-YILMAZ GÜNEY-
Soru: ... Proleter devrimci bir sanatçının görevlerini saptarken
ölçümüz ne olmalıdır?
Cevap: Herhangi bir ülkede, devrimci bir sanatçının görevlerini ve
sorumluluklarını saptarken, o ülkenin tarihi, toplumsal, ekonomik ve
siyasi yapısını, o ülkedeki toplumsal kurtuluş mücadelesinin düzeyini,
kitlelerin sanat ve kültür ilişkilerinin düzeyini doğru kavramak gerekir.
Devrimci sanatçı, devrimci tabiatı gereği militandır, yenileştirici ve
değiştiricidir. Toplumsal kurtuluş mücadelesinden ayrı düşünülemez...
Devrimci mücadeleye organik bir biçimde bağlı olmalıdır. Bu nedenle,
devrimci bir sanatçı, o ülkenin devrimci mücadelesinin hedefleri ve
görevleri doğrultusunda görevlerle yüklüdür. O herşeyden önce bir
devrimcidir, militandır, sanatı devrimin bir aracıdır, bir silahıdır.
Genel olarak ifade etmek gerekirse, devrimci sanat, halkın yaşamını, halkı
ezen sınıf baskılarını, bu baskılara karşı halkın mücadelesini, yeni bir
topluma duyduğu özlemleri, ezen sınıflara duyulan kini, nefreti temel
almalı, onların devrimci mücadele ruhunu geliştirmeli, halk
kahramanlığını, halk için fedakarlık ruhunu derinleştirmeli, olumlu ve
olumsuz insan örneklerini karakterize ederek mücadeleyi bütün boyutlarıyla
konu edinmelidir.
Sanatın ana konusu, işçiler, köylüler, halk aydınları, devrimci
militanlar, kısaca sosyalist mücadele süreci olmalıdır. Bu süreç
içerisinde, olumlu olumsuz, sınıf dayanaklarıyla birlikte işlenmelidir.
İşçiyi anlatırken patronu, köylüyü anlatırken toprak ağasını... toprak
kapitalistini, devrimci militanı anlatırken kaypak küçük burjuva
unsurları... polisi... bürokrasiyi ve devlet mekanizmasının işleyişini de
birlikte, sınıf gerçeklerine bağlı olarak anlatmalıdır.
Sadece toplumun objektif tanımlanması, sadece eleştirel gerçeklik yeterli
değildir. Devrimci sanat, toplumun gelişen güçlerinin sanatıdır, bu
güçlerin gelişmesini ve mücadelesini sergilerken, aynı zamanda yol
gösterici olmalı, fakat kuru slogancılığa düşülmemelidir, işi basite
indirgememelidir.
Toplumun gelişen güçleri önündeki engelleri, engellerin ideolojik, siyasi,
kültürel, toplumsal niteliklerini kavratmada devrimci sanata büyük
görevler düşmektedir. Devrimci sanat, sosyalist ve ilerici olanı ele
alırken, gerici ve olumsuz güçleri gerçeğe ters düşecek biçimde ele
alırsa, küçümserse, ya da olduğundan çok önemserse hayalci olur,
oportünizme kayar, devrimci görevleri yerine getiremez. Aynı zamanda,
devrimin zaaflarını vurgularken, bu zaafları da ne abartmalı, ne de
küçümsemelidir. Devrimci sanat, devrim güçlerinin yarına duydukları inancı
pekiştirirken, devrimin önündeki zorlukları da objektif olarak
belirtmelidir.
Sanat ve kültürde, yaratıcı çalışmamızın kaynağı halktır, halkın devrimci
mücadelesidir. Devrimci sanat kaynağını halktan alır, ürünlerini halka
götürür. Karşılıklı etkileme ve etkilenme süreci içerisinde halk
sanatın... sanat da halkın gelişmesine yardımcı olur. önemli noktalardan
biri de şudur:
Devrimci sanat, halkın ve özellikle gençliğin bilincini yozlaştıran, halka
zararlı düşüncelere karşı verilen mücadelede etkin ve güçlü bir temizleme
silahıdır. Kendinden olan şeyleri küçümseyen, kendinden olan hey şeye
güvensizlik duyan, yabancı şeyler karşısında kölece eğilen, yabancı olan
şeylere hayranlık duyan bir anlayışın yıkılmasında, bu anlayışın maddi
temellerinin kavranmasında, kendine ve kendinden olanlara güven duygusunun
geliştirilmesinde devrimci sanata büyük görevler düşmektedir. Yabancı
sigara, yabancı damgalı giysiye, yabancı müziğe... sanata... edebiyata,
körükörüne bağlanan, kendi sigarasını, giysisini, kendi sanat ve fikir
adamlarını hor gören bir anlayış, emperyalizmin bilincimize yerleştirdiği
organik ajanlardır.
Bu anlayış, kaynağı aynı olmakla birlikte, farklı biçimlerde siyaset ve
devrimci mücadele alanında da belirgin biçimde kendini göstermektedir.
