Yaşamak bir ağaç gibi
Tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bu özlem bizim...
N.Hikmet
‘Güvercinleri vurmazlar bu ülkede’..
Evet: ‘güvercinleri vurmazlar bu
ülkede’ derken Hrant Dink nasıl bir duygu içerisindeydi acaba...
kendisinin vurulabileceğini diğer aydınlar, sanatçılar, gazeteciler,
profesörler gibi bilmesine rağmen neden böyle anlamlı söylemi
katledilmesinden kısa bir süre önce söyledi...
Bu ülkede yüzlerce faili meçhul
cinayetler varken...
Mafya, çeteler arkasında derin devlet
ve devletle iç içe girmiş uzantılarının örgüt maskesi altında
işledikleri cinayet sokak ortalarında hırla devam ederken ...
Daha nice güvercinlerin kanları yerde
kalırken...
Kendisi yaşarken çıkardığı Agos
Gazetesindeki köşesinde, vurulan güvercinler için yazılar yazarken...
Neden? ‘güvercinleri bu ülkede
vurmazlar’ dedi..
Neden güvercinleri bu ülkede
vurmazlardı acaba? Hrant Dink için... Bu söylem bu duygu insanın içini
ısıtan ateş gibidir. İtilmişliğin, kakılmışlığın, ermeni dölü, kıro
sözlerinin duyulmayacağı bir ülkenin yaratılması ve özlemi için verilen
temenni sözleridir...
Bu duygu kendisine ateşten gömlek
biçenlerin umududur..
Yakılmışların, itilmişlerin,
kakılmışların, sürülmüşlerin, ezilmişlerin söylemidir/umududur.
Özlemdir.
Ölümün yalnızlığıdır...
Hrant Dink ölümünün birinci yılını
doldururken neden öldürüldü sorusuna bir cevap bulunamadığı gibi olan
yanıtlar ve tanıklarda karartılmaya çalışılmaktadır.
Biliyoruz ki bu ülkede güvercinleri
istemiyorlar...
Direneceğiz vurulsak ta..
Bu ülkede güvercinleri vurmayacakları
zamana kadar...
Umutlarımızı kanat çırpamayacak hale
getirilen güvercinlerin kan güllerini gagalarına taktıkça
tazeleyeceğiz...
‘Güvercinleri vurmazlar bu ülkede’
Bir yıl oldu ..
Kanatlarının göğsüne yapıştırarak
kimsenin duymadığı görmediği o koca kalabalıkta kaldırıma çakılalı ak
güvercin..
Bir yıl oldu...
Geride sanıklarını yaşının
tartışmasının henüz bitmediği mahkeme komedisi.
Bir yıl oldu..
Bu ülkede güvercinlerin vurulmayacağı
umudunu taşıyan, gagasında kızıl karanfille kaldırıma çakılan ak
güvercine...
Her 50 dakikada bir kişi evinden
kaçıyor bu ülkede!..
Her beş saniyede bir suç işleniyor bu
ülkede!..
Suç işleme potansiyeli olan bir
ülkede, yolunu dahi bilmediği İstanbul’da o kalabalıkta 17 yaşında
denilen bir kişi ensesinden tek bir kurşunla güvercini vuruyor!..
Ne garip değil mi ?
Ermeni olduğu için, gazeteci olduğu
için, aydın olduğu için, öldürülüyorsa ve ardından bu tip cinayetler
devam ediyorsa bu ülkede nasıl özgürce uçurabiliriz güvercinleri!..
Demokratik haklar ve demokratik ülke
söylemleri bu ülkede hiç bitmedi...
Ne garip ki gelmedi bu ülkeye
demokrasi...
Olaylar kendi dışında gelişme
gösterir, sisteme ayak uydurma içerisinde olan düşünceler çevreni sarmış
ise, ipek böceğinin kendini koza karanlığına kapatması gibi
kapatamayacaklar karanlığa güvercinleri bu ülkede..
Hiç bir insan, düşüncesinden dolayı,
etnik yapısından dolayı, dini inançlarından dolayı, kimliğinden,
renginden, ırkından dolayı öldürülmemelidir...
Vurmasınlar bu ülkede güvercinleri.
Lokman Öğülmüş
Paris 17.01.2008