"Yaşamın gerçekliği her şeyden önde gelir!"
"İnsanın
yüzü, ruhu, yaşamın dramı, tabiatın izlenimleri, onların yaşamı ve anlamı,
tarihin nefesi, bizim konularımız bunlardır sanırım." (İlya Repin,
Sergi Kataloğu)
Ekim ayında Berlin'de büyük Rus realisti İlya Repin'in eserleri sergilendi.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Ansiklopedisi'nde övgüyle anılan
İlya Repin'in tabloları dönemin siyasal ve toplumsal izlerini taşıyor.
İlya Repin, 1844 yılında Ukrayna'da Çuguyev adlı bir kasabada dünyaya
geldi. Babası subaydı ve sanat ve ressamlıkla ilgili ilk deneyimlerini
de devam ettiği askeri okulda, topografyacılıkta edindi. Fakat İlya
Repin'in yüreğinde ressam olmak yatıyordu. Bu coşkulu arzu onu 19 yaşında,
Güzel Sanatlar Akademisine girme umuduyla Petersburg'a yöneltti.1863
yılında St. Petersburg'a yerleşen Repin Akademi imtihanlarına hazırlık
olarak önce özel bir çizim okuluna ve bununla birlikte de öğrenci çevrelerine
girdi.
Dönem Rusya'da kapitalizmin geliştiği, büyüyen işçi sınıfının hareketlendiği
bir dönemdi. Köylülerin çiftlik sahiplerine karşı ayaklanmalarından
korkuya kapılan Çarlık hükümeti 1861'de serşiği kaldırmak zorunda kalmıştı.
Serfliğin kaldırılmasından sonra, Rusya'da sanayi kapitalizminin gelişmesi,
tüm yarıfeodal kalıntılara rağmen hızla ilerleme gösteriyordu. (Bkz.
SBKP(B) Kısa Tarihi, Stalin Eserler, cilt 15, sayfa 17 ve devamı, İnter
Yayınları, 1990 İstanbul)
İlya Repin Petersburg'a yerleştiğinde öğrenci çevrelerinde "Halkın
Dostları" olarak bilinen "Narodnikler" hakimdi. Güzel
Sanatlar Akademisinde de Çarlık istibdadının gerici feodal zihniyetine
karşı mücadele eden öğrenciler vardı. Bunlardan 14 öğrenci örneğin,
1863 yılındaki bitiş sınavlarında okul yönetimi tarafından verilen konu
çerçevesinde resim yapmayı protestoyla reddetmiş ve "Petersburg
Hür Sanatçılar Kooperatifi"ni kurmuşlardı. Kooperatifin başını
çeken ressam İwan Kramskoi İlya Repin üzerinde de büyük etkide bulunmuş
ve İlya Repin'in aralarına katılmasını sağlamıştı. 1884 yılından itibaren
Güzel Sanatlar Akademisi öğrencisi olan Repin, akşamları da Kooperatifin
toplantılarına katılıyordu. Politik olarak halka gitme, halka inme çizgisini
benimseyen Narodniklerin görüşleri sanat çevrelerinde de Ôsanatın, saray
çevrelerinden, Moskova ve Petersburg'daki çevrelerden çıkarılması ve
halka ulaştırılması' şeklinde ifadesini buluyordu. Bu amaçla kurulan
"Gezgin Sanat Sergisi Kooperatifi"ne (Peredvişniki) 1878-1891
yılları arasında İlya Repin de üyeydi. Kooperatifte yapılan akşam toplantıları
hakkında İlya Repin bir notunda şunlar yazıyor:
"Herkes merakla en son makaleleri okuyordu: Çernişevski'nin "Sanat
ile gerçeklik arasındaki estetik ilişki"sini ve Pissarev'in "Estetiğin
bozulması"nı..." (İlgili yazılardan biri Çernişevski'nin 1885'de
yayınlanan doktora tezi; diğeri Pissarev'in 1865'de sol liberal dergi
Russkoje Slowo'da yayınlanan bir makalesidir; Sergi Kataloğu, s. 20)
Çarlık istibdadına karşı yönelen muhalif hareket edebiyat ve sanat çevrelerini
çoktan sarmış, yeni devrimci düşüncelerin yaygınlaşması için gayet elverişli
bir ortam hazırlamıştı. Dönem Tolstoy, Dostoyevski gibi büyük Rus realistlerinin
dönemiydi. Dönem, devrimci düşünceleriyle Çernişevski'nin gençliğin
yüreğini fethettiği dönemdi.