Biçimsel olarak taklit etmek, benzemeye çalışmak. Hatta devrim yapmış
ülkelerin halk deyimlerini kullanmak, onlardan örnekler vermek... Her
ülkenin tarihi ve toplumsal koşulları kendi devrimini ve devrimcisini
biçimler. Bu nedenle, şu ya da bu ülkenin devrimcilerine biçimsel olarak
özenmek, taklit etmek, ezbercilik, kopyacılık gibi şeyler yanlıştır. Bir
ağacın gölgesinde ağaç yetişmez. Yetişse bile o ağacın gölgesinde kalır,
kendini bulamaz. Kendini küçük gören, kendi özgücüne, kendi işçisine,
köylüsüne, kendi siyasetine ve siyasal önderliğine, kendi sanatçısına,
kendi kültürüne dayanmayan, umudunu dıştan gelecek yardımlara bağlayan bir
halk, kesinlikle ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal boyunduruktan
kurtulamaz. Sözün kısası devrim yapamaz... yapsa bile devrimini yaşatamaz.
Köylümüz darda kaldığında elini havaya açar, havaya bakar, havaya konuşur.
Ama ürünü topraktan, toprağı işleyerek, toprağın kahrını çekerek alır.
Bitkilerin, ağaçların kökü topraktadır, havada değil. Din kitaplarında,
kökü havada olan ağaç resimleri vardır. Oysa asıl dayanağımız kendi
toprağımızdadır. Hava havadır. Umut dışta değil, içtedir. Umut kendi
toprağımızda ve kendi halkımızdadır.
Her türlü olumsuz eğilimlere karşı yürütülecek ideolojik mücadelenin bir
unsuru olarak devrimci sanat, doğru bir ideolojik ve teorik temellere
dayanmalıdır. Sanatçı, sanatsal kaygı ve titizliğinin yanı sıra, bir
devrimci olduğunu akıldan çıkartmamalıdır.
Soru: Sanatçının devrimci görevleri temel alması gerektiğini
söylediniz. Bir devrimcinin görevleri nelerdir?
Cevap: Bir devrimcinin temel görevi, bilimsel sosyalizmin bilimini
özümlemek ve öğretilerinin propagandasını yapmak ve bilimsel sosyalizmin
ilkelerine uygun bir pratik içinde yaşamaktır. Yani, içinde bulunduğumuz
toplumsal ve ekonomik yapıyı doğru kavramayı başarmak, buna bağlı olarak
sınıflar arasındaki ilişkileri doğru biçimiyle değerlendirmek, sınıf
mücadelesini günlük yaşayış içinde sürdürmek, sömüren sınıfları ve
temsilcilerini, onların iç dış, maddi manevi toplumsal dayanaklarını,
sömürülen kitlelere devrim hedefleri olarak göstermek, işçi sınıfının
tarihi rolünü, yani devrimin önder ve itici gücü olduğunu anlatmak,
kitlelerde devrim isteği ve heyecanını kabartacak propaganda ve ajitasyon
çalışmaları yapmak, emekçi kitlelerin ekonomik, demokratik, siyasi
hareketlerine katılmak, hem kendisini, hem de kitleleri örgütlemektir.
Ayrıca emekçi kitlelerin dikkatini sınıf hedeflerinden şaşırtmak için
girişilen gizli kapaklı oyunları bozmak, onlara günlük isteklerini en
doğru bir biçimde ifade edebilmeleri için yardımcı olmak, bütün
çalışanların, ulusal ve uluslararası planda çıkarlarının birliğini,
devrimin dostlarını ve düşmanlarını kavratmak, bir devrimcinin genel
görevleri arasında sayabileceğimiz çalışmalardır.
İşte, proleter devrimci sanatçı da çalışmalarını, devrimci mücadelenin
organik bir unsuru olan sanatının araçlarıyla gerçekleştirecektir. Sanatın
yaptığını herhangi bir bilim dalı gerçekleştirseydi, sanata gerek
kalmazdı. Demek istediğim şudur: Sadece doğru fikirlerin kabaca
aktarılması değil, yeni toplumsal süreç içerisinde insanın çalkantılarını,
umutlarını, acılarını, coşkularını, sanatının hamuruyla yoğurarak
anlakabilmek; yani sanatçı sezgi ve duyarlığını, yeteneğini katabilmek.
Soru: Size proleter devrimci bir sanatçı denebilir mi?
Cevap: Bir sanatçının kendisine "ben proleter devrimci bir
sanatçıyım" demesi, ya da yakınlarının ona "proleter devrimci sanatçı"
adını yakıştırması, onun proleter devrimci bir sanatçı olduğunu göstermez.
Sanatçının niteliğini pratiği belirler. Amacım proleter devrimin bir
savaşçısı olmaktır. Proleter devrimci saflardayım. Pratiğim adımı ve
yerimi belirleyecektir.
(Yılmaz Güney, "Kayseri Konuşmaları",
Siyasal Yazılar I, sayfa 15-20, Mayıs Yayınları)