Ana Sayfa Sayılar Güney 07 Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­mi

Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 3145797
Şu anda 252 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­mi PDF Yazdır e-Posta

TEBLİĞ- II
Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­min­de öne çı­kan ba­zı nok­ta­lar…
TEZLER

Gü­ney der­gi­si ola­rak, biz “han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz“ so­ru­su­na, “sos­ya­list kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz” şek­lin­de ce­vap ve­ri­yo­ruz. Bu­nun ne an­la­ma gel­di­ği­ni bun­dan ön­ce­ki tar­tış­ma bö­lü­mün­de te­orik ola­rak çö­züm­le­me­ye ça­lış­tık. fiim­di tar­tış­ma­yı, te­ori ala­nın­dan çı­ka­rıp uy­gu­la­ma ala­nı­na çek­mek is­ti­yo­ruz. Bu alan­da şim­di­ye ka­dar­ki uy­gu­la­ma­lar için­de en öne çı­kan kuş­ku­suz Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde­ki uy­gu­la­ma­lar­dır.
1. 1991 yı­lın­da res­men ta­ri­he ka­rı­şan, çö­kü­şü bü­tün dün­ya­da bur­ju­va­zi ta­ra­fın­dan, “ko­mü­niz­min çö­kü­şü” ola­rak ad­lan­dı­rı­lıp kut­la­nan Sov­yet­ler Bir­li­ği­’nin kül­tür-sa­nat ala­nın­da yap­tık­la­rı­nın ta­nın­ma­sı ve de­ğer­len­di­ril­me­si, “han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz” tar­tış­ma­sın­da ola­ğa­nüs­tü önem­de­dir. Çün­kü Sov­yet­ler Bir­li­ği –kı­sa Pa­ris Ko­mü­nü de­ne­yi­mi dış­ta tu­tul­du­ğun­da– em­per­ya­list-ka­pi­ta­list dün­ya­nın dı­şı­na çı­kan ve yep­ye­ni bir yo­lu de­ne­yen, ilk pro­le­tar­ya dev­le­ti­dir. Önü­ne in­sa­nın in­san ta­ra­fın­dan sö­mü­rül­me­si­ni or­ta­dan kal­dır­mak he­de­fi­ni ko­yan bu dev­let, et­ra­fı em­per­ya­list ku­şat­ma al­tın­da ol­du­ğu hal­de, en zor şart­lar­da bur­ju­va­zi­yi sı­nıf ola­rak tas­fi­ye et­me ve sos­ya­liz­mi kur­ma işi­ne gi­riş­miş­tir. O, pro­le­tar­ya dik­ta­tör­lü­ğü­nün ya­şan­dı­ğı 50’li yıl­la­rın ilk bö­lü­mü­ne ka­dar, her alan­da ol­du­ğu gi­bi kül­tür-sa­nat ala­nın­da da en zen­gin sos­ya­list bi­ri­ki­mi ya­rat­mış­tır.
Dün­ya ta­ri­hin­de şim­di­ye dek pro­le­tar­ya­nın ik­ti­da­rı en uzun sü­re (35/40 yıl ka­dar) elin­de tut­tu­ğu ül­ke ola­rak  Sov­yet­ler Bir­li­ği’nin kül­tür-sa­nat ala­nın­da­ki de­ne­yim­le­rin­den öğ­ren­mek, sos­ya­lizm adı­na ha­re­ket edeny­ler açı­sın­dan bir zo­run­lu­luk­tur.
