"Sorunun esası şudur:
Ya devrim yolunu seçeceğiz... ya da, bu düzenin baskılarına,
haksızlıklarına boyun eğerek, şu ya da bu biçimde teslim olarak yaşamayı
seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok olmanın bir biçimidir."
"...Sovyet iktidarı, en büyük
yazarlar, sanatçılar ve bestekarların katılımıyla, halkı fikren,
siyasi ve kültürel olarak eğitmek, edebiyat ve sanatı geliştirmek
ve en iyi edebiyat, resim, heykel ve müzik yapıtlarını yaygınlaştırmak
için kapsamlı bir program hazırladı. Yeni, proleter bir kültür yaratma
sorunu, geçmişin kültür mirasını özümleme göreviyle kopmaz bağ içindeydi.
Lenin, kapitalizmin miras bıraktığı tüm kültürü, bilim, teknik ve
sanatı, tüm bilgiyi benimseyip, sosyalizmi proleter kültürün kapitalist
toplumun zorba egemenliği altında insanlığın yarattığı bilgi birikiminin
yasaya uygun gelişmesi olacağı şekilde inşa etmek gerektiğine dikkat
çekti. Görev, insanlığın yarattığı tüm bilgiyi ve tüm sanat ve edebiyat
zenginliklerini benimsedikten sonra, geçmişin kültür mirasından
en değerli şeyleri alarak yeni komünist toplumu inşa etmekti...."
GÜNEY Kitaplığı Sanat
"...Kentin tanınmış işverenlerinden birinin güzel eşi, sabahın erken saatlerinde Asliye
Hukuk Hakimliği'nin günlük işler odasının önüne geldi. Orada herhangi bir haber
için pusuya yatmış bulunan paparazzi muhabirleri kadının morarmış gözlerini ve
kanayan burnunu görünce, günün en önemli haberini yakalamış olmanın sevinci ve
heyecanıyla deklanşörlere bastılar. Daha ne olup bittiğini bile bilmeden kafalarında
haberlerinin başlığını hazırlamışlardı:
"Sevgilisiyle basılan ünlü iş adamının eşi, gecelikle geldiği Asliye Hukuk Hakimliği
kaleminde, kocasından boşanmak için on milyar lira nafaka isteyeceğini belirtti...
Güzel kadın ayrıca, isteyen televizyon kanalında şarkı da söyleyebileceğini açıklayarak
'ötekilerden ne ferkım var, göğüsse göğüs, kalçaysa kalça, az biraz da sesim var
elbette' dedi..." ..." (Çağımdan
Utanıyorum, Öykü, A. Kadir Konuk)
GÜNEY Kitaplığı Öykü
"...Bir yiğit dirildi ve damarlarından da kuvvet akıyor. Kederler ve
acılar, tek tek sorunların tüm derinliği ve ıstırabı daha şimdiden
seziliyor, ama henüz onların demi değil ve hatta onlar sevindiriyor. Her
şey sevindiriyor, çünkü, bu mükemmel gençlik güçlü. Soylu Puşkin'in içinde
gerçekte bir sınıf değil (sınıf ona belli damgasını vurmuş olmasına
rağmen), bir halk, bir ulus, bir dil, tarihsel bir kader uyanmıştır.
Bunlar, sonunda acı ve göz kamaştırıcı devrimimize yol açan tohumlardır.
..."
"...Bu kitap özellikle 1937 yılında Sovyetler Birliği anayurdunu
ziyaret etmiş, Münih doğumlu Lion FEUCHTWANGER tarafından, o günün kendi
öz gerçekliği ve somut koşulları çerçevesinde ele alınmıştır.
Yazar Lion bir taraftan, Sovyet anayurt topraklarına yönelik, "dış"
müdahalelerin arttığı, binlerce, milyonlarca insanını bu uğurda canını
verdiği, diğer taraftan ise, içte de karşı-devrim saflarında yer alan
"Troçkistler Duruşması"nın olduğu ve Sovyet insanlarının acılarıyla,
sevinçleriyle, "Sosyalist İnşa"yı nasıl bir içtenlikle ayakta tutma
mücadelesinin verildiği bir dönemde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler
Birliği'ne ayak bastı...."
(Yeni Dünya
İçin Çağrı, sayı 76)