‘‘Hapishanelerde 107 insan öldü… Duydunuz mu?”
diye soruyordu ölüm orucunda yaşamını yitiren devrimcilerin sayısı
107’ye çıktığında TAYAD’lı aileler…
Devlet cezaevlerinde devrimcileri yalnızlaştırmak,
aralarındaki ilişkileri çözmek, dayanışmayı ve birlikteliği ortadan
kaldırmak, yalıtmak… kısaca devrimci tutsakları “tam teslim” almak
istiyordu. Bunun bir yolu olarak F tipi denilen hücre tipi cezaevleri
uygulaması gündeme geldi. Devletin bu saldırısına karşı devrimci
tutsakların açlık grevi ve ardından ölüm orucu ile karşılık verdiler…
Ardından onlarca devrimcinin katledildiği 19 Aralık saldırısı geldi… “Duydunuz mu?!”
Bugün devrimci tutsakların bir bölümü hâlâ ölüm
orucunda… Ve eylemde yaşamını yitiren devrimcilerin sayısı artıyor… 107…
Ve 108… Ve 109… Sırada başkaları var… Bilançoda sakatlanmış 500’ü aşkın
Wernicke Korsakoff hastalığının pençesinde yüzlerce devrimci… Önce
propaganda amaçlı ve tedavileri ailelerinin yapması için bırakılan
devrimciler tekrar duvarların arkasına yalnızlığa alınıyorlar.
Tüm bu saldırılar karşısında emekçi yığınların
büyük çoğunluğu ilgisizlik ve duyarsızlık tavrını sürdürüyor… Durum
böyle olunca TAYAD’ın sorusu daha bir haklılık kazanıyor…
“Duydunuz mu?!”
•••
Sanki bu çağrı işçilere, emekçilere yapılmıyor da
devlete yapılıyormuşçasına çağrıyı devlet “duyuyor!” Ve ardından 19
Aralık saldırısını düzenleyen, saldırıya uğrayanları “suçlu” ilan eden
devlet, sözkonusu dönemde Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yapan Ali
Suat Ertosun’u “Yüksek Hizmet Madalyası” ile taltif ediyor! Yetmiyor:
Şubat ayından beri “Hapishanelerde 107 kişi öldü… Duydunuz mu?”
kampanyası yürüten ve bunu afişle geniş yığınlara duyurmaya çalışan
TAYAD üyelerine yönelik saldırılar yoğunlaşıyor. Bu afiş nedeniyle TAYAD
Başkanı Tekin Akgün başta olmak üzere yüzlerce kişi gözaltına alınıyor,
işkenceden geçiriliyor…
“Duydunuz mu?!”
•••
Evet, bu soruyu hakim sınıflar duyuyor!!! Ve
saldırıyor! Çıkan kimi sesleri de bastırmak için, devrimcilerin sesini
iyice kesmek için…
Onlar kendi çıkarları sözkonusu olduğunda da
duyuyor, duyuruyorlar. Örneğin Uzan Grubu’ndan Star çalışanlarının
yaptığı açlık grevi çatışma halindeki medya patronlarının birbirlerine
karşı kullandıkları bir koz olduğunda o ses duyuluyor, duyuruluyor…
Onlar kendi çıkarlarının koruyucularını, katliam yapanları, katliamlara
gözyumanları, evet bu “üstün hizmet”leri duyuyor, ödüllendiriyorlar… vb.
vb. Sınıf tavrı bunu gerektiriyor ve onlar buna uygun davranıyorlar…
Peki hakim sınıfların sömürdüğü, baskı altında
tuttuğu geniş yığınlar… İşçiler, emekçiler… Sınıfın evlatlarının,
devrimcilerin saldırılara uğraması, katledilmesi; dördüncü yıla girmiş
bir ölüm orucunun can alması karşısında cezaevlerinden yükselen
haykırışı, ailelerin çığlığını “duydunuz mu?!”
Sizler; işçiler, emekçiler… Duyarsızlığa,
unutturmaya, unutturulmaya tepkiyi:
“Duydunuz mu?!”