2.Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­mi üze­ri­ne ko­nu­şur­ken şun­la­rın bi­linç­te tu­tul­ma­sı ge­re­kir:
• Le­nin ve Sta­lin ön­der­li­ğin­de­ki Sos­ya­list Sov­yet­ler Bir­li­ği ile; Sov­yet­ler Bir­li­ği Ko­mü­nist Par­ti­si­’nin 20. Par­ti Kong­re­si er­te­sin­de­ki (1956) Sov­yet­ler Bir­li­ği ara­sın­da il­ke­sel fark­lı­lık­lar var­dır. 20. Par­ti Kong­re­si’ne ka­dar­ki ik­ti­dar tüm ha­ta ve ek­sik­lik­le­ri­ne rağ­men sos­ya­list bir ik­ti­dar­dır; em­per­ya­liz­min can düş­ma­nı­dır; Sov­yet­ler Bir­li­ği bü­tün dün­ya­da dev­ri­min ana üs­sü du­ru­mun­da­dır. 20. Par­ti Kong­re­si er­te­sin­de ik­ti­dar bü­tü­nüy­le sos­ya­lizm adı­na ko­nu­şan fa­kat em­per­ya­lizm­le uz­la­şıp bir­leş­me­yi prog­ram­laş­tı­ran re­viz­yo­nist­le­rin elin­de­dir. Bun­la­rın ma­ri­fe­tiy­le prlo­ter­ya dik­ta­tör­lü­ğü tas­fi­ye edil­miş ve sos­ya­liz­min ka­za­nım­la­rı adım adım tü­ke­til­miş­tir. Biz bu yüz­den Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­min­den öğ­ren­mek der­ken, sos­ya­list dö­nem­de ya­pı­lan­lar­dan öğ­ren­me­yi an­lı­yo­ruz. Gü­ney­’de ya­yın­lan­mış olan ya­zı­da bu­nu yap­ma­ya ça­lış­tık. Kuş­ku­suz sos­ya­list kül­tür-sa­nat ala­nın­da ya­pı­lan­lar salt Sov­yet­ler Bir­li­ği­’nin sos­ya­list dö­ne­miy­le sı­nır­lı de­ğil. İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı er­te­sin­de Do­ğu Av­ru­pa­’da olu­şan “Halk De­mok­ra­si­li Dev­let­ler”­de, Çin Halk Cum­hu­ri­ye­ti’n­de, Kü­ba’da, Vi­et­nam’da, Ku­zey Ko­re­’de ol­du­ğu gi­bi, bu­nun dı­şın­da da bir di­zi ka­pi­ta­list ül­ke­de sos­ya­list sa­nat adı­na ya­pı­lan­la­rın da in­ce­len­me­si, de­ğer­len­di­ril­me­si ge­rek. “Han­gi kül­tür mi­ra­sı­na sa­hip çı­kı­yo­ruz” tar­tış­ma­sı­nın pra­tik de­ne­yim­ler bö­lü­mün­de bu­ra­da söy­le­dik­le­ri­miz, söy­le­ye­cek­le­ri­miz bu ne­den­le yal­nız­ca bir baş­lan­gıç­tır bi­zim için.
Yi­ne bu tar­tış­ma­da re­viz­yo­niz­min ege­men­li­ği al­tın­da sos­ya­lizm adı­na yü­rü­yen kül­tür-sa­nat po­li­ti­ka­la­rı­nın in­ce­len­me­si, bun­la­rın sos­ya­list dö­ne­min po­li­ti­ka­la­rı ile kar­şı­laş­tı­rıl­ma­sı, ara­da­ki fark­lı­lık­la­rın net ola­rak or­ta­ya çı­ka­rıl­ma­sı da bir gö­rev­dir.
