"Sorunun esası şudur: Ya devrim yolunu seçeceğiz... ya da, bu düzenin baskılarına, haksızlıklarına boğun eğerek, şu ya da bu biçimde teslim olarak yaşamayı seçeceğiz. Bu çeşit bir seçiş, yok olmanın bir biçimidir."

• Anasayfa • Dergi Arşivi • Konular • Linkler • Abonelik • Sitede Ara •   Ziyaretçi Defteri

 

 

HEPİMİZ TECRİTTEYİZ OYUNU

TECİRİTİ UYGULAYANLARIN  KENTİ “ANKARA'DAYDI!”

 

"Hepimiz Tecritteyiz" adli canlandirma bu kez  Ankara’da oynandı. 7 Ekim  Cumartesi günü saat 13.00’de bir basın toplantısı ile başlayan oyuna yaklaşık 100 kişi katıldı.

Ankara Barosu Eğitim Merkezinde oynanan oyunun açılış konuşmasını ÇHD Genel Sekreteri ve Tecrite Karşı dayanışma Komitesi üyesi Av. Selçuk Kozağaçlı yaptı. Kozağaçlı tecriti birebir yaşadıklarını, Ftiplerini hedeflerinin neler olduğunu vurgulayarak artık hapishane isminin dahi kullanılmadığını, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Sincan İnfaz Kampusu olarak adlandırıldığını vurguladı. Artık bir hapishaneler (Sincan’da 11 tane hapishane yapılmış) kenti inşa edilmeye başladığını ve tecritin sadece içerisiyle sınırlı kalmadığını belirtikten sonra sözü oyunun yazarı Bilgesu Erenus’a verdi.  

Bilgesu Erenus bu oyunun kurallarını ben koymadım, bu kurallar yaşamımızın her alanında bize dayatılan kurallardır. Diyerek tecritin yaşamımızın her alanında varlığını sürdürdüğünü bu nedenle tecriti hapishanelerle sınırlamanın yanlış olduğunu vurguladı. Ardından Hepimiz Tecritteyiz oyununda giyilin önlükleri Başbakan, bakan ve parti başkanlarına gönderip oyuna davet edildiğini anlatan Erenus, önlükleri oyuna gelen dinleyicilere göstererek “umarız davetimizi kabul edip gelirler” dedi.  

Şair-Fotoğraf sanatçı Mehmet Özer ise basının sansürle tecriti nasıl koyulaştırdığını üstünde durdu. Her ne olursa olsun direnenler daima kazanır dedi. Mehmet Özerden sonra oyunun yönetmeni Mehmet Esatoğlu, Behiç Aşcı’nın durumunun ilişkin kaygılarını dile getirdi. Direnişin yedinci yılında olduğunu ve bedellerinin ağır olduğunu, halla da bedel ödendiğini vurguladı. Oyunun kurallarını anlattıktan sonra tecrite girecek olan aydın ve sanatçılara oyun önlükleri giydirilip alt katta bulunan tecrit hücrelerine indirildi. Gardiyanların “her şey vatan için” sloganlarıyla tutukluları hücrelere götürüldü.  

Ankara Barosu Eğitim Merkezinin girişinden başlayarak ikinci kata kadar Mehmet Aslan’ın karikatür sergisi bulunuyordu. Gelen izleyicilerin ilgiyle izledikleri bir sergide oyunu tamamlayan bir başka yandı. 

Yaklaşık 7 saat süren oyuna sanatçılar, aydınlar, çocukları tecrit altında tutulan aileler katıldı. Oyunda zaman zaman gergin zaman zaman duygulu anlar yaşandı. Oyunun yönetmeni zaman zaman bunun bir oyun olduğu uyarısında bulunmak zorunda kaldı.

Oyundan sonra oyuna katılan ve oyunda yer alanların düşüncelerini yazdıkları deftere duygularını şöyle dile getirdiler: 
Beş dakikalık şakadan/ oyundan bir tecrite dahi dayanmak mümkün, terledim, gerildim, ense kökümdeki tüyler dikildi, beynimin içinde sıcak bir basınç ve burada yarım saat nasıl geçer diye bir tereddüt ve hayalime başvurdum, kendimi uçak otobüs yolculuğunda hayal ettim, yine tıkandım, müzik çıldırtıyordu, gardiyan gerçek gardiyan, oyun diye girdim ama arkadaşım olan oyunu düzenleyenlerden nefret etmeye başladım. Allah yardımcıları olsun. Vahşet. Ölümü tercih ederim. Söz. Gücüm oldukça tecrite karşı insanlık yazarlık görevini yapmaya daha çok çalışacağım. Bu kadar pis oyun görmedim. 
Nihat Genç - Yazar 

Bir oyun da olsa (ki gerçek) eşimi evimi, sivil giysili insanları özledim.

