Ana Sayfa Sayılar Güney 14 Kültür ve Kültür Politikası

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3145821
Şu anda 214 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Kültür ve Kültür Politikası PDF Yazdır e-Posta

Güney Dergisi’nin Düzenlediği
“Türkiye’de Kültür ve Kültür Politikası” Konulu Konferans Yapıldı!


Konferanstan notlar…

Gü­ney Der­gi­si 9 Ey­lül’de İs­tan­bul’da 3. Kül­tür Kon­fe­ran­sı­nı dü­zen­le­di. Bu yıl­ki Kon­fe­ran­sın ko­nu­su “Tür­ki­ye’de kül­tür ve kül­tür po­li­ti­ka­sı”ydı. Tar­tış­ma­ya su­nu­lan tez­ler, okur­la­rı­mı­zın ha­zır­lık ya­pa­bil­me­si için Gü­ney Der­gi­si’nin 13. sa­yı­sın­da dos­ya ola­rak ya­yın­lan­mış­tı. Tez­le­re bağ­lı ka­lı­na­rak Kon­fe­rans­ta iki bö­lüm­lük bir tar­tış­ma fo­ru­mu oluş­tu­rul­du.
Bu­ra­da tar­tış­ma­la­rı özet­le­ye­rek ak­tar­mak ve böy­le­lik­le Kon­fe­ran­sa ka­tı­la­ma­yan okur­la­rı­mı­zı bil­gi­len­dir­mek is­ti­yo­ruz.

Tür­ki­ye’de ege­men kül­tür si­ya­se­ti

İlk bö­lüm­de Tür­ki­ye’de ege­men kül­tür si­ya­se­ti­nin içe­ri­ği tar­tış­ma ko­nu­suy­du. Gü­ney, tez­le­rin­de dev­le­tin kül­tür si­ya­se­ti­nin içe­ri­ği­ni Ke­ma­lizm ola­rak be­lir­li­yor, bu si­ya­se­tin ama­cı­nın tek tip ke­ma­list Türk in­sa­nı­nı (“ho­mo ke­ma­lis­tus”u) ya­rat­mak ol­du­ğu­nu ile­ri sü­rü­yor­du. Ke­ma­list kül­tü­rün te­mel özel­lik­le­ri ola­rak ise –baş­lık­lar ha­lin­de şöy­le ve­ri­li­yor­du:
Ke­ma­list kül­tür,
Türk mil­li­yet­çi­si bir öze sa­hip­tir;
öz­de la­ik de­ğil­dir;
mi­li­ta­rist­tir;
ki­şi­ye tap­ma­cı­dır;
“ba­tı­cı”dır;
dev­le­ti bi­re­yin üs­tün­de gö­rür;
te­kel­ci­dir, ya­sak­çı­dır.
Ke­ma­list kül­tür, bur­ju­va­zi­nin sı­nıf ege­men­li­ği­ni “sı­nıf­sız, züm­re­siz kay­naş­mış bir küt­le­yiz” ya­la­nı ar­dın­da giz­ler.
Bu tez­le­rin açım­lan­ma­sın­dan son­ra ge­len so­ru­lar ya­nıt­lan­dı ve da­ha son­ra tar­tış­ma bö­lü­mü­ne ge­çil­di.