• De­ğer­len­dir­me yap­tı­ğı­mız dö­nem­den bu ya­na ya­rım asır­dan faz­la za­man geç­miş­tir. Bi­zim bu­gün o gün­kü uy­gu­la­ma­la­rın so­nuç­la­rı­nı da gö­rüp de­ğer­len­dir­me im­ka­nı­mız var­dır. Bi­zim şim­di ge­ri dö­nüp so­nuç­lar­dan da yo­la çı­ka­rak de­ğer­len­dir­me ya­pa­bil­di­ği­miz ko­nu­lar­da Sov­yet­ler Bir­li­ği’n­de her­şey “ye­ni” ya­pıl­ma du­ru­mun­day­dı. Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde kül­tür-sa­nat ala­nın­da po­li­ti­ka üre­ten­le­rin ve pra­tik fa­ali­yet yü­rü­ten­le­rin ge­ri­sin­de ör­nek alıp öğ­re­ne­bi­le­cek­le­ri bir pra­tik de­ne­yim yok­tu. Sos­ya­list te­ori ilk kez ger­çek an­lam­da pra­ti­ğe so­kul­ma du­ru­mun­day­dı. Bir çok şey “de­ne­me-ya­nıl­ma” yön­te­miy­le öğ­re­nil­mek du­ru­mun­day­dı.
Bu ger­çe­ği dik­ka­te al­ma­yan de­ğer­len­dir­me­ler yan­lış olur.
3. Rus­ya’da Bü­yük Sos­ya­list Ekim Dev­ri­mi ile Bol­şe­vik Par­ti ön­der­li­ğin­de iş­çi sı­nı­fı si­ya­si ik­ti­da­rı ele ge­çir­di. Bü­yük Ekim dev­ri­mi top­lum ya­şa­mı­nın her ala­nın­da ol­du­ğu gi­bi, kül­tür-sa­nat ala­nın­da da bü­yük bir dev­ri­min yo­lu­nu aç­tı. Sov­yet­ler Bir­li­ği’n­de mu­az­zam bir kül­tür dev­ri­mi ya­şan­dı.
Kül­tür-sa­nat ala­nın­da pro­le­ter ik­ti­da­rın önün­de du­ran en önem­li gö­rev, kül­tür-sa­na­tın kü­çük bir azın­lı­ğın ma­lı ol­mak­tan çı­ka­rı­lıp iş­çi ve emek­çi kit­le­le­rin ma­lı ha­li­ne ge­ti­ril­me­si, kit­le­le­rin kül­tür-sa­nat fa­ali­yet­le­ri­ne ka­tı­lı­mı­nın sağ­lan­ma­sı idi.
Bu­nun için dün­ya­nın o gü­ne dek gör­me­di­ği bo­yut­lar­da bir eği­tim se­fer­ber­li­ği baş­la­tıl­dı. Av­ru­pa­’da oku­ma-yaz­ma ora­nı en dü­şük ül­ke­ler­den bi­ri olan Rus­ya çok kı­sa bir sü­re için­de oku­ma-yaz­ma ora­nı en yük­sek olan ül­ke­ler­den bi­ri ha­li­ne ge­ti­ril­di.
Eği­tim kü­çük bir azın­lı­ğın im­ti­ya­zı ol­mak­tan çı­ka­rıl­dı, iş­çi ve emek­çi­le­rin tüm hal­kın hiz­me­ti­ne su­nul­du. Sov­yet­ler Bir­li­ği’nin yük­se­ko­kul­la­rı, yal­nız­ca Sov­yet­ler Bir­li­ği’nden de­ğil, o dö­nem­de di­ğer ül­ke­ler­den de ge­len iş­çi-emek­çi ço­cuk­la­rı­nın en yük­sek de­re­ce­de eği­ti­mi al­dik­la­rı ku­rum­lar ha­lı­na gel­di.