İlya Repin ve diğer ressam arkadaşları halkı tanımayı ve Rus realitesini
resmetmeyi amaç edinmişlerdi. Repin, 1883'de yazdığı bir mektupta şunları
söylüyordu:
"Beni çevreleyen herşey, bana çok büyük heyecan veriyor, beni rahat
bırakmıyor ve onları resime dökmemi talep ediyor; Gerçeklik insanı öyle
hiddetlendiriyor ki, onu vicdan rahatlığıyla bir örgü örneği gibi resmetmek
mümkün değil." (Katalog, s. 8)
İlya Repin'i ünlendiren ve ressamlığında bir dönüm noktası teşkil eden
eserlerden biri Akademi bitiş imtihanı için hazırlanmış olan ve kendisine
altın madalya kazandıran "Yarus'un Kızının Dirilişi" ve diğeri
"Volga Ameleleri" idi.
"Volga Ameleleri" tablosuyla İlya Repin Rus realistleri arasında
yerini aldığını kanıtlıyor, safını belirlemiş oluyordu. İlya Repin,
gerçek insanlarla, onların yaşantısı ve karakterleriyle ilgileniyor
ve bunları resmediyordu. Rusya insanlarını ve yaşantılarını tanımak
üzere 1870 yılının yaz aylarını ressam arkadaşlarıyla birlikte Volga
kıyısında geçirmiş ve ona Rusya dışında da ün kazandıran tablosunu burada
başlamıştı... Bir yük gemisine hayvan gibi koşulmuş insanlar... dönemin
yokedici koşullarının bütün ağırlığını omuzlarında taşıyan ameleler...
Çarlık Rusyası gerçekliğinden bir kesit...
Yetenekli genç bir ressam olarak kendini kabul ettirmeye başlayan İlya
Repin, 1874 yılında burslu olarak yurtdışına çıkmış ve burada özelde
Paris'te öğrenimini sürdürmüştü. Paris'in sanatçı çevrelerinde Guy de
Maupassant, İvan Turgenyev, Edouard Manet gibi dönemin sanatçıları ve
entelektüelleri ile tanışma olanağına sahip olmuştu. Paris'te kaldığı
dönemde yarattığı tablolardan biri de yıldönümünde Komün savaşçılarının
anısına Père Lachaise mezarlığında yapılan gösteriye ilişkin tabloydu.
Bu tabloya esin kaynağı olan gösteri hakkında İlya Repin şunları not
ediyor:
"İnsan akını durmuyordu. Çiçeklerle kaplanan duvar kırmızı renkte
mükemmel bir İran halısını andırıyordu. Bu resmi mutlaka her zaman yanımda
taşıdığım seyahat günlüğüme kaydetmek istemiştim. Ancak ilerleyen insan
kitlesi benim görüşümü ve çizmemi engelliyordu. Fakat Fransızlar ince
duygulu ve saygılı bir halk. Birkaç kalıplı işçi kendiliğinden beni
korumaları altına aldılar ve bana yer açtılar. Arkamdan beni teşvik
eden sesler kulağıma geliyordu. Yanımdakiler benim kim olduğumu öğrenmeye
çalıştılar. Rus olduğumu duyduklarında beni coşkuyla selamladılar -bu
o zamanlar alışılmış bir şey değildi- ve beni Rus yoldaşları olarak
tanımladılar. Bir adam, Rusların müttefik olması iyidir diyordu: Fransızlar
ve Rusların ortak dil konuştuğunu (Paris'te Fransızca konuşan Ruslara
rastlamış), Rusların cesur adamlar olduğunu söylüyordu. Zaman uçup geçti
ve ben resmimin taslağını bitirdim... (...) Otele döndüğümde yaşadıklarımın
canlı resimleriyle doluydum ve birkaç gün içinde resmimi yağlı boyaya
döktüm. (İlya Repin, "Uzaktakiler ve Yakındakiler"den, Katalog
s.136)
Yurtdışında geçirdiği bir yılın ertesinde Rusya'ya yeniden dönen İlya
Repin 1907 yılına dek Petersburg Güzel Sanatlar Akademisinde öğretmenlik
yaptı. 1905 devrimini ve "Kanlı Pazar" olaylarına tanık olan
İlya Repin, ressam arkadaşı Stassov'a mektubunda "Bu vahşi, haktan
yoksun ve baskılanmış ülkede yaşamak katlanılmaz bir şey!" (Katalog,
s. 26) diye yazıyor ve siyasal olayları tablolarına konu olarak alıyordu.
Bu dönemde üzerinde çalıştığı tablolar arasında örneğin "Kanlı
Pazar" (1905) ve "Kızıl Cenaze Töreni" (1905 - 1906)
yeralıyordu.
1905 ve 1917 devrimlerini yaşayan İlya Repin, döneminin diğer duyarlı
aydınları gibi politik yaşama büyük ilgi duymuş, Çarlık Rusyası'na muhalif
bir sanatçı olarak sanatıyla içerikte ve biçimde bir tutum geliştirmeye
çalışmıştı. "Sanat nedir?" "Kimin için sanat?" soruları
bu dönemlerde tartışma konusuydu. Sanat ve edebiyat çevrelerindeki tartışmalara
katılan Repin, yeni kuşak sanatçılarla eski kuşak "gerçekçiler"
arasındaki kamplaşmada kendisini daha çok "gelenekçi" sanatçılar
arasında görmesine karşın, sanatta çeşitli biçimlere karşı toleranslı
olunması çağrısında da bulunmuştu. 1911 yılında Tüm Rusya Sanatçılar
Kongre'sinde yaptığı açılış konuşmasında ("Sanat Nedir?")