Gü­ney adı­na ko­nu­şan bir ka­dın ar­ka­daş, Ke­ma­list kül­tü­rün içe­ri­ği ile il­gi­li tez­ler­de ek­sik ka­lan bir ya­nı ta­mam­la­mak is­te­di­ği­ni be­lirt­ti ve şun­la­rı ek­le­di:
Ke­ma­list kül­tü­rün be­lir­gin özel­lik­le­rin­den bi­ri de onun er­kek-ege­men ol­ma­sı­dır. Bu­nun bi­lin­ce çı­ka­rıl­ma­sı ol­duk­ça önem­li­dir. Çün­kü, ka­dın-er­kek eşit­li­ği ke­ma­liz­min “la­ik­lik” sa­vu­nu­su­nun ya­nı­sı­ra en faz­la yay­ga­ra ko­par­dı­ğı ko­nu­lar­dan bi­ri­dir. Bü­tün ulu­sal kur­tu­luş ha­re­ket­le­rin­de ol­du­ğu gi­bi ke­ma­list­ler de ulu­sal dev­let­le­ri­ni kur­ma gün­dem­de ol­du­ğu sü­re­ce ken­di ulu­su­nun ka­dın­la­rı­nı da ya­nı­na çek­me­ye ça­lış­mış­tır. Bu çer­çe­ve­de ka­dın­la­rı or­ta­ça­ğın ka­ran­lı­ğı­na hap­se­den, on­la­rı kö­le­leş­ti­ren es­ki ki­mi ya­sa­lar de­ğiş­ti­ril­miş, ka­dın­la­ra eği­tim, ça­lış­ma ve si­ya­si ya­şa­ma ka­tıl­ma­nın ka­pı­la­rı bir neb­ze ol­sun ara­lan­mış­tır. Bu ye­ni ola­nak­lar­dan fay­da­la­na­bi­len­ler ön­ce­lik­le ve esas­ta ege­men sı­nıf­la­rın ka­dın­la­rı ol­muş­tur. Fa­kat tüm bun­lar, ke­ma­list kül­tü­rün öz­de er­kek-ege­men ol­du­ğu ger­çe­ği­ni de­ğiş­tir­mez. Es­ki­ye gö­re ka­dın­la­ra ba­zı hak­la­rın ta­nın­mış ol­ma­sı­na kar­şın, er­kek ege­men­li­ği­ne öz­de do­ku­nul­ma­mış ve hat­ta biz­zat me­de­ni ya­say­la ga­ran­ti al­tı­na alın­mış­tır. Er­kek ai­le­nin re­isi­dir, ve ka­dın onun yar­dım­cı­sı­dır! Türk ai­le­si­nin örf ve ge­le­nek­le­ri­nin en önem­li içe­ri­ği bu­dur. Ka­dın, evi­nin ha­nı­mı, ko­ca­sı­nın bir adım ge­ri­sin­de, onun des­tek­çi­si, ço­cuk­la­rı­nın eği­ti­ci­si, öğ­ret­me­ni­dir. Ka­dın­la­rın eği­tim­li ol­ma­la­rı iyi­dir, çün­kü ço­cuk­la­rı ye­tiş­ti­re­cek olan­lar on­lar­dır. İyi eği­til­miş ke­ma­list ka­dın­lar, ge­le­cek ne­sil­le­rin çe­kir­dek­ten ke­ma­list tip­te ye­tiş­me­si­nin bir ne­vi ga­ran­ti­si­dir… Böy­le­lik­le va­ta­nı­na-dev­le­ti­ne bağ­lı ‘ke­ma­list er­kek ti­pi’ ta­mam­la­yı­cı­sı­nı er­ke­ği­ne, ço­cuk­la­rı­na, ai­le­si­ne bağ­lı ke­ma­list ka­dın ti­pin­de bul­mak­ta­dır.
Ar­ka­da­şın bu gö­rüş­le­ri onay bul­du ve tez­le­rin ek­sik ka­lan bir nok­ta­sı­nın ta­mam­lan­ma­sı ola­rak de­ğer­len­di­ril­di.
l Tar­tış­ma­ya ka­tı­lan bir di­ğer ar­ka­daş, em­per­ya­list kül­tür ile ke­ma­list kül­tü­rün içi­çe ol­du­ğu­nu, ke­ma­list kül­tü­rün ta­şı­dı­ğı tüm özel­lik­le­rin em­per­ya­list kül­tü­rün de özel­lik­le­ri­ne denk düş­tü­ğü­nü sa­vun­du ve Gü­ney’in sun­du­ğu tez­ler­de yer yer ke­ma­list kül­tür ile em­per­ya­list kül­tü­rü kar­şı kar­şı­ya koy­ma eği­li­mi gör­dü­ğü­nü, bu­nu yan­lış bul­du­ğu­nu açık­la­dı.