Eği­tim­de te­ori-pra­tik iliş­ki­si ku­rul­du. Po­li­tek­nik eği­tim, eği­ti­min esa­sı­nı oluş­tur­du. Geç­miş­te, Çar­lık Rus­ya­sı’n­da, eği­ti­min he­men tü­müy­le dı­şın­da tu­tu­lan ka­dın cin­si, kit­le­ler ha­lin­de eği­tim içi­ne çe­kil­di. Çok kı­sa sü­re için­de eği­tim ku­rum­la­rın­da eği­tim gö­ren ka­dın­lar top­lum­da­ki ka­dın ora­nı­na ye­tiş­ti. Ki­tap ve ga­ze­te ti­ra­jın­da Sov­yet­ler Bir­li­ği çok kı­sa za­man­da Ba­tı ül­ke­le­ri­ne ye­tiş­ti ve on­la­rı geç­ti. Çar­lık dö­ne­min­de bas­kı al­tın­da tu­tu­lan rus­ça dı­şın­da­ki dil­le­rin ge­liş­me­si des­tek­len­di. Es­ki Çar­lık Rus­ya­sı­’nın “ke­nar böl­ge­le­rin­de” es­ki ezi­len ulus­la­rın ve mil­li­yet­le­rin kül­tür­le­ri tam bir rö­ne­sans ya­şa­dı. On­lar­ca dil ta­rih­le­rin­de ilk kez ya­zı di­li ha­li­ne gel­di.
Bü­tün bu alan­lar­da Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde el­de edi­len ba­şa­rı­lar pro­le­ter­ya­nın ik­ti­da­rı­nın ba­şa­rı­la­rı­dır. Bu ba­şa­rı­lar, dün­ya­nın o gü­ne dek gö­rüp ya­şa­ma­dı­ğı bo­yut­lar­da ba­şa­rı­lar­dır; eko­no­mik açı­dan çok zor şart­lar al­tın­da ve bir in­san öm­rü için bi­le kı­sa sa­yı­la­bi­le­cek ka­dar kı­sa bir sü­re için­de 20 yıl için­de el­de edil­miş ba­şa­rı­lar­dır.
4. Sov­yet­ler Bir­li­ği’n­de kül­tür dev­ri­mi­nin en önem­li ka­za­nım­la­rın­dan bi­ri; sa­na­tın dar, içi­ne ka­pa­nık uz­man sa­nat­çı çev­re­le­rin işi ol­mak­tan çı­ka­rı­lıp kit­le­sel­leş­ti­ril­me­si ol­gu­su­dur. Sa­nat, top­lu­mun her ala­nı­na gir­miş, mil­yon­lar­ca kit­le­nin bu alan­da­ki ye­te­nek ve be­ce­ri­le­ri ha­re­ke­te ge­çi­ril­me­ye ça­lı­şıl­mış ve bun­da bü­yük ba­şa­rı­lar el­de edil­miş­tir. İş­çi ve emek­çi kit­le­le­re salt kül­tür ve sa­nat eser­le­ri­nin tü­ke­ti­ci­le­ri gö­züy­le ba­kıl­ma­mış on­lar biz­zat üre­ti­ci ola­rak işin içi­ne çe­kil­miş­ler­dir.
Bir baş­ka önem­li ka­za­nım sa­nat üre­ti­min­de bi­rey­ci­li­ğin ye­ri­ne ko­lek­ti­viz­min ge­çi­ril­me­si ça­ba­la­rı­dır. Bur­ju­va sa­na­tın­da “da­hi“ sa­nat­çı­lar bir­bi­riy­le kıs­kanç­lık için­de ya­rı­şır, sos­ya­lizm­de ise bi­rey­ci kıs­kanç­lık­la­rın ye­ri­ni or­tak da­va­nın in­san­la­rı ola­rak güç ve ye­te­nek­le­rin bir­leş­ti­ril­me­si alır. Amaç, bi­rey­sel kat­kı­lar kay­bol­ma­dan ko­lek­tif ürün­le­rin ya­ra­tıl­ma­sı­dır.
5. Bü­yük Sos­ya­list Ekim Dev­ri­mi­nin baş­lat­tı­ğı kül­tür dev­ri­mi­nin ka­za­nım­la­rı salt eği­tim se­fer­ber­li­ği ve sa­na­tın kit­le­le­re mal edil­me­siy­le, üre­ti­min ko­lek­tif­leş­ti­ril­me­si ala­nın­da­ki adım­lar­la sı­nır­lı de­ğil­dir. Bu­nun ya­nı­sı­ra sa­na­tın her bir özel ala­nın­da da bü­yük ge­liş­me­ler söz­ko­nu­su­dur.
