Komünist şair Nâzım Hikmet ölümünün
44. yılında şiirlerle anıldı. 3 Haziran Pazar günü saat 16.00’da Adana
Tabip Odası’nda “Nâzım’a Şiirler Okuyoruz” başlığı ile düzenlenen
etkinliğe yaklaşık 60 kişi katıldı.

Etkinlik Güney Dergisi tarafından
hazırlanan Nâzım Hikmet’in resimlerinden ve görüntülerinden oluşan bir
slayt gösterimi ile başladı.
Slaytın
ardından öykü yazarı Zafer Doruk Nâzım ile Orhan Kemal’in aynı
hapishanede yatmasından ve Orhan Kemal’in Nâzım’dan çok etkilendiğinden
bahsetti. Daha sonra Güney Yılmaz Güney Dergisi’nin Nâzım Hikmet
hakkındaki değerlendirmesini içeren kısa bir konuşma yaptı. Bu metni
aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Sonrasında öykü yazarı Nazmi Bayrı’da
Orhan Kemal ile Nâzım Hikmet’in 1943 yılında Bursa Hapishanesindeki
karşılaşmalarını anlatan bir metin okudu. Yapılan konuşmalardan sonra
şiirlere geçildi. İlk şiiri Şair Levent Uğur okudu. Levent Uğur “Nâzım’ı
anlamak onu okumaktır” diyerek Nâzım’ın “Neyi bildiri sayılar” isimli
şiiri okudu. Etkinlik sonuna doğru da yine Nâzım Hikmet’in “Karıma
mektup” isimli şiiri ve ardından kendi yazdığı “Nâzım’a” adlı şiirini
okudu. Şair İlhami Özer’de Nâzım Hikmet’e yazdığı Berfin isimli bir
şiirini ve Türkçe çevirisi ile Kürtçe bir şiirini okudu.
Bu
şiirlerin ardından Güney Dergisi okurlarının hazırladığı şiirlere
geçildi. Burcu ve Miray arkadaşlarımız Nâzım Hikmet’e ait olan “Zafere
Dair” ve “Ne güzel şey hatırlamak seni” isimli şiirleri okudular.
Ardından birlikte Nâzım Hikmet’in genelde Piraye için yazmış olduğu kısa
şiirlerini okudular. Bu şiirlerin aralarında Nâzım Hikmet’in bestelenmiş
şiirlerini seslendirdiler. Müzik olmadan söyledikleri bu şarkılar
izleyiciler tarafından oldukça beğenildi. Sunumlarını birlikte
söyledikleri “Hoşçakalın Dostlarım” ile bitirdiler ve uzun süre
alkışlandılar.
Sonra ise Öznur arkadaşımız
hazırladığı şiirleri okudu. Öznur arkadaşımız Azerbaycan halk şairi
Resul Rıza’nın Nâzım Hikmet’in ölümü üzerine yazdığı “Ulu şair” ve
“Gülhane parkında bir ceviz ağacı var” isimli şiirlerini okudu. Ayrıca
Nâzım Hikmet’in dostu olan Resul Rıza hakkında kısa bilgiler verdi.
Bu şiirlerin ardından etkinliğe
katılan dostlarımızın şiirlerine geçildi. Mehmet Ali Nâzım Hikmet’in
“Memleketimden İnsan Manzaraları” şiiri içerisinden “Haydarpaşa Garı”,
Sinan Göztaş “Seni düşünmek güzel şey”, Yılmaz Çetin “Türk köylüsü” ve
“Hapiste Yatacak olana öğütler” isimli şiirleri okudu. Recep Ateş
tarafından “Kız çocuğu”, Taner Cindoruk tarafından ise Yannis Ritsos’a
ait olan “Barış” isimli şiirler okundu. Etkinlikte ayrıca Behçet
Necatigil’e ait olan Sevgilerde isimli şiiri de okundu.