Bu­na kar­şı ko­nu­şan ar­ka­daş­lar, Gü­ney’de em­per­ya­list kül­tür ile ke­ma­list kül­tür si­ya­se­ti­ni kar­şı kar­şı­ya koy­ma eği­li­mi ol­ma­dı­ğı­nı, her iki­si­nin de ege­men kül­tür si­ya­se­ti­nin bi­le­şen­le­ri ola­rak ele alın­dı­ğı­nı; da­ha­sı ke­ma­list mil­li­yet­çi­li­ğin Kur­tu­luş Sa­va­şı dö­ne­mi­nin gü­dük an­ti-em­per­ya­liz­min­den ar­tık epey uzak­la­şa­rak bu­gün pra­tik­te em­per­ya­liz­min uzan­tın­tı­sı bir ko­num al­dı­ğı­nın biz­zat tez­ler­de de açık­lan­dı­ğı­nı vur­gu­la­dı­lar. Bu nok­ta­da ar­ka­da­şın gö­rüş­le­riy­le Gü­ney der­gi­si ara­sın­da öz­de bir ay­rı­lık yok­tur. Fa­kat şu da önem­li­dir. Em­per­ya­liz­me ba­ğım­lı her ül­ke so­nuç iti­ba­riy­le em­per­ya­list kül­tü­rün et­ki­si al­tın­da ol­ma­sı­na kar­şın, bu her bir ül­ke­de o ül­ke­nin ulu­sal kül­tü­rüy­le yoğ­ru­la­rak bi­çim­len­mek­te­dir. Böy­le ol­du­ğu için de em­per­ya­liz­me ba­ğım­lı tek tek ül­ke­le­rin kül­tür­le­ri “ulu­sal özel­lik­le­ri” bağ­la­mın­da fark­lı­lık gös­te­re­bil­mek­te­dir.
Gü­ney, iş­te tam da bu­nun içi­ni aç­ma­ya ça­lış­mış ve ke­ma­list kül­tü­rü ege­men kül­tü­rün Tür­ki­ye’ye öz­gü un­su­ru ola­rak ele al­mış­tır. Tez­ler­de ga­yet açık bi­çim­de, Türk dev­le­ti­nin kül­tür si­ya­se­ti­nin ke­ma­list ol­ma­sı­nın, Tür­ki­ye’de ege­men kül­tü­rün saf ke­ma­list ol­ma­sı so­nu­cu­nu ge­tir­me­di­ği­ni; ege­men kül­tür için­de Ke­ma­lizm ya­nın­da ve onun önün­de em­per­ya­list kül­tü­rün ta ken­di­si­nin dur­du­ğu vur­gu­lan­mış­tır.
l Bir tar­tış­ma­cı “ulu­sal kül­tür” ile “mil­li­yet­çi kül­tür” ara­sın­da bir ay­rım ya­pıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni, ulu­sal kül­tü­rün sa­vu­nul­ma­sı­nın her du­rum­da mil­li­yet­çi­lik an­la­mı­na gel­me­di­ği­ni vur­gu­la­dı. Bü­tün ulus­la­rın ulu­sal kül­tür­le­ri­nin müm­kün olan en üst dü­zey­de ge­liş­ti­ril­me­si­nin de gö­rev ol­du­ğu­nu, bu­nun pro­le­ter kül­tür si­ya­se­tiy­le çe­liş­me­di­ği­ni ile­ri sür­dü.
Bu­na ce­va­ben bir tar­tış­ma­cı so­ru­nun ay­rım­sız-sor­gu­la­ma­sız-eleş­ti­ri­siz bir bi­çim­de “ulu­sal kül­tü­rün” ge­liş­ti­ril­me­si şek­lin­de ko­nul­ma­sın­da yat­tı­ğı­nı, ezi­len bir ulu­sun kül­tü­rü ol­sa da­hi pro­le­tar­ya­ya böy­le bir gö­rev at­fe­di­le­me­ye­ce­ği­ni be­lirt­ti. Pro­le­tar­ya ezi­len ulus­la­rın kül­tü­rü­nün ge­liş­ti­ril­me­si­nin önün­de­ki en­gel­le­rin kalk­ma­sı için mü­ca­de­le eder­ken, ezi­len ulus­la­rın kül­tür­le­ri­nin ger­çek­ten öz­gür­ce ge­liş­me­si­nin şart­la­rı­nı ya­ra­tır­ken, di­ğer ta­raf­tan da ulu­sal kül­tü­rün/kül­tür­le­rin ge­ri­ci yan­la­rı­na kar­şı mü­ca­de­le eder. Pro­le­tar­ya­nın ba­kış açı­sın­dan yak­la­şıl­dı­ğın­da ge­liş­ti­ril­me­si is­te­nen kül­tü­rün bi­çi­mi ulu­sal­dır (her ulu­sun ken­di di­li, mü­zi­ği, dan­sı, ken­di “renk­le­rine” da­ya­nan ken­di­ne öz­gü ifa­de et­me tar­zı var­dır ve ge­liş­ti­ril­me­li­dir) içe­ri­ği ise pro­le­ter en­ter­nas­yo­na­lis­ti­dir.