Re­sim ve plas­tik sa­nat­lar ala­nın­da, o za­ma­na dek bur­ju­va­zi­nin hiz­me­tin­de olan tüm araç ve ku­rum­lar emek­çi hal­kın hiz­me­ti­ne açıl­mış­tır. Mü­ze­ler, sa­ray­lar, soy­lu­la­rın ve ki­li­se­le­rin mülk­le­ri dev­let­leş­ti­ril­miş, bu­ra­lar­da­ki sa­nat eser­le­ri tüm hal­kın hiz­me­ti­ne su­nul­muş­tur.
Re­sim ve plas­tik sa­nat­lar ala­nın­da, hem içe­rik hem de şe­kil­de mu­az­zam de­ği­şik­lik­ler ya­şan­mış; kit­le­le­ri dev­ri­me se­fer­ber eden re­sim­ler, hey­kel­ler ya­ra­tıl­mış­tır. Gra­fik ve afiş ala­nı tam bir dev­rim ya­şa­mış, bu alan­da o za­ma­na dek de­nen­me­miş yön­tem­ler ve bi­çim­ler uy­gu­lan­mış, gra­fik-afiş mü­ze­ler­den ve bü­yük şe­hir­le­rin be­lir­li böl­ge­le­rin­den çı­ka­rı­la­rak, ku­ru­lan pro­pa­gan­da grup­la­rı ara­cı­lı­ğıy­la ül­ke­nin en üc­ra kö­şe­le­ri­ne ka­dar ta­şın­mış­tır.
Mi­ma­ri de hal­kın hiz­me­ti­ne gir­miş, emek­çi hal­kın en iyi, en sağ­lık­lı bir bi­çim­de ya­şa­ya­bi­le­ce­ği mi­ma­ri eser­le­rin ya­ra­tıl­ma­sı mi­ma­ri­nin esas ko­nu­su ha­li­ne gel­miş­tir. (Bu bağ­lam­da ör­ne­ği­n İ­kin­ci Dün­ya Sa­va­şı ön­ce­sin­de en zor şart­lar­da in­şa edi­len Mos­ko­va met­ro­su bu­gü­ne ka­dar aşı­la­ma­mış bo­yut­ta ve gü­zel­lik­te­dir.)
Ti­yat­ro ve si­ne­ma­da da Bü­yük Sos­ya­list Ekim Dev­ri­mi er­te­sin­de bir dev­rim ya­şan­mış­tır. Ti­yat­ro kü­çük mut­lu azın­lı­ğın eğ­len­ce ara­cı ol­mak­tan çık­mış, kit­le­le­rin eği­tim ve eğ­len­ce araç­la­rın­dan bi­ri ha­li­ne gel­miş­tir. Ti­yat­ro­da ye­ni yön­tem ve bi­çim­ler de­nen­miş, Sov­yet ti­yat­ro­su bü­tün dün­ya ti­yat­ro­su­nun mo­to­ru ha­li­ne gel­miş­tir.
Si­ne­ma kit­le­le­rin eği­ti­li­mi ve eğ­len­ce­si­nin en önem­li araç­la­rın­dan bi­ri ola­rak dev­le­tin des­te­ğin­de mu­az­zam atı­lım­lar yap­mış, Sov­yet si­ne­ma yö­ne­tmen­le­ri mu­az­zam eser­ler ya­rat­mış­lar, Sov­yet si­ne­ma­sı bü­tün dün­ya­da si­ne­ma­nın ön­cü­lü­ğü­nü ele ge­çir­miş­tir.
Sa­na­tın tüm alan­la­rın­da 20’li yıl­lar, ye­ni bi­çim­le­rin ve yön­tem­le­rin de­nen­di­ği ve de­ği­şik sa­nat an­la­yış­la­rı­nın doğ­ru sa­nat po­li­ti­ka­sı­nın ne ol­ma­sı ge­rek­ti­ği ko­nu­sun­da tar­tı­şıp bir­bi­riy­le ya­rış­tı­ğı yıl­lar ola­rak, Sov­yet sa­na­tı­nın en ve­rim­li yıl­la­rı ol­du.