İnsan türü varolduğundan bu yana, insani yönü ile, hayvani yönü hep çelişe, çatışa gelmiş. Bu bir süreç, inanıyorum ki insanlık kazanacak.

Bir çok şeyi unutuyoruz. Biz unuttukça da onlar anımsatıyor 
Ali Balkız- Yazar 

Bir tiyatro bölümü öğrencisi olarak deneyim kazandım. Gardiyan olarak zevk aldım. İnsan olarak acı çektim.
Velican Demirel – Öğrenci 

Bu performansta kısa bir süre kalmak bile şu anda F Tipi hapishanelerde bulunan muhaliflerin ne kadar ağır koşullar içinde yaşamak zorunda bırakıldıklarını çok iyi anlatıyor.

İşkence, 12 Mart -12 Eylül darbelerinden sonra daha da geliştirilmiş.

F Tiplerindeki koşulların muhakkak değişmesi gerekiyor. 
Oktay Etiman – Çevirmen 

Tecritteydim,
….dim çünkü şimdi çıktım. Gerçekten dayak yemedim, gerçekten işkence görmedim. Çünkü …miş gibi yapıyorduk. Sanaldı her şey. Dışarı çıkacağımı bildiğim halde sanki gerçekten cezaevindeymişim gibi hissettim bir süre sonra. 

Her şeye dilekçe yazmak, dilekçelerin sonucunu alamamak, arkadaşlarında konuşamamak, en kötüsü türküler yoktu. İğrenç müzikler dinlettiler saatlerce. Bir süre sonra dışarı çıkmak tek amacınız oluyor. Tahliye edeceğiz diyorlar, oyalıyorlar. Kimse sizi duymuyor. Bir arkadaşımdan duymuştum. Sanırım Hallac-ı Mansur’un sözü:
“Cehennem acı çektiğiniz yer değil. Acı çektiğinizi kimsenin duymadığı yerdir” 
Acun Karadağ:  Eğitim-Sen

Toplam 7 saat süren oyuna aralarında Esat Yarar, İsmail Beşikçi, Nihat Genç, Ali Yılmaz (Ekin Sanat Merkezi),Acun Karadağ (Eğitim-Sen) Kevser Çalışkan ( BES  1 Nolu Şube) Mahzuni Akbağ (Eğitim Sen) Fatma Borakoças, ( BES 1 Nolu Şube) Hasan Çağlar (Eğitim Sen) Dinçer Öztürk (Eğitim Sen 2 Nolu Şube) Mehmet Toğan (Eğitim Sen 1 Nolu Şube) Resul Tuna (Eğitim- Sen 4 Nolu Şube) , Kani Beko (Genel İş Genel Sekreteri), Erol Ekici ( Genel İş, GYK Üyesi) İbrahim Dağlı( Eğitim Sen), Mehmet Aydın (Eğitim Sen), Oktay Etiman (Çevirmen), Ali Balkız (Yazar), Mehmet Özer ( Fotoğraf sanatçısı, Şair) , Mustafa Özarslan( Müzisyen), Sezai Kaya (Tarım Okam Sen Genel Başkanı, ÇHD’li Avukatlar, tecrite Karşı Dayanışma Komitesi üyeleri, TAYAD’LI Aileler, Ankara Temel Halklar Derneği, Halkevleri, İdil Can Müzik Topluluğu, Gençlik Derneği üyeleri, ATO temsilcisinin de bulunduğu 100 kişi katıldı.

 


mail@guneydergisi.com

GÜNEY Üç Aylık Kültür-Sanat-Edebiyat Dergisi
K Ü N Y E, Abone ve İlan Koşulları

Bu sayfa en son 11.11.2006 tarihinde güncellendi.

Güney dergisinde ve sitesinde yayınlanan tüm yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

@