l Da­ha son­ra bir genç ka­dın ar­ka­daş ege­men kül­tür si­ya­se­ti­nin üni­ver­si­te­ler­de­ki öğ­re­ni­me na­sıl yan­sı­dı­ğı­nı an­lat­tı. Bu­gün Tür­ki­ye’de­ki üni­ver­si­te­le­rin “bi­lim yu­va­la­rı” ola­rak ad­lan­dı­rı­la­ma­ya­ca­ğı­nı, üni­ver­si­te eği­ti­min­de esas ola­nın top­lu­mun iler­le­me­si­ne hiz­met eden, araş­tır­ma­cı bi­lim­ci­le­rin de­ğil, ege­men sı­nıf­la­ra sa­dık, uy­sal kö­le­le­rin ye­tiş­ti­ril­me­si ol­du­ğu­nu ör­nek­ler­le açık­la­dı.
Bir baş­ka ar­ka­daş ege­men kül­tür si­ya­se­ti­nin kit­le­le­re em­po­ze edil­me­sin­de med­ya­nın öne­mi­ne de­ğin­di. Med­ya­nın rek­lam­lar vb. ara­cı­lı­ğıy­la, sü­rek­li ha­yal sat­tı­ğı­nı (Zen­gin ol­mak mı is­ti­yor­su­nuz? Lot­o-tot­o oy­na­yın! Eği­tim is­ti­yor­sa­nız fa­lan ga­ze­te­nin ver­di­ği CD-Rom’la­rı alın! Öz­gür ol­mak mı is­ti­yor­su­nuz? Ne iyi, o za­man fa­lan te­le­fon kar­tı­nı alın!) ve ama­cın iyi, uy­sal tü­ke­ti­ci­ler ya­ra­tıl­ma­sı ol­du­ğu­nu vur­gu­la­dı.

İkin­ci bö­lüm­de ege­men kül­tü­rün al­ter­na­tif­le­ri ko­nu­su ele alın­dı. Gü­ney’in tez­le­ri­ni su­nan ar­ka­daş, ön­ce ege­men­ler için­de ke­ma­list kül­tür si­ya­se­ti­nin ken­di için­de­ki al­ter­na­tif­le­ri­ni, da­ha son­ra da dev­rim­ci ol­ma id­di­asın­da­ki ege­men­le­re al­ter­na­tif kül­tür si­ya­set­le­ri­ni ele al­dı.
Tar­tış­ma­ya geç­me­den ön­ce bir ar­ka­daş li­be­ral bur­ju­va­zi­nin, bir di­ğer ar­ka­daş ise si­ya­si is­la­mın kül­tü­rü­nün ege­men kül­tü­re al­ter­na­tif­miş gi­bi kon­ma­sı­nın ne ka­dar doğ­ru ol­du­ğu so­ru­la­rı­nı sor­du. Bu­na ya­nıt ve­ren ar­ka­daş­lar ilk ola­rak şu­nu vur­gu­la­dı­lar. Bu­gün sis­te­me kar­şı mü­ca­de­le eden, dev­rim­ci güç­ler ol­duk­ça za­yıf ol­du­ğun­dan, ça­tış­ma da­ha çok ege­men sı­nıf­la­rın çe­şit­li ka­nat­la­rı ara­sın­da yü­rü­mek­te­dir. Bu çı­kar çe­liş­me­si bu ke­sim­le­rin kül­tür si­ya­set­le­ri­ne de yan­sı­mak­ta­dır. Bu­ra­da “al­ter­na­tif­lik” sis­te­me kar­şı ol­ma an­la­mın­da bir al­ter­na­tif­lik şek­lin­de an­la­şıl­ma­ma­lı­dır.
Li­be­ral bur­ju­va­zi­nin kül­tür si­ya­se­ti ke­ma­list kül­tür si­ya­se­tin­den öz­de ve amaç­ta ay­rıl­maz. Fa­kat onun “ba­tı­cı”lı­ğı­nı ye­ter­li bul­maz, kül­tür si­ya­se­tin­de ba­tı­nın (so­mut­ta Av­ru­pa Bir­li­ği’nin) tam uzan­tı­sı ol­ma­nın pro­pa­gan­da­sı­nı ya­par.