6.1934’te çe­şit­li sa­nat okul­la­rı­nın ara­sın­da yü­rü­yen tar­tış­ma­lar sos­ya­list dev­le­tin res­mi sa­nat an­la­yı­şı­nın for­mü­le edil­me­siy­le so­nuç­lan­dı­rıl­dı. Sov­yet­ler Bir­li­ği’nin res­mi sa­nat an­la­yı­şı “sos­ya­list ger­çek­çi­lik”tir.
Sos­ya­list ger­çek­çi­lik “sa­nat­çı­lar­dan ger­çek­li­ğin, olay­la­rın dev­rim­ci ge­li­şi­mi için­de, ger­çe­ğe sa­dık, ta­rih­sel so­mut bir şe­kil­de ve­ril­me­si­ni ta­lep eder. Bu­nun­la bir­lik­te ger­çe­ğin, ger­çek­le­re sa­dık ka­la­rak ve ta­rih­sel so­mut bir şe­kil­de sa­nat­sal ola­rak or­ta­ya ko­nul­ma­sı, emek­çi­le­rin sos­ya­lizm ru­hu için­de ide­olo­jik ola­rak eği­til­me­si ve ye­ni­den şe­kil­len­di­ril­me­si gö­re­vi ile bir­leş­ti­ril­me­li­dir.”
Sos­ya­list bir dev­le­tin ta­bii ki bir sa­nat-kül­tür po­li­ti­ka­sı ola­cak­tır. Ve sos­ya­list dev­le­tin sa­nat-kül­tür po­li­ti­ka­sın­da, bu alan­da pro­le­ter dev­le­tin im­kan­la­rı­nı su­nup des­tek­le­di­ği kül­tür emek­çi­le­rin­den “emek­çi­le­rin sos­ya­lizm ru­hu için­de id­eo­lo­jik ola­rak eği­til­me­si ve ye­ni­den şe­kil­len­di­ril­me­si”ne hiz­met et­me­le­ri­ni is­te­me­si ga­yet doğ­ru­dur.
Sos­ya­list ger­çek­çi­li­ğin pro­le­ter dev­le­tin res­mi sa­nat an­la­yı­şı ola­rak for­mü­le edil­me­si ga­yet doğ­ru­dur. An­cak sos­ya­list ger­çek­çi­li­ğin uy­gu­lan­ma­sı ve ege­men kı­lın­ma­sın­da bir di­zi ha­ta­lar da ya­pıl­mış­tır. Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­mi­nin olum­lu yön­le­rin­den ol­du­ğu gi­bi, ya­pı­lan ha­ta­lar­dan da öğ­ren­mek, doğ­ru bir sos­ya­list kül­tü-sa­nat po­li­ti­ka­sı için mut­la­ka ge­rek­li­dir.
7. Biz­ce, sos­ya­list ger­çek­çi­li­ğin uy­gu­la­ma­sın­da içe­rik­te sı­nır, ge­nel­de par­ti­nin içe­ri­ği­ni dol­dur­du­ğu bi­çim­de olum­lu eser­ler­le çi­zi­lip, çi­zi­len bu ol­duk­ça dar sı­nır için­de ol­ma­yan eser­le­re he­men hiç­bir ya­şam hak­kı ta­nı­mı­ya­rak, ger­çe­ğin dar­laş­tı­rıl­ma­sı ha­ta­sı­na dü­şül­müş­tür. Ya­sak­çı yön­tem­ler yer yer ağır bas­mış, “olum­su­za” kar­şı mü­ca­de­le için­de de olum­lu­nun, doğ­ru­nun kav­ra­tıl­ma­sı yön­te­mi faz­la kul­la­nıl­ma­mış­tır. Ge­liş­me için­de Le­nin ve Sta­li­n’e sa­nat eser­le­rin­de ge­re­ğin­den faz­la yer ve­ril­miş, ki­şi­ye tap­ma­nın ge­liş­me­si­ne yar­dım­cı olun­muş­tur. Ni­yet ne olur­sa ol­sun, içi­nde bu­lu­nu­lan ko­şul­lar ne de­re­ce zor­la­yı­cı olur­sa ol­sun, ki­şi­ye tap­ma­nın ge­liş­me­si/ge­liş­ti­ril­me­si so­nuç­ta sos­ya­liz­me za­rar ver­miş­tir.
