Ezgi ÖZDOĞRU