Si­ya­si is­lam ile ege­men ke­ma­list kül­tür si­ya­se­ti ara­sın­da­ki ça­tış­ma da­ha kök­lü bir ça­tış­ma­dır. Si­ya­si is­la­mın kül­tür si­ya­se­ti içe­rik­te ve bi­çim­de ke­ma­list kül­tür si­ya­se­tin­den ol­duk­ça fark­lı­dır. Bu ne­den­le si­ya­si is­la­ma kar­şı ol­ma nok­ta­sın­da li­be­ral­ler ile ke­ma­list­ler bir­leş­mek­te­dir­ler. Si­ya­si is­lam bu­gün de­mok­ra­si ve in­san hak­la­rı sa­vu­nu­suy­la da­ha ile­ri bir sis­te­mi (bur­ju­va de­mok­ra­si­si­ni) sa­vu­nur gö­rün­me­si­ne kar­şın, ger­çek­te on­la­rın ha­ki­mi­ye­ti bu­gün­den da­ha ge­ri bir sis­te­mi be­ra­be­rin­de ge­ti­re­cek­tir.
Ege­men­le­rin ken­di için­de­ki al­ter­na­tif­le­ri so­ru­nun­da önem­li olan, bun­lar ara­sın­da bir se­çi­min pro­le­tar­ya­nın işi ola­ma­ya­ca­ğı­nı, bun­la­rın­dan bi­ri­nin za­ra­rı­na bir di­ğe­ri­nin ya­nın­da ye­ra­lı­na­ma­ya­ca­ğı­nın bi­lin­ce çı­ka­rıl­ma­sı­dır.
Tar­tış­ma bö­lü­mün­de SİP ta­raf­ta­rı ol­du­ğu­nu be­lir­ten bir ar­ka­daş, Tür­ki­ye sol’unun bir tür­lü ke­ma­liz­mi aşa­ma­dı­ğı­nı, ar­tık bu adı­mın atıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni be­lirt­ti. Bu “aş­ma”nın içi­ni ise “ke­ma­list ol­mı­ya­lım, ama an­ti-ke­ma­list de ol­mı­ya­lım” bi­çi­min­de dol­dur­du. Bu­na ce­vap ve­ren ar­ka­daş­lar so­ru­nun tam da “an­ti-ke­ma­list de ol­ma­ya­lım” an­la­yı­şın­da yat­tı­ğı­nı söy­le­di­ler. Tür­ki­ye sol’unun önem­li bir bö­lü­mü­nün ke­ma­lizm­den ko­pu­şu ger­çek­leş­ti­re­me­di­ği­ni, ‘ke­ma­liz­mi aş­ma’nın an­cak bu şe­kil­de ola­bi­le­ce­ği­ni vur­gu­la­dı­lar.
EMEP çev­re­sin­den ol­du­ğu­nu söy­le­yen bir ar­ka­daş, EMEP’in kül­tür si­ya­se­ti­nin “İP’i bi­raz da­ha ge­ri­den iz­le­yen” bir si­ya­set ola­rak de­ğer­len­di­ril­me­si­ne kar­şı çık­tı. Kar­şı-dev­rim­ci İP ile EMEP’in ay­nı ke­fe­ye kon­ma­sı­nı pro­tes­to et­ti.
Bu­na ve­ri­len ya­nıt­ta, ön­ce Gü­ney’in İP ile EMEP’i ay­nı ke­fe­ye koy­ma­dı­ğı açık­lan­dı. Gü­ney bir nok­ta­da, kül­tür si­ya­se­ti nok­ta­sın­da İP ile EMEP’in kar­şı­laş­tır­mış, yi­ne iki­si­ni ay­nı ke­fe­ye koy­ma­mış, fa­kat an­ti-em­per­ya­liz­min içe­ri­ği­nin mil­li­yet­çi­li­ğe kay­ma­sı nok­ta­sın­da bun­la­rın si­ya­set­le­ri­nin ya­kın­lı­ğı­na dik­kat çek­miş­tir.
