Çağrımızdır:
Yola çıkıyoruz… Yollara düşüyoruz…
Elimizde büyümeyi bekleyen fidanlarla… Toprağa ulaşıp kök salmayı
bekleyen adı, kardeş, adı barış, adı özgürlük, adı eşitlik olan
fidanlarla…
Yola çıkıyoruz… Bir derdimiz var; adı
düşmanlık, adı ırkçılık, adı linç, adı savaş olan…
Gidiyoruz derdimiz büyümesin diye…
Gidiyoruz uzakta olanı yakın etmek için…
Tek ses, tek gerçek, tek doğru
karanlığın sesi değil göstermek için…
Gel beraber gidelim, adınla büyüsün
fidanın… Toprağa bir fidan da sen ekle büyüsün…
Linç histerisiyle yıkanırken
beyinlerimiz ve yüreklerimiz, adımlarımızın bizi düşmanlığa,
geleceksizliğe götürdüğünü düşünmedik çok. Aramızdan 19 yaşında katil
olanlar da çıktı… Kanıyla bayrak yapanlar da… Irkçılığın sesine ortak
oldukça, unuttuk düşünmeyi, sormayı, gerçeğin peşine düşmeyi… Neyi bize
nasıl anlattılarsa ona inandık… İnandıkça karanlığın gerçeğine
karanlıkta kaldık…
Gel bizimle gerçekleri gözlerinle
görmeye, Dicle’nin uzaktaki yakın olduğuna tanıklık etmeye…
Üniversitelerde bilimin, özgürlüğün
adını unuttuk… Vazgeçmedik, peşine düştük… Kendini komutan sanan
rektörlerimizin askerleri olduk, hizaya geçtik, hizaya geçirdik… Elleri
satırlılar “en iyi Kürt ölü Kürt’tür” diyerek ‘en iyi’yi yapma peşinde
koşarken çoğumuz ölü taklidi yapmayı öğrendik… En kolay olanı seçtik…
Çok olanın, egemen olanın söyledikleri gerçek, yaptıkları doğru oldu…
Gel birlikte hizadan çıkalım, kolay
olanı değil, zor da olsa doğru olanın peşine düşelim…
Linçlerin, düşmanca sloganların, daha
çok bomba daha çok silah diyen haykırışların, ölen insan sayısının
hesabını tutan istatistiklerin dışında bir gerçek daha var… Bu gerçeği
büyütmek, çoğaltmak için çıkıyoruz yola… Kürt arkadaşlarımıza anlatmaya
gidiyoruz… Biz en iyi Kürt ölü Kürt’tür demeyenleriz, Kürt sorunu diye
bir sorunun varlığını kabul edenleriz, Kürt halkının, gençlerinin
taleplerini, isteklerini, özlemlerini duymak isteyenleriz, Kürt
sorununda muhatabımız Kürt halkıdır diyenleriz… Irkçılıktan nefret
edenleriz… Gidiyoruz bunları çoğalarak anlatmak için… Bunları diyenler
olarak çok olmak için…
Gidiyoruz, derdimiz var
Gidiyoruz, umudumuz var
Gidiyoruz, acılar son bulsun istiyoruz
Gidiyoruz, bize uzanmış barış elini
tutmak için…
Dicle’yi kardeş üniversite ilan ediyoruz!
Diyarbakır’ gidiyoruz!
28 Şubat Perşembe günü İstanbul, İzmir, Adana,
Ankara’dan yola çıkıyoruz…
29 Şubat Cuma günü Diyarbakır’da olacağız…
Dicle Üniversitesi’nden arkadaşlarımızla
buluşuyoruz ve kardeşlik fidanlığı oluşturuyoruz…
Aynı gün bir üniversiteliler forumu düzenliyoruz…
Bazı aydınların da davetlimiz olacağı forumda Türk ve Kürt öğrenciler
olarak buluşuyoruz…
Bir günün sonunda yanımızdaki tüm güzellikleri
bırakarak, oradan aldığımız yeni güzellikleri yanımıza alarak dönüyoruz…
Dicle’yi kardeş üniversite ilan ediyoruz!
Diyarbakır’ gidiyoruz!
Bu
yolculuk kardeşlik yolculuğudur… Bu ses barışın ve kardeşliğin sesidir…
Bu sesi duyanlar için yolculuk zamanıdır…