İlya Repin'in bu tavrı ifadesini buluyordu. Ama o sanatında, Tolstoy'un,
Gogol'ün izini sürmeyi, onların edebiyat alanında yaptıklarını resim
alanında uygulamayı seçmişti. Ve bunda da çok yetkin ve başarılıydı.
İlya Repin'in tabloları arasında yaptığı portreler özel bir yer tutmaktadır.
Sanatçı, büyük hayranlık duyduğu Leo Tolstoy başta olmak üzere, yaşadığı
dönemde arkadaşlık ettiği çeşitli sanatçı ve aydınların portrelerini
yapmıştır. Bu portreler, İlya Repin'in salt resim tekniğindeki ustalığını
değil, bir bütün olarak dünyaya ve insana bakış açısını yansıtmaktadır.
Onun portrelerini izlerken, sanatçının sonsuz insan sevgisini, çeşitli
insan karakterlerini ifade etmeye verdiği önemi ve saygıyı görmezden
edemiyor. Sanatçının bu yaklaşımı yalnızca portre çalışmalarıyla sınırlı
değil şüphesiz. Bu özellik, "Propagandacının Tutuklanması",
"Siyasi Toplantı" gibi bir grup insanı resmettiği tablolarda
olduğu kadar, insan kitlesi resmettiği tablolarda da her bir insanın
farklı karakterini ifade etmeye verdiği önemde kendini gösteriyor.
1917 Ekim devrimini 1914'ten itibaren yerleştiği Petersburg yakınındaki
Kuokkala'dan izleyen İlya Repin, 1918 yılında Rusya ile Finlandiya arasında
yapılan sınır anlaşmasında Kuokkala Finlandiya'ya düşünce Finlandiya
vatandaşı olur. Bundan sonraki dönemde Rusya'daki sanat çevreleriyle
ilişkisi tamamen kopmamasına karşın, İlya Repin Sovyetler Birliği'ndeki
gelişmeleri ve sosyalizmin inşasını uzaktan takip eder bir pozisyondadır.
Sovyetler Birliği'nde ise İlya Repin büyük Rus gerçekçisi olarak övgü
toplamakta ve genç sanatçılara örnek gösterilmektedir. 1924 yılında
80. doğumgünü nedeniyle İlya Repin'in onuruna Moskova ve Petrograd'da
sergiler düzenlenir. 1926 yılında, Stalin'in de önerisi ve desteğiyle
İlya Repin'i Sovyetler Birliği'ne yerleşmeye davet eden bir delegasyon
ziyaret eder. İlya Repin gönderilen delegasyonu nezaketle ağırlar ve
"Kanlı Pazar", "Kızıl Cenaze Töreni" ve "Aleksander
Kerenski Portresi" tablolarını Devrim Müzesi'ne armağan eder, fakat
Sovyetler Birliği'ne yerleşme önerisini kabul etmez.
1930 yılında Finlandiya'daki evinde ölen İlya Repin, Sovyetler Birliği'nde
sosyalist gerçekçiliğin öncülü, büyük Rus gerçekçisi olma sıfatıyla
anılmaya devam eder. SSCB Ansiklopedisi'nde İlya Repin'le ilgili olarak
şunlar yazılmaktadır:
"Başlangıçları Kiev Rusyası'na dayanan Rus sanatı, harika sanat
anıtları ortaya koydu. Kiev ve Novgorod'daki Ayasofya kiliselerini inşa
eden, Moskova'daki St. Basilius kilisesini yaratan Barma ve Postnik
ve ikon ressamı A. Rublyov gibi çok önemli mimar, ressam ve heykeltraşlar
çıkarmıştır. Onsekizinci yüzyılda bu ifade biçimini mimarlar Bajenov
ve Kasakov, ressamlar Levitski, Borovikoski ve Rokotov, heykeltraşlar
Şubin, Martos, Şçedrin ve diğerleri bulurlar. Rus realist resmi, en
parlak dönemine 19. yüzyılda, Aleksander İvanov'la başlayarak ulaşır.
Realizmin daha sonraki gelişimi Petrov ismiyle öşdeşleşir ve son derece
demokratik ve köklerini o zamanın eserlerinde bulan Repin'in yapıtında
doruğuna ulaşır. Surikov Rus halkının geçmişini gerçeğe sadık bir biçimde
yansıtan tarihi tabloların bir ustası, Levitan realist manzaraların
bir ustası, Serov öne çıkan bir portre ressamı idi." (SSCB Ansiklopedisi,
Edebiyat ve Sanat; Güney Kitaplığı - Sanat, s. 17-18)