Ziyaretçi Defterinden

Üye Özel Menüsü

İçerik Tıklama Görünümü : 2834373
Şu anda 356 konuk çevrimiçi

Giriş Yap



Hakkımızda
PDF Yazdır e-Posta

Ve 50. sayıya ulaştığımız bu sayı ile dönüp Mayıs’97’de yayınlanan ilk sayımızın “Çıkarken” başlıklı yazımıza bakmaya gerek duyuyoruz.

“Elinizdeki dergi bizim ilk sayımız olmakla birlikte GÜNEY, yeni yayınlanmaya başlayan bir dergi olarak görülmemeli...

Güney 50. Sayıya Ulaştı

1993-97 tarihleri arasında yurtdışında yayınlanan "GÜNEY Kültür - Sanat - Edebiyat" isimli derginin isim, görev ve hedeflerini üzerlenerek yayın hayatına başlıyoruz. "GÜNEY Kültür - Sanat - Edebiyat" dergisinin bugüne kadar çıkan 14 sayısının mirasçılarıyız.” Bunun yanında GÜNEY, 1970’li yılların sonlarında Yılmaz Güney’in yayınladığı GÜNEY Dergisi’nin -bu dergi döneminde koşullarına bağlı olarak Yılmaz Güney’in daha çok siyasi ağırlıklı makalelerini yayınladığı bir dergiydi. Daha sonra dergi mahkeme kararıyla kapatılır ve Yılmaz Güney dergide yayınlanan yazılardan dolayı onlarca yıllık hapis cezalarıyla yargılanır- ismini taşıyarak, bu onurlu mirası da geleceğe taşımaktadır.
“Biz "GÜNEY Kültür - Sanat - Edebiyat Dergisi"nin ismini olduğu gibi, bu derginin sayılarında yer alan doğru görüşleri derinleştirme-yetkinleştirme görevini de devralıyoruz. (…) Sınıflı toplumlarda kültür ve sanatın, sınıf savaşımının en yoğun yaşandığı alanlardan birisi olduğu açıktır. Biz bu savaşımda tarafsız değiliz. Bu mücadelede GÜNEY'in yeri, burjuvaziye karşı, işçi sınıfı ve ezilenlerin yanıdır.”
“(…) GÜNEY, bir yandan kültür ve sanat alanında burjuva bakış açışını, uygulamalarını, etkilerini görüp gösterme, hakim sınıfların bu alandaki saldırılarına karşı mücadele etme; diğer yandan özlemini çektiğimiz sosyalist toplumun kültürünün-sanatının temel noktalarını kitlelere götürme, sosyalizmin bu alandaki kazanımlarını savunma, geliştirip güçlendirme ve geleceğe taşıma görevlerini yerine getirmeye çalışacaktır.” (…) “Dergimizin kapıları; gönderilen yazılar veya eserler ırkçı, milliyetçi, erkek şovenisti, gerici, faşist içeriğe sahip olmama şartıyla herkese açıktır.”