Bi­çim­de ise ge­le­nek­sel, kla­sik­leş­miş stil­le­rin dı­şın­da ka­lan stil­ler, bir­çok hal­de “hal­kın bun­la­rı an­la­ma­dı­ğı” ge­rek­çe­siy­le de za­rar­lı ilan edi­le­rek sos­ya­list ger­çek­çi­lik bi­çim­de be­lir­li sı­nır­lar içi­ne hap­se­dil­miş­tir; böy­le­lik­le ye­ni­yi, da­ha iyi­yi ara­ma­ya, ye­ni bi­çim­le­rin hal­kın hizm­e­ti­ne su­nul­ma im­kan­la­rı­nın araş­tı­rıl­ma­sı­na ket vur­muş­tur. Sos­ya­list sa­nat bel­li ka­lıp­lar için­de ken­di­ni yi­ne­le­yen fa­kat ye­ni­le­me­yen bir sa­na­ta doğ­ru ev­rim­len­miş­tir.
8.Bi­zim Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­min­den çı­kar­dı­ğı­mız en te­mel ders­ler şun­lar­dır:
• Sa­na­tın ve kül­tü­rün ger­çek­ten hal­kın hiz­me­ti­ne su­nu­la­bil­me­si­nin ön şar­tı, iş­çi ve emek­çi­le­rin si­ya­si ik­ti­da­rı­nın ku­rul­ma­sı­dır. Sos­ya­list an­lam­da bir kül­tür dev­ri­mi­nin ön şar­tı si­ya­si dev­rim­dir, si­ya­si ik­ti­da­rın sö­mü­rü­cü sı­nıf­la­rın elin­den alın­ma­sı, iş­çi­le­rin-köy­lü­le­rin ik­ti­da­rı­nın ku­rul­ma­sı­dır.
Sov­yet­ler Bir­li­ği’nde bir in­san öm­rü­ne sığ­dı­ra­bi­le­cek ka­dar kı­sa dö­nem için­de kül­tür-sa­nat ala­nın­da ka­za­nı­lan ba­şa­rı­lar, pro­le­tar­ya ik­ti­da­rı şart­la­rın­da ne­le­rin müm­kün ol­du­ğu­nu gös­ter­me­si açı­sın­dan ör­nek­tir.
• Sos­ya­list bir dev­le­tin ta­bii ki res­mi bir kül­tür-sa­nat si­ya­se­ti ola­cak­tır. Bu si­ya­se­tin çı­kış nok­ta­sı, iş­çi­le­rin-köy­lü­le­rin ken­di ik­ti­dar­la­rı­na sa­hip çık­ma­la­rı, bu ik­ti­da­rı sü­rek­li ola­rak ko­ru­yup güç­len­di­rip ye­ni­le­me­le­ri, dev­ri­mi sü­rek­li kı­lıp iler­let­me­le­ri için on­la­rın bi­linç­le­ri­ni yük­selt­me­ye mak­si­mum kat­kı­dır.
• Sos­ya­list sa­nat du­ra­ğan de­ğil, de­vin­gen­dir. O sü­rek­li da­ha iyi­yi, da­ha gü­ze­li ara­yan sa­nat­tır. O dev­rim­ci­dir. Ken­di­ni, sü­rek­li ge­li­şen, de­ği­şen top­lum­la bir­lik­te ge­liş­ti­rir, de­ğiş­ti­rir ve top­lu­mun ko­mü­nizm yö­nün­de iler­le­me­si ve de­ğiş­me­si için yar­dım­cı olur.
