Ana Sayfa Sayılar Güney 09 Yılmaz Güney’in sanat anlayışı üzerine…

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3145799
Şu anda 246 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Yılmaz Güney’in sanat anlayışı üzerine… PDF Yazdır e-Posta
Makale İçeriği
Yılmaz Güney’in sanat anlayışı üzerine…
Olay­la­ra sı­nıf ba­kış açı­sıy­la yak­la­şan Yıl­maz Gü­ney, bir sa­nat­çı­nın ni­te­li­ği­ni be­lir­le­me­de de so­ru­na bi­lim­sel yak­laş­mak­ta­dır…
Yıl­maz Gü­ney’in kül­tür-sa­nat an­la­yı­şı di­ya­lek­tik ma­ter­ya­liz­me da­ya­nır…
Yıl­maz Gü­ney’in kül­tür-sa­nat an­la­yı­şı di­ya­lek­tik ma­ter­ya­liz­me da­ya­nır…
Yıl­maz Gü­ney’de kül­tür ve sa­nat tez­li ve ta­raf­lı­dır fa­kat slo­gan­cı de­ğil­dir…
Pro­le­ter kül­tür ve sa­nat
Yıl­maz Gü­ney, dev­rim­ci sa­nat ve dev­rim­ci sa­nat­çı­ya yak­la­şı­mı­nı da mark­sist ba­kış açı­sıy­la or­ta­ya ko­yar…
Yıl­maz Gü­ney, dev­rim­ci sa­na­tın ken­di­ne öz­gü bir di­li ve ka­rek­te­ri ol­du­ğu­nu sa­vu­nur…
Yıl­maz Gü­ney, kül­tür ve sa­na­tın sı­nıf sa­va­şı­mın­da bir araç ol­du­ğu­nu sa­vu­nur…
Yıl­maz Gü­ney, sa­nat­çı­nın si­ya­sal ki­şi­li­ğin­den so­yut­la­na­ma­ya­ca­ğı­nı sa­vu­nur…
Yıl­maz Gü­ney kül­tür ve sa­nat ala­nın­da sos­ya­list ger­çek­çi­lik il­ke­si­ne bağ­lı ka­la­rak olay­la­rı ak­ta­rır…
Yıl­maz Gü­ney, ka­pi­ta­list top­lum­da sa­nat­çı­nın kon­mu­nu doğ­ru bir bi­çim­de göz­ler önü­ne se­ri­yor…
Yıl­maz Gü­ney, sos­ya­liz­min kül­tür ve sa­nat ala­nın­da ge­liş­me­nin top­lum­sal te­mel­le­ri­ni ha­zır­la­dı­ğı­nı doğ­ru ola­rak tes­pit eder ve sa­vu­nur…
Tüm Sayfalar

Bu dosyamızda Yılmaz Güney’in sanat anlayışını ana hatlarıyla ele alan aşağıdaki yazıyı ve Yılmaz Güney’den sanat anlayışına ilişkin iki yazıyı yayınlıyoruz. Sözkonusu yazılar Ekim ayında yapacağımız “Ölümünün 15. yıldönümünde Yılmaz Güney ve sanat” konulu kültür konferansına hazırlık materyali olarak kavranmalıdır.