Bu gö­rü­şü des­tek­le­yen bir ko­nuş­ma­cı, dev­rim­ci al­ter­na­tif kül­tür adı­na ko­nu­şan­lar ara­sın­da bu­gün ken­di­si­ni gös­te­ren esas teh­li­ke­nin em­per­ya­liz­min yoz kül­tü­rü­ne kar­şı “hal­kı­mı­zın öz de­ğer­le­ri­ne” sa­hip çı­kıl­ma­sı adı­na dü­şü­len “halk­çı” “ulu­sal­cı” sap­ma ol­du­ğu­nu be­lirt­ti. Bu gö­rü­şü­nü Ev­ren­sel Kül­tür der­gi­si­nin yü­rüt­tü­ğü “ulu­sal kül­tür” tar­tış­ma­sın­dan ver­di­ği ör­nek­ler­le açık­la­dı.
Ev­ren­sel kül­tür, bu dos­ya­da “hal­kın de­mok­ra­tik kül­tü­rü ola­rak ulu­sal kül­tür”ü sa­vun­mak­ta ve bu sa­vu­nu­nun bu­gün em­per­ya­liz­min kül­tü­rel alan­da­ki sal­dı­rı­la­rı­na kar­şı ge­rek­li ol­du­ğu­nu id­dia et­mek­te­dir. Ev­ren­sel ege­men­le­rin ulu­sal kül­tür sa­vu­nu­sun­dan ken­di­ni ayır­mak için “Ana­do­lu kül­tü­rü” kav­ra­mı­na sa­rıl­mak­ta­dır. Adı­nı ne ko­yar­sa­nız ko­yun, bu nok­ta­da yak­la­şım­da­ki sa­kat­lık, em­per­ya­list kül­tü­re kar­şı “Ana­do­lu kül­tü­rü­nün” “halk kül­tü­rü”nün eleş­ti­ri­siz, sor­gu­la­ma­sız sa­vu­nu­su kal­mak­ta­dır. (Ev­ren­sel Kül­tür der­gi­sin­de ye­ra­lan “ulu­sal kül­tür” dos­ya­sı­nın eleş­ti­ri­si Gü­ney der­gi­sin­de 4 ay­rı bö­lüm ola­rak ya­yın­lan­mış­tı. Bkz. 1997 yı­lı yurt­dı­şı bas­kı­sı sa­yı 12 -13 ve Tür­ki­ye bas­kı­sı 1 ve 3)
l Tar­tış­ma­ya ka­tı­lan bir baş­ka ar­ka­daş, Gü­ney’in tez­le­ri­ni ge­nel hat­la­rıy­la doğ­ru bul­du­ğu­nu, fa­kat sı­nıf­sız top­lu­ma na­sıl va­rı­la­cak ko­nu­sun­da fark­lı gö­rüş­le­re sa­hip ol­du­ğu­nu, bu ne­den­le de Gü­ney’den ay­rıl­dı­ğı­nı açık­la­dı. Ar­ka­da­şa gö­re pro­le­tar­ya ik­ti­dar ol­sa bi­le sı­nıf­sız top­lu­ma va­ra­maz. Çün­kü, “an­ga­je ta­raf­lı­lık” var, çün­kü sos­ya­lizm şart­la­rın­da da ha­kim olan kim­se onun koy­du­ğu si­ya­set “tek doğ­ru” sa­yı­lı­yor, vs.
Bu tar­tış­ma­ya ko­nu­mu­zu aş­tı­ğı için faz­la gi­ril­me­di. Fa­kat, ar­ka­da­şın “ik­ti­dar ol­sak bi­le sı­nıf­sız top­lu­ma va­ra­ma­yız” gö­rü­şü­nün yan­lış, tes­li­mi­yet­çi bir gö­rüş ol­du­ğu açık­lan­dı. Dün­ya ko­mü­nist ha­re­ke­ti­nin ta­ri­hin­de ya­şan­dı­ğı gi­bi par­ti­le­rin ve ön­der­le­rin yoz­laş­ma­sı, re­viz­yo­nist­leş­me­si müm­kün­dür. Bu­ra­dan çı­ka­rı­la­cak so­nuç, geç­mi­şin ha­ta­la­rın­dan öğ­ren­mek ve ay­nı ha­ta­la­ra ye­ni­den düş­me­mek­tir, her tür­den opor­tü­niz­me ve re­viz­yo­niz­me kar­şı tu­tar­lı mü­ca­de­le­dir.