• Sos­ya­list bir ül­ke sa­nat eser­le­riy­le il­gi­li ola­rak “ya­sak­la­rı” de­ğil, ide­olo­jik mü­ca­de­le­yi esas alır. Sos­ya­liz­me sin­si­ce sal­dı­ran “sa­nat eser­le­ri­ne” kar­şı en önem­li gü­ven­ce, iş­çi­le­rin, köy­lü­le­rin, emek­çi­le­rin yük­sek bi­lin­ci­dir. Ya­sak­lar, be­lir­li du­rum­lar­da “zo­run­lu” bir kö­tü­lük ola­rak ka­bul edil­me­li­dir. İçe­rik­te ta­bii ki yı­ğın­la­rı sos­ya­list ik­ti­da­ra kar­şı açık­ça kış­kır­tan, açık­ça ırk­çı­lık, fa­şizm, cin­si­yet­çi­lik ya­pan, sa­nat adı­na por­nog­ra­fi su­nan “sa­nat eser­le­ri” kı­sıt­la­nır, ge­rek­li ol­du­ğu hal­ler­de ya­sak­la­nır da. Fa­kat, içe­rik­te sı­nı­rın ne­le­rin ol­ma­ya­ca­ğı ile “olum­suz“ çi­zil­me­si ye­ter­li­dir. Sı­nı­rın “ne­yin na­sıl ol­ma­sı ge­rek­ti­ği” bi­çi­min­de çi­zil­me­ye kal­kıl­ma­sı, tek­dü­ze­lik, bas­ma­ka­lıp­çı­lık, ken­di­ni yi­ne­le­me­den öte­ye ge­çe­me­me gi­bi teh­li­ke­le­ri için­de ba­rın­dır­mak­ta­dır. Bu ya­pıl­ma­ma­lı­dır. Bu­nun dı­şın­da sa­nat ki­şi­ye tap­ma­yı kö­rük­le­ye­ci bi­çim­de kul­la­nıl­ma­ma­lı­dır.
Sos­ya­list sa­nat, bi­çi­me tam bir öz­gür­lük ta­nı­ma­lı, bi­çim­de sı­nır ko­nul­ma­ma­lı­dır. Doğ­ru bir içe­ri­ği sa­nat­sal bir tarz­da ifa­de et­me­nin yüz­ler­ce yo­lu, yön­te­mi, bi­çi­mi var­dır. Bun­la­rın her bi­ri emek­çi­le­rin be­ğe­ni­si­ni ka­zan­mak için ya­rı­şa­bil­me­li­dir. Bu ya­rış­tan sos­ya­lizm, yı­ğın­la­rın sü­rek­li ge­li­şen es­te­tik be­ğe­ni­si ka­zanç­lı çı­ka­cak­tır.
Bi­ti­rir­ken şun­la­rı da söy­le­mek is­ti­yo­rum:
Sov­yet­ler Bir­li­ği de­ne­yi­mi, olum­lu ve olum­suz­luk­la­rı ile, hâ­lâ tam ola­rak de­ğer­len­di­ril­me­miş ve aşıl­ma­mış olan mu­az­zam bir ha­zi­ne­dir. Bu ha­zi­ne, da­ha iyi­si­ni yap­mak is­te­yen­le­rin kul­la­nı­mı­na açık­tır. Biz, sov­yet de­ne­yi­mi­ni “on­dan öğ­re­nip da­ha iyi­si­ni yap­mak is­te­yen­ler­le” tar­tış­mak is­ti­yo­ruz. Bu top­lan­tı bu ama­ca bir neb­ze hiz­met eder­se, ama­cı­na ulaş­mış ola­cak­tır. 0