GÜNEY yayınlandığı ilk sayıdan itibaren bu mirasa ve hedeflerine uygun olarak yol aldı. Yılmaz Güney’e ve onun eserine yapılan çirkin saldırılarına yanıt verdi, onun görüşlerinin yaygınlaşması için gerekli tüm çabayı gösterdi.
GÜNEY ilk sayıdan itibaren yurtdışında yayınlanan 14 sayının mirasını devralarak, bu sayılarda yayınlanan yazılardaki-dosyalardaki “doğru görüşleri derinleştirme-yetkinleştirme görevini” yerine getirdi.
Bunlar “Hangi kültür mirasına sahip çıkıyoruz?”, “Sovyetler Birliği deneyiminde öne çıkan bazı noktalar”, “Ulusal Kültür”, “Büyük Proleter Ekim Devrimi ve Kültür” ve “Parti Örgütü ve Parti Yazını” isimli dosyalardı. Bu dosyalar yanında “Leninci yansıma teorisi”, Türkiye’de kültür ve kültür politikası”, “Sosyalist Gerçekçilik”, “Türk(iye) sineması ve Yılmaz Güney”, “Nazım Hikmet şiirinin biçimsel özellikleri” ve “Sevdalınız Komünisttir!”, “İşçi Kültürü”, “100 yıl relativite teorisi: Albert Einstein”, “Şeyh Bedrettin kimdir? Araştırmalar, değerlendirmeler –I-II”, “Jack London ve başka dünya özlemi”, “Sonsuzluğu yaşayan hayalperest: Shakespeare”, “Azınlık Edebiyatı” ve hala süren “Dinini… ve Kitabını… iyi tanı!” isimli birçok dosya yayınlandı. (Bkz. "Dosyalar")
Ancak GÜNEY bu dosyaları hazırlarken, kendini sadece yayıncılık ile sınırlandırmadı. Bazı dosya konuları üzerine “Kültür Konferansları” düzenlendi, dosya konuları-tezler tartışmaya açıldı. Yapılan tartışmalar doğruyu, gerçeği bulmaya yönelik olarak dergi sayfalarında sürdü. Bu anlamda GÜNEY tek doğrunun kendi söyledikleri olmadığının bilincinde olarak, tezlere getirilen onlarca eleştiri yazısını da yayınladı. Gelen eleştirileri yayınlayabilme tavrı bugünde sürdürülmekte, sürmektedir. Bu tavrıyla GÜNEY sosyalist kültür yaklaşımını ortaya koymuştur.
Okurlarıyla buluşma, sosyalist kültürü emekçi kitlelerle buluşturma isteği kendini düzenlenen diğer etkinliklerde de göstermektedir. Yılmaz Güney’in ölümünün 15. ve 20. yıldönümlerinde yurtiçinde ve yurtdışında düzenlenen anma geceleri bunun en güzel örneğini vermektedir.
GÜNEY aynı zamanda Lunaçarski’nin, Plehanov’un, Yılmaz Güney’in, Nazım Hikmet’in, Lenin’in, Tina Modotti’nin, Bertolt Brecht’in, Tevfik Fikret’in, Georg Lukacs’ın, Dostoyevski’nin, Marx’ın, Mayakovski’nin ve daha onlarca sanatçının, komünist önderin kültür-sanat üzerine görüşlerinin, anlayışlarının incelendiği, hatalarının eleştirildiği dosyalar yayınladı. Bu dosyalar ile kültür-sanat-edebiyat alanında eser vermiş birçok sanatçının yaşamöyküsü, sanata bakış açıları okurlarla buluşturuldu.
Tüm bu dönem boyunca devletin baskısı da eksik olmadı. Dergimizde yayınlanan birçok yazı için, davalar açıldı, para ve hapis cezaları verildi. Buna rağmen doğru bildiğimiz yoldan şaşmadık, yayın faaliyetimize devam ettik.
Ancak tüm bunların yanında kendi eksikliklerimiz, gideremediğimiz sorunlarımız da yok değil. Bizce en önemli eksikliğimiz okurlarımızdan yoğun talep olmasına rağmen dergimizin hala üç ayda bir yayınlanıyor olması. Elbette bu bizim istediğimiz bir durum değil. Bu sorunu aşabilmek için sürekli tartışma yürütüyor, durumu değerlendiriyor olmamıza rağmen sağlıklı bir çözüm bulabilmiş değiliz. Bunun bir nedeni de dağıtım sorunu. Bilindiği gibi dağıtım tekellerinin, yüksek dağıtım ücreti talepleri üzerine bayi dağıtımından çekildik. Şu anda dergimiz GÜNEY birkaç merkez dışında bayi ve kitapevlerinde bulunamıyor. Buna bağlı olarak birçok bölgedeki okurlarımıza (abonelik dışında) ulaşamıyor olmamız diğer en önemli eksikliğimiz. Bu durum amaçladığımız gibi “geniş kitlelerle buluşma” isteğimizi büyük oranda engelliyor.
Bir diğer eksikliğimiz ise yayınladığımız şiirlerde kendini gösteriyor. Özellikle son sayılarımızda az sayıda şiire yer vermiş olmamız, bizi de rahatsız eden bir durum. Yayınlanan bazı yazıların/dosyaların çok uzun olması, bu nedenle dergi sayfalarının büyük bir kısmının birkaç yazı ile dolu olması nedeniyle, daha az sayıda genç şaire ve şiire yer verebiliyoruz. Ancak önümüzdeki dönemde bu sorunu aşabileceğimizi düşünüyoruz.
Eksikliklerimizin de bilincinde olarak “Çıkarken” belirttiğimiz birkaç noktayı hatırlatarak yazımıza son veriyoruz: “Sınıflı toplumlarda kültür ve sanatın, sınıf savaşımının en yoğun yaşandığı alanlardan birisi olduğu açıktır. Biz bu savaşımda tarafsız değiliz. Bu mücadelede GÜNEY’in yeri, burjuvaziye karşı, işçi sınıfı ve ezilenlerin yanıdır.” (…) “GÜNEY; yazar ve çizerlerimizin, okurlarımızın duyarlılığı; birlik ve dayanışmasıyla gelişip güçlenecek; üzerlendiği görevleri yerine getirebilecektir. Bu yüzden dergimize emeği geçen, okuyan, dağıtan herkesten duyarlılık ve özveri bekliyoruz.” (…) “Kültür, sanat ve edebiyat cephesinde GÜNEY’i, güçlü bir mevzi haline getirmek için elele!”
GÜNEY’in 50. sayıya ulaşmasında emeği geçen tüm okurlarımıza ve yazarlarımıza, GÜNEY’i dağıtanlara, destek olanlara sonsuz teşekkürler.

GÜNEY