Tar­tış­ma­ya ka­tı­lan ba­zı ar­ka­daş­lar, Gü­ney der­gi­si­nin te­orik düz­lem­de or­ta­ya koy­du­ğu gö­rüş­le­ri doğ­ru bul­duk­la­rı­nı, fa­kat gör­dük­le­ri en önem­li ek­sik­li­ğin Gü­ney der­gi­si­nin pro­le­tar­ya kül­tü­rü­nün ge­liş­ti­ril­me­si bağ­la­mın­da ne­le­rin ya­pı­la­bi­le­ce­ği­ne ve na­sıl ya­pı­la­ca­ğı­na so­mut­ta ce­vap ver­me­me­si ol­du­ğu­nu ile­ri sür­dü­ler.
Bu eleş­ti­ri­nin pro­le­tar­ya kül­tü­rü­nün gün­cel olum­lu ör­nek­le­ri­nin or­ta­ya çı­ka­rı­lıp bun­la­rın pro­pa­gan­da edil­me­si­nin he­nüz ek­sik kal­ma­sı bağ­la­mın­da bir ye­re ka­dar hak­lı ol­du­ğu tes­lim edil­di. Di­ğer ta­raf­tan Gü­ney der­gi­si­nin bu­gün ta­raf­lı sos­ya­list kül­tü­rün pro­pa­gan­da­sı­nı yap­tı­ğı, dün­ya dev­rim­ci ve ko­mü­nist ha­re­ke­tin kül­tür mi­ra­sı­nı de­ğer­len­di­re­rek bun­la­rı bu­gü­ne ta­şı­dı­ğı, an­da­ki du­rum­da pro­le­tar­ya kül­tü­rü­nün ge­liş­me­si­nin önün­de­ki ide­olo­jik-si­ya­si en­gel­le­re, sap­ma­la­rın üze­ri­ne git­me­ye ve der­gi say­fa­la­rın­da bu tar­tış­ma­la­ra yer ver­me­ye ça­lış­tı­ğı, iş­çi­le­ri-emek­çi­le­ri, tüm kül­tür ve sa­nat emek­çi­le­ri­ni ör­güt­süz­leş­ti­ren-yal­nız­laş­tı­ran ege­men kül­tür si­ya­se­ti­nin ide­olo­jik bom­bar­dı­ma­nı­na kar­şı bir ku­tup oluş­tur­ma­ya ça­lış­tı­ğı be­lir­til­di ve tüm bun­la­rın kü­çüm­sen­me­me­si ge­rek­ti­ği vur­gu­lan­dı. Gü­ney der­gi­si­nin ek­sik­lik­le­ri­ni gi­der­mek için bun­dan son­ra da ça­lı­şa­ca­ğı, bu nok­ta­da okur kit­le­si­nin des­te­ği­ne, eleş­ti­ri ve öne­ri­le­ri­ne bü­yük önem ver­di­ği vur­gu­lan­dı.
Kon­fe­rans­ta­ki tar­tış­ma­lar­dan ak­tar­mak is­te­dik­le­ri­miz bun­lar. El­bet­te ki tar­tış­ma­lar salt bu ka­dar de­ğil­di. Bir­çok ar­ka­daş, tar­tış­ma­ya ka­tı­la­rak Gü­ney der­gi­sin­de çok kı­sa ve öz bi­çim­de, tez­ler ha­lin­de ko­nu­lan nok­ta­la­rın açım­lan­ma­sı­na yar­dım­cı ol­du­lar.
En önem­li­si, bu yıl­ki kon­fe­ran­sa il­gi­nin da­ha faz­la ol­ma­sı ve tar­tış­ma­la­rın da­ha can­lı geç­me­si­dir. Bu ol­duk­ça se­vin­di­ri­ciy­di. Bel­ki, tar­tış­mak is­te­di­ği­miz tüm so­run­la­rı tar­tı­şa­ma­dık, ba­zı nok­ta­lar ek­sik kal­dı ve her ge­len eleş­ti­ri­ye de ce­vap ve­re­me­dik… Ola­bi­lir. Bu­na rağ­men Kon­fe­ran­sı­mız ba­şa­rı­lıy­dı. Okur­la­rı­mız­la yüz­yü­ze ge­lip, on­lar­la bir­lik­te tar­tış­mak, on­lar­dan ge­len tep­ki­le­ri al­mak bi­zim için çok önem­liy­di.
Tüm ka­tı­lım­cı­la­ra ve des­tek ve­ren ki­şi ve ku­rum­la­ra te­şek­kür edi­yo­ruz.
Eylül 2000