Adil Okay
‘Dilsiz kalabalıklarda büyür yalnızlığım / Postal sesleri boğar
türkülerimizi / Bir gecede büyüyen Filistinli çocuklar / İntifada biçer
mayın tarlalarında / Kutsal topraklar utanır / Ben utanırım
çaresizliğimden / Sınırları zorlarım / Taş doldurup ceplerime’
Corc Habaş namı diğer El Hekim öldü. Filistin yasta. Ben yastayım.
Yaşayan idollerimden-yoldaşlarımdan biri daha hayatını kaybetti. Bilge
doktorumuz Corc Habaş dün hayata veda etti. Bize veda etti. Onunla ilk
ve son görüşmemiz Beyrut’ta FHKC merkezinde olmuştu. 1981 yılında
onunla karşılaştığımda ben 24 yaşında bir delikanlıydım o ise bir tarih,
bir efsaneydi. Kısa bir süre sohbet etmiştik. Türkiye, 12 Eylül cuntası,
idamlar ve FHKC kamplarında kalan bizim sorunlarımız üzerine
konuşmuştuk. Doğaçlama, kendiliğinden bir karşılaşmaydı. Heyecanlanmış
ve sevinmiştim onu görünce. Ayrılırken beni öpmüş ve ‘Allaha ısmarladık’
demişti. O gün bu gündür çok severim vedalaşırken söylenen bu değimi.
Tanrılara ya da doğaya, başka bir hayatta, başka bir boyutta yeniden
görüşebilme umudu ısmarlamak. Dilek tutmak.
Bir daha da görüşememiştik. Beni etkileyen iki Filistin liderinden
biriydi Corc Habaş. Diğer lider de aynı siyasi görüşte olmadığım halde
takdir ettiğim ve ölümü üzerine ‘güle güle Ebu Ammar’ başlıklı bir yazı
yazarak selamladığım Yaser Arafat’tı. O yazımda şöyle demiştim:
“Yıl 1990. Corc
Habaş Paris’e tedaviye gelir. Arafat, Habaş’a, ’Hırıstiyan ve kendisine
muhalif bir Filistinli’ olduğu halde destek olur. İsrail’in Fransa’yı
Habaş konusunda, ’Bir teröristi topraklarınızda barındırıyor, tedavi
ediyorsunuz’ notalarıyla sıkıştırdığı bir dönemde, başta Yaser Arafat
olmak üzere tüm Filistinliler, Corc Habaş’ın arkasında kenetlenirler.
Asıl terörist olan İsrail Devleti’dir. Corc Habaş İsrail siyonizmine
karşı savaşan bir kahramandır.“
Daha bir hafta önce arkadaşlara, yeni bitirdiğim ‘12 Eylül ve Filistin
güncesi’ başlıklı 350 sayfayı bulan kitap çalışmama Corc Habaş’ın bir
önsöz yazmasının ne kadar iyi olacağını söylemiştim. Sonra onun hasta ve
ulaşamayacağım bir yerde olduğunu düşünüp yine Beyrut’ta tanıştığım
Leyla Halid üzerinde durmuştum. Corc Habaş’a önsöz yazdıramadım, kitabım
da henüz yayınlanmadı. Şimdi içim kan ağlayarak ekler bölümünde yer alan
Filistin kronolojisini değiştirmek, El Hekim’in ölüm haberini vermek
zorundayım.
‘Son
cephelerden sonra nereye gideceğiz
son gökyüzünden sonra nereye uçmalı ki kuşlar
nerede uyur ki bitkiler son nefes havadan sonra
kızıl buhar ile yazacağız adımızı
kanımızla bitireceğimiz şarkıdan çekeceğiz ellerimizi
burada öleceğiz bu son geçitte
burada, tam burada can verecek zeytin ağacına kanımız’
El
Hekim öldü. Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’ın
yardımcılarından Nabil Abu Rdaniye “tarihsel bir
önderdi” diye nitelediği Habaş için üç günlük yas ilan edildiğini
duyurdu.
Hamas’ın önde gelen sözcülerinden Muhammed Nazal da Şam’da Habaş’ın
ölümünün Filistin davası için “büyük bir kayıp” olduğunu söyledi. "Dr.
Habaş yalnızca bir Filistinli grubun kurucusu değil, Filistin’in ulusal
liderlerinden biriydi.”
Corc Habaş FHKC'yi Aralık 1967'de, İsrail'in Mısır, Ürdün, Suriye ve
Irak birleşik güçlerini ezici bir yenilgiye uğratmasının ardından
kurmuştu. Habaş 1969'da verdiği bir mülakatta bu yenilginin kendisini
Vietnam'daki Marksist gerillalarınkine benzer bir strateji benimsemeleri
gerektiğine ikna ettiğini söylemişti. “1967'den sonra şu inkar edilemez
gerçeğin farkına vardık ki, Filistin'in kurtuluşu için Çin ve Vietnam
örneklerini, izlememiz gerekiyordu." "Cephe'nin mücadelesi" diyordu
Habaş, "yalnızca Filistin'i Siyonistlerden kurtarmak değil, Arap
dünyasını da Batılı sömürge yönetiminin artıklarından kurtarmak
içindir." Habaş, "Bütün Arap devrimcileri Marksist olmalı"
düşüncesindeydi, "çünkü Marksizm işçi sınıfının özlemlerinin
ifadesidir."
El Hekim öldü.
Ama Küçük Generaller büyüyor.
‘’Onlar 12-13 yaşındaki çelimsiz gövdeleriyle tankların karşısına
dikilen, Filistin yurdunun geleceği…. Onlar kendi topraklarına yabancı
ve sürgün, işgal çocukları.
Oyunla ölümü, doktor mühendis olma idealiyle savaşı,
geleceksizleştirilmeyle geleceği kurma kararlılığını birbirine karmış,
kırılgan dengeli topraklarında oynanan haysiyetsiz kumara, bedenleriyle
direnen ‘küçük generaller’…
İsrail oğullarının ‘David ve Goliath’
söylencesini tersyüz eden adsız intifada kahramanları. Siyonist İsrail
tanklarının karşısına kocaman yüreği ve küçücük elleriyle kavradığı
taşla dikilen 14 yaşındaki Farish Qudeh gibileri….
Evet ‘küçük generaller kazanacak’’
Kaynakça:BİA Haber Merkezi – Amman.
27 Ocak 2008, Pazar.
adilokay@hotmail.fr
Adil Okay
Mahmut Derviş
Rivayet odur ki, binlerce yıl önce Kudüs’e
girmek isteyen İsrail oğulları’nın içinden 12 yaşındaki Davut isimli bir
çocuk, pagan Filistinlilerin insan azmanı Golyat’ın tam alnına nişan
alıp, sapanla attığı taşla onu yere yıkmış ve kazanmıştı…ve şimdi
rivayetsiz yaşanan İsrail askerlerinin elinde modern silahlar,
Filistinli bebelerin ellerinde de taşlar ve sapanlar var .
İsyanın Adı
Filistin - Yücel Demirer, Sibel Özbudun