|
Sayfa 1 / 3 Proletarya kültürü ya da yeni insan / yeni toplum konusunda atılan adımlar… – Proletarya kültürü, yeni insan / yeni toplumun kültürü olarak tanımlandığına göre, proleter kültürde gelinen yer konusunda, yeni insan / yeni toplum yönünde atılmış adımlar değerlendirilmelidir. Tarihte atılmış olan, bugün de atılan kimi somut adımların değerlendirilmesinde bir kaç noktanın bilince çıkartılması, değerlendirmeler ve tartışmalarda bilinçte tutulması önemlidir: – İşçi sınıfı kültürü, yazılı tarihinde yalnızca sınıflı toplumları tanıyan, sınıfsız toplumu ise henüz hayvanlık aleminden ayrıldığı en ilkel dönemlerinde yaşamış olan insanlığın yaşamında –tarihinde kendinden önceklerinden nitelik olarak değişik, yepyeni bir kültürdür. O şimdiye kadarki kültürlerden değişik olarak sınıfsız bir toplumu hedefleyen, sınıfsız bir topumun ilişkilerini içeren, yansıtan bir kültürdür. Sınıfsız topluma varan dek de, bu topluma gidiş için mücadelenin kültürüdür proletaryanın kültürü. – Proletaryanın kültürü, kendinden önceki kültürlerden değişik olarak içinde yaşadığı eski toplumun bağrında gelişip egemen hale gelemez. Eski-sömürücü toplumun bağrında proletarya kültürü ancak nüveler olarak gelişebilir. Yeni toplumun bilinçli savaşçılarının ilişkilerinde, eserlerinde gelişebilir. Fakat egemen hale gelemez. – Proletaryanın kültürünün egemen hale gelmesi için, proletaryanın toplumda siyasi egemenliği ele geçirmesi ve onun iktidarı şartlarında proletarya kültürünün bilinçli olarak yaratılması / geliştirilmesi / egemen hale getirilmesi çalışmasının yürütülmesi gereklidir. Bu, proletaryanın kültürünün egemenliği mücadelesi, esasta yeni insan / yeni toplum yaratma mücadelesinden başka bir şey değildir. Bu mücadele kısa sürede zafere ulaşacak bir mücadele olarak düşünülmemelidir. Yeni insan / yeni toplumun yaratılması –onbinlerce yıllık sınıflı toplum gerçekliğinin insanının değişmesi bir kaç kuşak insanı kapsayan bir zaman dilimi içinde gerçekleşebilecek kadar basit / kolay bir iş değildir. – Bütün kültürlerde olduğu gibi, proletaryanın kültüründe düşünce ve duygular çok önemli rol oynamaktadır. Düşüncelerin, duyguların değişmesi, bu duygu ve düşüncelerin üzerinde yükseldikleri maddi temelin ortadan kaldırılması ile birlikte otomiktan ve derhal gerçekleşmemekte; düşünce ve duygular, onların temeli olan maddi temelden daha uzun süre yaşayabilmektedir. – Yeni insan / yeni topluma geçiş, uzun bir süreç olarak düşünülmek zorundadır. Bu uzun süreç içinde proletaryanın siyasi iktidarı devrimle ele geçirmesi, kendi iktidarını kurması, yalnızca bir başlangıçtır ancak. “Sosyalist toplum” dediğimiz toplum Marks’ın deyimiyle “her bakımdan, ekonomik, ahlaki, düşünsel olarak hâlâ bağrından çıktığı eski toplumun (kapitalist toplumun) izlerini taşıyan bir toplumdur.” (Aktaran Lenin, Devlet ve Devrim, sayfa 111, İnter Yayınları) Bu toplumda eski ile yeni arasındaki mücadele, tam anlamıyla bir ölüm kalım mücadelesidir. – Bu ölüm kalım mücadelesinde, birçok şey proletarya açısından deneme yanılma yolu ile öğrenilmek durumunda ve zorundadır. Şimdiye kadar yeni insan / yeni toplum yönünde atılmış olan adımların değerlendirilmesinde bütün bu olgular dikkate alınmak zorundadır. Bunlar dikkate alındığında görülecektir ki, şimdiye kadarki sosyalizm deneyimlerinin son çözümlemede yenilmiş olmaları, bir anlamda geri dönüş olgularının yaşanılmış olması, ne yeni insan / yeni toplum projelerinin ve bu uğurda mücadelelerinin yanlışlığını ne de boşunalığını göstermektedir. Yenilgiler bu deneyimlerde elde edilen kazanımları ortadan kaldırmaz. İnsanlık tarihi açısından iki kuşak insanı bile kapsamayan sosyalizm deneyimleri, bir göz açıp kapama zamanına eştir. – Yeni insan / yeni toplumun yaratılması ya da proletarya kültürünün yaratılıp egemen kılınması mücadelesi açısından en önemli deneyim kuşkusuz Sovyetler Birliği deneyimidir. Bu deneyim yalnızca Rusya’daki proletarya devrimi, emperyalizm çağının ilk proletarya devrimi ve kurulan devletin ilk proletarya devleti olması açısından değil, aynı zamanda proletaryanın şimdiye dek en uzun süre iktidarda kaldığı devrim olması açısından da önemlidir. – Kuşkusuz proletarya kültürü açısından Sovyetler Birliği’nden sonraki devrimlerden de öğrenilecek çok şey vardır, bunların da proletaryanın kültürüne katkıları vardır. Özellikle Çin Devrimi, Çin deneyimi, her şeyden önce de Sovyetler Birliği’ndeki geri dönüş olgusundan öğrenmeye çalışan, bunu engellemek amacıyla gerçekleştirilen Büyük Proleter Kültür Devrimi deneyimi çok önemlidir. Fakat bütünlük içinde ele alındığında proletarya kültürü açısından Sovyetler Birliği’nin deneyi belirleyicidir.
|