Yılmaz GüneyYıl­maz Gü­ney’in sa­nat ala­nın­da, özel­lik­le de si­ne­ma sa­na­tın­da üs­tün bir ki­şi­lik ol­du­ğu­nu he­men her­kes ka­bul edi­yor. O’nun bu alan­da­ki bü­yük­lü­ğü­ne düş­man­la­rı bi­le göl­ge dü­şü­re­mi­yor. Sı­nıf düş­man­la­rı, ona, sa­nat ala­nın­da yö­nel­te­cek­le­ri sal­dı­rı­la­rın ayak­la­rı­nın ha­va­da ka­la­ca­ğı­nın bi­lin­cin­de­ler. Bu ne­den­le on­lar, Yıl­maz’ın sa­de­ce si­ne­ma sa­na­tın­da bü­yük bir ye­te­nek ol­du­ğu­nu öne çı­kar­ma­ya ve ge­niş halk kit­le­le­ri­ne de so­ru­nu yal­nız­ca bu bo­yut­ta ak­tar­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar. Bur­ju­va­zi ve ka­lem­şör­le­ri­nin bu yak­la­şı­mı ga­yet an­la­şı­lır bir­şey­dir. Çün­kü; on­lar Yıl­maz Gü­ney’in kül­tür-sa­nat an­la­yı­şı­nın da­yan­dı­ğı te­me­li, onun sa­na­tı­na kan ta­şı­yan, ha­yat ve­ren kay­na­ğın ne ol­du­ğu­nu göz­ler­den giz­le­mek is­ti­yor­lar…  
Mil­yon­lar­ca emek­çi de onu esas ola­rak si­ne­may­la ta­nı­yor, onun ya­pıt­la­rın­da ken­di­ni bu­lu­yor ve ona bü­yük bir sev­giy­le yak­la­şı­yor­lar. Ama ne ya­zık ki, Yıl­maz Gü­ney’in si­ya­sal yak­la­şı­mı­nın-şu ya da bu öl­çü­ye ka­dar-far­kın­da olan çok kü­çük bir azın­lı­ğın dı­şın­da ka­lan mil­yon­lar­ca Yıl­maz Gü­ney se­ve­ni emek­çi, onu yal­nız­ca esas ola­rak bir yö­nüy­le; halk­tan ya­na olan bü­yük bir si­ne­ma sa­nat­çı­sı ola­rak ta­nır.
Yıl­maz Gü­ney, ger­çek­te bü­yük bir si­ne­ma us­ta­sı­dır. Ama sa­de­ce bu ka­dar de­ğil! O, ay­nı za­man­da so­run­la­ra doğ­ru yak­la­şı­mın en te­mel hal­ka­sı­nı ya­ka­la­yan; so­run­la­rın çö­zü­mü­ne Mark­sizm-Le­ni­nizm bi­li­mi te­me­lin­de yak­la­şan bir si­ya­sal ki­şi­lik­tir. O’nun bu iki yö­nü; kül­tür ve sa­na­ta yak­la­şı­mıy­la, si­ya­sal yak­la­şı­mı di­ya­lek­tik bir bü­tün­lük için­de­dir, bun­la­rı bir­bi­rin­den ayır­mak müm­kün de­ğil­dir…
Yıl­maz Gü­ney’in kül­tür-sa­na­ta yak­la­şı­mı mark­sist-le­ni­nist te­me­le­re da­ya­nır, onun üze­rin­de yük­se­lir. Bu ol­gu­yu tes­pit et­mek ve onun bu yak­la­şı­mın­dan öğ­ren­mek açı­sın­dan, bu ya­zı­da onu yo­rum­la­mak­tan çok, biz­zat ken­di­si­ne baş­vu­ra­ca­ğız.
Marks, “İn­san­la­rın var­lı­ğı­nı be­lir­le­yen bi­linç­le­ri de­ğil, tam ter­si­ne, in­san­la­rın bi­lin­ci­ni be­lir­le­yen in­san­la­rın ken­di top­lum­sal var­lık­la­rı­dır.” der.

Bu di­ya­lek­tik be­lir­le­me Yıl­maz Gü­ney’in yak­la­şım­la­rın­da çı­kış nok­ta­sı­dır. O, olay­la­ra, ge­liş­me­le­re sı­nıf ba­kış açı­sıy­la yak­la­şır, on­la­rı, bi­lim­sel sos­ya­liz­min süz­ge­cin­den ge­çi­re­rek de­ğer­len­di­rir. Kül­tür ve sa­na­ta yak­la­şı­mı da bu ba­kış açı­sı­nın ürü­nü­dür…

O, şöy­le di­yor:
“Her top­lum­sal olay, şu ya da bu sı­nı­fın çı­kar­la­rı­na hiz­met eden bir ürün, bir olay di­zi­si ya­ra­tır. Sı­nıf mü­ca­de­le­si­ni içer­me­yen tek bir top­lum­sal olay müm­kün de­ğil­dir. Her olay bir çe­liş­me­nin ürü­nü­dür. Her top­lum­sal olay da, top­lum­sal çe­liş­me­le­rin, ya­ni sı­nıf çe­liş­me­le­ri­nin ürü­nü­dür. Ve bu çe­liş­me­le­rin so­nu­cu mey­da­na ge­len olay, şu ya da bu sı­nı­fın güç­len­me­si­ne ya da za­yıf­la­ma­sı­na yo­la­çar. Bi­zim için, ya­ni pro­le­ter dev­rim­ci­ler için olay­la­ra sı­nıf açı­sın­dan bak­mak, olay­la­ra dev­rim­ci si­ya­si bir göz­le, ya­ni, iş­çi sı­nı­fı­nın, yok­sul köy­lü­lü­ğün, emek­çi hal­kın ve pro­le­ter sos­ya­liz­mi­nin çı­kar­la­rı­nı, ulu­sal ve ulus­la­ra­ra­sı plan­da te­mel ala­rak bak­mak, her ola­yın han­gi sı­nıf­la­ra ya­rar­lı, han­gi sı­nıf­la­ra za­rar­lı ol­du­ğu­nu kav­ra­mak, olay­la­rın sı­nıf­sal özü­nü kav­ra­mak de­mek­tir.”(1)