Etkinlik Nâzım Hikmet’in dünya
görüşüne uygun bir biçimde anılması açısından oldukça verimli ve akıcı
geçti. Böylece etkinliğe katılan çok sayıda genç insana Nâzım bir
parçada olsa tanıtılabildi.
05.06.2007
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
“Nâzım’a Şiirler Okuyoruz” etkinliği konuşma metni
Bugün komünist şair Nâzım Hikmet’in
ölümünün 44. yılı. Ölümünün üzerinden 44 yıl geçmesine rağmen Nâzım hala
yaşadığı günlerdeki gibi tartışılıyor, konuşuluyor.
Herkes Nâzım’ı kendi düşünceleri,
kendi siyaseti ve çıkarları doğrultusunda anıyor, savunuyor. Oysa
herkesin kendi Nâzım’ına karşı bir Nâzım tüm eserleri, yazıları ve yaşam
pratiği ile duruyor.
Örneğin 2002 yılında T.C. Kültür
Bakanlığı’nın finanse ettiği “Fazıl Say: Nâzım” adlı CD’de Genco
Erkal’ın okuduğu “Hapisten Çıktıktan Sonra” şirinden Nâzım’ın ermeni
soykırımına ilişkin sözleri çıkarılmış, sansürlenmiştir.
Nâzım Hikmet’in siyasi kişiliği ile
sanatçı kişiliği birbirinden ayrılamaz. Nâzım Hikmet açıkça taraf tutan,
bu tarafı da “işçi sınıfının ve sosyalizm mücadelesinin” safları olarak
belirleyen, yaşamını ve sanatını bilinçli bir şekilde bu mücadeleye
adayan, kendini komünist olarak değerlendiren bir sanatçıdır.
Genç yaşlardan itibaren “Partim”
diye adlandırdığı, dönemin Türkiye Komünist Partisi saflarında yer
almış, partisinin kendisinden yararlanmasını istemiş, örgütlü komünist
bir sanatçıdır.
Nâzım şiirleri ile Türkiye’de bir
milat olmuş, tüm eski anlayışları yıkmıştır. Ünü tüm dünyaya yayılmış,
kitapları onlarca dile çevrilmiş, birçok dilde bestelenmiş ve
söylenmiştir.
Bir sanatçı olarak Nâzım Hikmet
şairliği yanında roman, öykü, tiyatro oyunları, film senaryoları yazmış,
reji asistanlığı yapmış, sanat-edebiyat üzerine yazılar yazmış,
gazetelerde köşe yazarlığı yapmış, tüm bunların yanında resim yapmış,
çeşitli el işleriyle uğraşmış çok yönlü bir sanatçıdır.
Fakat bütün bu sanat faaliyetleri
içinde Nâzım Hikmet’i Nâzım Hikmet yapan onun şairliğidir. O 20.
yüzyılda Türk dilinin en iyi şairidir. Türkçe yazmasına rağmen onun
taraflı şiiri, onu sadece Türkiyeli emekçilerin değil, bütün dünya
emekçilerinin 20. Yüzyılda yetiştirdiği en büyük şairlerden biri
konumuna getirmiştir.
Daha ayrıntılı bilgi için Güney
Dergisi’nin Nâzım Hikmet dosyalarının yer aldığı ve konferans belgeleri
olan 20 ve 21. sayılarına bakmanızı öneririz.
“Sevdalımız Komünisttir”, o “hapis
ama zincirini kırmış” biridir.
İşçi sınıfının sanatçısı, dünya
vatandaşı Nâzım Hikmet bizlerindir. Emekçilerin, işçilerin, yolunu işçi
sınıfının yolu olarak belirleyen aydınların ve sanatçıların, devrimci ve
komünistlerindir.
Bu bilinçle sizleri, ölümünün 44.
yılında da “vatan hainliğine devam eden”, hemen yanı başımızda
burjuvaziye karşı mücadelesini sürdüren, bu büyük usta şaire “şiirler
okumaya” davet ediyoruz.
03.06.2007
GÜNEY DERGİSİ